Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1694 E. 2026/606 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1694
- Karar No
- 2026/606
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1694 Esas
KARAR NO : 2026/606
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/04/2022
NUMARASI : 2017/1241 Esas, 2022/354 Karar
ASIL DAVADA
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2017/1304 ESAS, 2017/1102 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/04/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket, müvekkili şirket yetkilileri ve davalı arasında ... ... sözleşmesi imzalandığını,davacılar tarafından ödenmesi gereken kira bedeli, royalty faturaları davacı firmaca muhatap alt kiraya veren firmaya her ay ödenmesi gereken vakitte ve eksiksiz olarak ödendiğini, ancak davalının, dava dışı kiraya veren şahsa kira bedelini ödemediğini, müvekkilinin davalıya toplam 150.000-TL bedelli teminat çeki verdiğini, 02/10/2017 tarihinde, müvekkilleri tarafından kiralanan gayrimenkul ve ... sözleşmesinin .... Ltd. Şti. adlı firmaya devredildiğini, müvekkilleri ile davalı ... şirketi arasındaki sözleşmenin fesih ve devir protokolü ile sona erdiğini, davalının ihtara rağmen teminat çeklerini iade etmediğini ileri sürerek, ... Kadıköy Şubesi'ne ait herbiri 50.000-TL bedelli; ... seri no'lu 10/02/2018 tarihli, ... seri no'lu 20/02/2018 tarihli ve ... seri no'lu 10/03/2018 tarihli çekler dolayısıyla borçlu olmadıklarının tespitine, söz konusu çeklerin iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVAYA CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı işletmekte olduğu cafe işletmeciliğine en uygun olan, merkezi konumdaki işletmeyi her ay zarar edecek şekilde işleterek, kira ödemelerini zamanında yapmadığını, bu nedenle birçok icra takibi ve davayla karşı karşıya kalındığını, teminat amaçlı verildiği iddia edilen çeklerin depozito amacının aksine, mecurun tahliye tehdidi altında olması ve davaların müvekkil şirket aleyhine sonuçlanması tehlikeleri nedeniyle müvekkil şirket nezdinde bırakıldığını, davacının bütün iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ve şirket şirket yetkilisi olan diğer müvekkilleri ile davalı arasında ... ... sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin yükümlülüklerini eksiksiz olarak ödendiğini, ancak davalının, dava dışı kiraya veren şahsa kira bedelini ödemediğini, haciz ve tahliye ile karşı karşıya kalan müvekkilinin, hiçbir sorumlulukları ve kusurları bulunmaksızın icra dosyasına105.430,11-TL ödendiğini, müvekkili ... tarafından da, ...'na, 03/10/2017 tarihinde geçmiş dönem kira borcu adı altında 251.040-TL ödeme yapıldığını, davalı şirket adına haksız ve mesnetsiz ödemeler ile ... bedeli ve cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürerek şimdilik, davacının kiralayan ...'na ödediği 251.040-TL'nin, cari hesaptan kaynaklı 38.000-TL'nin fazla ödenmiş 2 senelik 18.000-Avro ... bedelinin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının ve davalının usulüne uygun tüm ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davacı tarafından sunulan muavin kayıtlarınının diğer ticari defterlerinin sunulmaması sebebiyle teyit edilemediği, davacı tarafça sunulan muavin kayıtlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından savcılık emanetinde bulunan envanter defterinin incelenmesi talep edilmiş ise de, dosya kapsamında alınan kök ve ek rapor dikkate alındığında anılan kayıtlarında usulüne uygun olmaması sebebiyle delil kabiliyetinin olmadığı, tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının asıl dava yönünden dava konusu çeklerin teminat çeki olarak verildiğini ispat edemediği, birleşen dosya taleplerine yönelik iddiaların varlığına ve ispatına ilişkin sunulmuş yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde, asıl ve birleşen dava dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek, asıl dava yönünden; gerekçeli kararın diğer kısımları ile açık çelişki taşıyan ve taraflarınca ibraz edilen ve davalı tarafça itiraz konusu edilmeyen yazılı senetlerin hükme esas alınmadan kurulan kararın kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu çeklerin teminat amaçlı verildiği iddiasının yazılı senetle ispatlanamadığı şeklindeki ret gerekçesi somut olayla uyuşmadığını, yerel mahkeme tarafından gösterilen gerekçelerin aksine bu çeklerin teminat amaçlı verildiği, senet niteliğine haiz birden fazla belge ile ispatlandığını, ispat yükünü yerine getirdiklerini, birleşen dava yönünden; müvekkili firmaya ait muavin defterleri, kasa defteri ve envanter defterinin bilirkişi incelemesi için dosyaya ibraz edildiğini, söz konusu muavin defterlerinde yapılan incelemede bilirkişi heyeti tarafından yapılan 251.040-TL ödemenin davalıya daha öncesinde ödenmiş olması durumunda, ikinci defa ödenmek zorunda kalınan bu tutarın davalıdan istenebilece şeklinde değerlendirme yapılmasına rağmen, haklı davalarını reddeden yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 45.000-Euro ... bedeli ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak 3. sene sonunda yapılan fesih nedeniyle 2 senelik sözleşme bedeli karşılığı ... bedelinin müvekkile iade edilmesi gerektiğini, ... Ana Sözleşmesinin ilgili maddesinde yer alan banka hesap bilgilerine ait dökümlerin, dava dilekçemizin delil kısmında banka kayıtlarının yer almasına rağmen celp edilmeden yerel mahkeme tarafından reddedildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Asıl dava menfi tespit, birleşen dava sözleşmeye dayalı alacak talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karar asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Karar başlığında, asıl ve birleşen davada davacılar birlikte gösterilerek asıl davada sadece ...Limited Şirketi davacı olduğu halde, ... ve ...'ın da asıl davada davacı olarak davacı olarak gösterilmesi doğru görülmemiştir.
Asıl davada davacı vekili, 24/11/2014 tarihinde imzalanan devir protokolünün 4. maddesinde, kiracı davalı şirketin asıl kiralayana verdiği 150.000-TL depozito bedeline karşılık gelen 6 ay vadeli teminat amaçlı çek/çekler verileceği ve her 6 ayda bir bu teminat amaçlı verilmiş çek/çeklerin yenisi ile değiştirileceğinin hüküm altına alındığını, 08/09/2017 tarihinde davalı ... şirketinin çalışanı olan ... tarafından, teminat çeklerinin elden alındığını ileri sürmüş, davalı vekili 18/12/2018 tarihli cevap dilekçesinde, 150.000-TL depozito bedeline ilişkin teminat amaçlı verildiği iddia edilen çeklerin, depozito teminat amacının aksine, davalının maruz kaldığı riski paylaşma taahhüdü, mecurun tahliye tehdidi altında olması ve davaların müvekkili şirket aleyhine sonuçlanması tehlikeleri nedeniyle müvekkili şirket nezdinde bırakıldığını savunmuştur. Dolayısıyla asıl davaya konu çeklerin davacı tarafından verildiği konusunda ihtilaf bulunmamakta olup, taraflar arasındaki ihtilaf çeklerin kira depozitosu teminatı için mi, mecurun tahliye edilme riski karşılığı karşılığı mı verildiği noktasındadır.
Asıl davada davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen "Devir Protokolü" başlıklı 24/11/2014 tarihli protokolün 4.maddesinde "Devralanlar, Mal sahibi ana kiralayana verilmiş bulunan 150.000 TL depozito bedeli mukabilinde ...'e 6 ay vadeli ve Devredenlerce şahsen ciro veya aval verilmiş çek takdim edecekler. Bu depozito tutarı mukabili verilmiş çek her 6 ayda bir yeni bir çek ile değiştirilecektir." düzenlemesi yer almaktadır. Ancak bu protokolde davacı şirketin taraf olarak yer almadığı görülmektedir.
Yine asıl davada davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen, asıl davaya konu ...no'lu çek fotokopilerinin üzerinde "Bu teminat çeklerini elden aldım ..." ibaresinin yazdığı görülmektedir.
Asıl davada davacı ve davalının taraf olarak yer aldığı 02/10/2017 tarihinde imzalanan davacı şirketin devreden sıfatıyla yer aldığı "Fesih ve Devir Protokolü"nün 7.maddesinde "Devreden, Alt Kira sözleşmesinin feshi nedeniyle dükkanı tam ve eksiksiz Devralana on gün içinde teslim edecektir. Devralanın kendi adına ana kira sözleşmesi gereği ana kira sözleşmesindeki mat sahibine vermesi gereken teminatları teslim etmesini müteakip, çekler ... tarafından devredene ödenecektir...." düzenlemesinin yer aldığı, söz konusu sözleşmede devredenin asıl dava davacısı, ...'in ise asıl dava davalısı olarak yer aldığı görülmektedir. Yine aynı protokolün 9.maddesinde, "protokolde yazılı şartların gerçekleşmesi ile karşılıklı birbirini gayrikabili rücu ibra ettiğini açıkça beyan ve kabul ederler" denilmiştir.
Hükmün kapsamını düzenleyen HMK’nın 297/1-c maddesine göre, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin kararda gösterilmesi gerekir. Bu nedenlerle davacı tarafından davalıya verildiği konusunda ihtilaf bulunmayan asıl davaya konu çeklere ilişkin, yukarıda bahsi geçen belge ve protokoller incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tarafların ticari defterlerini ibraz etmediği, dava konusu çeklerin teminat çeki olarak verildiğini ispat edilemediği gerekçe gösterilerek, eksik incelemeye dayalı ve HMK’nın 297/1-c maddesine aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili davalı şirket adına kiralayan ...'na ödenen 251.040-TL'nin, cari hesaptan kaynaklı 38.000-TL'nin ve ... sözleşmesinin erken feshi nedeniyle fazla ödenmiş 2 senelik 18.000-Avro ... bedelinin tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince birleşen dosya taleplerine yönelik iddiaların varlığına ve ispatına ilişkin sunulmuş yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava dilekçesi ekinde ibraz edilen 251.040-TL'lik banka dekontunda "... İthalat Adına Geçmiş Dönem Kira Borcunun Tamamı" açıklaması yer almaktadır. Ticari defterleri ibraz edilmediği için cari hesap alacağının değerlendirilmesi mümkün değilse de, ibraz edilen 251.040-TL'lik dekonta konu ödemenin ve erken fesih nedeniyle ... bedeli talep edilip edilemeyeceğinin mevcut deliller uyarınca incelenip değerlendirilmesi, taraflar arasındaki ilişki 02/10/2017 tarihli imzalanan "Fesih ve Devir Protokolü" ile sona erdiğine göre, söz konusu protokol hükümleri ve özellikle protokolün 9.maddesindeki, "protokolde yazılı şartların gerçekleşmesi ile karşılıklı birbirini gayrikabili rücu ibra ettiğini açıkça beyan ve kabul ederler" düzenlemesinin de dikkate alınması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle birleşen davada da, eksik incelemeye dayalı ve HMK’nın 297/1-c maddesine aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne,
2-İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2022 gün ve 2017/1241 Esas, 2022/354 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf peşin harcının talebi halinde asıl ve birleşen davanın davacısına iadesine,
5- İstinaf aşamasında asıl ve birleşen davanın davacısı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.338,80 TL (1.169,40 x 2) istinaf yoluna başvurma harcı ile 369,60 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.708,40 TL'nin asıl ve birleşen davanın davalısından alınarak asıl ve birleşen davanın davacısına verilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.15/04/2026