Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1789 E. 2026/1019 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1789
Karar No
2026/1019
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1789

KARAR NO : 2026/1019

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/01/2023

NUMARASI : 2021/715 Esas - 2023/60 Karar

DAVA: Alacak

DAVA TARİHİ: 22/11/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/06/2026

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili firmanın dava dışı ...'den aldığı ihale kapsamında ...'nin İzmir'de bulunan tesisleri için ... marka ...model cihazın teslimi ve kurulumu konusunda davalı ile anlaştıklarını, bu anlaşma gereği davalı firmaca söz konusu cihazın ... tesislerine getirilerek kurulumunun yapıldığını, ardından ... tarafından hem müvekkilinin hem de davalıya karşı cihazın arızalı olması sebebiyle bedel iadesi istemiyle dava açıldığını, İzmir 13. ASLHM'nin 17/11/2015 tarihli 2014/64 E. 2015/404 K. sayılı ilamıyla kazanın ayıplı olduğundan bahisle davalılardan ... firmasına yapılan ödemenin ...'ye iadesine, diğer davalı ... ...AŞ yönünden ise davacı ile diğer davalı arasında yapılan sözleşmede taraf olmadığından davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davanın kesinleşmesi akabinde mahkemece hükmedilen bedel ve tüm fer'ilerin müvekkili tarafından ...'ye 4 taksitte ödendiğini, ardından müvekkilinin bedelin iadesi istemiyle davalıya başvurduğunu, bahsi geçen davadaki bilirkişi raporunda davalıdan alınan kazandaki hasarın kullanım kaynaklı olmadığının ve imalata dayalı olarak meydana geldiğinin tespit edildiğini, dava konusu malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile saptandığını, dava konusu ürünlerin ayıplı veya arızalı olmasından dolayı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek 90.010,85-TL bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek olan ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili; dava dışı ...'nin taleplerinin zamanaşımına uğradığı halde davacı tarafından İzmir 13 ASLHM'deki dava dosyasında zamanaşımı defiinde bulunmadığını, davacının zamanaşımına uğramış alacağı kendi kusuru ile ödediğini, yine eldeki davada da alacağın zamanaşımına uğradığını, bahsi geçen kazanla ilgili geçici kabulün 20/12/2010 tarihinde yapıldığını, söz konusu davanın ise 2014 yılında açıldığını, bahsi geçen davanın müvekkili yönünden husumet nedeniyle reddedilmesi nedeniyle müvekkilinin zamanaşımı definin değerlendirilmediğini, davacının süresi içinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yine ... tarafından davacıya süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını, davacının bu yönde savunma yapmadığını, dava konusu kazanda ayıp bulunmadığını, arızanın kazan içindeki suyun şartlandırılmamış olmasından kaynaklandığını, müvekkilinin zarardan sorumlu olmadığını belirterek, ayrıca ayıp malın müvekkiline iadesi ya da sovtaj düşümü yapılması gerektiğini, müvekkilinin vekalet ücreti ve faizden de sorumlu tutulamayacağını, borcu ödemeyen davacının kendi tercihinden kaynaklanan zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; alacağın 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğu, rücu hakkının İzmir 13. ASLHM'nin 2014/64 E. sayılı hüküm tarihi olduğu, bu tarihten itibaren on yıl geçmediğinden alacağın zamanaşımına uğramadığı, anılan ilamda eldeki davanın tarafları arasında satım sözleşmesi bulunduğunun tespit edildiği, bu tespitin Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, yine satıma konu ... marka ...model kazanın durumu itibariyle gizli ayıplı mal olarak davacıya (dava dışı ...'ye) satıldığı hususunda da kesinleştiği, gizli ayıbın kötü ifa kapsamında borcun gereği gibi yerine getirilmemesi kavramı altında değerlendirilmesi gerektiği, davacının dava dışı ...'ye 25/12/2019 tarihinde 32.207,18-TL, 24/01/2020 tarihinde 20.013,07-TL, 25/02/2020 tarihinde 20.097,15-TL ve 23/03/2020 tarihinde 20.100,36-TL olmak üzere toplam 92.417,76-TL ödediği, davalının bu miktardan anılan gerekçelerle sorumlu olacağı, davacının İzmir 13. ASLHM'nin 2014/64 sayılı dosyasında zamanaşımı def'inde bulunmamasının davalının borcun gereği gibi yerine getirilmemesindeki kusuruna ve zararın oluşumuna etkisinin bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edilmiş ise de davalının davacıya karşı dava dışı kuruma ödeme tarihlerinde temerrüte düşmediği, alacağın kaynağının belirtildiği gibi ayıplı ifa nedeniyle genel hükümlere göre açılan rücuen tazminat olması nedeniyle dava dışı kuruma ödenen miktar yönünden davalının temerrüte düşmesi için davalıya ihtar çekilmesi gerektiği, dosyada dava tarihinden önce davalıya ihtar çekildiği yönünde herhangi bir delil bulunmadığı, bu sebeple davacının davanın açılmasıyla temerrüte düştüğü, tarafların tacir olması nedeniyle alacağa ticari faiz işleyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 90.010,85-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 22/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili; davacının zamanaşımına uğramış borcu kendi kusuru ile ödediğini, davacının ...'nin açtığı davada zamanaşımı defi ileri sürmediğini, davaya konu arızanın tesisat suyunun uygun referans değerlerinde olmamasından kaynaklandığını, tacir olarak gözden geçirme ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının ayıp iddiasını somut delillere dayandıramadığını, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, alacak kalemlerinin tamamının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, ...'nin açtığı davada karar verildiği 17/11/2015 tarihinde ödeme yapılmaması kaynaklı faiz alacağına davacının sebebiyet verdiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden de müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava, satış akdinin ihlalinden kaynaklanan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Somut olayda davacının dava dışı ... 2. Bölge Müdürlüğü Tesislerinin Doğalgaz Dönüşüm ve mevcut tesisatın yenilenmesi işi ihalesini davacı şirketin ediminin ifası kapsamında, davalı şirketten tedarik ettiği sıcak su kazanının 13/01/2011 tarihinde devreye alındığı, kazanın arızalanması üzerine ... tarafından davacı ve davalıya karşı açılan İzmir 13. ASLHM'nin 2014/64 E. Sayılı davasında 17/11/2015 tarihli 2015/404 K. Sayılı kararla davacının davalıdan satın aldığı kazanın ayıplı olduğu tespit edilerek satış bedeli 45.336,47-TL'nin ödendiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacı ...'den tahsiline, davalı yönünden ise davanın husumetten dolayı reddine karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle 27/05/2019 tarihinde kesinleştiği, davacının dava dışı ...'ye 25/12/2019 tarihinde 32.207,18-TL, 24/01/2020 tarihinde 20.013,07-TL, 25/02/2020 tarihinde 20.097,15-TL ve 23/03/2020 tarihinde 20.100,36-TL olmak üzere toplam 92.417,76-TL ödediği, eldeki davada alacağın 90.010,85-TL'lik kısmının talep ettiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davanın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de davacının alacağı dava dışı ...'ye ödeme yaptığı tarihte muaccel olduğundan zamanaşımı ödeme tarihinden itibaren işleyecektir. Buna göre değerlendirme yapıldığında iş bu davanın açıldığı 22/11/2020 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır. Davacının davalıdan satın aldığı sıcak su kazanının ayıplı olduğu İzmir 13. ASLHM'nin 2014/64 E. 2015/404 K. Sayılı davasında tespit edilmiş olup bahsi geçen kararın kesinleştiği nazara alındığında davalının kazanın kullanım hatasından kaynaklandığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan ...'nin arızalar nedeniyle yetkili servise başvurduğu, yine ayıbın giderilmesi için davalıdan da talepte bulunduğu nazara alındığında ayıp ihbarında bulunulmadığına yönelik itirazlar yerinde değildir.

Davacının İzmir 13. ASLHM'nin 2014/64 E. 2015/404 K. Sayılı davasında zamanaşımı definde bulunmadığı ve gerektiği gibi savunma yapmadığı ileri sürülmüş ise de davacının rücu talebinin dayanağı davalının davacıya ayıplı ürün tesliminden kaynaklanmaktadır. Somut olayda zarar davalının ayıplı ürün tesliminden doğmuştur. Dolayısıyla davacının, kendi davalısı olduğu dava dosyasında zamanaşımı defiinde bulunmaması, davalının ayıplı ifada bulunması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Kaldı ki eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesi hükmü geçerli olup ...'nin 12/12/2013 tarihinde açtığı davada zamanaşımı gerçekleşmemiştir. Davalının, zamanaşımına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Davacının mahkemenin kararı ile hükmedildiği şekilde 45.336,47-TL mal bedeli, 2.21,03-TL yargılama gideri, 5.287,01-TL vekalet ücreti ve 39.330,84-TL faiz ödemesi yapmak zorunda kaldığından, davalının ayıplı ifası nedeniyle katlanmak zorunda kaldığı bu zararın davalı tarafından tazmini gerekir. 818 S.lı BK'nın 205. maddesi gereğince satıcı, kendisine hiç bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe müşterinin diğer her türlü zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Her ne kadar ayıp malın iade edilmesi ya da sovtajının düşülmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de İzmir 13. ASLHM'nin 2014/64 E. 2015/404 K. Sayılı davasında davacı ya iadesine karar verilen herhangi bir mal bulunmadığı anlaşılmakla davalının bu istinaf nedeni de haklı bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 6.148,64-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.538-TL harcın mahsubu ile kalan 4.610,64-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1789, K. 2026/1019, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1789-e-2026-1019-k-6947e5f4c980