Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/25 E. 2026/955 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/25
- Karar No
- 2026/955
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/25 KARAR NO : 2026/955
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2022/984 Esas - 2023/932 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/11/2023 tarih 2022/984 Esas 2023/932 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, 02.11.2021 tarihinde, müvekkili şirketin ZMS sigortacısı olduğu .... plakalı çekici aracın ve bu çekiciye takılı .... plakalı dorsenin, park halinde olan .... plakalı araca çarpıp sürükleyerek hasarlanmasına neden olduğunu, sigortalı aracın kaza yerini terk ettiğini, kazada hasarlanan .... plakalı araç maliki dava dışı ....'ün hasar ihbarı üzerine hasar dosyası açılarak eksper atandığını, aracın onarım bedelinin 16.069,20 TL olarak tespit edildiğini, 8.500,00 TL değer kaybı ile birlikte toplam 24.397,52 TL ödeme yapıldığını, bu tutarın rücuen tahsili için İzmir 7. İcra Dairesi'nin 2022/12651 E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, ödeme yapılan üçüncü kişinin park yasağı olan yerde ve dönüşe engel olacak şekilde aracını park ettiğini, sigortalı aracın dönüşü esnasında kör noktada kaldığını ve kazanın bu sebeple gerçekleştiğini, sigortalı araç sürücüsünün olay yerinden ayrılmasının onun ağır kusurlu olduğunu göstermeyeceğini, rücu şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, adli trafik uzmanı bilirkişiden alınan rapora göre sigortalı araç sürücüsü dava dışı .... 'un dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı, KTK'nın 56/1-a md hükmünü ihlal etmekle kazanın oluşumunda etken olduğu, dava dışı .... plakalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda etken olmadığı; otomotiv uzmanı ve sigorta uzmanı bilirkişilerden alınan raporda, davacıya ait .... plakalı araçta meydana gelen hasarın KDV dahil 16.069,20 TL olduğu, değer kaybının 8.500,00 TL olduğu, toplam hasarın 24.397,52 TL (KDV dahil) olduğu, kazaya sebep olan .... dorsenin, .... plakalı çekici araca takılı olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası kaza yerini terk ettiği gerekçesiye davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece her ne kadar kazanın oluşumunda müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün 56/1-a md ihlal ettiğinden %100 kusurlu olduğu beyan edilmiş ise de, işbu maddeden kaynaklı müvekkili şirkete ait aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait aracın sürücüsü .....'un anayol üzerinde yanlış park eden ve park yapılamaz levhası bulunan yerde .... plakalı araca dönüş esnasında kör noktada kalması nedeniyle çarptığını beyan ettiğini, mahallinde keşif icra edilerek dava dışı park halindeki aracın hatalı park etmekten kaynaklanan kusurunun olup olmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kaza yerinden ayrılmasının onun ağır kusurlu olduğunu ortaya koyabilecek somut bir durum olmadığını, ZMMS Genel Şartlar B.4.f maddesinde olay yeri terkin rücu sebebi sayılabilmesinin sınırlandırılmış olduğunu, Yargıtay kararlarına göre olay yeri terkin tek başına kazayı sigorta kapsamı dışında bırakmadığını, yerleşik içtihatlar ve yargıtay kararları gereğince sigortacının açacağı davada sürücünün alkollü veya uyuşturucu madde etkisinde olduğu, sürücünün olay yerinden uzaklaşarak şoför değişikliği yaptığı, sürücünün sırf olay yerini terk etmesi sebebiyle yaralıların sağlık durumunun ağırlaştığı veya maddi hasarın ağırlaştığı gibi sebeplerin ortaya konulması ve bunların kanıtlanması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, olay yerini terk sebebine dayalı olarak, trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiye ödenen hasar bedeli ve değer kaybı tazminatının sigortalı araç işleteninden rücuen tazmini istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Sigortacı, KTK 95/2. maddesi ve ZMSS Genel Şartları B.4. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına dair halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye dair kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Sigortacının kendi sigorta ettirenine karşı açtığı içe rücu davası ile sigortacının sözleşme ve kanun gereği sigorta sözleşmesinin diğer tarafını oluşturan sigorta ettirene karşı defi hakkına dayanarak kendi âkidine dönmesi sağlanmaktadır. Sigortacının rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesinden almaktadır. Zarar görene ödeme yapan sigortacının daha sonra işletenine rücu edebileceği haller, işletenin sigorta korumasından yararlanmasının uygun görülmediği, başka bir deyişle bu korumanın dışında bırakılmış olan hallerdir. 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmadığından sigorta şirketi bu nedene dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4-f maddesinde ise ''Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde'' sigortalıya rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Sürücünün olay yerinden haklı neden olmamasına rağmen ayrılması, sigortacının durumunu ağırlaştırmaya elverişlidir. ZMSS Genel Şartları m.B.4-(b) ve (c) sürücü belgesi olmayan bir kişinin veya uyuşturucu ya da alkol etkisi altında bulunan bir sürücünün kazaya yol açması hallerinde de işletene rücu edilebileceğini belirtmektedir. Kaza yerinin terk edilmesi olasılığında bu rücu hakkını kullanma şartlarını kanıtlama imkanı sigortacının elinden alınmış olabilir. Bu açıdan bir kaza söz konusu olduğunda, sürücünün olay yerinde kalmasının istenmesi makul bir beklenti sayılabilir. Olay yerini terk eden sürücünün kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğünü yerine getiremeyeceği açıktır. Sürücünün yokluğunda kaza tutanağının resen kolluk kuvvetlerince tutulması mümkün ise de, alkol raporu düzenlenemez.(Misili, Sinan: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Uyarınca Sigortacının Sigorta Ettirene Rücu Davası, TBB Dergisi 2017 (133), s. 638) 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri bakımından uygulanmakta olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının B.4-f maddesi trafik kazalarında olay yerini terk ile kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hallerinde sigortacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilecektir. İstisnai durumlar ise "hariç" denilerek gösterilmiştir. Buna göre bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu hallerde sigortalı bu maddeden kaynaklanan rücu sebebinden kurtulacaktır. Olay yerini terkin zorunlu olduğu haller ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması halleri sınırlı sayıda olmayıp örnek olarak sayılmıştır. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır. Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. Yasal düzenleme ve Genel Şartlar'ın ilgili hükümlerine göre araç sürücüsünün kaza mahallinden ayrılmasının rücu sebebi olarak düzenlenmesinde temel olarak sigorta şirketinin rücu hakkının kullanılmasına engel oluşturacak nitelikte davranışların önlenmesi amaçlanmaktadır. Genel rücu sebepleri olarak düzenlenen alkollü araç kullanımı, ehliyetsizlik gibi sebeplerin ispatı için ise öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrasında kimliğinin teşhis edilmesi ve yine kolluk görevlilerince alkol muayenesi yapılması sigortacının rücu koşullarına ilişkin tek ispat vasıtası olmaktadır. Bu nedenledir ki, olay yerinin terk edilmiş olması halinde sigortacının rücu hakkına ilişkin ispat vasıtaları kullanışsız hale getirildiğinden bu durum tek başına rücu sebebi olarak düzenlenmiştir. Ancak trafik kazası gibi bir hadise neticesinde sıklıkla ölüm veya yaralanma sonucu ortaya çıkması nedeniyle "zaruri" durumlarda sigortalı araç sürücüsünün her türlü olumsuz sonuca rağmen kaza mahallinden ayrılmamasının istenmesi mümkün değildir. Sigortacının rücu hakkından daha öncelikli olarak gerek sürücünün gerekse 3. kişilerin yaşam ve bedensel varlığının korunması daha öncelikli olduğundan tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller rücu hakkı kapsamı dışında bırakılmıştır. Hiç şüphesiz olay yeri terkinin Genel Şartlar bağlamında haklı bir sebebe dayandığı noktasında ispat külfeti davalı sigortalı üzerindedir. Dolayısıyla gerek yasal düzenlemenin lafzi yorumu gerekse amaçsal yorumunda olay yerinin rücu sebebi teşkil etmeyecek şekilde terk edilebilmesi için sağlık veya can güvenliği nedeniyle ve bu durumun zorunluluk oluşturacak ölçüde bir ağırlıkta olması koşulu bulunması gerekecektir. Somut olayın incelenmesinde, sigortalı sürücüsünün kaza sonrasında kaza mahallinden ayrıldığının tarafların kabulünde olduğu, ilk derece mahkemesince alınan kusur bilirkişi raporunda trafik görevlilerince yol üzerinde park yasağı olduğuna dair herhangi bir bilgi notu düşülmediği, ayrıca çekici sürücüsünün sokak üzerinde seyir halinde iken önünde yolun sağında park halinde bulunan otomobilin görüş alanında bulunduğu, çekici araçlarının sağ tarafının bir kısmında kör nokta oluştuktan sonra kör noktayı gösteren aynaların devreye girdiği, bu aynaların sağ kapının üst kısmında ve ayrıca aracın ön camının ön kısmında olduğu, bu aynalar ile kör noktanın ortadan kalktığı, sürücünün aracının teknik olarak uzun ve geniş olması sebebiyle yoluna devam edemeyeceğini ve sola doğru dönemeyeceğini anlağı anda kazadan kaçınma adına durup yetkililere bilgi vermesi gerektiği, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yine mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı sigorta şirketi tarafından ödenen tutarın makul olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince kusur ve rücuya konu gerçek zararın tespiti ile olay yeri terk yönünden yaptığı değerlendirmenin yerinde olduğu, bu kapsamda her ne kadar aksi belirtilmiş ise de sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği ve ZMMS Genel Şartlarının B.4.f bendi uyarınca rücu koşulunun gerçekleştiği, olay yeri terkin zorunlu nedenle yapıldığının davalı yanca kanıtlanamadığı, dosya kapsamındaki mevcut belgelere göre aracın rayiç değerinin, onarım bedelinin ve değer kaybı miktarının tespitinde bir hukuka aykırılık bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.866,53 TL'den peşin alınan 467,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.399,53 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.