Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1641 E. 2026/1017 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1641
- Karar No
- 2026/1017
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1641
KARAR NO : 2026/1017
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/05/2023
NUMARASI : 2019/543 Esas - 2023/369 Karar
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 28/08/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/06/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında satışa dayalı ticari ilişkiden 19.266,99-USD alacağın tahsili için Bursa 6. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı paraya dayalı olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen faturaların o günkü döviz kuru belirtilerek TL olarak kesildiğini, fatura tarihindeki kur ile ödeme günündeki kurun farklı olmasından dolayı kur farkı oluştuğunu ve müvekkilinin kur farkı faturası düzenlediğini, müvekkilinin ticari teamül gereği davalıya önce proforma düzenlediğini, proformanın kabulü halinde kararlaştırılan malların sevkinin gerçekleştirildiğini, proformaların imzalanarak davalı tarafından kabul edildiğini, müvekkilinin alacağının kur farkından kaynaklandığını, davalı tarafça kur farkı nedeniyle düzenlenen faturaların iade edildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki anlaşma uyarınca USD olarak ödeme yapılması gerektiğini, ancak davalının müvekkiline TL çekleri verdiğini, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişkinin cari hesaba müstenit olduğunu, davalının takip tarihi itibariyle müvekkiline 19.266,99-USD borcu bulunduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında ticari mal alım satımından kaynaklı bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından bu ilişkiden kaynaklı borçların gereği gibi ifa edildiğini, ancak davacı tarafından haksız yere sözleşme ilişkisinin aksine şekilde fatura kesilerek kur farkı adı altında borç çıkarıldığını, müvekkilinin fatura borçlarını çek aracılığıyla ödediğini, davacı tarafın ödeme aracı olarak kullanılan çekleri kabul ettiğini, ancak davacı tarafın Yargıtay'ın yerleşik içtihadının aksine haksız olarak çek ile yapılan ödemelere kur farkı faturası kestiğini, müvekkiline karşı ileri sürülen bu faturanın müvekkili tarafından 01.02.2019 tarihli ihtarla iade edildiğini belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalının davacı ile davalı arasında karşılıklı teyitleşerek imzalanan proforma faturalarından taraflar arasındaki fatura kesiminde kur farkı uygulamasının kabul edildiği, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine istinaden davalı şirketin davacı şirkete çek ile yapılan ödemelerde, çekin veriliş tarihi ile ödeme vadesindeki kurlarda meydana gelen değişikliklerden dolayı kur farkının oluştuğu, somut olayda davacının kestiği proforma faturasında vade farkı uygulanacağı yazılı olup, bu faturanın davalı tarafından ticari defterlere kaydedilmesinin sadece bu fatura yönünden vade farkı sözleşmesi yapılmış olduğunu göstereceği, ayrıca davalının bu proforma faturaları kabul ettiği, vade farkı alacağının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, çeklerle yapılan ödemede vade farkı istenemeyeceğine ilişkin Yargıtay kararlarının taraflar arasında teamül gereği olan ödemeler için geçerli olduğu, davaya konu fatura yönünden vadenin dolduğu, cari hesap yönünden alacağın oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Bursa 6.İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin takip şartlarındaki hali ile aynen devamına, hükmedilen alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 102.795,17-TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; Mahkemece taraflar arasındaki vade farkı konusunda sözleşme yapıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu tespitin hukuka aykırı olduğunu, kararda müvekkili ile davacı arasında kur farkı uygulaması bulunmadığının açıkça belirtildiğini, buna rağmen mahkemenin proforma faturadaki ibare ile vade farkı hususunda anlaşma bulunduğunu kabul ettiğini, proforma faturaların VUK uyarınca teklif niteliğinde olduğunu, gerçek borç alacak ilişkisini temsil etmediğini, borçlar hukuku bakımından icaba davet niteliğinde olan proformalara dayalı olarak vade farkı anlaşmasından söz edilemeyeceğini, bu nedenle mahkemece proforma faturalara dayalı olarak taraflar arasında kur farkı uygulamasının bulunduğuna dair tespitin hatalı olduğunu, ayrıca mahkemenin çekle yapılan ödemelerden dolayı vade farkı istenemeyeceğine ilişkin Yargıtay içtihatlarına aykırı karar verdiğini, çekle yapılan ödemeler nedeniyle kur farkı istenemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, yabancı paraya dayalı ticari ilişkiden kaynaklı bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz iptali istemine ilişkindir.
TBK'nın 99. maddesi "(1. fıkra) Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. (2. fıkra) Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. (3. fıkra) Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında yabancı para üzerinden mal satışına dair devam eden ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıya sattığı mallar için USD karşılığı gösterilmek suretiyle faturalar düzenlediği, davalının da bu faturalara ilişkin TL üzerinden düzenlediği çeklerle ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının düzenlediği her bir faturada proforma faturalara atıf yapılmıştır. Davalının da imzasının bulunduğu ve bu şekilde sözleşme haline geldiği anlaşılan her bir proforma faturada ödemelerin sevkiyat öncesi veya sonrası çeklerle yapılacağı belirtilmiş, ancak "...USD satışlarda, USD havalesi gönderilecektir, TL havale gönderilmesi halinde... AŞ'nin bankalarından bağladığı kur geçerlidir" ve "...Kur riski alıcıya aittir. Faturamız fatura tarihi TCMB Döviz Satış kuru üzerinden tanzim edilir. Eğer fatura tarihi ile ödeme tarihi arasında döviz kuru artmışsa ve TL cari hesabınız alacak bakiyesi veriyorsa KDV dahil olmak üzere kur farkı faturamızın tarafınıza tanzim edilir. Döviz kuru düşmüşse ve TL cari hesabınız borç bakiyesi veriyorsa KDV Dahil olmak üzere kur farkı faturanız tarafınızdan şirketimize kesilecektir..." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu durumda her iki tarafında kabulünde olan ve sözleşme haline gelen proforma faturalara göre mal bedelinin USD olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yine ödemelerin çekle yapılacağı kararlaştırılmasına rağmen kurda değişikliklerin dikkate alınacağı açıkça belirtilmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede yer verilen bu düzenleme nedeniyle davalının ödemeleri çekle yapmış olması davacının kur değişikliği nedeniyle oluşan bakiye alacağını istemesine engel görülmemiştir.
Öte yandan; Vergi Usul Kanunu gereği ticari defterlerin TL cinsinden tutulmasında zorunluluk bulunduğundan, bu durum alacağın döviz üzerinden istenmesine veya kur farkı tahakkukuna engel değildir. Yabancı paraya endeksli ticari ilişkide defterlerin TL olarak takip edilmesi nedeniyle kur farkı tahakkuku zorunluluk arz etmektedir. Proforma faturada yer alan sözleşme hükümleri ve satış faturasında yer alan kayıtlar doğrultusunda, ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabul edilerek, Türk Lirası çekler ile yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden yabancı paraya çevrilerek, bakiye alacağın tespit edilmesi gerekmektedir. 31/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda bu minvalde yapılan değerlendirmede davacının 19.464,16-USD bakiye alacağı tespit edilmiştir.
Bununla birlikte, davacının talebi kur değişiklikler nedeniyle oluşan bakiye alacak kaynaklanmaktadır. Vade farkı ise ödemenin peşin değil ileri bir tarihte yapılması sebebiyle satıcının maliyetini karşılamak üzere fiyata eklenen tutardır. Davacının vade farkına dayalı bir talebi bulunmadığı halde mahkemece kararda vade farkı çerçevesinde gerekçeye yer verilmesi yerinde olmamıştır. Yine, mahkemece davanın takip talebindeki şartlarda devamına karar verilmiş ise de davacının takip talebinde USD alacağa değişen oranlarda avans faizi talep ettiği nazara alındığında kararda alacağa uygulanacak faiz türünün açıkça gösterilmemesi tereddüte neden olacak niteliktedir. Hükmün hiç bir tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık ve anlaşılabilir olması HMK m.297 gereği olup re'sen dikkate alınması gereken bu nedenden ötürü davalı vekili vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; hükümde tereddüte neden olacak şekilde uygulanacak faiz türünün gösterilmemesi ve vade farkı ile ilgili gerekçeye yer verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davalının itirazının iptali ile takibin hükmedilen alacağa takip tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek devamına, hükmedilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 102.795,17-TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davacı vekilinin şartları oluşmayan HMK m.351 gereği tazminat ödenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 10/05/2023 tarih 2019/543 Esas - 2023/369 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kabulü ile; davalının Bursa 6.İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 19.266,99 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince kamu bankalarınca 1 yıl vadeli dolar cinsi mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilerek devamına,
Hükmedilen alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 102.795,17-TL'nin %20'si oranında 20.559,03-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacı vekilinin HMK m.351'e dayalı olarak ileri sürdüğü tazminat talebinin reddine"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;
"Alınması gereken 7.673,03-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 1.404,28-TL, icra dosyasına yatırılan 513,98-TL olmak üzere toplam 1.918,26-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 5.754,77-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 1.962,66-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti ve 292-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.292-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı lehine taktir olunan 17.848,98-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"
Yatırılan 2.099,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya iadesine,
Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/06/2026