Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/170 E. 2026/634 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/170
Karar No
2026/634
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/170 Esas KARAR NO : 2026/634 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2023 NUMARASI : 2020/471 Esas-2023/1135 Karar (Birleşen Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/331 Esas sayılı dosyası)

ASIL VE BİRLEŞEN DOSYA DAVACISI : ...- ... VEKİLLERİ : Av. ...- [ Av. ...

ASIL VE BİRLEŞEN DOSYA DAVALISI :...- ... VEKİLLERİ : Av. ...- [ Av. ...- ...

ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine asıl ve birleşen davada açılan itirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DOSYADA İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ile müvekkili şirket arasındaki borç-alacak ilişkisinin “... Kurulumu Projesi İnşaat Yapım İşi"nden kaynaklandığını, adı geçen iş kapsamında müvekkili tarafından imal edilen ve eksiksiz biçimde davalı iş sahibine teslim edilen imalatlar ve seranın çalışması için gerekli teknik sistem bedellerinin tahsili için takip müstenidi faturaların düzenlendiğini ve takip öncesinde davalı tarafa tebliğ edildiğini, söz konusu faturaların davalı tarafça hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin kabul edildiğini, takip konusu faturalara davalı tarafça yasal süresi içinde itiraz edilmediği için davalı tarafın temerrüde düştüğünü ve faturaların içerik olarak kesinleştiğini beyan ederek, davanın kabulü ile, davalı tarafın Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/45761 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, %40'ı oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. ASIL DOSYADA YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; söz konusu sera yapım işi için imzalanan sözleşmenin 18. maddesinde, açık avans ödemesi yapılacağının kararlaştırıldığını, buna göre ödemelerin yüklenici tarafından işin eksiksiz tamamlanması ve Bakanlık Hibe Destekli Proje dosyasının kapanmasından sonra yapılacağının hükme bağlandığını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri fazlası ile yerine getirmesine rağmen, davalının işi süresinde tamamlayamadığını, eksik ve hatalı imalatlar yaptığını, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında eksiklikler ortaya çıktıkça, müvekkili tarafından gizli ayıplar belirlendikçe, bu eksikliklerin tamamlanmasının muhatap firmadan istenildiğini ancak davacı tarafça yapılacağının söylenerek müvekkilinin sürekli oyalandığını, seradaki müvekkilinin zararı giderilmediği gibi iş bu eksik ve hatalı imalatların bir türlü düzeltilmediğini, bunun noter aracılığı ile bildirildiğini, davacı tarafça şartnameye aykırı malzeme kullanıldığını, davacının kusuru olmasına rağmen hakediş evrakını imzadan imtina etmesi nedeniyle davalı müvekkilinin desteğini alamadığını, davacının kusuru nedeniyle milyonlarca fidenin zayi olduğunu belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DOSYADA İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu şirket ile müvekkili şirket arasındaki borç-alacak ilişkisinin “... Sera Kurulumu Projesi İnşaat Yapm İşi"nden kaynaklanmakta olduğunu, adı geçen iş kapsamında müvekkili tarafından imal edilen ve eksiksiz biçimde davalı iş sahibine teslim edilen imalatlar ve seranın çalışması için gerekli teknik sistem bedellerinin tahsili için takip müstenidi faturaların düzenlendiğini ve takip öncesinde davalı tarafa tebliğ edildiğini, söz konusu faturaların davalı tarafça hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin kabul edildiğini, takip konusu faturalara davalı tarafça yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği için davalı tarafın temerrüde düştüğünü ve faturaların içerik olarak kesinleştiğini beyan ederek, davalı tarafın Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/45761 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, %40'ı oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

BİRLEŞEN DOSYADA YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin başvurusu üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı'nın “Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı" kapsamında, hibe destekli "... Çiçek Yetiştiriciliği Üzerine Yenilenebilir Enerjili Sera Kurulumu Projesi İnşaat Yaptın İşi"nin ihale ile yaptırılmasının uygun bulunduğunu, işbu proje kapsamında müvekkili şirketin 1.996.491,46 TL+ KDV bedelli sera kuruluşu işini davacı şirkete ihale ettiğini, söz konusu sera yapım işi için imzalanan sözleşmenin 18. maddesinde, açık avans ödemesi yapılacağının kararlaştırıldığını, buna göre ödemelerin yüklenici tarafından işin eksiksiz tamamlanması ve Bakanlık Hibe Destekli Proje dosyasının kapanmasından sonra yapılacağının hükme bağlandığını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri fazlası ile yerine getirmesine rağmen, davacının işi süresinde tamamlayamadığını, eksik ve hatalı imalatlar yaptığını, davacının 03.10.2017 tarihinde kendisine teslim edilen işi teslim tarihinden 150 gün içerisinde tamamlayacağını taahhüt ettiğini, buna göre davacının 04.03.2018 tarihinde tamamlaması gerekirken çok gecikmeli olarak ve eksik olarak 13.06.2018 tarihinde müvekkili tarafından teslim alınmak zorunda kalındığını, zira aksi halde İl Gıda Tarım Müdürlüğünce projenin bitim süresinin dolması nedeniyle işin feshedilmesi ve devletten alınacak hibenin yanması riskinin söz konusu olduğunu, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında eksiklikler ortaya çıktıkça, müvekkili tarafından gizli ayıplar belirlendikçe, bu eksikliklerin tamamlanmasının davacı muhatap firmadan istendiğinde yapılacağının söylenerek müvekkilinin sürekli oyalandığını, seradaki ürünlerin zarar görmemesi için müvekkilinin bazı imalatları kendisinin yenilemek zorunda kaldığını, müvekkilinin zararı giderilmediği gibi işbu eksik ve hatalı imalatların bir türlü düzeltilmediğini, bunun üzerine İzmir 28. Noterliğinin 08.08.2018 tarih ve 17748 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek müvekkilinin hibe desteğini alabilmesi için eksikliklerin tamamlanması, faturaların tanzim edilerek müvekkiline gönderilmesinin istendiğini, davacı tarafça şartnameye aykırı malzeme kullanıldığını, davacının kusurlu olmasına rağmen hakediş evrakını imzadan imtina etmesi nedeniyle müvekkilinin hakedişin ikinci ve son 793.776,97 TL’nin %50’si olan 396.888,49 TL tutarındaki hibe desteğini alamadığını, davacının kusuru nedeniyle milyonlarca fidenin zayi olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirket zararının 5.000.000,00 TL’den daha fazla olduğunu beyan ederek, haksız davanın reddine, davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 01/11/2023 tarihli ve 2020/471 Esas ve 2023/1135 Karar sayılı kararında özetle; Asıl Dava Yönünden; Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2019/23200 Esas sayılı icra dosyası ile; Davacı/alacaklı... A.Ş. vekili 05/07/2019 tarihli takip talebi ile davalı/borçlu.... Tic. A.Ş.'ye 61.563,99 euro fatura alacağı 9.077,74 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.641,73 EURO tutarında alacağa istinaden icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı olarak 10/09/2018 tarih 017002 nolu 61.563,99 euro tutarlı fatura gösterildiği, davalı borçlu şirket vekilince takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkemece alacağın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan bilirkişi raporlarından özellikle 03/05/2023 tarihli raporda ve itiraz üzerine alınan ek raporda; asıl davaya konu olan faturanın davalının ticari defterlerinde yer almadığı, bununla birlikte asıl davasının konusu 17002 numaralı faturadaki ürünlerin 17003 numaralı faturadaki ürünlerle birebir uyumlu olduğunun belirtildiği görülmektedir. Dolayısıyla hüküm kurmaya ve denetime elverişli görülen bu raporda da belirtildiği gibi; asıl davada davaya konu takiple talep edilen miktarın mükerrer olarak talep edildiği vicdani kanaatine varılarak asıl davanın reddine; takibin haksız ve kötü niyetli olmadığı belirtilerek davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen Dava Yönünden; Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/45761 esas sayılı icra dosyası ile; davacı/alacaklı... A.Ş. vekili 19/12/2018 tarihli takip talebi ile davalı/borçlu ... A.Ş.'ye 936.728,48 TL fatura alacağı 10.787,73TL işlemiş faiz 309,75 TL ihtar protestosu masrafından 648.265,49 TL takip öncesi yapılan tahsilat asıl alacaktan mahsup edilerek toplam 299.560,47 TL tutarında alacağa istinaden icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı olarak 10/09/2018 tarih 017001 nolu 569.077,13 TL tutarlı fatura ile 10/09/2018 tarihli 017003 nolu 367.651,35 TL tutarlı faturalar gösterildiği, davalı borçlu şirket vekilince takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Bu dava yönünden ise; davacı tarafın, 17001 ve 17003 numaralı faturalara ilişkin olarak icra takibi başlattığı görülmektedir. Alınan bilirkişi raporlarında; bu iki faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibariyle davalının davacıya borçlu olduğunun görüldüğü anlaşılmaktadır. Borç miktarı ise yapılan ödemeler düşüldüğünde 299.572,05TL'dir. Her ne kadar davalının ticari defterlerinde bu oran daha düşükse de, davalı davacının defterinde görülen miktardan daha fazla ödeme yaptığını yazılı olarak kanıtlayamadığından asıl alacağın yukarıdaki miktar olduğuna mahkemece kanaat getirilerek, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ve alacağın likit olduğu gözetilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir." gerekçesi ile, birleşen davanın kabulü ile, davalının hakkında yapılan Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/45761 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 299.572,05 TL üzerinden devamına, asıl alacağın % 20'si olan 59.914,41 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl dosya yönünden davacı vekili tarafından verilen 04/01/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, birleşen davaya konu edilen 17003 nolu faturada yazılı ibarelerle asıl davaya konu edilen 17002 nolu satış faturasında yazılı ibarelerin birbirine karıştırıldığını, "montajı yapılacak mal" ile "montaj işçiliği"nin ayırdına varılamadığını, birleşen davaya konu proje kapsamında temini davalı iradesine bırakılarak perde ve sinek tülü montajı işinin müvekkili tarafından üstlenilmiş olması ve ilerleyen süreçte davalının bu malların temini hususunda müvekkiline ayrıca başvurmuş olması sebebiyle taraflar arasında sera yapımı işine ilişkin 03.10.2017 tarihli sözleşmeden çok sonra 07.02.2018 tarihinde montaj ve işçilik hizmeti içermeksizin yalnızca satıma konu malın teminine ilişkin ayrı bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin davalıyı ayrı bir yükümlülük ve borç altına soktuğunu, fatura ve fatura dayanağı sözleşme birlikte incelendiğinde malların türü ve bedellerinin harfiyen uyuştuğu, temin edilmesi sözleşme ile kararlaştırılan malların karşılığında kararlaştırılan ve teslim edilen şekilde fatura düzenlendiğinin açıkça görüldüğünü, dava konusu faturanın kaynağı olan satış sözleşmesinin, HMK uyarınca geniş anlamda adi senet ve kesin delil vasfına sahip olduğunu, davalının, bu faturayı kabul ettiğini, asıl dava konusu fatura (17002) hakkında farklı tarihli raporlarda "faturanın birleşen dava konusu alacağın içerisine dahil olduğu" şeklindeki bilirkişilerin kişisel kanaatlerinin yok hükmünde olduğunu, bilirkişilerin bir takım varsayım ve kişisel kanaatlerde bulunduklarını, mahkemenin bu hususu dikkate almadan hüküm kurduğunu, tacir olan davalının yeni sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinden eski sözleşmeye atıfta bulunarak kurtulamayacağı husunun göz ardı edildiğini belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından katılma yolu ile verilen 17/12/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin "Birleşen davanın KABULÜ ile, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/45761 Esas sayılı dosyasında davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 299.572,05TL üzerinden devamına" karar verdiğini, devamında müvekkil aleyhine "asıl alacağın %20'si olan 59.914,41TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verdiğini, aynı dava dosyasında Davacının 299.572,05 TL alacak talebini kabul edip icra inkar tazminatına hükmederken, davacının 17002 no.lu 61.563,99 Euro bedelli alacağı hakkında red kararı verip, davacı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmemesi doğru olmadığını, yerel Mahkemenin icra inkar tazminatının red gerekçesi olarak "takibin haksız ve kötü niyetli olmadığı" olmadığının yazıldığını, müvekkili aleyhine tazminat kararı gerekçesi olarak müvekkilinin haksız ve kötüniyetli itiraz ettiği" şeklinde bir gerekçe yapılmamışken, davacının "kötü niyetli olmadığı" gerekçesinin kendi içinde çelişkili olduğunu, davacının 17002 no.lu 61.563,99 Euro bedelli alacağı hakkında Ankara BATI icra Müdürlüğünün 2019 / 23200 Esas dosyasıyla icra takibi başlattığını, yerel Mahkemenin bu alacak hakkında red kararı verdiğine göre davacının bu icra takibini haksız olarak başlattığının anlaşıldığını, bu nedenle davacının Ankara BATI icra Müdürlüğünün 2019 / 23200 Esas dosyasıyla icra takibine konulan 70.641,73 euro alacağın en az %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesine karar verilmesi gerektiğini, Yine yerel mahkemenin Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/45761 esas sayılı icra takibine konu BİRLEŞEN davayı kabul gerekçelerinin yerinde olmadığını, davacının müvekkilinden alacaklı olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye konu işleri eksik ve ayıplı yaptığının bilirkişi raporları ile ispatlandığını, Yerel mahkemedeki ihtilaf; - Davacının, müvekkile taahhüt ettiği işleri zamanında yapıp yapmadığı, - Davacının, müvekkile taahhüt ettiği işleri eksik / ayıplı yapıp yapmadığıdır. 4-a) Davacının, müvekkile taahhüt ettiği işleri zamanında yapıp yapmadığı. 24.11.2021 düzenleme tarihli bilirkişi raporu sayfa 5, madde 10 sonunda, "taraflar arasındaki sera kurulum sözleşmesinin süresinde tamamlanmadığı" tespit ve ispat edilmiş, bunun aksini gösteren bir rapor dosyaya sunulmadığını, 4-b) Davacının, müvekkile taahhüt ettiği işleri eksik / ayıplı yapıp yapmadığı. 24.11.2021 düzenleme tarihli bilirkişi raporu sayfa 6, madde 11 sonunda, "taraflar arasındaki sera kurulum EKSİK ve AYIPLI işleri olduğu" sayfa 6, madde 12'de, "perde yapım işinde uygun malzeme kullanılmadığı" Bayındır Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022 / 56 Tal dosyasından düzenlenen tarihsiz bilirkişi raporu sayfa 2, madde 2'de; "Eksik ve hatalı işler neler olduğu, Eksik ve hatalı imalatların seraların kullanımında çeşitli arızalara sebep olduğu" Tek katlı ve perde mekanizmasının yapıldığı 275 gr / m2 sıcak daldırma galvaniz kaplı çelik yapılması gerekirken buna uygun malzemeler KULLANILMADIĞI, Kullanılan malzemelerde paslanma (korozyon) olduğu TSE standartlarına UYMADIĞI, Havalandırma motorlarının çalışması sonrasında sabit durmayıp, geri kaçarak açılan pencereler kendiliğinden kapandığı"nın tespit ve ispat edildiği, ve bunun aksini gösteren bir rapor dosyaya sunulmadığını, 24.11.2021 Tarihli, ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; Rapor sayfa 6 ve 7, madde 13'de ;Hasar gören bitki / çiçekler zararı toplamının 128.560,00 TL Yırtılan / patlayan naylon zararının 96.440,00 TL Çıta / klips masrafının 15.050,00 TL olmak üzere toplam zararın 237.050,00 TL olduğu görüş bildirildiğini, 2022 temmuz (Tarihsiz)... tarafından hazırlanan Bilirkişi raporunda; "Sf 4; Tarafların beton döküm işinden vazgeçtiği 179.004,85 TL fazla ve yersiz faturalamanın davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği"ne yer verildiğini, yerel mahkeme dosyasında bunun aksine bir veri olmamasına rağmen, 79.004,85 TL fazla ve yersiz faturalama davacının alacağından mahsup edilmediğini, yine bilirkişi raporuyla belirlenen müvekkilin toplam zarar olan 237.050,00 TL, davacının alacak talebinden düşülmediğini, yerel Mahkemenin "davalı davacının defterinde görülen miktardan daha fazla ödeme yaptığını yazılı olarak kanıtlayamadığı" gerekçesini yazmış olsa da dosyaya bunun aksini gösteren deliller sunulduğunu, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığı gibi davacıdan alacaklı olduğunu, davacının müvekkiline düzenlendiği TÜM faturaların 09.02.2018 tarih, 16986 numaralı, 1.162.813,99 TL (+ KDV) 10.09.2018 tarih, 17001 numaralı, 482.268,76 TL (+ KDV) 10.09.2018 tarih, 17003 numaralı, 311.568,94 TL (+ KDV) olmak üzere toplam 1.956.651,59 TL + KDV = 2.308.848,87 TL müvekkili tarafından davacıya yapılan ve belgeleri dosyaya sunulan ödemeler toplamının ise, 2.050.500,00 TL olduğunu, buna göre müvekkiline düzenlenen faturalar toplamının 2.308.848,87 TL, müvekkilinin ödemeler toplamının 2.050.000,00 tl olduğunu ve müvekkilinin olması gereken müvekkil borcunun 258.848,87 tl olduğunu, davacının eksik yaptığı beton işi nedeniyle müvekkil alacağının 176.004,85 tl, eksik / hatalı yapılan işler nedeniyle müvekkilinin toplam zararının -237.050,00 tl olduğunu, bu hesaba göre müvekkilinin davacıdan alacağının + 154.205,98 TL olup görüldüğü üzere müvekkilinin borçlu değil tam tersine alacaklı olduğunu, Davacının, müvekkiline taahhüt ettiği işleri zamanında yapmadığı gibi taahhüt ettiği işleri eksik / ayıplı yaptığının bilirkişi raporları ile tespit edildiğini, ancak bu hususun bilirkişi raporlarında hesaplama yapılırken dikkate alınmadığını, veya eksik olarak dikkatte alınarak borç-alacak ilişkisinde mahsup yapılırken hatalı hesaplandığını, bu bakımından müvekkili şirket yönünden sadece aleyhe durumların dikkate alındığını, bu durumun dava sonucu yönünden hüküm kısmında da göz ardı edildiğini ve bu eksik / hatalı bilirkişi raporlarına dayanarak 17001 ve 17003 nolu faturalardan yapılan ödemeler kısmen mahsup edilip müvekkili tarafından yapılan beton işi sebebiyle müvekkilinin alacağının mahsup edilmediğini belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, birleşen davanın da reddine karar verilmesini ve davacı yanın haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, ve birleşen dava “... Kurulumu Projesi İnşaat Yapım İşi" kapsamında davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibi hakkında iş bedeli karşılığı düzenlenen faturalara istinaden başlatılan icra takiplerine davalı yanın yaptığı itirazların iptali ile, takiplerin devamı ve % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtilen gerekçeler ile, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçeler ile istinaf yoluna başvurdukları anlaşılmıştır. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında ve asıl davaya konu faturanın istinat ettiği sözleşme metni altında davalı yanın imzasının bulunmadığı da gözetildiğinde mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin, bu karara karşı yapmış oldukları istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/11/2023 tarihli 2020/471 Esas 2023/1135 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış oldukları istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan asıl dosyada alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 9.974,18 TL'den mahsubu ile kalan 9.242,18 TL'nin asıl ve birleşen dosyalarda davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından asıl ve birleşen dosyalar için alınması gerekli 21.195,77 (732,00+20.463,77) TL istinaf karar harcından, asıl ve birleşen dosyalarda davalı tarafından peşin olarak yatırılan 5.115,94 TL'nin mahsubu ile kalan 16.079,83 TL istinaf nispi karar harcının asıl ve birleşen dosya davalısından tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın dairemizce taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 23/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/170, K. 2026/634, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-170-e-2026-634-k-0c4ae2ef594b