Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2218 E. 2026/733 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2218
Karar No
2026/733
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2218 KARAR NO : 2026/733

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2023/494 Esas-2024/418 Karar DAVA TARİHİ : 16/06/2023 KARAR TARİHİ : 28/05/2024 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali DAİRE KARAR TARİHİ : 14/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/04/2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/494 Esas 2024/418 Karar sayılı dosyasından verilen 28/05/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait elektrik aboneliğinde müvekkili şirket görevlilerince yapılan denetleme sırasında kaçak elektrik kullanımının tespit edilerek tutanak düzenlendiğini, kaçak elektrik tutanaklarına dayanılarak davalı adına kaçak elektrik faturası oluşturulduğunu, davalının kaçak elektrik faturalarını ödememesi üzerine davalı aleyhine İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2022/12870 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının söz konusu icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalı şirketin İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2022/12870 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan davalının asıl alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere İcra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, müvekkiline ait 17042390 tesisat nolu elektrik abonesine davacı firma yetkilileri tarafından kaçak elektrik tutanağı düzenlendiğini, düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağının usulsüz ve dayanaktan yoksun olduğunu, dağıtım şirketinin kaçak elektrik ile mücadele ederken adil davranması gerektiğini, kaçak kullanımının tespiti anında tutanak tutulurken tutanağın görevli personel, tanık ve abonenin imzalamasının gerektiğini, abonenin imzadan imtina etmesi durumunda kolluk veya muhtarın tanık olabileceğini, ancak tutanak incelendiğinde abone temsilcisi, muhtar ve tanık imzalarının olmadığının görüldüğünü, bu nedenle düzenlenen kaçak elektrik tutanağının dayanaktan yoksun olduğunu ve tahakkuk ettirilen borç ile ilgili olarak haksız şartın söz konusu olduğunu, EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve EPDK kurul kararlarına uygun olarak yapılmadığının ortada olduğunu, bu sebeple müvekkile haksız olarak borç yükletilmek istendiğini, düzenlenen tutanağın usulüne uygun olmadığı gibi, tespitin usulüne uygun olması açısından sayaç sökülerek yerine uygun bir sayaç takılmadığını ve inceleme yapılmadığını, bilirkişi incelemesinden önce dikkat edilmesi gereken unsurun; kaçak elektrik tutanağının ve tespit uygulamasının usulüne uygun olup olmadığı olduğunu, tespite konu sayaçların da bilirkişi marifeti ile incelenmesini talep ettiklerini, sayaç arızasının müvekkiline kaçak elektrik cezası şeklinde atfedilmeye çalışılmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı ... olarak öncelikle sayacın durumunu ve kaçak elektrik tutanağını doğru olarak tespit etmek ve düzenlemek zorunda olduğunu belirterek davacı tarafından açılan davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine ve %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "... davacı şirket tarafından, davalı şirketin daha önce de kaçak elektrik kullandığı ve davaya konu kaçak kullanımın mükerrer kaçak niteliğinde olduğu dosya içerisindeki Kaçak Kayıt Formunda belirtiltildiği, kaçak kullanım faturasının EPDK tarifelerinin 2 katı alınarak hesaplanması gerektiği, Elektrik Pıyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 'Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 4.i maddesinde; Gecikme zammı olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammını tanımladığı ancak davaya konu kaçak elektrik kullanımının gerçekleştiği yerin ticarethane olduğu ve ticari faiz oranlarının uygulanması gerektiği, asıl alacağa da takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, alacağın likit olmaması ve bilirkişi incelemesi ile belirlendiğinden ..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile İzmir 4. İcra Dairesinin 2022/12870 esas sayılı dosyasında davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 202.681,40 TL asıl alacak, 266,02 TL takip öncesi işlemiş ticari faiz ve 47,88 TL Takip öncesi işlemiş Ticari Faizin KDV'si olmak üzere toplam 202.995,30 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı ve davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Mahallesi'ndeki abonelikte "bara hattından harici hat çekmek" suretiyle kaçak elektrik kullanıldığının usulüne uygun düzenlenen K/133541 sayılı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı ile sabit olduğunu, kaçak tahakkukunun EPDK Mevzuatı ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42-46. maddelerine tam uyumlu olarak hesaplandığını, 90039085 seri numaralı faturada uygulanan 2,00 katı mükerrer çarpanın, tüketicinin başka bir abonelikte (17023553 tesisat no) daha önce kesinleşmiş kaçak kullanımının bulunmasından kaynaklandığını ve bu durumun yönetmeliğin 45/3. maddesi uyarınca hukuka uygun olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun, yönetmelikteki açık hükümlere aykırı şekilde hatalı birim fiyat ve çarpan üzerinden hesaplama yaptığını, bilirkişinin raporunda teknik tespitlerin dışına çıkarak hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunduğunu, bu durumun HMK m.279/f-4 ve Bilirkişilik Kanunu m.3/f.2 hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge niteliğinde olduğu ve davalı tarafça aksinin ispatlanamadığını, ayrıca kullanım yerinin ticarethane vasfında olması ve davalının tacir sıfatı nedeniyle uygulanacak faiz ve tarife türü konusundaki bilirkişi görüşlerinin de mevzuata aykırı olduğunu, çelişkili ve itiraza uğramış bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin tahakkuk ettirdiği 287.849,53 TL tutarındaki faturanın mevzuata uygun olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, müvekkile ait abonelik hakkında düzenlenen kaçak elektrik tutanağının usulsüz ve dayanaktan yoksun olduğunu, tutanakta abone, tanık ve muhtar imzalarının bulunmadığını ve bu nedenle geçersiz olduğunu, tutanağın EPDK mevzuatına uygun düzenlenmediğini, sayaç sökülüp incelenmeden ve yerine yeni sayaç takılmadan işlem yapıldığını, bu durumun tespitin usulüne aykırı olduğunu, mahkemenin öncelikle tutanağın usule uygun olup olmadığını değerlendirmesi gerektiğini, sayaç arızasının kaçak kullanım olarak değerlendirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı şirketin kendi personeli tarafından düzenlenen ve müvekkile tebliğ edilmeyen tutanağa dayanıldığını, bilirkişi raporunun keşif yapılmadan ve varsayımlara dayalı olarak hazırlandığını, hesaplamaların hatalı ve afaki olduğunu, davacı tarafın kendi hesaplamaları ile bilirkişi hesaplamaları arasında dahi ciddi fark bulunduğunu, bu durumun teknik hataları ortaya koyduğunu, yalnızca davacı beyanlarına dayalı değerlendirmenin güvenilir olmadığını, Yargıtay kararlarına göre kaçak kullanımın somut ve tarafsız delillerle ispatlanması gerektiğini, sayaç incelemesi ve tarafsız tanıklarla tespit yapılmadan hüküm kurulamayacağını, bu nedenlerle tutanakların ve buna dayalı borcun geçersiz olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen karar davacı ve davalı tarafça ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İlk Derece mahkemsince taraf delillerinin toplanmış, bilirkişiden rapor alınmıştır. Tutanak tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi - Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri başlıklı 42/1-a maddesi "Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir." hükmünü, Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin faturalandırılması başlıklı 46/3. maddesi "Tüketicinin aynı veya başka bir kullanım yerinde mükerrer kaçak elektrik enerjisi tükettiğinin tespiti edilmesi durumunda, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edildiği tarihte yürürlükte olan ve birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarifenin 2 katı göz önüne alınarak hesaplama yapılır." hükmünü içermektedir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan ve tüm dosya kapsamına göre; davalının .... Mah.... Cad. No:...adresinde 17042390 tesisat nolu abonelik ... A.Ş. adına iken 04.02.2022 tarihinde dava dışı şirket tarafından aboneliğin ve sonlandırıldığı ve bu tarihte abonelikteki sayacın 3.423,84 kwh endeks değerinde olduğu, ... A.Ş. görevlilerinin 12.09.2022 tarihinde bu işyerinde yaptıkları denetleme sırasında; ilgili tesisata bağlı ölçü devresi üzerinden sözleşmesiz kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilerek K-34754 seri nolu Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı düzenlendiği, davalı firma tarafından abonelik sözleşmesinin 22/09/2022 tarihinde başladığı, tutanağın düzenlenmesi sırasında işyerinde takılı olan sayacın 3.707,013 kwh endeks değerinde olduğu belirlenerek tutanağa geçirildiği, abonelik sözleşmesi olmaksızın elektrik enerjisi kullandığı, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin ‘Kaçak Elektrik Enerjisi Tüketiminin Faturalandırılması’ başlıklı 46. Maddesinde; Tüketicinin aynı veya başka bir kullanım yerinde mükerrer kaçak elektrik enerjisi tükettiğinin tespiti edilmesi durumunda, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edildiği tarihte yürürlükte olan ve birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarifenin 2 katı göz önüne alınarak hesaplama yapılacağı yine perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması olmayanlara ilişkin kaçak elektrik enerjisi tüketimindeki hesaplamalar, ticarethane tüketici grubuna uygulanan birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarife üzerinden yapılacağı şeklinde belirlendiği, davacı şirket tarafından, davalı şirketin daha önce de kaçak elektrik kullandığı ve davaya konu kaçak kullanımın mükerrer kaçak niteliğinde olduğu dosya içerisindeki Kaçak Kayıt Formunda belirtiltildiği, kaçak kullanım faturasının EPDK tarifelerinin 2 katı alınarak hesaplanması gerektiği, Elektrik Pıyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 'Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 4.i maddesinde; Gecikme zammı olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammını tanımladığı ancak davaya konu kaçak elektrik kullanımının gerçekleştiği yerin ticarethane olduğu ve ticari faiz oranlarının uygulanması gerektiği, asıl alacağa da takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına dair kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı davacı ve davalı tarafın istinaflarının haklı olmadığı görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, bilirkişi raporunun karar vermeye yeterli, taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli olduğu ve bu konuda dairemizce kabul edilen temel ilkeler doğrultusunda hazırlandığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/494 Esas 2024/418 Karar sayılı dosyasında verilen 28/05/2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcından, davacı tarafından yatırılan TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan bakiye TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı taraftan alınması gereken 13.866,60 TL istinaf nispi karar harcından, davalı tarafından yatırılan 3.466,65 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan bakiye 10.400,15 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kayıdına, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin üzerilerinde bırakılmasına, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 14/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2218, K. 2026/733, T. 28.05.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2218-e-2026-733-k-53eff1e33218