Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/220 E. 2024/581 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/220
Karar No
2024/581
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/220 - 2024/581 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/220 KARAR NO : 2024/581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :.... ÜYE : .... ÜYE : ... KATİP : ....

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/1096 Esas, 2023/653 Karar KARAR TARİHİ : 23/05/2023

DAVACILAR : 1-) .... 2-) .... 3-) .... 4-) .... 5-) ... VEKİLİ : Av. .... DAVALILAR : 1-) ... VEKİLLERİ : Av.... Av. ... Av. ...

2-) .... VEKİLLERİ : Av. ...

Av. ...

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 01/04/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2024

Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, muris ...'nun sağlığında davalı bankadan 150.000 TL tutarında ihtiyaç kredisi kullandığını, davalı banka tarafından, mezkur kredinin teminat altına alınması amacıyla muris ... adına, diğer davalı sigorta şirketi nezdinde 24/09/2019 - 24/09/2020 vadeli, ... numaralı "Esnafa Hayat Sigortası Grup Poliçesi" isimli 150.000 TL vefat teminatlı hayat poliçesi yaptırıldığını, muris ...'nun 24/12/2019 tarihinde vefat ettiğini, murisin mirasçıları olan müvekkilleri tarafından sigorta şirketine başvuru yapılarak kredi borcunun poliçe teminatları kapsamında ödenmesi talebinde bulunulduğunu ancak sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlali gerekçesi ile talebin reddedildiğini, murise poliçe tarihinde "Sağlık Beyan Formu" imzalatılmadığını, yalnızca "Başvuru Formu" kısmında yer alan "Sağlık Soruları" bölümünde matbu "Hayır" - "Evet" şeklinde kutucuklar yer almakta olduğunu, bu kutucukların banka görevlisi tarafından işaretlendiğini, anılan formların hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, ölüm belgesindeki hastalık teşhisinin yeni bir tanı olduğunu ileri sürerek davalı banka tarafından talep edilen/talep edilebilecek borcun yokluğuna (menfi tespitine), uyuşmazlık konusu kredi borcuna ilişkin Halk Hayat ve Emeklilik AŞ tarafından (fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik) 20.000 TL'nin ödenmesine şeklinde muarazanın giderilmesine, uyuşmazlık konusu kredi borcu için ödenen tutar var ise; davacı yasal mirasçılara ödemenin yapıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile geri ödenmesine, uyuşmazlık konusu kredi borcunu aşan hayat poliçesi teminat limitinin de mirasçı sıfatıyla davacılara yasal mirasçılara 03/02/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Halk Hayat ve Emeklilik AŞ vekili, sigortalı murisin vefatından sonra davacı mirasçıların müvekkili şirkete başvurduğunu ve rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigorta tazminatı için talepte bulunduğunu, davacılardan riziko değerlendirme için gerekli evrakların talep edildiğini, evrakların incelenmesi akabinde sigortalının sözleşmenin başlangıç tarihinden önce gelen, mevcut bulunan kalp hastalığını 26213957 no'lu poliçesi için 24/09/2019 tarihli sağlık beyan formunda beyan etmemesi nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğini, sigorta başlangıcından evvel sigortalının kalp hastalığının mevcut olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirkete mevcut kalp hastalığı ile ilgili bilgi verilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı T.Halk Bankası AŞ vekili, müteveffanın kalp hastalığını gizlediğinden sigorta şirketince ödeme yapılmadığını, davanın muhatabının hayat sigortasını yapan sigorta şirketi olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın kredi sözleşmesinden kaynaklı yapılan hayat sigortası sebebiyle menfi tespit istemine ilişkin olduğu, murisin sigorta sözleşmesi imzalandığında kalbinde stent takılı olup murisin sözleşme tarihine kadar kalp rahatsızlığı sebebiyle uzun süre tedavi gördüğü, bu bağlamda murisin kalp rahatsızlığını kasten gizlediği ve sigorta şirketine beyan etmediği kanaatine varıldığı, murisin sunulan belgelerden anlaşıldığı üzere kalp rahatsızlığı olup olmadığı ile ilgili bilgilendirildiği ve murisin rahatsızlığı olmadığına dair kutucuğu kendi kalemi ile işaretleyip aynı sayfanın altını imzaladığı, bu bağlamda murisin rahatsızlığını kasten gizlediği ve beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, sigorta şirketinin matbu evrak kullanmaması sebebiyle müterafik kusurunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf talebinde bulunan davacılar vekili, sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, murisin ölüm belgesindeki hastalık teşhisinin yeni bir tanı olduğunu, sigortacının araştırma, aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, kredi sözleşmesi kapsamında yaptırılan hayat sigortası sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken sigorta tazminatının sigorta şirketince bankaya ödenerek muarazanın giderilmesi, kalan kredi borcu nedeniyle davalı bankaya borçlu olunmadığının tespiti ile banka tarafından tahsil edilen kredi taksitlerinin istirdadı ile bakiye poliçe teminatının ödenmesi talebine ilişkindir. Dava, tüketici mahkemesinde açılmış olup Bursa 1. Tüketici Mahkemesinin 2020/147 Esas, 2022/279 Karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın ticari kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi sonucu dosyanın tevzi edildiği Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince yargılama yapılarak yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verildiği görülmektedir. 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca, göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. HMK m. 114/1-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflarından birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda davacıların murisinin davalı bankadan işletme kredisi kullandığı ve kullandığı krediye istinaden davalı sigorta şirketi tarafından hayat sigortası yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava, bankaya ve sigorta şirketine karşı birlikte açılmış olup davacıları ile davalı banka arasındaki hukuki uyuşmazlık muris tarafından akdedilen işletme kredi sözleşmesinden, davalı sigorta şirketi ile meydana gelen uyuşmazlık ise hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Hayat sigorta sözleşmelerinin, niteliği gereği sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. 6502 sayılı TKHK'nın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, davacıların murisi tüketici konumunda olup davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olmasından dolayı, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakma görevi de 6502 sayılı TKHK m. 3, 73/1 ve 83/2 hükümleri uyarınca tüketici mahkemesine ait bulunmaktadır (Yargıtay 17. HD'nin 16/05/2017, E. 2017/198, K. 2017/5526; 24/09/2018, E. 2015/18647, K. 2018/8119 tarih ve sayılı kararları). Her ne kadar davacılar ile davalı banka arasındaki uyuşmazlık kredi sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle mutlak ticari dava ise de, davalı sigorta şirketi yönünden tüketici mahkemesi görevli olduğundan davaya daha özel görevli mahkeme olan tüketici mahkemesi tarafından bakılması gerekmektedir. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta, tüketici mahkemesinin davaya bakmakta görevli olduğu yönünde karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevsizlik kararı verilmek üzere kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-) Kararın kaldırılma nedenine göre davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının davacı tarafa iadesine, 5-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin yeniden verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine, 6-) Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a ve m. 362/1-g hükümleri gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/04/2024

... Başkan .... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip .... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/220, K. 2024/581, T. 23.05.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-220-e-2024-581-k-a00f1495a1d8