Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/338 E. 2026/1575 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/338
Karar No
2026/1575
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/338 Esas

KARAR NO:2026/1575 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ:(Kapatılan) İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2022/43 Esas- 2023/450 Karar

TARİH:25/05/2023

DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)

KARAR TARİHİ:10/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;.... A.Ş. ile müvekkili bankanın Tuzla OSB/İstanbul Şubesi arasında, Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında şirkete nakdi ve gayri nakdi krediler kullandırıldığını, davalılar ... ve ...'ın sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, akdedilen kredi sözleşmelerinden doğan mükellefiyete dahil ödemelerin aksatılması üzerine, hesap kat edilmek suretiyle borçlulara Kartal ... Noterliği'nin 18.10.2016 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, muaccel hale gelen borcun ödenmesinin talep edildiğini, davalıların adreslerine gönderilen söz konusu ihtarnamelere rağmen borcun kapatılmadığını, bu nedenle İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile yasal takibe geçildiğini, ancak davalılar tarafından icra takibine itiraz edildiğini, hesapların kat tarihlerindeki borç bakiyesi toplamının 131.531,00 TL olduğunu, takip tarihi itibarıyla borç bakiyesi olan 128.292,54 TL üzerinden takibe geçildiğini, borçlu şirketin müvekkili bankaya borcunun devam ettiğini, takip konusu faizin ve bsmvnin davalılarca imzalanmış sözleşmeler gereğince hesaplanarak takibe konu edildiğini, yapılan itirazın haksız olduğunu beyanla davalıların icra takibine yaptıkları itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı taraf ile .... A.Ş. arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilleri ... ve ... şirket ortağı iken takip dayanağı kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, müvekkillerinin 2015 yılı Haziran ayı içerisinde takip borçlusu şirket ortaklığından bütün fınansal tablolar ve raporları çıkartılarak ayrıldıklarını, paydaşlığın sona erme tarihi itibari ile hiçbir alacağının ve kefaletinin kalmadığı hususunun takip borçlusu şirket tarafından davacıya bildirildiğini, davacı taraf ile .... A.Ş. arasındaki genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin açık olduğunu, sürekli olarak takip borçlusu şirkete kredi sağlandığını, müvekkilleri şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra takip borçlusu şirkete sağlanan kredilerde müvekkillerinin imzaları ve kefaletlerinin kullanıldığını, şirket ortaklığı sona erdiği ve kefaletlerinden arındırıldığı kendilerine bildirilen müvekkillerinin işbu dava dayanağı icra takibinin borçluları olarak ve takip borçlusu şirketin ortaklığın sona ermesinden sonra kullandığı kredilere kefil olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, genel haciz yolu ile takibe itirazda takip borçlularının takibe itiraz gerekçelerini bildirmemiş olmasının takip alacaklısının iddialarına karine sayılmayacağını beyanla davanın reddi ile takip alacaklısı aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davanın, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, Dairemizin kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılama ile 15/04/2022 tarihli bilirkişi raporunun alındığı ve dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi edilerek 01/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, 01/02/2023 tarihli bilirkişi raporu, taraf iddia ve savunmaları dikkate alındığında, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu... A.Ş arasında 280.000,00 TL tutarında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmelerinin imzalandığı, davalıların söz konusu sözleşmede müteselsil kefil olarak 280.000 TL kefalet limiti ile sorumlu oldukları, davalılar yönünden TBK 581 vd maddelerindeki kefalet şartlarının mevcut ve geçerli olduğu, davalı-kefiller yönünden temerrüt faizinin talep edilebilmesi için kefillerin ayrıca ve usulünce temerrüt ihtarının gerektiği, 01/02/2023 tarihli bilirkişi raporundaki bu tespitin dosya kapsamına ve yerleşik Yargıtay uygulamasına uygun olduğu, bilirkişi raporu ile tespit edilen miktarlar yönünden davacının talebinin yerinde olduğu, aşan kısımlara ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı ve alacağın likit olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının, kaldırma kararından önce düzenlenen raporların tekrarı niteliğinde oldukları, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle fiilen uygulanan faiz oranının tespit edilmediği, hesaplanan temerrüt faizinin eksik ve hatalı olduğu, sözleşmeye uygun olarak %40 oranında temerrüt faizi talep edildiği, temerrüt faiz oranının %33 olarak hesaplanmasının hatalı ve dayanaksız olduğu, alacağın ticari işten kaynaklanması sebebiyle temerrüt faiz oranının serbestçe belirlenebileceği, bilirkişi tarafından ihtiyati haciz vekalet ücretinin alacak hesabına dahil edilmemesinin de hatalı olduğuna ilişkindir.

DAVALILAR VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;müvekkillerinin ihtilaf konusu borç özelinde herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, müvekkillerinin kredi borçlusu şirket ortaklığından ayrıldıkları, bu nedenle dava konusu krediden sorumlu olmadıkları, davacı bankanın ticaret sicilinden bu durumu öğrenebileceği, geçerli bir kefalet sözleşmesinin olmadığı, müvekkillerine hesap kat ihtarının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, geçersiz kat ihtarına dayanılarak müvekkillerine karşı takip başlatıldığı, kat ihtarının geçersiz olmasının ödeme emrini de geçersiz kıldığı, hükmedilen faiz oranının fahiş ve hatalı olduğu, genel kredi sözleşmesinde yazan faiz oranına genel işlem koşullarının uygulanması gerektiği, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı, bu sebeple faize hükmedilmiş olmasının da taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu, faiz konusunda BAM kaldırma kararında tespit edilen eksikliklerin karşılanmadığı, fiilen uygulanan faizin tespit edilmediği, alacağın likit olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece, ilk olarak 2016/1346 Esas ve 2019/684 Karar sayılı, 28/05/2019 tarihli karar ile; davanın kısmen kabulüne, davalıların takibe itirazlarının 125.473,57 TL nakdi alacak ve 34.830 TL gayrinakdi alacak yönünden iptaline karar verilmiş, verilen bu kararın davalıların vaki istinafı üzerine Dairemizin 22/12/2021 tarihli, 2019/2557 Esas ve 2021/1855 Karar sayılı kararı ile; "kefilden gayrinakdi alacağın deposu talebinde bulunulabilmesi için sözleşmede tereddüte mahal vermeyecek şekilde bu konuda açık hükmün yer almasının zorunlu olduğu, Mahkemece, davaya dayanak kredi sözleşmesinde, kefillerin gayri nakdi alacaktan sorumlulukları bulunup bulunmadığı tartışılıp, değerlendirilmeden karar verildiği, her ne kadar Mahkemece davalı kefillere kat ihtarnamesi tebliğ edilememişse de, genel kredi sözleşmesinin 12. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca temerrüdün... tarihinde gerçekleştiği kabul edilmiş ise de, kefilin sorumluluğunun kendi temerrüdü ile sınırlı olduğu, kefilin temerrüde düşürülmediği sürece temerrüt faizlerinden sorumlu tutulamayacağı, İİK'nın 68/b maddesinin son cümlesi hükmünün, kefil bakımından uygulama yerinin olmadığı, öte yandan, dava dışı şirket tarafından kullanılan dava konusu ticari borçlu cari krediye ilişkin ödeme planı (ödeme tablosu) da dosyada mevcut olmayıp, bilirkişi raporunda akdi faiz oranı ve temerrüt faiz oranının nasıl ve neye göre belirlendiği detaylandırılmadığından raporun denetime elverişli olmadığı, hükümde asıl alacağa TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin gider vergisi uygulanmasına karar verilmiş ise de, uygulanacak temerrüt faiz oranının usulünce tespit edilerek belirtilmemesinin yerinde görülmediği, taraflar arasındaki ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinde temerrüt faizinin ne şekilde belirleneceğinin açıkça gösterildiği, temerrüt faizi oranının tespiti yönünden davacı bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılarak, banka kayıtları incelenip dava konusu kredi için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı belirlenip, taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizinin uygulanması gerektiği, bu hali ile Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi görevlendirilmek suretiyle, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği ve gerekçe içeriğinde icra dosyasının hatalı gösterildiği" gerekçesi ile HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş,Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra devam edilen yargılamada iki ayrı bilirkişiden rapor alınarak, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dosya kapsamından; Mahkemece hükme esas alınan 01/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalı kefillere kat ihtarnamesinin tebliğ edilememiş olması sebebiyle davalıların takip tarihi itibariyle temerrüde düştükleri kabul edilerek, hesap kat tarihinden temerrüt yani takip tarihine kadar asıl alacak tutarına taraflarca kabul edilen %16,5 oranında akdi faiz oranı uygulanmak suretiyle takip tarihi itibariyle işlemiş faiz tutarının 3.320,36 TL olarak belirlendiği, söz konusu tespitin Dairemizin kaldırma kararına uygun olduğu, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle davacı bankanın temerrüt tarihi itibariyle emsal kredilerde fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranı tespit edilerek uygulanacak temerrüt faiz oranı da buna göre belirlenmemiş ise de, kaldırma kararından sonra atanan ilk bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılmak üzere banka şubesine gidilmesine ve banka yetkilileri ile görüşme yapılmasına rağmen bilirkişiye emsal kredilerde fiilen uygulanan akdi faiz oranlarına ilişkin bilgi, belge verilmediği, davacı vekilince de dosyaya bu hususta ve %40 temerrüt faiz oranının ne şekilde belirlendiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, bu itibarla bilirkişi raporundaki, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 10.5. maddesi uyarınca, davacı bankanın dava konusu ve fiilen uyguladığı BCH kredisindeki akdi faiz oranının iki katı olan %33 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğine dair tespitin yerinde ve taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin isabetsiz olduğu, davalıların davacı banka ile dava dışı .... A.Ş. arasında imzalanan 26/03/2014 tarihli, 280.000 TL limitli ve 10 yıl süreli genel kredi sözleşmesine kefil oldukları, dava konusu kredilerin bu sözleşme uyarınca kullandırıldığı, taraflar arasında kefaletin sona erdiğine dair bir anlaşma veya davalılar tarafından davacı bankaya gönderilmiş bir ihtarname olmadığı, davalıların, dava dışı asıl borçlu şirketin ortaklığından ayrılmış olmaları ile kefaletlerinin sona ermediği, dolayısıyla davacı banka tarafından 226/03/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılmış olan 28/03/2014 tarihli kredi ile 06/10/2016 ve 13/10/2016 tarihlerinde nakde dönüşen çek yaprakları bedellerinden sorumluluklarının bulunduğu, davalılara kat ihtarnamesinin tebliğ edilmemiş olmasının temerrüt tarihinin tespiti yönünden sonuç doğurduğu, ödeme emrinin geçersizliğine sebep olmadığı, dava dilekçesinde takipte talep edilen nakdi alacağın tamamının gösterildiği ve bu alacak içerisinde işlemiş faizin de olduğu, dolayısıyla davalılar vekilinin davacı tarafın dava dilekçesinde işlemiş faiz talep etmediğine dair istinaf sebebinin isabetsiz olduğu, hükmedilen alacak her iki tarafça da hesaplanabilir yani likit olduğundan Mahkemece davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de isabetsizlik olmadığı, davacı tarafından takipte ihtiyati haciz vekalet ücreti de talep edilmiş ve bu tutar dava değeri içerisinde gösterilmiş ise de,Mahkemece verilen ilk kararda ihtiyati haciz vekalet ücretine hükmedilmediği ve davacı taraf bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından, kararın bu kısmının davalı lehine kazanılmış ha k teşkil ettiği, bu nedenle davacı vekilinin ihtiyati haciz vekalet ücretinin de hüküm altına alınması gerektiğine dair istinaf sebebinin kabul edilemeyeceği, sonuç olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.555,92 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 2.138,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.416,94 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,

6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/338, K. 2026/1575, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-338-e-2026-1575-k-59d72ddecfa5