Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1308 E. 2024/1607 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1308
- Karar No
- 2024/1607
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1308 Esas
KARAR NO:2024/1607
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:24/06/2024
NUMARASI:2023/988 Esas, 2024/461 Karar
DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ:19/12/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirketin 19 Aralık 2018 tarihinde ... ticaret sicil numarası ile tescil edilerek 24 Aralık 2018 tarih ve 9730 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak faaliyete başladığını, şirketin ana faaliyet konusunun zayıflama salonu, masaj salonu, solaryum vb. yerlerin işletilmesi olduğunu, şirketin yaptığı hizmetlere karşşılık çek, senet alabildiği gibi karşılıklı güven sağladığı müşterileri ile de açık hesap şeklinde çalıştığını, şirketin alışlarını da satışlarına benzer şekilde çek, senet karşılığı ya da karşılıklı güven sağladığı satıcılardan açık hesap şeklinde yapabildiğini, şirketin 15.10.2023 tarihi itibarıyla tamamı ödenmiş kayıtlı sermayesinin 5.000.000,00 TL olduğunu, şirkette Ekim 2023 tarihi itibariyle 33 kişinin çalıştığını, şirketin müşteri odaklı bir çalışma sistemini benimsediğini, müvekkili şirkete ilişkin konkordato hükümlerine başvurulmaması halinde küçük bir azınlığın cebri icra yoluyla alacağını alarak tatmin olacağını, ancak büyük bir çoğunluğun alacağını alamayacağını, mağduriyetlerin oluşacağını, onlarca çalışanıyla katma değer sağlayan bir şirketin iflasın eşiğine geleceğini, bu durumda ülke ekonomisinin zarar göreceğini, müvekkili davacı şahsın davacı şirketin yetkilisi ve tek ortağı olduğunu, davacı şirketin nakit dar boğazına girmesi nedeniyle borçlarına verdiği kefaletler sebebiyle ciddi bir cebr-i icra tehtidiyle karşı karşıya kalma ihtimali bulunduğunu, davacı şirketin neredeyse tüm borçlarına kefaletinin bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin şahıs olarak da ticari faaliyetlerine devam ettiğini, davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşmasıyla birlikte müvekkillinin şahsi kefaletlerinin bulunduğu borçların sona ereceğini, icra tehdidi halinde şirketine gerekli zamanı ve ihtimamı gösteremeyeceğini, şahıs borçlarını kısa vadede ödeyemeyeceğini, bu nedenlerle konkordatoya müracaat zorunluluğunun doğduğunu, özellikle son dönemlerde kendini hissettiren küresel kriz ve kurdaki dalgalanmalardan dolayı hammadde maliyetlerinin yükselmesi ve genel tahsilat sıkıntısı nedeni ile ödeme yükümlülüklerinin ifasında bazı aksamaların meydana geldiğini, müvekkillerinin nakit akışının girdiği bu olumsuz döngüden çıkması, borçların dilekçelerinde belirtilen oran ve vadelerde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde tasfiyesinin sağlanması, müvekkillerinin faaliyetlerine devamının mümkün hale gelmesi için yönetim tarafından makul ve gerçekleştirilebilir bir planlama yapıldığını, buna paralel olarak işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması amacıyla hem ortaklık görüşmelerinin devam ettiğini, faaliyet giderlerinde tasarrufa gidilmesi gibi giderlerin kısıtlanması kararlarının alındığını, müvekkillerinin tasfiyesi halinde alacaklıların alacağına tam olarak kavuşmasının mümkün olmadığını, çünkü iflas halinde müvekkillerinin varlıklarının hem parça parça satılacağını hem de değerinin çok çok altında satılacağını, bu durumda hem ekonominin temel taşlarından olan bir işletmenin ortadan kalkacağını hem de alacaklıların alacağına kavuşamayacağını, müvekkillerinin konkordato projesi çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmesi ve konkordato planının gerçekleştirmesi halinde, alacaklıların alacağına kavuşacağına, alacaklıların menfaatlerine uygun ve olumlu katkı yapacak yapının ortaya çıkacağını, bu hususların somut olarak planlanmış halde olacağını, bunun yanında müvekkillerinin de faaliyetlerine devam etmesinin sağlanmış olacağını beyan ederek öncelikle müvekkilin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi işin İcra ve İflas Kanunu'nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince İİK.'nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezalan dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, hangi sebebe dayanırsa dayansın davacı müvekkil aleyhine yeni takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına, yeni takip başlatılmamasına, tedbir tarihinden sonra uygulanan haciz, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, davacılar hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulmasına, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulmasına, tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesine ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacı müvekkiline ödenmesine, muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların müvekkillerine iadesine, müvekkillerine ait olup haczedilen araçların kayıtlarına konulan yakalama şerhlerinin kaldırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, işbu karar tarihinden sonra alacaklı bankalarda davacılara ait hesaplara gelecek paralar ile ilgili ilan tarihinden önce muaccel hale gelmiş kredi ve başkaca alacaklar için yapacakları rehin, takas uygulamalarının İİK 294. maddesi yollaması ile İİK.'nin 200. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkrası kapsam ve şartlarında tedbiren durdurulmasına, davacıların bankalardaki hesaplarına yatırılan paralara bankalarca rehin veya takas hükmünde olmak üzere konulan ve uygulanan blokajların kaldırılmasına ve blokaja tabi tutulan bedellerin davacıların ilgili banka hesabına davacılarının kullanımına sunulmak üzere iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacılar tarafından banka ve finans kuruluşlarına tahsil, takas ve teminat olarak verilmiş olan çek, senet ve her türlü kıymetli evrakın davacılara iadesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin takip borçlusu olduğu takiplerde kendileri aleyhine veya 3. şahıs konumunda oldukları takiplerde kendilerine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, müvekkillerine ait çeklerin arkasının karşılıksızdır olarak yazılmasının önlenmesine, senetlerin protesto edilmesinin önlenmesine, müvekkillerinin... ve diğer kamu kuruluşları nezdinde doğmuş ve doğacak hak, alacak ve istihkaklarının üzerine haciz konulmamasına, konulmuş olanların kaldırılmasına, müvekkillerinin konkordato tedbir kararı öncesi ve sonrası yakalanmış olan araçlarının üzerindeki yakalamaların kaldırılarak yediemin olarak davacılara verilmesine, davacıların bankalar nezdindeki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulması zımnında yargılama neticesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacılara komiser tayinine, İKK.'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde iş bu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, İİK. 285. maddesi çerçevesinde geçici mühlet neticesinde İKK.'nun 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine, gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına, yargılama neticesinde İİK. 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Alacaklı vekilleri beyanlarında özetle; tedbirlerin kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı limited şirketin ve davacı şahıs şirketinin ortak ve yetkililerinin aynı kişi olduğu, her iki şirket yönünden atanan teknik bilirkişiler tarafından yapılan incelemeler sonucu güncel rayiç değerler üzerinden raporların alındığı, buna göre 30/04/2024 tarihi itibariyle davacı ... Şirketi'nin (-) 42.903.972,74 TL özvarlığının bulunduğu, bu haliyle borca batık durumda olduğu, tacir ... işletmesinin yine aynı tarih itibariyle özvarlığının (-) 1.375.474,17 TL olduğu, bu haliyle borca batık durumda bulunduğu, her iki şirket yönünden iki kez revize projesi sunulmasına rağmen konkordato ve revize projelerinde gösterilen kaynakların yeterli ve inandırıcı durumda bulunmadığı, her iki işletmenin öngörülen nakit girişi kaynağının ekonomik şartlar karşısında yeterli olmadığının mali verilerden anlaşıldığı, her iki şirketin 2024 yılı ilk 4 ayında ve konkordato tedbirlerinden yararlandıkları dönemde faaliyetleri nedeniyle zarar ettikleri, kaynak olarak gösterdikleri sermaye artırımının tamamını yatırmadıkları, karar tarihi itibariyle halen sermayenin tamamının yatırılmadığı, konkordato projesinin gerçekçi ve inandırıcı olmadığı, projede belirtilen hususların temenni mahiyetinde kaldığı, konkordato komiserinin yapmış olduğu mali inceleme neticesinde raporlarında sunduğu bilanço ve kayıtlara göre revize edilen konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmasını sağlayacak düzeyde yeterli karlılık ve nakit girişinin bulunmadığı, bu haliyle konkordato tasdik şartlarını taşımadıkları gerekçesiyle davacıların kesin mühlet taleplerinin reddine, ... sicil numarasında kayıtlı davacı ... şahıs şirketinin İİK'nun 287/5. maddesi göndermesi ile İİK'nun 292. maddesi uyarınca 24/06/2024 günü saat 14:20 itibariyle iflasına, ... sicil numarasında kayıtlı davacı... Limited Şirketi'nin İİK'nun 287/5 .maddesi göndermesi ile İİK'nun 292. maddesi uyarınca 24/06/2024 günü saat 14:20 itibariyle iflasına, iflas eden davacılar yönünden tasfiyenin İİK.nun 308/2 maddesi uyarınca basit tasfiye usulüne göre yürütülmesine, tüm konkordato tedbirlerinin kaldırılmasına, konkordato komiserlerinin görevlerine son verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak;a-Davacı .... Şti. yönünden; müvekkili şirketin sunduğu ön ve revize projede işletme ekonomisi dayanaklarına göre, müvekkili şirketin konkordato teklifinin dayanaklarının somut olduğunu, konkordatonun başarıya ulaşmasının ve müvekkili şirketin mali durumunun iyileşmesinin kuvvetle mümkün bulunduğunu, konkordato teklifinde kaynakların ve borçların ödenmesi ile ilgili planların işletme ekonomisinin doğasına uygun somut dayanaklara dayandığını, konkordato teklifinin tasdiki halinde tüm alacaklıların alacaklarını, teklifleri olan %20 oranındaki faiziyle birlikte tahsil edebileceklerini, mikro ekonomik bir birim olarak özellikli hizmet sunucusu konumundaki işletmeleri (şubeleri) ile şirketin sağlamakta olduğu ekonomik katkıların artarak sürmesinin de mümkün olacağının göz ardı edildiğini, müvekkili şirketin mali durumunda “iyileşme umudunun” ve “konkordato teklifinin başarıya ulaşması ihtimalinin” bulunduğunu, yatırımlarla müvekkili şirketin faaliyet dinamiklerinin güç kazandığını, bu durumun bizzat ... tarafından atanan teknik ve marka değerleme uzmanı bilirkişiler tarafından sunulan raporlarda yer verilen tespitler ile teyit edildiğini, müvekkili şirketin, işletme ekonomisinin en temel fonksiyonları itibariyle hizmet üretimi ve pazarlamasındaki stratejik avantajları yanında uzun yıllara dayanan entelektüel varlık birikimleri dikkate alındığında, iyileşme için temel yapının müvekkili şirkette mevcut bulunduğunu, dosyaya sunulan önceki projede önemle vurgulandığı üzere, yönetim bilgi sistemindeki ve finansal yönetim dinamiklerindeki iyileşmelerin sürmekte olduğunu, bu süreçlerde ulaşılan aşamalarla mali yönden iyileşmeyle birlikte konkordatonun başarıya ulaşması ihtimalinin diğer temel dayanaklarını oluşturduğunu, müvekkili davacıların projelerinde sermaye artırımını öngördüğünü, bu sermaye arttırımın iki ana kaynağının bulunduğunu, ilkinin 2024 yılının ilk 6 aylık bölümünde mevcut şirket ortağı tarafından 31.03.2024 tarihli Genel Kurul Kararıyla taahhüt edilen ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünce 29.04.2024 tarihinde tescil edilen 2.000.000,00 TL tutarındaki sermaye artırımı olduğunu, taahhüt edilen sermayenin 300.000,00 TL’lik bölümünün nakden ödendiğini, geriye kalan bölümünün ise en geç 15.06.2024 tarihine kadar ödenmesine karar verildiğini, her ne kadar sermaye taahhüdü tamamlanamamışsa da bu durumun sebebinin sermaye ortağı alınmasına öncelik verilmesi olduğunu, müvekkili şirketin projesinde yer verilen ikinci sermaye artırımı kaynağının ise, 2025 yılının iki 6 aylık bölümünde ve takiben 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde her biri 10.000.000,00 TL düzeyinde olmak üzere toplamda 25.000.000,00 TL tutarındaki nakdi sermayenin -en azından- yeni ortak temini ile sağlanmasının oluşturduğunu, ön projede her ne kadar bu kaynak tutarı 20.000.000,00 TL tutarında öngörülmüşse de gelinen aşama itibariyle gerek enflasyon koşulları gerekse marka değeri de dikkate alınarak bu kaynak hedeflerinin en kötümser tahminle 25.000.000 TL olarak revize edildiğini, müvekkillerinin ortak olmak konusunda talep sahibi birçok yatırımcı ile görüşmeler gerçekleştiğini, özellikle Nisan ayı başlarından itibaren görüşmelerin arttığını, davacı müvekkilinin konkordato sürecindeki faaliyetinin devam etmesine göre harekete geçilmesinin öncelikli şart olarak öngörüldüğünü, zira kesin süreye ulaşmayan bir işletmeye yatırım yapılamayacağının izahtan vareste olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket alacaklılarının alacaklarına tam olarak kavuşmalarını temin etmek ve müvekkili şirketin mali durumunun iyileştirilmesi amacıyla sunulan ikinci revize konkordato projesi çerçevesinde borçlarını tamamen ödeyebileceğini, bu durumda alacaklıların, ani bir iflas ve tasfiye sonucunda tahsil edebilecekleri alacak miktarından daha fazlasına kavuşabileceğini, revize projenin özellikle enflasyonun tüm taraflar açısından getirdiği olumsuz sonuçları telafi etmek amacıyla hazırlandığını, revize proje ekinde sunulan "..."na göre, müvekkili şirketin borca batıklıktan çıkacağını, bu tabloda, davacı şirket varlıklarının öngörülen dönem sonunda muhtemel satış fiyatları üzerinden ulaşacağı değerlerin ihmal edildiğini, salt konkordato kaynakları odaklı olarak hedeflemenin yapıldığını, nakit akımı projeksiyon hedeflerinin de güncellenmiş haliyle aynı dönemleri kapsayacak şekilde sunulduğunu, planlandığı gibi tüm borçları ödeneceğini, revize projenin III. bölümü sonunda ödeme planlarında yer verilen tutarların tümünün %20 faiziyle birlikte ödenmesinin kuvvetle mümkün olduğunu, müvekkili şirketin konkordato projesinin tasdik edilmemesi ve kesin mühlet takdir edilmemesi halinde, 08.01.2024 tarihi itibariyle mevcut bulunan geçmiş dönemlere ait toplam 48.000.000,00 TL tutarındaki borcunun en iyi ihtimalle yaklaşık %30 u oranındaki bölümünün imtiyazlı alacaklılara ödenebileceğini, diğer alacaklıların tahsil edebilecekleri tutarların alacaklarının %10’una yaklaşabilmesinin dahi güç göründüğünü, bu tespitler mahkemeye izah edilmesine rağmen mahkemece müvekkili şirket hakkında hatalı olarak iflas kararının verildiğini, müvekkili hakkında devam eden konkordato davasında kamu yararının gözetilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.b-Davacı ...yönünden; davacı ...'in sunduğu ön ve revize projede işletme ekonomisi dayanaklarına göre, müvekkili şirketin konkordato teklifinin dayanaklarının somut olduğunu, konkordatonun başarıya ulaşmasının ve mali durumunun iyileşmesinin kuvvetle mümkün bulunduğunu, mahkemece “geçici konkordato mühleti verilmesi” kararı çerçevesinde davacı ... hakkındaki gelişmelerin, fonksiyonel olarak ve mali boyutlarıyla izlendiğini, ön projenin, ilk düzenlenme aşamasının durum tespiti ve analizi çerçevesindeki eksikliklerinin giderilmesine yönelik olduğunu, bu bağlamda gerçekçi hedeflerin belirlenmesi ve sürdürülebilirlik odaklı revizyonu için kapsamlı çalışmaların gerçekleştirildiğini, bu çalışmalara ilişkin açıklamalarına da birinci revize projenin ikinci sayfasında yer verildiğini, davacı ...'in birinci revize projesinde de belirtildiği üzere tek ortağı konumunda bulunduğu davacı .... Şti.'nin yatırım süreçlerine bağlı olarak yaşanan sınırlamalara rağmen faaliyetini sürdürdüğünü, gelinen aşama itibariyle üretim süreçleri ve yönetim bilgi sistemindeki sorunların giderilmesi için çabalarının sürdüğünü, “...” nezdinde önemli aşamaların kaydedildiğini, bu süreçte müvekkilinin '...' isimli işletmesinin kiraya verildiğini, nakit döngüsünün sağlandığını, davacı müvekkillerinden ... işletmesi için de sermaye ortağı görüşmelerine hızlıca devam edildiğini, böylelikle mali yönden iyileşmenin dayanaklarının her geçen artmakta olduğunu, davacı şirketin “güncellenmiş konkordato ikinci revize ön projesi” çerçevesinde projeksiyona bağlanan ve ayrıntıları tüm alacaklılar itibariyle sunulan borçlarının konkordato teklifine uygun olduğunu, dolayısıyla öngörülen gerçekçi plana dayalı olarak ödenmesinin mümkün bulunduğunu, davacı "..." isimli işletmesinde stratejik işbirliği modeli içerisinde üstlendiği misyon gereğince konkordato teklifinde yer verilen hedeflere göre, konkordato sürecinin başarıya ulaşmasının ve mali durumunun iyileşmesinin işletme ekonomisinin doğası gereği kuvvetle muhtemel bulunduğunu, çünkü hizmet üretimi fonksiyonu itibariyle farklılaşma stratejisinde geçirilen aşamalar sayesinde davacı işletmenin sağlayacağı katma değerin 2024 yılının en geç son üç aylık döneminden itibaren güçlü bir şekilde artacağını, bu iddialarının dayanağının ise, yatırım süreçlerinin çıktısı olan restoranın donanımının, teknik yapısının, sunumunun ve imajının sahip olduğu özellikler ile işleten sahibinin bu konulardaki birikimleri ve ürün odaklı vizyonu olduğunu, davacı ...'in konkordato teklifinin kaynaklarının ve borçlarının ödenmesi ile ilgili planların “işletme ekonomisi” doğasına uygun şekilde somut dayanaklarının ayrıntılandırıldığını, konkordato teklifinin tasdiki halinde tüm alacaklıların alacaklarını teklifleri olan %20 oranındaki faiziyle birlikte tahsil edebileceklerini, mikro ekonomik bir birim olarak ve özellikli hizmet sunucusu konumundaki işletmenin sağladığı ekonomik katkıların artarak sürmesinin de bu durumu mümkün kılacağını, davacı işletmenin mali durumunun “iyileşme umudunun” ve “konkordato teklifinin başarıya ulaşması ihtimalinin” bulunduğunun gerçekleştirilen yatırımlarla işletmenin faaliyet dinamiklerinin güç kazandığının bizzat Geçici ... tarafından atanmış teknik bilirkişilerce sunulu raporlarda yer verilen tespitlerden teyit edildiğini, davacı ...'in mahkemeye sunduğu revize projesinde sermaye artırımını bildirdiğini, sermaye artırımının 2024 yılının ilk 6 aylık bölümünde mevcut işletme sahibi tarafından taahhüt edilen İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nce 29.04.2024 tarihinde tescil edilen 300.000,00 TL tutarındaki sermaye artırımı olduğunu, taahhüt edilen sermayenin 100.000,00 TL’lik bölümünün nakden ödendiğini, geriye kalan bölümünün ise en geç Haziran ayı sonuna kadar ödenmesinin planlandığını, sermaye taahhüdünün tamamlanamamasının nedeninin sermaye ortağı alınmasına öncelik verilmesinden kaynaklandığını, zira davacı ... isimli işletmesinin hasılat paylaşımı esaslı işbirlikleri ile yeni ortak katılımı modellerine göre sermaye artırımı seçeneğinin çok yönlü görüşmelerle sürdüğünü, işletmenin işleyen değerine uygun sözleşmelerin de ancak kesin mühlet alınması halinde imzalanmasının mümkün olabileceğini, yoksa iflas edecek bir işlemeye kimsenin ortak olmayacağını, davacının yatırım döneminin ertesinde konkordato başvurusuna dayalı sorunlara, uzun dönemli resmi tatil süreçlerine ve ekonomik ortamdaki sıkıntılara rağmen, faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürdüğünü, bu durumun da mali yönden iyileşme umudunun her geçen gün artmasına dayanak oluşturduğunu, karlılıkta olumlu gelişmelerin olduğunu, işletmenin tüm yönleriyle yenilenen yapısı içerisinde pazarlama süreçlerine odaklandığını, maliyet yönetimi odaklı çabaları olduğunu, Mart ayından beri bu yönde önemli gelişmelerin sürdüğünü, bu süreçlerde ise ürün kalitesinden taviz vermemenin temel esas olduğunu, sürekli iyileşme hedefinin de diğer bir temel yaklaşımı oluşturduğunu, dolayısıyla davacı ... firması açısından, hizmet üretiminin aksaksız devamı için uzman ve deneyimli işgücünün kurumsal güvene dayalı olarak sürekliliğinin sağlanması halinde satış cirosunun ve kârlılığının devam edebilmesinin mümkün olduğunu, davacı işletmenin konkordato başvurusu öncesinde birikmiş tüm borçlarını %20 faizi ile birlikte ödeyebilecek durumda olacağını, ötesinde ise, işletmenin önemli düzeylerde ekonomik katma değer sağlama süreçlerine geçeceğini, ancak konkordato mahkemesinin vermiş olduğu iflas kararı ile rehinli alacaklılar dışında diğer alacaklıların tahsil edebilecekleri tutarların, alacaklarının %30’unu aşamayacağını, bu nedenle mahkemenin verdiği iflas kararının hatalı olduğunu, müvekkili hakkında devam eden konkordato davasında kamu yararının gözetilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nun 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için İİK'nun 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, borçlu şirketin muamele merkezi ve borçlu gerçek kişinin yerleşim yeri asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkisinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece tensiben davacılara iflas avansı ile 5 aylık komiser ücretinin ve konkordato gider avanslarının yatırılması için kesin süre verildiği, davacı tarafından verilen süre içerisinde eksikliklerin tamamlandığı, 08/01/2024 tarihli ara karar ile davacılar hakkında 3 ay süre ile geçici mühlet kararının verildiği, komiser heyetinin atandığı, ticaret sicil kayıtları dosyaya celp edilerek gerekli ilanların yaptırıldığı, komiser heyetinden davacıların sunduğu proje ve belgelerin incelenmesi suretiyle rapor alındığı anlaşılmıştır. Komiser heyetinin 27/03/2024 tarih raporunda; "şirketin projede belirttiği hedeflere ulaşması durumunda borçlarını ödeyebilecek durumda olacağı, projesinin temelinin faaliyet kârlılığı ve sermaye artışı olduğu, hizmet işletmesi olarak İstanbul'un kalburüstü mekanlarında, tanınmış otellerde ... hizmeti sunduğu, sunulan hizmetin ekonomik gücü yüksek olan kişilere yönelik olduğu, şirket hasılatmın ileriki aylarda yükselmesinin muhtemel olduğu, Şubat ayı zararının Ocak ayı zararına göre az olduğu, bu bağlamda şirketin mali durumunun iyileşme ihtimali bakımından şirketin proforma nakit akım tablosunu revize etmesinden, ilk sermaye artırımının yerine getirilmesinden ve Mart-Nisan ayı faaliyet sonucunun görülmesinden sonra bir karar verilebileceği, davacı... işletmesi bakımından mali durumunun iyileşme ihtimaline ilişkin şirketin proforma nakit akım tablosunu revize etmesinden, 300.000,00 TL tutarlı sermaye artırımının yerine getirilmesinden ve Mart-Nisan ayı faaliyet sonucunun görülmesinden sonra bir karar verilebileceği, işletmenin iştigal konusu gereği faaliyetlerinin (özellikle kârlılık bakımından) bu süre içerisinde izlenmesinin yerinde olabileceği ve bu doğrultuda mahkemenin yerinde görmesi halinde İİK md.287/1V uyarınca geçici mühletin iki ay süre ile uzatılabileceği" belirtilmiştir.Mahkemenin 15/04/2024 tarihli duruşmasında davacılara iki ay süre ile geçici mühlet uzatma kararı verilmiştir. Komiser heyetinin 11/06/2024 tarihinde ilk 5 aya ilişkin sundukları raporda; "Davacı şirket yönünden; şirketin 08.01.2024 tarihi itibariyle 42,477.828,15 TL, 30.04.2024 tarihi itibariyle 42.903,972,74 TL borca batık durumda olduğu, şirketin genel olarak faaliyetlerine devam ettiği, şirketin sabit giderlerinin mekan kiraları ve ücretleri olduğu, değişken gider olarak sadece temizlik/sağlık malzemesi gibi giderler olduğu, şirketin 2024 yılı Ocak ayı zararının 1.101.487,81 TL, Şubat ayı zararının 568.257,02 TL, Mart ayı kârının 3.620,57 TL, Nisan ayı kârının 423.031,60 TL olduğu, şirketin 2024 yılının ilk 4 ayında 1.243.092,66 TL zarar raporladığı, 30.05.2024 tarihli revize projede alacaklılara yapılan teklifin, konkordatoya tâbi borç tutarı olan 47.907.511,71 TL nin %20 faizi ile birlikte 01.07.2025 tarihinden başlamak üzere 30.06.2028 tarihine kadar 36 ayda ödenmesi şeklinde olduğu, borçlu şirketin revize projesinin sermaye artırımı, faaliyetlerden elde edilen kâr, yeni ortak alımı ve sermaye artırımına dayandığı, sermaye artırımı bakımından Nisan 2024 de 2.000.000,00 TL sermaye artırımının yapıldığı, 5.000.000,00 TL olan sermayenin 7.000.000,00 TL ye yükseltildiği, artırılan sermayenin 300.000,00 TL sinin ödendiği, kalan 1.700.000,00 TL nin Haziran 2024 de ödeneceği (30.05.2024 tarihli projede 15 Haziran 2024 olarak belirtildiği), raporun hazırlandığı tarih itibariyle kalan miktarın ödendiğine ilişkin bir belgenin mevcut olmadığı, şirketin muhasebe ve bilgi akışının düzenli olmadığı, kendilerine 11.06.2024 tarihinde borçlu şirket ile ... Şti. arasında 07.06.2024 tarihinde akdedildiği görülen kira sözleşmesinin sunulduğu, anılan sözleşmede kira bedelinin 7 Haziran-31 Aralık 2024 için 150,000,00 TL+KDV olarak belirlendiği, madde 6'nın devamında sözleşmenin başlangıç tarihinin 30.06.2024 olarak belirlendiği, aynı zamanda madde 6 da kiracı tarafından kira bedeline teminat olan 150.000,00 TL+KDV tutarına ilişkin 1 adet senet düzenlenip verileceğinin öngörüldüğü, 01 Ocak 2025-31 Aralık 2025 için 200.000,00 TL olarak belirlendiği, sözleşmenin “Özel Hükümler” başlıklı 13. maddesinde, kiraya verenin kiralanan yerin alkol ve canlı müzik ruhsatını 30.06.2024 tarihine kadar almayı taahhüt edeceği, bu süre zarfında ruhsatlardan biri dahi alınmazsa sözleşmenin otomatik olarak 30.06.2024 tarihinde iptal olacağı yönünde hüküm olduğu, dolayısıyla sözleşmenin devamlılığının şarta bağlandığı, her ne kadar anılan sözleşmenin akdedilmiş olması şirkete nakit girişi sağlayacağı yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirilebilecekse de, sözleşmesinin şarta bağlı olmasının uygulanması açısından tereddütle karşılanması sonucunu doğurduğu, ayrıca projedeki Proforma Gelir Tablosunda yer alan (s. 20) “diğer gelirler” bağlamındaki öngörüyü karşılamadığı, bu aşamada mevcut ekonomik şartlar da değerlendirildiğinde borçlu şirkete yatırım yapacak bir ortak bulma ihtimalinin güç olacağının düşünüldüğü, konkordato talep eden borçlu şirketin revize projesinin genel olarak gerçekleşme ihtimalinin zayıf olduğu, borçlu şirket borca batık durumda olduğundan (İİK md. 179, TTK md.376) mahkemenin takdiri kesin mühletin şartları oluşmadığından mühletin kaldırılması ve konkordatonun reddi yönünde olursa borçlu şirketin demirbaşlarının değeri dikkate alındığında İİK md 308/2 uyarınca tasfiyenin basit tasfiye şeklinde yapılabileceğinin düşünüldüğü, davacı ... işletmesi yönünden; 08.01.2024 tarihi itibariyle borca batıklık tutarının 1.317.197,82 TL, 30.04.2024 tarihi itibariyle 1.375.474,17 TL olduğu, borca batık hale gelmesinin dış etkenlere bağlı olmadığı, borca batık hale gelmesi yönetimin yüksek maliyetle yaptığı yatırımın kısa sürede geri dönüşü olmamasından, yani alınan yanlış veya eksik karardan kaynaklandığı, revize projede borca batıklıktan çıkmaya yönelik 3 kaynak gösterildiği, bunların sermaye artırımı, faaliyetlerden elde edilen kâr ve diğer gelirler olduğu, 30.04.2024 tarihi itibariyle ödenmemiş sermaye tutarının 200.000,00 TL olduğu, beklenen vergi sonrası kârlılığın 3.120.809,78 TL olduğu, restoran işletmesinin yarı faal durumda olduğu, 2024 yılının ilk 4 ayında 148.448,12 TL zararın raporlandığı, konkordato talep eden davacı şahsın revize projesinin genel olarak gerçekleşme ihtimalinin zayıf olduğu, revize projede kaynak olarak gösterilen kalemlerin şirketin ödenecek faizler hariç 2.113.325,82 TL toplam borcu ile orantılı olmadığı, mali durumun iyileşme ve dolayısıyla şirketin geçmiş ve gelecekte doğacak borçlarını ödemesine ilişkin gerçekçi ihtimalin düşük olduğu, bu bağlamda gelinen bu aşamada takdir mahkemenin olmakla birlikte heyetlerince konkordatonun başarıya ulaşamayacağı yönünde kanaat oluştuğu" belirtilmiştir.Mahkemece son celsede dinlenen davacı şahıs şirketi ve davacı şirket yetkilisi ... duruşmada; "Mevcut şirketlere çok emek verdim, ekonomik kriz nedeniyle işler kötüye gitmiştir ancak işletme çalışmaya devam etmektedir, her iki şirket işletmesi üst segment müşteriye hizmet vermektedir, tedbirlerin devamı halinde şirketin bu zor durumdan çıkacağını düşünüyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece son celsede dinlenen Konkordato Komiseri duruşmada; "Sunmuş olduğumuz komiser heyeti raporunu tekrar ediyoruz, mevcut durumuyla her iki şirket yönünden finansal tablolar detaylı olarak incelenmiştir ve bu haliyle her iki şirket yönünden konkordato tasdik şartlarının mevcut olmadığı kanaatine vardık, yakın tarihte ... şirketine ait işletmenin kiraya verilmiş olması durumunu raporumuzda değerlendirdik, kiraya verilmiş olması haliyle bile gösterilen kaynakların yeterli olmadığı sonucuna varıldı, takdiri mahkemeye bırakıyoruz." şeklinde beyanda bulunmuştur.İİK'nın 292. maddesi kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması halini düzenlemektedir. Maddenin son fıkrası; "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder, diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmünü düzenlemektedir. İİK'nın 287/5 fıkrası gereği anılan hüküm geçici mühlet hakkında da kıyasen uygulanır.Yargıtay HGK'nın 2022/(15)6-387 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 15. HD'nin 2021/490 Esas, 2021/752 Karar sayılı kararında; İcra ve İflas Kanunu’nun 292/son maddesi hükmünün emredici nitelikte olduğu, bu hüküm uyarınca konkordato talep eden hakkında geçici mühlet kararının kaldırılması ile iflâs kararının verilmesinin gerektiği durumlarda, konkordato talep eden borçlunun duruşmaya davet edilerek dinlenmesi gerektiği, bu hususun istinaf sebebi yapılmasa dahi resen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda mahkemece, konkordatonun başarıya ulaşmayacağı kanaatiyle davacılar hakkında iflasa karar verilmiş olup, konkordato talep eden borçlular yargılama sonunda mahkemeye çağrılarak dinlediğinden Kanunun anılan amir hükmünün yerine getirildiği anlaşılmıştır."...Konkordato borçlarının vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçluya alacaklılarla yaptıkları anlaşma çerçevesinde ödeme imkanı tanıyan bu haliyle borçluyu haciz baskısından kurtararak malvarlığını korumaya amaçladığı için borçlunun menfaatine olan, aynı zamanda borçlunun iflasına göre daha fazla tatmin edilmesi nedeniyle alacaklıların da lehine olduğu kabul edilen bir kurumdur. Ancak bu dengenin korunması halinde alacaklı konkordatodan yararlanabilecektir. Konkordato projesinin kabule değer olup olmadığının değerlendirilmesinde borçlunun proje kapsamında borçlarını öngördüğü plan çerçevesinde ödeyebilme imkanının olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir.Konkordato talepleri yargılama sırasında değişen ekonomik parametrelere göre değerlendirilebileceğinden bu haliyle dava teorisinden ayrılır. Komiser raporları ve atanmış kayyım raporları çerçevesinde konkordato tasdiki sonrası gelişmeler de dahil olmak üzere borçlunun davranışları verilecek karar üzerinde etkili olacaktır." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/1481 Esas 2022/2121 Karar sayılı ilamı)."...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar ... ve...ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme teklifleri davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı)."...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir.Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı).Borçlu gerçek kişi firmasının konkordato teklifinin bir kısmı, yetkilisi olduğu davacı şirketin şirketin banka ve finans kurumlarına olan kredi borçlarına kefil olmasından kaynaklanmaktadır.Tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerinin aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte konkordatonun tasdiki için aranan şartların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir.Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir. (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148) Somut olayda karar tarihi gözetildiğinde komiser heyetinin 11/06/2024 tarihinde ilk 5 aya ilişkin sundukları ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli raporda, borcu batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapılarak yapılan hesaplama uyarınca borçlu şirket ile gerçek kişi firmanın borca batık durumda olduğu, konkordato projesinin ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir olmadığı tespit edilmekle davacılara ait konkordato projesi başarıya ulaşamayacağından mahkemece, her iki davacı yönünden kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdiki taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.2004 sayılı İİK'nun 308/2 maddesi uyarınca tasfiye usulünün kararda belirlendiği anlaşılmakla Mahkemece konkordato talep edenler hakkında verilen iflas kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Sonuç itibariyle, hem borçlu şirketin hem de gerçek kişi tacirin konkordatoyu başarıya ulaştırması mümkün olmadığı gibi her ikisinin de rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu anlaşılmakla Mahkemece konkordatonun tasdiki taleplerinin reddi ile iflasa yönelik tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/988 Esas, 2024/461 Karar sayılı ve 24/06/2024 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacılar tarafından istinaf harçları ayrı ayrı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/12/2024