İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/658 E. 2025/61 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/658
- Karar No
- 2025/61
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/658 KARAR NO : 2025/61
DAVA : Konkordato Tasdiki DAVA TARİHİ : 23/10/2024 KARAR TARİHİ : 23/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Konkordato Tasdiki davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... adresinde faaliyet gösterdiğini, 37.400.000 TL değerinde sermaye ile ana sözleşmesinde yazılı olan işlerde faaliyette bulunmak amacıyla kurulduğunu, müvekkili şirketin gerek üretim gücü, gerek sermaye yapısı ve gerekse çalışan ve müşteri kalitesiyle içerisine düştüğü bu likitide sıkıntısı ve ödeme aczini ancak konkordato yoluna başvurmak suretiyle bertaraf edebileceğini, eldeki yeterli stokların ve satışa hazır malların satışı ve nakit akışının düzelmesi için zamana ve konkordatonun sağlayacağı korumaya ihtiyaç duyulduğunu, genel olarak vadelerin daraldığı ve hatta ortadan kalktığı bu dönemde, banka kredileri ve vadesi gelen çekleri ödeme güçlüğü içine düşen müvekkil şirketin, borçlarını düzenli ve tam olarak ödemesi, istihdam ve istikrarı ile tekrar kâra geçebilmesi için, elindeki stokunu nakde çevirmesine ihtiyaç bulunmaktadır ki, bu durum ancak müvekkili şirkete zaman tanınması ile gerçekleşebileceğini, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin devamının ve bu suretle borçlarının ifasının sağlanması sadece müvekkili davacı şirkete değil, başta şirket çalışanları olmak üzere, alacaklıların, kamunun ve birçok tedarikçinin yararına olacağını, zira bu sayede, çalışanların bu kriz ortamında işsiz kalmayacak, alacaklılar alacaklarını tahsil edebilecek ve tedarikçilerle olan ticari faaliyetlerin devam edecek olmasının yanı sıra, devlete ödenecek SGK primleri ve vergiler ile katma değer yaratılmaya devam edileceğini, müvekkili şirketin faaliyetlerinin sağlıklı bir biçimde devamı ve de borçların ifasının gerçekleştirilebilmesi amacıyla, inandırıcı ve fonksiyonel bir konkordato ön projesi hazırlama gereği ortaya çıktığını, hazırlanan proje, şirketin içinde bulunduğu ödeme sıkıntısından hangi yöntemlere başvurarak aşmayı planladığı bir yol haritası mantığı ile hazırlanmış olup, ‘amaca yönelik olma, bütünlük, önemlilik, doğruluk, açıklık, şeffaflık, ihtiyatlılık ve ileri yönelik olma’ ilkelerini ihtiva ettiğini, müvekkili şirketin bu ekonomik darboğaz ve krizden kurtularak takiplerden de korunmak suretiyle tüm borçlarını ödemesi ve böylece alacaklıların da iflâsa oranla alacaklarını daha iyi bir düzeyde elde etmeleri bakımından konkordato kurumuna başvurmak zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirketin yöneticileri tarafından konkordato projesinin düzenlenmesine ve borçlarından herhangi bir tenzilat talep edilmeksizin, konkordato ön projesi çerçevesinde borçların ödenmesi hususunda müracaat edilmesine karar verildiğini, borçların tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetlerinin devamının sağlanması amacı ile İİK. m.286/1-a uyarınca dilekçemiz ekinde sunulan konkordato ön projesinin hazırlandığını ve işbu projenin düzenlenmesinde, 30/09/2024 tarihli bilanço ve finansal tablolar esas alınarak, Kanun’da öngörülen tüm belgeler, eksiksiz olarak Mahkemeye sunulduğunu, belirtilen gerekçelerle takip, haciz ve muhafaza baskısı olmadan kefalet ve rehin vermekten doğan borçlarının tasfiyesinin sağlanması amacı ile 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişik İİK m. 285 vd. hükümlerine uygun olarak Konkordato Ön Projesi hazırlandığını, konkordato ön projesine ilişkin ayrıntılı açıklamalar ve belgelerin sunulduğun, konkordato teklifinin alacaklıların alacaklarının %100 ü oranında kavuşma sağlayacağını, müvekkili şirketin varlıklarının muhtemel satış fiyatları ile değerlenerek düzenlenen rayiç değer bilançosunda şirketin varlıklarının toplam değeri 504.482.583,58 TL olarak tespit edildiğini, ancak müvekkili şirketin iflas ederek varlıklarının parça parça ve icra kanalı ile satılması halinde (ilk satışa arzın %50 den başladığı, ikinci ihalenin daha da aşağıya ineceği göz önünde alındığında ) değerinin çok altında satılması, ayrıca çoğu teminatsız ve güvene dayalı alacaklarının da tahsilinin mümkün olmaması kuvvetle muhtemel olduğunu, iflas halinde, varlıkların paraya çevrilerek borçların ödenmesi halinde alacaklarının alacağına kavuşma oranı toplam borcun, en iyi ihtimalle % 65,91’i seviyesinde olduğunu, böyle bir durum doğal olarak alacaklıların nihai zararı anlamına geldiğini, ayrıca müvekkili şirketin faaliyetlerini sürdürememesi, istihdam yaratamaması, ülkemize döviz girdisi sağlayan devletin vergi gelirinin, sigorta priminin azalması kısacası ülke ekonomisine olumsuz etki yaratacağını, alacaklarının alacağına daha yüksek oranda kavuşmasını sağlamak amacı ile yapılan planlamada müvekkili şirkete konkordato tedbir kararı verilerek faaliyetlerine devam etmesini mümkün olması halinde; alacaklarının tahsili ve ticari faaliyetlerden elde edilecek karlar ilave olacak ve borçlarının iflas haline göre daha yüksek oranda ve tamamını ödeme imkanına kavuşacağını, bu durumda alacaklılara teklif edilen tutarın (%100 oranında ) gerçekleşmesi ile borçlarının iflası halinde alacaklıların eline geçecek tutar arasında alacaklılar lehine bir fark doğacağını, ayrıca projenin gerçekleşmesi ile şirket faaliyetlerine devam edebileceğini, böylece aktif - pasif dengesi sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulacak olan müvekkili şirketin ekonomiye katkı sağlamaya devam edebileceğini, konkordato projesinin içerdiği ödeme teklifi alacaklıların alacaklarına %100 (tamamı) oranında kavuşma imkanı sağlayacağını, konkordato projesi vade talepli bir proje olup, hali hazırda ödeme kısır döngüsüne kapılmış olan müvekkili şirketin borçlarının ödenmesi yolunu açmak ve ödenebilirliğini sağlamak için borçlarının %100 'ünün toplam 2026 yılı ocak ayından itibaren %40 faiz ilavesi ile 48 ay vade içinde ödenmesi talebine dayalı olduğunu, bu sayede şirket varlık bütünlüğü korunarak yasada belirtilmiş amaca uygun olarak faaliyetlerine devamı da sağlanacağını, müvekkili şirketin malvarlıklarının borçlarının tamamını karşılar durumda olmadığını, dolayısıyla konkordato talebinin kabul görmemesi halinde davacı şirketin borçlarını ödeme kabiliyetini yitireceğini, alacaklıların alacağının tamamına kavuşmasını sağlamak amacıyla yapılan planlama müvekkili şirketin ve şahısların lehine konkordato kararı verilmesi halinde şirket faaliyetlerine devam edeceğini ve şirketin ödeme gücüne / mali durumuna katkıların yapılması mümkün olabileceğini ve böylece davacı müvekkili şirketin borçlarını şuan ki haline nazaran tamamen ödeme imkanına kavuşacağını belirterek; geçici mühlet kararı ile birlikte, şirketin ekonomik hacmi nazara alınarak, geçici konkordato komiseri atanmasına, İİK. m. 294/1 uyarınca, Şirket hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılmamasına ve başlamış takiplerin durdurulmasına, İİK. m. 297/1 hükmü uyarınca müvekkil şirkete komiserin nezareti altında işlerine devam edebilmesi için faaliyet izni verilmesine ve bu bağlamda mahkemece belirlenecek işlemlerin komiserin izni ile yapılmasına, geçici mühlet neticesinde İİK m. 289 gereğince 1 yıllık kesin mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına , kesin mühlet kararının ilanına , yargılama neticesinde İİK m. 305 vd. maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Talep, borçlular tarafından ikame edilen adi konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukukî çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 709). Konkordato 2004 sayılı Kanun'da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15). Konkordato kurumu ile ilgili farklı ayrımlar yapılmaktadır. Bunlardan ilki, mahkeme dışı ve mahkeme içi konkordato ayrımıdır. Mahkeme içi konkordato içeriğine göre vade, tenzilat ve karma konkordato olarak ayrılmaktadır. Sözü geçen sınıflandırmaya göre, borçlunun borcunu tam olarak ödemeyi vaat etmesi ve bunun için alacaklıların borçluya ödeme süresi tanımaları veya borcun itfasını takside bağlamaları hâlinde vade konkordatosu; borçlunun borçlarının belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu; tenzilat ve vade konkordatosunun bir araya getirilmesiyle teşekkül eden konkordatoya ise karma (bileşik) konkordato denilmektedir. Yapıldığı zamana göre ise; iflâsa tâbi olmayan borçlular ile iflâsa tâbi borçlulardan henüz iflâsına karar verilmeyenlerle yapılan konkordatoya iflâs dışı konkordato; müflisin teklif ettiği konkordatoya ise iflâs içi konkordato denilmektedir. Mahkeme içi adi konkordato 2004 sayılı Kanun'un 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş ve konkordatoya başvurabilecek kişiler 2004 sayılı Kanun'un 285 inci maddesinde “herhangi bir borçlu” denilerek açıklanmıştır. Kanunun bu ifadesi karşısında tüzel kişiler ile tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün gerçek kişilerin konkordatoya başvurabileceği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 285/2 inci maddesindeki düzenleme uyarınca konkordatoya başvuru imkânı sadece borçluya tanınmamıştır. İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da gerekçeli bir dilekçe ile borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Borçlu, konkordato mühletinin kapsadığı ve mühlet hükümlerinin devam ettiği dönem içerisinde komiserin denetimi altında 7101 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin öngördüğü sınırlamalar içerisinde mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmak imkânını kural olarak muhafaza eder. Asliye ticaret mahkemesi komiserin veya borçlunun makul sebeplere dayalı talebi üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatarak, geçici mühlet süresini beş aya yükseltebilir. Geçici mühletin ilânı ve ilgili kurumlara bildirilmesinden itibaren, alacaklılar ilândan başlayarak yedi gün içerisinde borçluya kesin mühlet verilmesini gerektiren durum bulunmadığını delilleri ile birlikte ileri sürerek konkordato talebinin reddini isteyebilirler (2004 sayılı Kanun md. 288). Geçici mühlet içinde mahkeme borçluyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Bu süreçte geçici komiser duruşmadan önce raporunu mahkemeye ibraz eder. Mahkeme yapacağı değerlendirmede itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır (2004 sayılı Kanun md. 289/2). Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir (2004 sayılı Kanun md. 289/3). Gerekiyorsa geçici komiser veya komiserler değiştirilerek yeni bir görevlendirme yapılabilir veya geçici komiserlerin görevine devam etmesine karar verilerek dosya komisere teslim edilir. Konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp, sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu sebeple ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. Geçici mühlet aşamasında; geçici mühlet kararı verilebilmesi için davacının İİK. m. 286 gereği, dava dilekçesi ekinde, konkordato ön projesini, borçlunun malvarlığının durumunu gösteren belgeleri, alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren listeyi, konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tabloyu, konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporunu mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Mahkemece, bizzat veya bilirkişi marifetiyle yapacağı inceleme neticesinde bu belgelerin tam olduğunun tespit edilmesi halinde İİK. m. 287/1 gereği borçluya derhal üç ay geçici mühlet verilmesi gerekir. Şartları mevcut olduğunda İİK. m. 287/4 gereği 3 aylık geçici sürenin 2 ay uzatılmasına karar verebilir. HMK 74. maddesi uyarınca davacı vekilinin konkordato talep etme konusunda özel yetki içeren vekaletname ibraz ettiği ve konkordato gider avansının depo edildiği anlaşılmıştır. İİK 286. maddede belirtilen belgelerin sunulduğunun tespiti üzerine mahkememizce, borçlu hakkında 25.10.2024 tarihi saat 14:30'dan itibaren üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının incelenmesi başka bir deyişle davacının mali durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığı veya konkordato teklifinin tasdik şartlarının yerine gelip gelemeyeceğinin tespiti amacıyla alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak 30.01.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kurulana Dair Yönetmeliğin 4.ve devamı maddeleri kapsamında konkordato komiser heyeti görevlendirilmiş, komiser heyeti davacının faaliyetlerini nezaret etmek suretiyle görevine başlamış geçici mühletin sona ereceği tarih dikkate alınarak duruşma gün ve saati belirlenerek geçici mühlet kararı ilan edilmiş ve İİK 288. maddesi uyarınca ilgili yerlere bildirilmiştir. Konkordato geçici komiser heyetinin 14/11/2024 havale tarihli ön raporunu sunduğu, raporda; ''Konkordato Geçici Komiser Heyeti olarak yaptığımız ilk incelemeler neticesinde, a)Konkordato projesine dayanak olarak gösterilen mali tablolarda “250- ARSA VE ARAZİLER” hesabı “2.951.722,85 TL” olarak gözükmesine rağmen bu hesabın içeriğinde bulunan arsa ve arazilere ait herhangi bir tapu dökümünün ibraz edilmediği, bu yönüyle konkordato talebine eklenecek belgeler arasında bulunan “Maddi ve Maddi Olmayan Duran Varlıklara Ait Olup Defter Değerlerini İçeren Listeler” de eksikliğin mevcut olduğu, b) Mahkemece tesis edilen 04/11/2024 tarihli ara kararda “Borçlunun mali durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgelerin (tapu kayıtları, araç ruhsatları, gayrimenkul değerleme raporu, detay mizan vs) sunulup sunulmadığı, sunulmamış ise bu bilgi ve belgelerin temininin istenmesi ve bu şekilde hazırlanacak raporun mahkememize sunulması gerektiği” denildiğinden, borçlu şirket vekiliyle e-posta yoluyla iletişime geçilerek borçlu vekilinden “250- ARSA VE ARAZİLER” hesabı altında bulunan arsa ve arazilere ait tapu dökümlerinin ibraz edilmesinin istendiği, c)Borçlu şirket tarafından konkordato talebine eklenmesi gereken “Maddi ve Maddi Olmayan Duran Varlıklara Ait Olup Defter Değerlerini İçeren Listeler” deki eksiklik dışında sunulan belgelerde bir eksikliğe rastlanmadığı'' yönünde görüş bildirilmiştir. Konkordato geçici komiser heyetinin 13/12/2024 havale tarihli birinci ara raporunda; '' a)Borçlu ...’nin, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nde bulunan ...’nde elektrik enerjisi üretimi ile iştigal ettiği, b)Borçlu şirketin 31.10.2024 tarihi itibariyle kaydi özvarlıklarının (+) 219.163.005,24 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla şirketin kaydi değerlere göre borca batık durumda olmadığı, c)Şirketin rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığını saptamak için şirkete ait varlıkların rayiç değerlerinin bilinmesi gerektiği, şirkete ait varlıkların rayiç değerinin tespiti için bilirkişi görevlendirilmesi yapıldığı, bu kapsamda, bir sonraki raporda şirketin rayiç değerli özvarlıklarının tespit edilmesinin hedeflendiği, d) Mahkemece 30.10.2024 tarihli ara kararda “Alacaklı ... A.Ş.’nin geçici mühlet verilmesine yönelik itirazlarının ilk ara raporda değerlendirilmesi için ... Şirketi vekili tarafından sunulan 30/10/2024 tarihli dilekçe ve eklerinin komiser heyetine teslimine” karar verildiği, ilgili ara karar doğrultusunda gerekli incelemelerin gerçekleştirildiği, e) ... hisse senetleri üzerindeki rehin ve intifa hakları sebebiyle muvafakatleri olmadan konkordato talep edilemeyeceğine ilişkin Denizbank itirazın yerinde olmadığı, f) ... vekilinin , konkordato talebine ekli belgelerde müvekkili bankanın alacağının hatalı gösterildiğine yönelik itirazının haklı olduğu, g)Müdahil ... vekili tarafından, konkordato talep eden şirketin rayiç değerlere göre borca batıklığını gizlediği yönünde sürülen iddianın görevlendirilen bilirkişilerin raporlarını sunmasının akabinde cevaplanabileceği, h)Borçlu şirkete ait konkordato projesi üzerinde yapılan ilk incelemelerde borçlu şirketin konkordato ön projesinde bazı sorunlara rastlandığı, bu kapsamda incelemelerin devam ettiği, bilirkişi raporlarının sunulmasından sonra borçlu şirkete ait konkordato ön projesinin ayrıntılı olarak inceleneceği ve şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırma ihtimali bulunup bulunmadığının değerlendirileceği '' yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür. Konkordato geçici komiser heyeti 10.01.2025 havale tarihli raporunda ise ''Borçlu ... şirketinin, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nde bulunan ...'nin sahibi olduğu, bu santral için ... A.Ş.'den kredi kullanıldığı, kamu borçları dışında asaleten sorumlu olunan borçların neredeyse tamamının bu krediden kaynaklandığı, şirketin sahip olduğu hidroelektrik santralin ... İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyasından 24/10/2024 başlangıç tarihli olarak ihaleye çıkarıldığı, şirketin ise 23/10/2024 tarihinde konkordatoya başvurduğu, alınan geçici mühlet kararı sonrasında bu satışın düşürüldüğü, ... şirketinin... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/12/2022 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararıyla iflasına karar verilen ...A.Ş.'nin borçlarına olan kefaletinden ve garantörlüklerinden dolayı yükümlülüklerinin bulunduğu ancak ... şirketinin konkordato projesinde kefaletten ve garantör sıfatından kaynaklı borçlarından hiç bahsetmediği, kefaletten ve garantör sıfatından kaynaklı borçların en az 2.018.197.095,84 TL olduğu, Şirketin mali tablolarında asaleten sorumlu olduğu borçlarını eksik gösterdiği, 31.10.2024 tarihi itibariyle bilançoda gözüken borç toplamının 237.295.010,12 TL olduğu, asaleten sorumlu olunan gerçek borç tutarının ise en az 550.000.000,00 TL olduğu, kefaletten kaynaklı sorumlu olunan asgari yükümlülük tutarı ile garantörlük sebebiyle sorumlu olunan tutar (ödendiğinde rücu alacağı doğsa da asıl borçludan tahsil edilmesi mümkün olmayan tutarlar) dikkate alınarak yapılan hesaplamalara göre 31/10/2024 tarihi itibariyle rayiç özvarlıklar toplamının (-) 2.151.937.718,59 TL olduğu, kefaletten ve garantör sıfatından kaynaklı borçlar dikkate alınmasa dahi şirketin 31.10.2024 tarihi itibariyle (-) 264.188.576,23 TL rayiç özvarlık değeriyle yine borca batık durumda olduğu, kefaletten ve garantörlük sıfatından kaynaklı en az 2.018.197.095,84 TL tutarındaki yükümlük ile kaydi bilançolarda gösterilmeyen ancak asaleten sorumlu olunan en az 312.704.989,88 TL tutarındaki borcu ihtiva etmeyen konkordato ön projesinin uygulanabilirliğinin hiçbir şekilde bulunmadığı, şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırmasının olanaklı olmadığı, ... şirketinin iflası koşullarının oluştuğuna kanaat getirilmesi halinde, İİK m.308, f.2 uyarınca tasfiyenin adi tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar verilebileceği'' yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Konkordato komiser heyetinin 10.01.2025 havale tarihli raporunun sonuç kısmında davacı borçlu ...Şirketi'nin iflası koşullarının oluştuğuna kanaat getirilmesi halinde İİK m.308, f.2 uyarınca tasfiyenin adi tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar verilebileceği belirtilmiş ancak adi tasfiyede tasfiye memurlarının konkordato komiserlerinden oluşturulmasına gerek bulunup bulunmadığı konusunda yazılı görüş belirtilmediği anlaşıldığından bu konuda yazılı görüşlerini bildirmek üzere komiser heyetine duruşma gününe kadar süre verilmiş, konkordato komiser heyeti tarafından sunulan 15.01.2025 havale görüşte özetle, ''Geçici mühletin uzatılmasının herhangi bir fayda getirmeyeceği, mali yönden iyileşme ümidi bulunmayan şirket yönünden verilecek uzatma kararının yalnızca zaman kaybına neden olacağı, alacak toplamının neredeyse tamamının iki banka ile kamuya ait olduğu, olası bir iflas halinde tasfiyenin bu alacaklıların hakim olacağı iflas idaresi tarafından kolaylıkla gerçekleştirilmesinin mümkün gözüktüğü, somut olayın özellikleri itibariyle komiser heyetinin tasfiye ile görevlendirilmesinin sürece herhangi bir katkısının olmayacağı '' yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili duruşmada, sicile kayıtlı adresin şirketin fiili muamele merkezinin olmadığını beyan etmesi karşısında, şirketin fiili muamele merkezinin ...adresi olup olmadığı, fiili muamele merkezinin ... olup olmadığı, bankacılık işlemlerinin ağrılıklı olarak nerede gerçekleştirildiği konusunda şirketin ticari kayıtlarında ve şirketin borçlu olduğu bankaların şubelerinde inceleme yapılarak fiili muamele merkezinin neresi olduğu konusunda yazılı görüş ibraz etmek üzere konkordato geçici komiser heyetine süre verilmiş, konkordato geçici komiser heyeti 21.01.2025 havale tarihli yazılı görüşte özetle, ''borçlu şirket vekilinin konkordato talep dilekçesinde açıkça müvekkili ... şirketinin “...” adresinde faaliyet gösterdiğini belirttiği, komiser Heyetince olumsuz rapor sunulmasının akabinde, konkordato talep dilekçesindeki beyanın tam zıttı bir şekilde beyanda bulunulmasının HMK m.29'da düzenlenen “Dürüst Davranma ve Doğruyu Söyleme Yükümlülüğü”nün ihlali anlamına geldiği, 16/01/2025 tarihinde gerçekleştirilen duruşmanın hemen ertesi sabahında komiser heyetinde yer alan ...'nin fiili muamele merkezi olduğu belirtilen “...” adresine ziyaret gerçekleştirdiği, binanın güvenlik görevlisinden binada faaliyet gösteren firmaların listesinin temin edildiği, bu listede borçlu ... firmasına rastlanmadığı; faaliyet gösterildiği belirtilen dairenin kapısındaki tabelanın sökülmüş olduğu, dairenin zili çalındığında açan olmadığı, şirketinin bankacılık işlemlerinin (banka işlemleri ve kredi kullanımı) %99,58'lik kısmını ...bank ... Şubesi'nde gerçekleştirdiği, Borçlu ... şirketinin, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nde bulunan ...'ni işlettiği ancak bu yerde yalnızca santral işletildiği, işlerin ilgili yerden yöneltildiğine dair hiçbir verinin bulunmadığı, komiser heyetine gönderilen kira sözleşmesinden, ofis olarak kullanıldığı belirtilen dairenin kiracısının ayrı bir tüzel kişilik olan “... A.Ş.” olduğunun tespit edildiği, Şirketin ticaret siciline kayıtlı olduğu yerin muamele merkezi yönünden karine teşkil ettiği, bu karinin aksi ispat edilirse ticaret sicilde gözüken adres dışındaki adresin muamele merkezi olarak kabul edilebileceği; ancak somut olayda “...” adresinin fiili muamele merkezi olduğunun ispatlanamadığı'' yönünde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüş; borçlu vekilinin, şirketin fiili muamele merkezinin sicile kayıtlı olan adresten farklı bir adres olduğu iddiasının ispat edilememesi, yasal karinenin aksini destekleyen bilgi ve belge sunulamaması karşısında İİK 285.maddesi atfı ile İİK 154.maddesi kapsamında borçlu şirketin sicile kayıtlı adresi itibari ile mahkememizin kesin yetkili mahkeme olduğu kanaatine varılarak yargılamaya devam edilmiştir. İİK 287. Maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “ konkordatonun başarı şansı “ kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). İsv.İİK ‘da da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça," borçlunun iyileşmesi " kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187 ) İİK'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl temin edileceği kapsamında, Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir. İİK.nun Geçici Mühlet başlıklı 287/5.maddesi "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır." hükmünü içermektedir. 2004 sayılı İİK 'nın " Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması" başlıklı 292.maddesi" İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmüne yer verilmiştir. Davacı şirket yetkilisine İİK'nin 292. maddesi uyarınca duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmiş, şirket yetkilisinin duruşmaya iştirak etmediği anlaşılmıştır. Borçlu şirket konkordato ön projesinde borçlarını, %40 faiz ilave ederek 2026 yılı ocak ayından başlamak üzere 48 eşit taksitte ödemeyi teklif ettiği, konkordato kaynağı olarak 386.598.941,58 TL faaliyet kârı ile müşterilerden yapılacak tahsilat tutarı 44.980.829, 10 TL'nin gösterildiği, ön projedeki en önemli konkordato kaynağının faaliyet kârı olduğu , ön projede toplam borç miktarının ise 286.626.054,29 TL olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından ve geçici konkordato komiser heyeti raporlarından; borçlu ... Şirketi'nin ... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nde bulunan ...’nde elektrik enerjisi üretimi ile iştigal ettiği, borçlu şirketin ...3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2022 tarihli ( ...E. ... K.) kararıyla iflasına karar verdiği dava dışı ... A.Ş.'nin borçlarına olan kefaletinden ve garantörlüklerinden dolayı yükümlülüklerinin bulunduğu , 2.018.197.095,84 TL tutarlı kefalet borcunun nasıl ödeneceğinin ön projede açıklanmadığı ve ön projede bu borç bilgisine yer verilmediği, kefaletten kaynaklı borçlarını iflasına karar verilen ... Tic. A.Ş.'den tahsil imkanının bulunmadığı, 31.10.2024 tarihi itibariyle borçlu şirketin bilançosunda gözüken borç toplamının 237.295.010,12 TL olduğu, asaleten sorumlu olunan gerçek borç tutarının ise asgari 550.000.000,00 TL olduğu, kefaletten ve garantör sıfatından kaynaklı borçlar dikkate alınmadan düzenlenen güncel borca batıklık bilançosuna göre borçlu şirketin 31.10.2024 tarihi itibariyle (-) 264.188.576,23 TL rayiç özvarlık değeriyle borca batık durumda olduğu, ön projede yer alan 286.626.054,29 TL borç tutarı ile gerçek borç tutarı 550.000.000,00 TL arasındaki fark, faaliyetin devamı ile altı yılda elde edilmesi beklenen faaliyet kârının miktarı, borçlu şirketin gerçek borcu kadar faaliyet kârı elde edebileceğine dair iddiası ve bu iddiasını destekleyici mali verilerin bulunmayışı , borçlu şirketin kefaletinden kaynaklı borçlarını iflas eden asıl borçludan tahsil etme imkanının bulunmayışı dikkate alındığında konkordato ön projesinin uygulanabilir olmadığı, şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırmasının olanaklı olmadığı, borçlu şirketin mal varlığının cebri icra yoluyla satışının ertelenmesi amacıyla konkordato talebinde bulunduğu kanaatine varılarak mühletin uzatılması ve kesin mühlet verilmesi ; konkordatonun tasdiki isteminin reddine, borçlu şirketin iflasına, borçluya ait mal varlığı dikkate alındığında iflas tasfiyesinin adi usulde yapılmasına, geçici mühlette geçen süre nazara alınarak tasfiye memurlarının geçici konkordato komiserlerinden seçilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1-Konkordatonun tasdiki talebinin reddine, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı ... ŞİRKETİ (MERSİS NO : ..., VERGİ NO : ...) hakkında mahkememizce verilen 25.10.2024 tarihli geçici mühletin ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına, Konkordato komiser heyetinin görevine son verilmesine, komiser heyetine görev süresiyle orantılı olarak aylık ücretinin ödenmesine, komiser heyetinin görevine son verildiğinin .... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün... sicil numarasına kayıtlı ... ŞİRKETİ'nin İFLASINA, iflasın 23.01.2025 günü saat 14:55 itibarıyla açılmasına, İflas tasfiyesinin İİK 308/2 maddesi uyarınca adi usulde yapılmasına, geçici mühlette geçen süre nazara alınarak tasfiye memurlarının geçici konkordato komiserlerinden seçilmesine yer olmadığına, İflas avansının ve konkordato gider avansının İflas Müdürlüğüne gönderilmesine, İflas kararının derhal İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, ... ŞİRKETİ'nin konkordatonun tasdiki talebinin reddine ve geçici mühlet ve tüm tedbirlerin kaldırıldığına ve iflasına karar verildiğinin, İİK 166.maddesinde belirtilen usulle, Ticaret Sicil Gazetesi ve Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan edilmesine ve kararın İİK 288.maddesinde belirtilen ilgili yerlere derhal bildirilmesine, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsil edilmesi gereken harç 615,40 TL olduğundan, peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacından tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, 4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İİK 164/1 maddesi uyarınca gerekçeli kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, davacı vekili ve duruşmada hazır bulunan alacaklılar vekillerinin yüzlerine karşı, İİK 293/3 maddesi atfı ile İİK 164.maddesi uyarınca borçlu yönünden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, alacaklılar yönünden kararın ilan tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/01/2025
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP