Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/2761 E. 2024/636 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2761
Karar No
2024/636
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/10/2024 DAVANIN KONUSU: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 31/12/2024

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili bankanın Antalya/... Şubesi ile dava dışı ... arasında akdedilen .... tarihli 250.000,00 TL bedelli, 29/09/2015 tarihli 150.000,00 TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmelerine istinaden krediler kullandırıldığını, davalının söz konusu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi şartlarına uyulmaması ve borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle borçlulara mezkur kredi çerçeve sözleşmelerine konu 18/02/2019 tarihi itibariyle 240.136,19 TL nakit alacak için ihtarname keşide edildiğini, ancak ihtarnameye rağmen alacaklarının ödenmemesi sebebiyle borçlunun tümerrüde düştüğünü ve alacaklarının muaccel hale geldiğini, Alanya İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasından haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı borçlunun borca, faize ve tüm ferilere itiraz ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalının Alanya İcra Müdürlüğü' nün ... E sayılı dosyasına yaptığı itirazın 289.113,51 TL üzerinden iptaline ve bu bedel üzerinden davalı borçlu aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı, cevap dilekçesi vermemiş, HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " davada, davacı, kredi çerçeve sözleşmesine dayanan alacağının ödenmemesi nedeni ile ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Davacı vekiline 3.000,00-TL bilirkişi ücretini mahkememiz veznesine depo etmesi için 30/05/2024 tarihli celsede iki haftalık kesin süre verilmiş, kesin sürenin sonuçları hatırlatılarak, süresi içinde bilirkişi ücretinin depo edilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Davacı tarafından kesin süre içinde bilirkişi ücreti mahkememiz veznesine depo edilmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunun 266. maddesi gereğince, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Davacının iddiaların araştırılabilmesi, alacak miktarının belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılması zaruridir. Davacı tarafından aynı kredi sözleşmesine dayalı olarak Alanya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E sayılı dosyasında diğer borçlu ... hakkında dava açıldığı ve bu dosyada bilirkişi raporu alındığı belirtilmiş ise de dosyamız davalısı ... anılan dosyada taraf olmadığından, söz konusu dosyadaki bilirkişi raporlarının mahkememiz dosyasında davalı olan ... yönünden geçerli olmayacağı ve mahkememizce tekrar bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği kaanatine varılmıştır. Davacı taraf belirlenen kesin süre içinde bilirkişi delil avansını mahkememiz veznesine depo etmediğinden, davacı bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmıştır. Davanın vasıf ve mahiyeti gereğince ispat yükü üzerinde olan davacı, dosyada mevcut delillerle davasını ispat edemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca mahkememiz dosyasının Alanya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E sayılı dosyası ile birleştirilmesi veya o dosyanın mahkememiz dosyası yönünden bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de birleştirme talep edilen dosyada karar verilmiş olduğu ve mahkememiz dosyasında bilirkişi delil avansının yatırılmamış olduğu göz önüne alındığında dosyaların birleştirilmesi veya bekletici mesele yapılmasının sonuca etkili olmayacağı değerlendirilerek ve usul ekonomisi ilkesi gözetilerek talep yerinde görülmemiş ve ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde gerekçe ile davanın reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı alacakla ilgili diğer kefil ... için daha önce Alanya 5 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile birleştirme talepli olarak açıldığını, mahkemece iş bu dosya getirtilmeden ve birleştirme konusunda bir karar verilmeden doğrudan bilirkişi ücreti yatırılması için kesin süre verildiğini, oysa aynı alacakla ilgili diğer kefil hakkında daha önce açılan dosyada bir kaç kez bankacı bilirkişiden bilirkişi raporu aldırıldığını, iş bu raporların dosyaya sunulduğunu, bilirkişi ücretinin duruşma saatinden önce mahkemeye yatırılmış olmasına ve birleştirme talep ettikleri Alanya 5 AHM ... E. sayılı dosyasından daha önce alınan bilirkişi raporları duruşmadan önce mahkeme dosyasına sunulmuş olmasına rağmen mahkemece bilirkişi ücretinin yatırılmamış olması nedeniyle davanın reddedildiğini, duruşma saatinden önce her halükarda bilirkişi ücreti taraflarınca yatırıldığını ancak birleşme talep ettikleri dosyada aynı dosyada diğer kefil (bu davadaki davalının oğlu ) için açılan Alanya 5. AHM ... E. sayılı dosyasından daha önce alınan bilirkişi raporları dosyaya sunulduğunu, iş bu dosya ile davanın birleştirilmesi ya da bu dosyanın bekletici mesele yapılması taep edildiğini, aynı icra dosyası için ikinci kez bilirkişi masrafının edilmemiş olmasının borçlu menfaatine de uygun olduğunu, mahkemenin aynı alacak aynı icra dosyasındaki diğer kefil için daha açılan dosyayı delil olarak dosya içerisine getirtmeden sadece bir ek raporla iş bu davayı da çözebilecekken davayı usulden reddetme yoluna girdiğini, mevcut delil durumunun dahi davayı ispatlar nitelikte iken, mahkemece tüm bu deliller yok sayılarak davanın ispatlanamadığına hükmedildiğini, mahkemece kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığından dava reddedilmişse de verilen kararın yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyada, 30/05/2024 tarihli, davacı vekilinin hazır olduğu ön inceleme duruşmasında, (9) nolu ara kararda bilirkişi ücretine hükmedilmiş, (10) nolu ara kararda da davacı vekiline, 3.000,00 TL eksik delil/bilirkişi avansını yatırması için iki hafta kesin süre verilmiş, delil avansının ikmal edilmemesi halinde bilirkişi delili ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiş, takip eden celsede, davacı vekili, duruşma günü avansı yatırdıklarını beyan etmiş, mahkeme, duruşmada "...delil avansının yatırılmamış olduğu...." belirlemesi de yapılarak, ara karar kurulmuş, özetle; belirlenen sürede bilirkişi delil avansının yatırılmadığından ve mevcut delillerle de dava ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır 6100 sayılı HMK'de öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Mahkemeler için öngörülen sürelerin, taraflar için öngörülen sürelerden farkı; sürenin geçirilmiş olmasının, o sürede yapılması öngörülen işlemin yapılma olanağını ortadan kaldırmamasıdır. Eş söyleyişle hakim, gecikmeli de olsa süreye bağlanmış olan işlemi yapabilir. Dolayısıyla, gecikmeli de olsa yapılan işlem, oluşturulan karar hukuken geçerlidir ve süresinde yapılmış gibi hukuki sonuç doğurur. Sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Taraflar, bu süreler içinde belli işlemleri yapabilirler veya yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için konulmuş süreler; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır: Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise, kural olarak kesin değildir (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749). Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK’nin 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir (HMK m.94/2, HUMK m.159). Yukarıda da belirtildiği üzere, ilke olarak, hakimin verdiği süre kesin olmayıp, kesinlik için şu iki koşuldan birinin varlığı zorunludur: İlk hal, hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kesin olması ve bu kesinliğin yasadan kaynaklanmasıdır; bu halde, ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş ve ihtar edilmemiş olsa dahi, sonuç değişmez. İkinci halde ise; yasaya göre hakimin, tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna da karar verebilmesidir. Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. İster kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, usulüne uygun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir(Benzer ilkelere YHGK'nin 12.12.2012 gün ve 2012/9-1170 E., 1172 K.; 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararlarında da değinilmiştir.). Önemle vurgulanmalıdır ki, mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2010 tarihli ve ... E., ... K.; 08.06.2011 tarihli ve ... E., ... K.; 28.03.2012 tarihli ve ... E., ... K.; 30.01.2013 tarihli ve ... E., ... K.; 18.02.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da bu hususlara değinilmiştir. Ayrıca, delil avansının yatırılmamış olması ihtimalinde ilgili delile dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağından, davanın reddi için dosyadaki başkaca mevcut delillerle de ilgili iddianın ispat edilememiş olması gerekir. Bu yönüyle ihtaratın, "delil avansının yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut delillere göre karar verileceği şeklinde" vb.. ibare de içermesi gerekir.(Yargıtay 3. HD, 2013/11161 esas, 2013/15012 karar sayılı ilam) Bunun yanında, davacı vekilince, duruşmadan önce delil avansının yatırıldığı uyap kayıtlarından anlaşılmaktadır. Her ne kadar, HMK m. 154/3,a hükmüne aykırı olarak, duruşma tutanağında duruşmanın açıldığı "saat" yazmamakta ise de, uyap sisteminden yapılan kontrolde, delil avansına ait tahsilat makbuzunun duruşma saatinden önceki bir saate ait olduğu, zira davacı vekilinin de duruşmada delil avansını yatırdıklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Delil avansının kesin sürenin verildiği celse ile bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celse atlanmasına ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediğinden esasa ilişkin yargılama yapılması gerekirken; mahkemece, kesin süre içinde bilirkişi masrafının yatırılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi hukuken yerinde değildir. (Benzer yönde; Yargıtay 11. HD, 2021/1326 E, 2022/3365 K) Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/10/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...

Atıf: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/2761, K. 2024/636, T. 31.12.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-bolge-adliye-mahkemesi-16-hukuk-dairesi-2024-2761-e-2024-636-k-86e8ad8f1927