Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1419 E. 2026/1702 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1419
Karar No
2026/1702
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1419 Esas

KARAR NO:2026/1702 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi)

NUMARASI:2022/990 Esas - 2024/615 Karar

TARİHİ:06/06/2024

DAVA İHBAR OLUNAN:... -Bostandere Mah. Bostandere Sk. No:21 Mustafa K.Paşa/ BURSA

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirketin yürütmekte olduğu ticari iş gereği, davalının müvekkil şirkete olan borcunun 125.835,27 TL olduğunu, davalı ile defalarca görüşülüp ödemelerin yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen hiçbir sonuç alınamadığını ve işbu borcun müvekkil şirkete ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından davalıya çekler verildiğini ancak müvekkil şirkete çekler karşılığı kadar mal gönderilmediği gibi tahsil edilene paraların da iade edilmediğini, bu nedenle önce İstanbul 27. İcra Müdürlüğü’nün .... Sayılı dosyasından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak yetki itirazında bulunulunca Silivri İcra Müdürlüğünde yeniden icra takibine geçildiğini, 17.08.2018 tarihinde, davalı/borçlu tarafından alacağın 4.836,88 TL kısmı haricindeki kalan miktara, faize ve tüm ferilerine karşı haksız şekilde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu beyanla davalıların menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi için ihtiyati haciz kararı verilmesine, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, borcun ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, davalılar aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin birçok firmanın yetkilisi bayii olup, inşaat malzemeleri satışı ile iştigal ettiğini, davalı şirkete de müvekkilin o dönem bayii bulunduğu ... isimli tesisat markasına ait ürünlerin satışının yapıldığını, müvekkili ile davacı şirketin ticari ilişkisinin, bahsi geçen .... A.Ş. firmasının müvekkili firma ile ilgilenen yetkilisi olan ... tarafından başlatıldığını, üretici firma yetkilisi ...’ın davacı şirketin gayri resmi ortağı olduğunu müvekkiline beyan ettiğini, davacı şirketin dava dışı .... A.Ş. tarafından teminat vb. şartları yerine getiremediği için mal alamadığını, müvekkili ile davacı şirket arasındaki ilişkiyi gerek ana üretici firma olan dava dışı şirketin sorumlusu gerekse de davacı şirketi gayri resmi fiili ortağı olarak temsil ile başladığını, taraflar arasında gelişen ticaretin sadece dava dışı şirketine ait mallar üzerinde olduğunu, davaya konu ticari ilişkinin içeriği olan tesisat malzemelerinin piyasasında satışların “bağlantı” olarak tabir edilen avans çekleri ile yapılmakta olduğunu, müvekkilinin davacı şirket ile olan ticaretinde de evvela üretici firma dava dışı şirket yetkilisi ve davacı firmanın gayri resmi fiili ortağı olan ...’ın yarattığı güven sebebiyle açık hesap çalışıldığını ancak hesabın kabardığını, müvekkilin zorlanınca ödenme istediğini ve davacıdan bir takım çekler alındığını, söz konusu çeklerin bir kısmı alındıktan kısa bir sür/e sonra davacı firma ile aradaki ilişkiyi kuran temsilci şahıs olan/ davacının gayri resmi fiili ortağı ...’a iletildiğini ve çek bedellerinin peyderpey müvekkil tarafından nakden iadesinin taraflar arasında kararlaştırıldığını, 30.01.2017 tarihinde ...’tan “tessat ödeme” açıklaması ile 49.990,00 TL,30.01.2017 tarihinde ...’tan “tessat ödeme” açıklaması ile 10.010,00 TL, 01.02.2017 tarihinde ...’tan “tessat için ödeme” açıklaması ile 31.000,00 TL, 21.02.2017 tarihinde ...’tan “tessata verilmesi için yapılan ödeme” açıklaması ile 30.000,00 TL olmak üzere toplam 121.000,00 TL’nin, davacı firma ile aradaki ilişkiyi kuran temsilci şahıs olan davacının gayri resmi ortağı ...’ın şahsi banka hesaplarına gönderildiğini, davacı şirketin müvekkile herhangi bir mal satışının olmadığını, davacı yanın alıcı konumunda iken kendisini alacaklı olarak sınıflandırmakta olduğunu, davacı firma tarafından müvekkile açılan icra takibine ait ödeme emri tebliğ edilene kadar kesinlikle müvekkilden bir talepte bulunulmadığını, davacı tarafça da deliller arasında müvekkile bildirimde bulunulduğuna dair bir delil sunulmadığını beyanla davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/06/2024 tarih ve 2022/990 Esas - 2024/615 Karar sayılı kararında;"....Tüm dosya kapsamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2022 Tarihli 2020/1209 E. ve 2022/1366 K sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda dosyada alınan bilirkişi raporuna göre ihtilaf konusu dekontlar haricinde ... tarafından yapılan herhangi bir tahsilata rastlanmadığına dair rapor düzenlemiş olup davalı taraf yemin deliline dayanmış olmakla 06/06/2024 tarihli duruşmada davacı şirket yetkilisi ...' ın 06/06/2024 tarihli duruşmada alınan beyanın da; 30.01.2017- 21.02.2017 tarihler arasında davalı tarafından ihbar olunan ...'a yapılan ödemelerin şirket için yapılmadığını, ... İsimli şahsın o dönem yetkilisi bulunduğum şirket ile herhangi bir ilgisi bulunmadığına ve davalının Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile o dönemde yetkilisi bulunduğum şirkete borçlu olduğuna dair yemin ederim, şeklinde beyanda bulunmuş olup bu kapsamda davalı taraf ödeme iddiasının ispat edememiş olmakla açıklanan nedenlerle açılan davanın kabulü ile; Silivri İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında davalının 120.998,39 TL asıl alacak yönünden kısmi itirazının iptaline, takibin 120.998,39 TL yönünden devamına, alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 24.200,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,

''AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE;

1-Silivri İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında davalının 120.998,39 TL asıl alacak yönünden kısmi itirazının iptaline, takibin 120.998,39 TL yönünden devamına,

2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 24.200,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bahse konu ilgili ...'ın daha önce davacı adına tahsilat yapıp yapmadığının araştırılması istenilmiş ise de bilirkişinin bu konuya dair herhangi bir araştırma yapmadığını, davanın başından itibaren ödemelerin davalı adına ...'a yapıldığının iddia edildiğini, bu hususa ilişkin tüm deliller sunulmasına rağmen bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, alınan raporlara yönelik bu husustaki itirazlarının da mahkemece dikkate alınmadığını,Yerel mahkemece sadece yemin delili üzerinde durularak davalı şirket yetkilisinin yemin metnindeki beyanlarına itibar edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira yemin delilinin HMK m.225'de kesin deliller arasında sayıldığını, taraflarınca sunulan delil listesinin 5 numaralı başlığında ...'ın davacı şirketin gayrı resmi fiili ortağı ve yetkili temsilcisi olduğunu gösterir delillerin yer aldığını, bu noktada yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgeler bulunmasına rağmen ve hatta müvekkil tarafından ...'a yapılan ödemelerin banka dekontları dahi bulunuyorken salt yemin beyanı ile bağlı kalınarak davanın kabulü cihetine gidilmesinin usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin istinaf ilamındaki karara uygun bir hüküm kurmadığını, ...'ın konu dışı görülerek bahse konu davacı şirket ile ilişkisinin olmadığı tespitinin hatalı olduğunu, bu yönüyle hükmün bozulması gerektiğini,Müvekkil ile davacı şirketin ticari ilişkisinin, bahsi geçen .... A.Ş. firmasının müvekkil firma ile ilgilenen yetkilisi olan ... tarafından başlatıldığını, üretici firma yetkilisi ...'ın, davacı şirketin gayrıresmi ortağı olduğunu müvekkile beyan ettiğini, davacı şirketin dava dışı .... A.Ş firmasından teminat vb. şartları yerine getiremediği için mal alamadığını, müvekkilin firmasından alım yapılması halinde müvekkilin de bu işten karlı çıkacağını söyleyerek müvekkil ile davacı şirket arasındaki ilişkiyi gerek ana üretici firma olan .... A.Ş sorumlusu gerekse de davacı şirketin gayrıresmi fiili ortağı olarak temsil ile başlattığını, taraflar arasında gelişen ticaretin sadece dava dışı .... A.Ş.'ne ait mallar üzerinde olduğunu, zira ticareti kuran bu şirketin yetkilisi ve davacı şirketin gayrıresmi fiili ortağının ... olduğunu, delil olarak sunulan fatura içeriklerinde bu husus sabit olmasına rağmen mahkemece değerlendirilmediğini, kaldırma kararı sonrası tanık dahi dinlenilmediğini ve eksik hüküm kurulduğunu,...'ın, dava konusu ticarete konu malların üreticisi ... firmasının da tahsilatlarını taraflarından yapmakta olduğunu ve tesisat işi ile alakalı kendisi tarafından tahsilat yapılmasının müvekkil tarafından mutat bir durum olarak karşılanmakta olduğunu, kaldı ki şahsın kendisini davacı firmanın ortağı ve yetkili temsilcisi olarak tanıttığını, müvekkil ile satılan ürünlerin fiyatlarına, alınacak çeklerin vadelerine kadar pazarlıkları kendisinin yürüttüğünü ve anlaşmaları kendisinin yaptığını, davacı firmanın resmi ortaklarının da bu süreci onayladıklarını, hal böyleyken ödemeleri davacı şirkete yapmış olan müvekkile yeniden ödeme yaptırma olgusunu içeren kabul kararının yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 06/10/2022 tarih ve 2020/1209 Esas 2022/1366 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, taraflar arasındaki ticari satımdan kaynaklı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dava konusu Silivri İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası incelendiğinde; Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında cari hesaptan kaynaklı 125.835,27 TL. Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekili icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesi ile borcun 4.836,88-TL'lik kısmını kabul edip bu miktarın üzerindeki kısma itiraz ettiği, davacı tarafça itiraz edilen 120.998,39 TL. üzerinden istinafa konu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda, taraflar arasında davacının alıcı, davalının ise satıcı olduğu ticari ilişki olduğu, davacı vekili dava dilekçesi ile, davalıya avans olarak çekler verildiği ancak davalı tarafça müvekkili şirkete çeklerin karşılığı kadar mal gönderilmediği gibi tahsil edilen paraların da iade edilmediğini belirterek taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesaptan kaynaklı davalıdan 125.835,27-TL alacaklı olduğunu beyan ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı şirketin gayri resmi fiili ortağı olan ihbar olunan ... tarafından kurulduğunu, güven ilişkisi kapsamında bu şekilde çalışıldığını, müvekkili tarafından ...'a yapılan toplam 121.000,00-TL'lik ödemelerde "Tessat ödeme", "Tessat için ödeme", "Tessata verilmesi için yapılan ödeme" şeklinde açıklamalar bulunduğunu, bu ödemelerin esasen davacıya yapıldığını iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin kaldırma kararı uyarınca mahkemece Silivri CBS. 'nin 2019/11551 soruşturma sayılı dosyasının uyap kayıtlarının getirtilip incelendiği, Silivri CBS tarafından yapılan soruşturma sonucu temlik eden davacı şirket yetkilisi ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan yapılan soruşturma sonucu 29/11/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, verilen karara karşı aynı zamanda soruşturma dosyasının müştekisi olan davalı tarafça itiraz edildiği ve itirazın Silivri ... incelenmesi sonucu 14/01/2020 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür.Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan raporda, davalı yanın sunmuş olduğu belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde, ihtilaf konusu dekontlar haricinde ... tarafından yapılan herhangi bir tahsilata rastlanmadığı belirtilmiştir.Davalı tarafın yemin teklifi üzerine temlik eden davacı şirket yetkilisi 06/06/2024tarihli duruşmada;'' 30.01.2017- 21.02.2017 tarihler arasında davalı tarafından ihbar olunan ...'a yapılan ödemelerin şirket için yapılmadığını, ... İsimli şahsın o dönem yetkilisi bulunduğu şirket ile herhangi bir ilgisi bulunmadığı ve davalının Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile o dönemde yetkilisi bulunduğu şirkete borçlu olduğuna,'' dair yemini eda ettiği anlaşılmıştır.Yukarıdaki açıklamalar ve dosya kapsamından; Temlik eden davacı şirket tarafından tahsilat makbuzu ile davalıya teslim edilen çeklerin davalı tarafça tahsil edildiği ve çek bedeli kadar mal teslimi yapılmadığı davalınında kabulünde olup davalı tarafça dava konusu alacağın temlik eden davacı şirketin gayri resmi ortağı ...'ın hesabına banka havalesi ile " Tessat ödeme", "Tessat için ödeme" açıklaması ile iade edildiğini, bu nedenle borcu olmadığını ileri sürmüş ise de, davalı tarafın banka havalesi ile ödeme yaptığı dava dışı ...'ın davacı şirketin ödeme almaya yetkili kişisi olmadığı, tacir olan davalının basiretli bir şekilde hareket ederek, ödemeyi davacı şirketin yetkilisine yapması gerektiği halde yetkisiz kişiye ödeme yaptığı, yetkisiz kişiye yapılan ödeme de davacı tarafça kabul edilmediği ve ...'a yapılan ödemelerin şirket için yapılmadığının beyan edildiği, davalı tarafından ... isimli kişinin davacı şirketin gayri resmi ortağı ve şirket adına tahsilat yapmaya yetkili olduğu ve ... isimli kişinin davacı adına ödeme aldığını ispat edemediği, anlaşılmakla;İlk derece mahkemesine sunulan deliller, mali müşavir bilirkişiden alınan kök ve ek rapor içeriğindeki tespitlere göre, mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabul ve gerekçesi ile delilleri değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.265,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.066,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.199,05 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1419, K. 2026/1702, T. 06.06.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1419-e-2026-1702-k-6e2e4cb3c444