Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/40 E. 2026/1037 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/40
- Karar No
- 2026/1037
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/40 KARAR NO : 2026/1037
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2023 NUMARASI : 2022/1030 Esas - 2023/820 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 12/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/06/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/10/2023 tarih 2022/1030 Esas 2023/820 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, 24.07.2022 tarihinde davalı ... A.Ş.'nin ... sigortacısı, dava dışı ... Tic. San. A.Ş.'nin işleteni, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, müvekkiline ait ... plakalı araca çarptığını, kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle müvekkilinin aracında değer kaybı oluştuğunu, davalı sigorta şirketine 27.09.2022 tarihinde değer kaybı tazminatı talebini içerir ihtarname gönderdiklerini, ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 28.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 40.000,00 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacı tarafından Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesi gereğince usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacı tarafça dava öncesinde değer kaybı bedeli ve araç hasarı bedeli tespiti yapıldığını ve açık ve net olarak bir tutar belirlendiğini, bu nedenle kısmi dava açılmasının mümkün olmadığını, araçta meydana gelen değer kaybından müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, değer kaybının uzman sigorta eksperince ZMMS Genel Şartlar ekinde yer alan formüle göre belirlenmesi gerektiğini, ATK Trafik İhtisas Dairesi’nden ve Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden kusur raporu alınması gerektiğini, değer kaybına ilişkin talep edilen tutarların fahiş olduğunu, müvekkili şirketinin faizden dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini savunarak davanın zamanaşımı nedeniyle ve esastan reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı vekilinin zaman aşımı definin yerinde olmadığı, trafik bilirkişi raporuna göre sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın KTK 53/b maddesini ihlal etmekle meydana gelen kazanın oluşumunda etken olduğu, davacı ait araç sürücüsü dava dışı ...'ün herhangi bir kural ihlali bulunmadığı; dosya kapsamı itibariyle alınan rapor yeterli görüldüğünden yeni bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği; sigorta bilirkişi ve makine mühendisi bilirkişilerden alınan bilirkişi raporuna göre davacıya ait araçta kaza sebebiyle 40.000,00 TL tutarında değer kaybı oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 40.000,00 TL değer kaybı zararının, 11.10.2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, hem ATK Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, ifade tutanakları, ceza dosyası vb. belgeler üzerinde detaylı inceleme yapılarak kusur tespitinin yapılması gerektiğini, trafik kazası gece vakti meydana gelmiş olmasına karşın kazaya karışan araç sürücülerinin alkol durumlarının tespit edilmemesinin hatalı olduğunu, alkol şüphesinin aydınlatılması gerektiğini, kaza tarihindeki araç rayiç değerinin ve değer kaybı tutarının yanlış ve fahiş tespit edildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı vekili, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, hem ATK Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, ifade tutanakları, ceza dosyası vb. belgeler üzerinde detaylı inceleme yapılarak kusur tespitinin yapılması gerektiğini, trafik kazası gece vakti meydana gelmiş olmasına karşın kazaya karışan araç sürücülerinin alkol durumlarının tespit edilmemesinin hatalı olduğunu, alkol şüphesinin aydınlatılması gerektiğini, kaza tarihindeki araç rayiç değerinin ve değer kaybı tutarının yanlış ve fahiş tespit edildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından değer kaybı tazminatı istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, trafik bilirkişiden alınan raporda, kazanın oluşumunda davalı şirket tarafından sigortalanan ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın yolun sol şeridi üzerinden seyreden araç trafiğini kontrol etmeden, dalgın bir şekilde ve dönüş sinyalini vermeden dönüşe geçerek ve bu sırada yolun sol şeridi üzerinden aynı istikamete ve düz istikamette kendi şeridinde seyreden davacıya ait ... plakalı aracın önüne geçerek KTK'nın 53/b maddesine aykırı davranışı nedeniyle kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda davacıya ait ... plakalı aracın kaza tarihindeki hasarsız piyasa rayiç değerinin 530.000,00 TL, onarım gördükten sonraki muhtemel değerinin ise 490.000,00 TL olduğu, kaza sebebiyle araçta 40.000,00 TL’lik değer kaybı oluştuğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağının davacı ve sigortalı araç sürücüsü tarafından düzenlenip imzalandığı, sigortalı araç sürücüsünün sola doğru sinyal vermeden dalgınlıkla dönüş yapmaya çalıştığı, bu şekilde kazaya sebebiyet verdiğini beyan ettiği anlaşılmakla, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kusur durumu kaza tespit tutanağına ve dosyadaki delillere uygun olmakla davalı vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf itirazı haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına; değer kaybı tazminatının, davacıya ait aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farkın tespiti suretiyle belirlenmiş olmasına (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı), tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.732,40 TL'den peşin alınan 638,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.094,30 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/06/2026