Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/605 E. 2026/918 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/605
- Karar No
- 2026/918
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/605 Esas
KARAR NO: 2026/918
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/11/2023
NUMARASI: 2019/145 E. - 2023/812 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacılar vekilinin dava dilekçesinde; dava dışı çek hamili .... A.Ş. yetkilisi ...'in 10.08.2018 tarihinde aracın camlarının kırılarak araç içerisinde bulunan çantanın çalındığını, çeklerin ... tarafından bir sonraki gün müşterilerine verilmek üzere imzalanıp kaşeli halde oldukları, Çalınan çekler hakkında ... tarafından Küçükçekmece Cumhuriyet başsavcılığının 2018/41865 soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğu, akabinde Bakırköy 2. ATM 2018/830 esas sayılı dosyası ile ödeme yasağı ve çek iptal davası açıldığını, mahkeme tarafından tüm çalınan çekler yönünden 04.09.2018 tarihinde ödeme yasağı konulduğunu, dava konusu çekin, keşideci müvekkili tarafından 31.08.2019 tarihli olarak keşide edilmiş olmasına karşın, çalınmasından sonra keşide tarihi 30.11.2018 olarak değiştirilmiş ve bu şekilde takibe konulduğu, keşide tarihi değişikliklerinin sahte imza ile paraflandığı ve müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çekin çalınması sonrasında tahrif edildiğinden kambiyo senedi vasfını ortadan kalktığını ileri sürerek .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile açılan icra takibine ilişkin olarak müvekkillerin takip konusu çekten dolayı davalılara borçlu olmadığına, olayda ağır kusurlu ve kötü niyetli hareket eden davalı ... A.Ş. aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 28/09/2020 tarihli dilekçesinde; davanın açılmasından sonra, icra dosyasında uygulanan haciz ve blokeleri kaldırabilmek için müvekkillerinden .... A.Ş. tarafından dosyaya 20.700,00-TL tutarında ödeme yapıldığını beyanla, huzurdaki menfi tespit davasına, İİK 72/6 hükmü gereği ödemeyi yapan müvekkili yönünden istirdat davası olarak devam edilmesini talep etmiş, harcını yatırmıştır.
CEVAP: Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; davacı borçlunun basiretli tacire uygun düşmeyecek iddialarının gerçek dışı olduğunu, TTK'ya göre " tacir, tacir sıfatını kullanarak yaptığı her türlü ticari iş ve eylemlerinde basiretli tacir kavramına uygun hareket etmek zorundadır. Tacir, bütün ticarî faaliyetlerinde bir hadisenin meydana gelmemesi için hal ve şartların gerektirdiği bütün dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Müşterilere verilmek üzere imzalanıp kaşelenmek suretiyle ciro edilmiş çeklerin arabada bulundurulmasının sonuçları basiretli bir tacirin öngörebileceği bir durum olup davacı tarafın kusuru olduğunun aşikar olduğunu, davacı tarafların çekler üzerine atılmış imzaları kabul ettiklerini, davaya konu çek incelendiğinde davacı borçlu keşideci ... Şti çeki, diğer davacı borçlu ... A.Ş'ye keşide ettiğini, daha sonra gerçekleştirilen ciro silsilesiyle takip alacaklısı müvekkil ... A.Ş.’ye geçtiği ve alacaklı müvekkilinin yetkili son hamil olduğunu, müvekkili şirketin tamamen hukuka uygun ve iyi niyetle hareket ettiğini, takibe konu çekte de görüldüğü üzere ciro silsilesinin düzgün olduğunu yetkili hamil sıfatını haiz müvekkilinin hukuka aykırı ve kötü niyetli herhangi bir işleminin olmadığını, çekteki imzanın vasıflı imza olduğunu, taklit edilmesinin mümkün gözükmediğini, davacı taraf konuya değinmese de İstanbul 26.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/82 esas sayılı dosyasının dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere keşideci ....Şti ve lehtar şirket .... A.Ş. Şirket yetkilisi açıkça imza inkarında bulunmadıklarını, çekin usulüne uygun keşide edilerek ciro edildiğini, keşide tarihinde yapılan değişimde ise keşidecinin parafı bulunduğundan çekin kambiyo vasfında herhangi bir değişim meydana gelmeyeceğinin açık olduğunu, keşideci imzası ve paraf incelendiğinde imzaların aynı olduğunun çıplak gözle dahi anlaşılacak nitelikte olduğunu, müvekkilinin haklı hamil olması gerekmediği, yetkili ve meşru hamil olmasının yeterli olduğunu belirterek, fazlaya dair ve diğer hakları saklı kalmak üzere izah edilen ve mahkemece re'sen göz ününde bulundurulacak ve yargılama aşamasında ortaya çıkabilecek nedenlerle davacı borçlunun açmış olduğu davanın reddini, haksız olan davacı borçlu taraf aleyhine itiraz ettiği tutar üzerinden % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile icra takip konusu alacağın % 10'u oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2023 tarihli, 2019/145 Esas-2023/812 Karar sayılı kararıyla; "Dava ve takibe konu edilen ve keşide tarihinde davacı Keşideciye ait olmadığı belirlenen imza ile tahrif edildiği belirlenen çekin davacı lehtar ...'in rızası hilafına elinden çıktığı, alınan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere davacı lehtar'dan sonra gelen cirantalar ile davacı lehtarın ticari ilişkisinin bulunmadığı, davacı lehtar ile dava dışı ...arasında ilişki olmadığı gibi dava dışı ...'in çekteki imzasının sahte olduğuna dair imza inkarında bulunduğu hususları göz önüne alındığında ciro silsilesinde kopukluk olduğu ve çek hakkında hırsızlık şikayeti ile soruşturma olmasına ve davalı Faktoring şirketinin çeki iktisap ettiği tarihten ödeme tarihine kadar yapacağı istihbarat ile bu hususu tespit edebileceği halde gerekli istihbarat yapılmadığından davalı Faktoring'in çekin iktisabında ağır kusurunun bulunduğu belirlendiği, her ne kadar ödeme davacı ... tarafından yapılmışsa da çekte keşide tarihinde tahrifat yapılması hususunun yanında davacı ...'nun da keşideci olarak hamil ve cirantalara karşı sorumluluğu bulunduğundan ve takip dosyasında borçlu olarak gösterildiğinden davalılar aleyhine borçlu olmadığının tespitini talep etmesinde ve bu davayı açmasında hukuki yararı bulunduğu belirlendiğinden davacıların davalılara dava konusu çek ilişkin olarak ve çeke dayalı olarak yapılan takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle; Davanın kabulüne,
Dava konusu ...AŞ ... Şubesine ait, ...seri nolu, 14.000,00-TL bedelli, 31/08/2019 keşide tarihli çeke ilişkin olarak davacıların davalılara ve .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında alacaklı görünen davalı ... AŞ'ye borçlu olmadığının tespitine, davacı ...AŞ'nin .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına ödemiş olduğu 20.740,00-TL'nin ödeme tarihi olan 06/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den istirdadı ile davacı ...AŞ'ye verilmesine,
Takip konusu alacağın %20'sine isabet eden 3.161,60-TL kötüniyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin istihbarat yapma yükümlülüğüne ilişkin olarak kusurlu olduğuna ilişkin iddiaların asılsız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, tacirlerin basiretli davranmak yükümlülüğü bulunduğunu, davacı ve şirket yetkilisinin, davaya konu çek ile kambiyo senedine haiz evrakları korumakla yükümlü olduğunu, müvekkilinin 6361 Sayılı Yasadaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, senedi iktisap ederken bile bile borçlu zararına hareket etmediğinin ortada olduğunu, müvekkilinin istihbarat yükümlülüğünü yerine getirmediği, çeki iktisabında ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, çekteki imzanın vasıflı imza olup taklit edilmesinin imkansız olduğunu keşide tarihindeki değişimde keşidecinin parafı bulunduğunu, hükme esas alınamayacak bilirkişi raporları ile karar verildiğini ileri sürmüştür.Davacı vekili istinaf başvurusuna cevap vermemiştir.
GEREKÇE:
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde, davaya konu çekin, davacılardan ... ......yetkilisi ...'in arabasından çalındığı, çekin davacı ... .. yetkilisi tarafından 31/12/2019 tarihli olarak keşide edilmiş olmasına karşın, çalınmasından sonra keşide tarihinin 31/12/2018 olarak değiştirildiği, değişiklik yapılan tarih altındaki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığı, ciro silsilesinde ... Ayakkabıcılık şirketinden sonra gelen ... ile ticari ilişkisinin bulunmadığı ileri sürülerek borçlu bulunmadığının tespiti talep edilmiştir.
Davalı ... A.Ş.tarafından, .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 22/01/2019 tarihinde, davacılar ile dava dışı ... ile ........ Şti. aleyhine, dava konusu çeke dayanarak, 14.000,00.-TL asıl alacak, 366,49.-TL işlemiş faiz, 1.400,00.-TL çek tazminatı, 42,00.-TL Komisyon olmak üzere toplam 15.808,49.-TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 15.808,49.-TL asıl alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı, daha sonra davacı ........ Şirketi yönünden istirdat talebinde bulunduğu,20.700,00-TL üzerinden harç yatırdığı anlaşılmaktadır.
Davaya konu çek örneğinin incelenmesinde; ... ... Şubesi'ne ait ...seri numaralı çekin, keşidecisinin .... Şti., lehtarının ... A.Ş. Olduğu, ciro silsilesinde lehtar tarafından .... Şti. Daha sonra da ... Şirketine ciro edildiği, 30/11/2018 tarihinde bankaya ibraz edildiği, ödeme yasağı bulunduğundan çek üzerinde işlem yapılamadığının şerh verildiği, çekin 14.000 TL bedelli olduğu, keşide tarihinin 31/08/2019 iken, üzerinin çizilerek 30/11/2018 yapıldığı altının paraflandığı görülmüştür.
Mahkemece Adli Tıp Uzmanı bilirkişiden alınan 17/05/2022 tarihli raporda, dava konusu çekin ön yüzünde bulunan keşide tarihinde yapıldığı ileri sürülen tahrifat ve bu kısma atılan imzanın...eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Mahkemece Mali Müşavir bilirkişi ...13/02/2023 tarihli raporunda; dava konusu çekin davacı ...'in defterlerinde kayıtlı olduğu, çekin diğer davacı olan keşideci ...'dan 07/08/2018 tarihinde alındığı ve ...... yevmiye maddesi ile ticari defterde kayıt edilmiş olduğu, davacı lehtar olan ...'in defterlerine göre lehtar olan davacının kendisinden sonra gelen cirantaların hiçbiri ile ilişkisine rastlanmadığının belirlendiği, dava konusu çek ile ilgili 10/08/2018 tarihinde hırsızlık olayı ile ilgili şikayette bulunulduğu ve Küçükçekmece CBS 2018/41865 soruşturma dosyasında soruşturmaya konu edildiği, davalı ...ile Davalı Faktoring arasında 10/08/2018 tarihinde faktoring sözleşmesi imzalandığı, davalı Sor Yazılım'ın dava dışı ...adına düzenlenen 07/08/2018 tarihli faturayı temlik ederek dava konusu çekin davalı faktoring tarafından alındığı, fatura ve temlike dair kanun hükümlerine aykırı bir husus bulunmamakla beraber Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 5. Maddesine göre faktoring şirketlerinin kambiyo senetlerinin devralınmasında inceleme ve araştırma yükümlülüğünün bulunduğu ancak davalı Faktoring şirketince istihbarat yapıldığına dair belge sunulmadığı belirlenmiş, zira çek ile ilgili 10/08/2018 tarihli hırsızlık şikayeti bulunması, davalı faktoring şirketinin çeki 10/08/2018 tarihli faktoring sözleşmesinin imzalanmasından sonra temlik alması ve davalı Sor Yazılım'a 29/08/2018 tarihinde ödeme yapması hususları karşısında çekin davalı Faktoring şirketi tarafından temlik alınmasından 19 gün sonra ödenmesi tarihine kadar yapacağı istihbarat ile çekin çalıntı olduğunun belirlenebileceği anlaşıldığından, davalı Faktoring şirketinin Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleriyle açıkça getirilen araştırma yükümlülüğüne aykırı davranarak çekin iktisabında ağır kusurunun bulunduğu beyan edilmiştir.
6102 Sayılı TTK 795. Maddesinde; "Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir.
Düzenleme günü olarak gösterilen gönden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir." hükmü düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK 796/1. Maddesinde; " Bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün, düzenlendiği yerden başka yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir." hükmü düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK'nın 818/1-ö bendi atfıyla çeklerde de uygulanması gereken, 748. Maddesinde; "Bir poliçe metni değiştirildiği taktirde, değiştirmeden sonra poliçe üzerine imza koymuş olan kişiler, değişmiş metne ve ondan önce imza koyanlar ise eski metne göre sorumlu olurlar." hükmü düzenlenmiştir.
HMK'nun 207. maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin keşideci tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise; inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. İmzaya veya paraf imzasına itiraz halinde ise, mahkemece, yöntemince imza incelemesi yapılmalıdır. Düzeltmenin paraflı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. (bkz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15/01/2020 Tarih, 2019/274 Esas, 2020/217 Karar sayılı ilamı)
Somut uyuşmazlıkta, davaya konu çekin keşide tarihinin 31/08/2019 olduğu, üzerinin çizilerek altına 31/12/2018 yazıldığı, değişiklik yapılan tarihin altındaki paraf imzasının keşideciye ait olmadığının mahkemece alınan imza bilirkişi raporundan anlaşıldığı, çekin keşide tarihinin tahrif edilerek bir yıl öne çekildiği ve bankaya süresinden önce ibraz edildiği anlaşılmıştır.
Çekin keşide tarihinde yapılan tahrifat doğrudan çekin geçersizliği sonucunu doğurmayacağından, TTK 748. Maddesi gereğince, çekin keşide tarihinde yapılan düzeltmenin keşideci tarafından onaylanmadığının anlaşılması halinde, daha önce imza koyanlar çekin eski metnine göre sorumlu olacağından, mahkemece çekin önceki metnine göre davacıların sorumlu olup olmadığının incelenmesi gerekirken, bu yönde inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davacıların sorumlu olmadığına karar verilmesi yerinde olmamıştır.
TTK m. 795/2 ve Çek Kanunu m. 3/8 hükümleri gereği ileri tarihli çek düzenlenmesinin mümkün olduğu, çekin bankaya ibraz tarihinde üzerinde yazılı tarihten önce bankaya ibrazı geçersiz sayılmaktadır.
5941 sayılı Çek Kanununun geçici 3/5. Maddesinde 05/12/2017 tarihinde ve 26/03/2017 tarihinde değişiklikler yapılmış; "31.12.2020 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir." hükmü düzenlenmiştir.
Yine aynı Kanunu'nun 3. maddesinin 8. fıkrasında ise; "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının TTK'nun 707. maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş olması halinde bu çekle ilgili hukuki takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır" hükmü yer almaktadır.
Somut olayda takibe konu edilen 31/08/2019 keşide tarihli çekin keşide tarihinden önce 30/11/2018 tarihinde muhatap bankaya davalı Faktoring Şirketi tarafından ibraz edildiği görülmektedir. Çekin ibraz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5941 Sayılı Kanunun geçici 3/5 maddesine göre çekin ibrazı geçersiz olduğundan bu çekle ilgili takip yapılamaz. O halde mahkemece; takip konusu 31/08/2019 keşide tarihli çekin düzenleme tarihinden önce muhatap bankaya ibraz edilmiş olması nedeni ile, davalı tarafça çekin takibe konularak davacılardan tahsilinin talep edilmesinin 5941 sayılı Çek Kanununun geçici 3/5. Maddesine aykırı olduğu gözetilerek, davacıların takip nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ve davacı ... yönünden istirdat kararı verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi yerinde görülmediğinden, ayrıca davalı faktoring şirketinin fatura karşılığı çeki temlik aldığı bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden kötüniyetli olarak takip yaptığı ispatlanamadığından, kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne, davalının kötüniyetli olarak takip yaptığı ispatlanamadığından, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...../11/2023 tarih, 2019/.... E., 2023/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında düzeltilmiş gerekçe ile, hüküm kurulmasına,
3-DAVANIN KABULÜNE,
-Dava konusu ... A.Ş ... Şubesine ait, ...seri nolu, 14.000,00-TL bedelli, 31/08/2019 keşide tarihli çeke ilişkin olarak davacıların davalılara ve .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında alacaklı görünen davalı ... AŞ'ye borçlu olmadığının tespitine, davacı ...AŞ'nin .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına ödemiş olduğu 20.740,00-TL'nin ödeme tarihi olan 06/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den istirdadı ile davacı ...AŞ'ye verilmesine,
Takip konusu alacağın %20'sine isabet eden 3.161,60-TL kötüniyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.370,36-TL harçtan peşin alınan 269,97-TL harç ile 84,22-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 2.016,17-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40-TL başvurma harcı, 269,97-TL peşin harç, 6,40-TL vekalet harcı, 84,22-TL tamamlama harcı, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti 450,00-TL tebligat/ posta gideri, olmak üzere toplam 3.354,99-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
4/c-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 34.740,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... Anonim Şirketi tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 265,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.267,00 TL'nin davacılardan tahsiliyle davalı ... Anonim Şirketi'ne verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026