Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/459 E. 2026/793 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/459
- Karar No
- 2026/793
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/459 - 2026/793 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/459 KARAR NO : 2026/793
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/04/2025 NUMARASI : 2025/13 Esas - 2025/262 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 21/05/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.04/2022 günü davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, 1495. Caddeden gelip sola İvedik cadde çevre yolu istikametine dönüş yapmak istediği esnada sağından gelen ve kavşağa seyir hızı ile giriş yapan müvekkili şirkete ait araca çarparak maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini belirterek, fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın (50,00-TL araç hasar değer kaybı (belirsiz alacak), 50,00 TL araç mahrumiyet bedeli-kazanç kaybı tazminatı) belirsiz alacak davası olarak olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile 5.989,81-TL değer kaybı, 4.812,5 TL araç mahrumiyet zararı tazminatı talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili dilekçesinde; İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini, KDV hariç hesaplama yapılmasını, araç mahrumiyet zararının sigorta şirketinin sorumluluğunda olmadığını, faize ilişkin itirazlarının bulunduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, Dairemiz kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda; davalı Sigorta vekilinin beyan dilekçesi ile 26.07.2023 tarihinde davacıya 24.010,19-TL’lik ödeme yaptığı, davalı ...'in ise 18/02/2025 havale tarihli dilekçesi ile davacıya 16/06/2023 tarihinde 7.508,00-TL ödeme yaptığı bildirmiş olup, yapılan ödemelere ilişkin dekontun dosyaya sunulduğu, davacıya ait araç ile davalı ...’in sürücüsü olduğu, diğer davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın 01.04.2022 tarihinde karıştığı kazada davacıya ait aracın değer kaybına uğradığı, araç mahrumiyet zararı oluştuğu, BAM kaldırma kararı gereğince alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli 14/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada %70 oranında kusurlu olduğu, davacının kusurunun %30 olduğu, davalı araç sahibi ...'in %70 oranında kusuruna isabet eden miktar da dikkate alınarak davacının 12.250,00-TL değer kaybı, 4.900,0-TL araç mahrumiyet bedeli isteyebileceği, ancak davalı Sigorta Şirketinin değer kaybına ilişkin olarak 26.07.2023 tarihli 24.010,19-TL’lik ödemesi ile, davalı ...’in ise araç mahrumiyet bedeline ilişkin olarak yaptığı 16/06/2023 tarihli 7.508,00-TL ödeme dikkate alındığında davacının bakiye alacağının kalmadığı gerekçesiyle; “Konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı sigorta şirketinin değer kaybı zararına yönelik bir ödemesinin bulunmadığını, davacının Kasko şirketine yapılan ödemenin araç hasarının tamirine yönelik bir ödeme olduğunu, tamir ve onarım sebebiyle davacının sigorta şirketine yapılan ödemeyi aracın değer kaybına ilişkin bir ödeme gibi göstererek yerel mahkemeyi yanıltan davalı Sigorta Şirketinin kötüniyetli olduğunu ve bu nedenle Sigorta Şirketine yönelik davanın konusuz kaldığına ilişkin kararın doğru olmadığını, yine davalı ... tarafından yapılan ödemenin de davaya konu edilen zarara ilişkin olmayıp yerel mahkemenin ilk hükmünden sonra müvekkilinin başlatmış olduğu icra takibine ilişkin olduğunu, yapılan ödemenin icra dosyasına bildirildiğini, yeni verilen hüküm icraya konu edildiğinde bu kez davalı tarafından yapılan ödemenin vekalet ücretinden düşümü yapılacağından dolayı davacının araç mahrumiyet bedelinden mahrum kalmış olacağını, bu nedenle bu davalı yönünden de davanın konusuz kalmadığını, kaldı ki hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının da nazara alınmamasının doğru olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazası nedeniyle araç değer kaybı ve ikame araç bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Mahkemece verilen; “1) Değer kaybı tazminat talebi açısından; davanın kabulü ile, 25.989,81-TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi bakımından 23/06/2022 tarihinden, davalı ... bakımından ise kaza tarihi olan 01/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Araç Mahrumiyet Zararı tazminat talebi açısından; a-Davanın kısmen kabulü ile, 4.812,5 TL araç mahrumiyet zararı tazminatının davalı ... bakımından kaza tarihi olan 01/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, b-Davalı sigorta şirketi açısından araç mahrumiyet zararına yönelik talebin reddine,” dair kararın davalı Sigorta Şirketi tarafından istinafı üzerine Dairemizin 05/12/2024 gün ve 2023/1001 E. - 2024/1557 K. sayılı ilamıyla; “…Somut olayda, hükme esas alınan rapordaki “..araçta kısmi boya uygulaması nedeniyle en fazla hasar masrafı olan 37.128,30TL değer kaybı olacağı…” yönündeki “değer kaybı belirleme” yönteminin Yargıtay kararlarına uygun olmadığı, bilirkişi raporunun bu haliyle karar vermeye elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen şekilde, dava konusu aracın varsa dava konusu kazadan önceki tüm kazalarına ilişkin hasar bilgi ve belgeleri getirtilerek aracın modeli, markası, kilometresi ve özelliklerine göre olay tarihindeki hasarsız hali ile 2. el piyasa rayiç değeri ile kaza sonucu oluşan hasarları onarıldıktan sonraki hali ile yine olay tarihi itibariyle 2. el piyasa rayiç değerinin tespiti ile aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınarak, aracın tamirinin ekonomik olmaması halinde değer kaybının oluşmayacağı da nazara alınarak sonucuna göre ve ilk derece mahkemesi kararının davacı ve davalılardan ... tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle bir karar verilmek üzere..” HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırıldığı, kaldırma üzerine eldeki istinaf incelemesine konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Trafik kazası nedeniyle meydana gelen zararlardan; zarara sebebiyet veren sürücüler, işleten ve işletenin sorumluluğunu ZMMS ile üstlenen sigorta şirketi KTK'nın 85, 91 ve 88. maddeleri gereğince müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri TBK'nın 162/2 ve 163. maddelerine göre borcun tamamından sorumludur. Müteselsil borçlularda borcun sona ermesini düzenleyen TBK'nın 166. maddesinde; "(1) Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2) Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3)Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." düzenlemesine yer verilmiş, bu doğrultuda müteselsil borç nedeniyle alacaklıya halef olmayı düzenleyen TBK'nın 168/2 maddesinde de; "Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır." denilerek, bir borçlu lehine yapılacak olan iyileştirmenin, diğer borçluların aleyhine olması halinde, iyileştirmenin aleyhine olduğu, diğer borçluların da bundan istifade edeceği kabul edilmiştir. Somut olayda; davaya konu değer kaybı zararında davalı işleten ve işletenin ZMM sigortacısı olan diğer davalının müteselsil sorumlu oldukları sabit olup, yukarıdaki kanun maddeleri kapsamında müteselsil sorumlulardan biri tarafından yapılan ödeme diğer müteselsil sorumluyu da ödenen miktar kadar borcundan kurtarabilirse de bu ödemenin dava konusu tazminat kalemine ilişkin olup olmadığının açıkça belli olması gerekir. Mahkemece yargılama sırasında davalı Sigorta Şirketi tarafından, davacının dava dışı Kasko Sigortacısına (Gri Sigorta) ödeme yaptığını belirterek sunduğu makbuz davaya konu değer kaybı zararına yönelik olarak kabul edilmişse de, davalı sigorta şirketinin makbuz sunumuna ilişkin dilekçe içeriğinden makbuzun limit aşımında nazara alınması için sunulduğunun belirtildiği, ödemenin hangi zarar için yapıldığına dair bir beyanın bulunmadığı, makbuz içeriğinde de ödemenin hangi zarar için olduğu yönünde bir belirtmenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; mahkemece davalı Sigorta tarafından yapılan ödemenin hangi zarar için olduğu açıklığa kavuşturularak sonucuna göre davalıların sorumluluklarının sona erip ermediği, davanın konusunun kalıp kalmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın konusuz kaldığına karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının istinafının bu yönden kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece yukarıdaki eksiklikler tamamlanarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 10/04/2025 tarihli, 2025/13 Esas - 2025/262 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.