Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/414 E. 2026/1454 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/414
- Karar No
- 2026/1454
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/414 KARAR NO : 2026/1454
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2023 NUMARASI : 2023/101 Esas - 2023/1004 Karar DAVANIN KONUSU : İstirdat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/09/2026 KARAR YAZIM TARİH İ :25/09/2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/12/2023 tarih 2023/101 Esas 2023/1004 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın 26.07.2022 tarihinde neden olduğu ileri sürülen kaza sonucunda ... plakalı araç için yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla davalı tarafından Torbalı İcra Müdürlüğünün 2022/6325 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, sürücü....’in beyanına göre aracın ...’a ait direğe çarpmasının söz konusu olmadığını, olayda kusur varsa kabloların bakımından sorumlu olan ....’a ait olduğunu, müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini ve rücu koşullarının oluşmadığını ileri sürerek takip konusu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, yargılama sırasında takip borcunun ödenmesi üzerine 11.10.2023 tarihli duruşmada taleplerinin istirdada dönüştüğünü bildirmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait .... plakalı aracın müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalı olduğunu, aracın kablolara takılması sonucunda kopan kabloların yayaya, kabloların bağlı bulunduğu direğin ise .... plakalı araca zarar verdiğini, zarar görene 25.08.2022 tarihinde 23.680,22 TL hasar bedeli ve 23.09.2022 tarihinde 3.359,56 TL değer kaybı ödendiğini, sürücünün olay yerinden ayrıldığının kendi beyanıyla da sabit olduğunu, ZMMS Genel Şartlarının B.4/f maddesi gereğince sigortalıya rücu koşullarının oluştuğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 19.09.2021–19.09.2022 tarihleri arasında geçerli ZMMS poliçesi bulunduğu, davacı şirket sürücüsünün beton pompası bomlarını tam kapatmadan seyretmesi nedeniyle telekom kablolarına takılarak direğin kırılıp sürüklenmesine ve dava dışı araca çarpmasına, kablo ve direğin yayaya zarar vermesine sebebiyet verdiği, sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu, zarar gören araç sürücüsü ve yayanın kusursuz oldukları, davalı tarafından ödenen toplam 27.039,78 TL hasar bedeli ve değer kaybının gerçek zararı aşmadığı, bu tutar ile 253,22 TL işlemiş faizin tahsili amacıyla başlatılan takibin kesinleştiği ve yargılama sırasında yapılan ödeme üzerine davanın istirdada dönüştüğü, sürücünün haklı bir neden bulunmaksızın olay yerini terk ettiği, ZMMS Genel Şartlarının B.4/f maddesindeki rücu koşullarının oluştuğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda sürücünün beton pompası bomunu tam kapatmadan seyre geçtiği ve telekom teline takıldığını fark etmeden yoluna devam ettiğinin belirtildiğini, sürücünün de olay günü alınan ifadesinde aracın yüksekliğinin standart ölçülerde olduğunu, sıcaklığın etkisiyle sarkan kabloların araca takılmış olabileceğini, kabloların takıldığını görmediği için yoluna devam ettiğini açıkladığını, olayın bomların tam kapanmaması ve tellerin gereğinden fazla sarkık olması sonucunda gerçekleştiğini, kazayı fark etmeyen sürücünün olay yerini bilerek ve isteyerek terk ettiğinin söylenemeyeceğini, bu ayrıksı durumun olay yerini terk olarak değerlendirilmesinin hak ve nesafete aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, olay yerini terk sebebine dayalı olarak, trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiye ödenen hasar bedeli ve değer kaybı tazminatının sigortalı araç işleteninden rücuen tazmini istemiyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, yargılama sırasında takip borcunun ödenmesi üzerine istirdada dönüşen davanın ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4.maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri, üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. 01.06.2015 tarihinden önceki sigorta genel şartlarından olay yerini terk, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması rücu şartı olarak öngörülmemişken, ilgili maddenin (f) bendinde, belirli durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması, kaza tutanağı ve alkol vb belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması da rücu şartı olarak düzenlemiştir. Genel Şartlar B.4-f bendi kapsamında sigortanın, sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, sigortacının, sigortalısına rücu için sürücünün alkollü olduğunu yahut kasti eyleminin varlığını kanıtlaması istenemez. Sigorta genel şartları B.4-f bendi kapsamında sigortalının, kaza ister maddi zarara ister bedensel zarara neden olsun sürücünün olay yerine terk etmiş olması halinde üçüncü kişilere yapmış olduğu ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiş, ilgili madde de, istisnai durumlar "hariç" denilerek gösterilmiştir. Buna göre sigortalı ancak bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur. Yaralamalı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin yukarıda belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir. Bu kapsamda, somut olayda, ispat yükü davalı tarafta olup, davalı tarafça araç sürücüsün olay yerini haklı sebeplerle terk edildiği ispatlanmak zorundadır. Nitekim, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 13.02.2025 tarihli 2024/11202 Esas 2025/2473 Karar sayılı ilamı ile 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri bakımından uygulanmakta olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının B.4-f maddesi metni çok iyi kaleme alınmamış olmakla birlikte, madde metninden anlaşılması gerekenin maddi ya da bedeni hasara neden olan tüm trafik kazalarında olay yerini terk ile kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hallerinde sigortacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilecek olduğu, istisnai durumlar ise "hariç" denilerek gösterildiği, buna göre bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu hallerde sigortalı bu maddeden kaynaklanan rücu sebebinden kurtulacağı, olay yerini terkin zorunlu olduğu haller ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması halleri sınırlı sayıda olmayıp örnek olarak sayıldığı, ancak istisnai haller madde metninin başına yazıldığı için sanki olay yerini terk etme hali sadece bedeni hasara neden olan kazalarda uygulanacakmış, maddi hasarlı kazalarda uygulama alanı yokmuş gibi bir anlama yol açtığı, oysaki bedensel hasarlı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceğinin kabul edildiği, olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiği dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükünün ise sigortalı üzerinde olduğu, belirtilmiş olup, dairemizcede; anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde önceki uygulamadan vazgeçilerek, maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle koşulları gerekleşmiş ise olay yeri terk olgusunun rücu nedeni olabileceği kabul edilmiştir. Olay yeri terkinin haklı olmadığı sonucuna varılması halinde, ancak gerçek zararın davalıdan tahsil edilebileceğinden zararın da ayrıca incelenmesi ve bu inceleme yapılırken sürücünün kusurunun da irdelenmesi gereklidir. Zira davalı ancak kaza nedeniyle ortaya çıkan gerçek zarardan sürücünün kusuru oranında sorumlu olacaktır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında somut olayın incelenmesinde, taraflar arasındaki poliçenin 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlendiği, davacıya ait beton pompalı araç sürücüsünün 26.07.2022 tarihinde beton pompası bomlarını tam kapatmadan seyre geçtiği, bomun telekom kablolarına takılması sonucunda bağlı bulunduğu ahşap direğin kırılarak sürüklendiği, dava dışı araca ve yol kenarında yürüyen yayaya zarar verdiği, kazanın maddi hasar ve yaralanmayla sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan 20.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda, sürücünün aracının kontrollerini yapmadan ve bomlarını tam kapatmadan yola çıkmasıyla aracın standart yüksekliğini artırdığı, aracının teknik özelliklerine göre gerekli dikkat ve özeni göstermediği, KTK’nın 65 ve 52/b maddelerini ihlal ederek kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu, dava dışı araç sürücüsü ile yayanın kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili, kabloların sarkık olduğunu ve sürücünün kazayı fark etmeden yoluna devam ettiğini ileri sürmüş ise de, sürücünün olay yerinden ayrıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, olay yerinin terk edilmiş olması nedeniyle aracın kaza anındaki net yüksekliği de tespit edilememiştir. Davacı şirketin, sigortalı araç sürücüsünün olay yerinden ayrılması sonucunda oluşan bu tespit eksikliğinden kendi lehine sonuç elde etmesi mümkün değildir. Aracın standart ölçülerde olduğu ve kabloların sarkması nedeniyle kazanın gerçekleştiği yönündeki istinaf itirazları, aracın bomların tam kapatılmadan seyredildiğine ve sürücünün kusuruna ilişkin bilirkişi değerlendirmesi de dikkate alındığında yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, olay yerini terkin Genel Şartların B.4/f maddesinde belirtilen veya bunlara benzer zorunlu nedenlerden kaynaklandığını ispat yükü davacı sigortalı üzerindedir. Kazanın fark edilmediği yönündeki savunma, somut olayda tedavi, yardım veya can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılmayı gerektiren zorunlu bir nedenin varlığını ortaya koymamaktadır. Nitekim kaza sonucu direğin kırılıp sürüklenmesi ve üçüncü kişilerin zarar görmesi şeklindeki kaza oluşu, bilirkişi raporundaki tespitler ve olay yerinin terk edilmesi nedeniyle yapılamayan incelemeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin sürücünün olay yerini bilerek ve isteyerek terk etmediği yönündeki itirazının rücu koşullarını ortadan kaldırmadığı, olay yeri terkin zorunlu nedenle gerçekleştiğinin kanıtlanamadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı araçta meydana gelen hasarın kazayla uyumlu olduğu, onarım bedelinin davalı tarafından ödenen 23.680,22 TL’den az olmadığı, serbest piyasa rayiçlerine göre 6.000,00 TL olarak belirlenen değer kaybı için 3.359,56 TL ödendiği tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketinin zarar görene yaptığı toplam 27.039,78 TL ödemenin gerçek zararı aşmadığı, sürücünün tam kusurlu olduğu ve olay yerini terk nedeniyle rücu koşullarının gerçekleştiği gözetildiğinde, bu ödemenin davacı sigortalıdan rücuen istenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle menfi tespit olarak açılıp yargılama sırasında istirdada dönüşen davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince kusur ve rücuya konu gerçek zararın tespiti ile olay yeri terk yönünden yaptığı değerlendirmenin yerinde olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği ve ZMMS Genel Şartlarının B.4.f bendi uyarınca rücu koşulunun gerçekleştiği, olay yeri terkin zorunlu nedenle yapıldığının davacı yanca kanıtlanamadığı, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.