Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1575 E. 2026/892 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1575
- Karar No
- 2026/892
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1575 - 2026/892 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1575 KARAR NO : 2026/892
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2024 NUMARASI : 2023/77 E.- 2024/209 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davacı vekili KARAR TARİHİ : 10/06/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 10/06/2026
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili; davacı şirketin 2022 yılı içinde 300.001 Sm³ üzeri doğalgaz tüketimi yaptığı gerekçesiyle davalı tarafından tüketim noktasının farklı tarifeye geçirildiğini, bu kapsamda geriye dönük hesaplama yapılarak 07/10/2022 tarihli faturayla 2.194.446,17 TL fiyat farkı ve toplam 2.589.446,48 TL tahakkuk ettirildiğini, geriye dönük fiyat farkı uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmedeki geriye dönük fiyat farkı ödeneceğine ilişkin düzenlemenin haksız şart niteliğinde bulunduğunu, hesaplamaların hatalı ve faizlerin fahiş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili; uyuşmazlığın BOTAŞ tarafından belirlenen tüketim kademelerine göre uygulanan fiyatlandırma sisteminden kaynaklandığını, davacının 300.000 m³ üzeri tüketim gerçekleştirmesine rağmen düşük kademe tarifesinden yararlandığını, düzenlenen faturanın sonradan oluşturulan yeni bir maliyet değil, uygulanması gereken tarifeyle fiilen uygulanan tarife arasındaki farktan ibaret olduğunu, ayrıca davacının sözleşme hükümlerini kabul ettiğini, fiyatlandırma sisteminin önceden ilan edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. MAHKEME KARARI:Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; taraflar arasındaki sözleşmede yer alan ve geriye dönük kademe fiyat farkı uygulanmasına imkan tanıyan hükmün genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, tüketici aleyhine dengesizlik yarattığını ve bu husustaki itirazların değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini. ayrıca doğalgaza bağımlı sektörler bakımından uygulanan kademe fiyat farklarının haksız rekabete yol açtığını, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, mahkeme kararının sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu ve yeterli gerekçe içermediğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki doğalgaz abonelik sözleşmesi kapsamında, davalı şirket tarafından kademe fiyat farkı gerekçesiyle düzenlenen 07/10/2022 tarihli faturadan kaynaklanan borcun mevcut olup olmadığının tespitine ilişkindir. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ( Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü","sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumunun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir. Taraflar 6098 sayılı TBK'nın 26 ncı maddesi uyarınca, kanunda öngörülen sınırlar içinde diledikleri gibi sözleşme yapabilirler. Sözleşme ilkesine egemen olan ve öncelikle uyulması ve uygulaması gereken hükümler sırasıyla, emredici hükümler ve emredici hükümlere aykırı olmamak kaydıyla tarafların kendi kararlaştırmalarıdır. Sözleşmeyi geçersiz saymak tarafların amacına aykırı düşer. İstinaf olunan kararda; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında davacının fiyat farkını ödemeyi kabul ettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının belirlenen tüketimi aştığından kademe-2'ye göre tarifelendirilmesi gerektiğinin tespit edildiği, faturanın mevzuat ve Botaş tarifelerine uygunluğunun belirlendiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/2018 e., 2024/251k. sayılı ilamı) Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Eksik alınan 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 10/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır