Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1220 E. 2024/1220 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1220
- Karar No
- 2024/1220
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1220 - 2026/1487 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1220 KARAR NO : 2026/1487 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2024 NUMARASI : 2023/324 E. - 2024/226 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/05/2024 tarih ve 2023/324 E. - 2024/226 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin bünyesinde pek çok saygın medya kuruluşunu bulundurduğunu, uyuşmazlık konusu olan “...” markasını da dizi ismi olarak kullandığını, davalı firmanın 2022/065867 başvuru sayılı “...” ibareli markasının tesciline davacının önceki tarihlerde tescil edilmiş olan 2017 103122 sayılı “...”lı markasına dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazların nihai olarak davalı konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa taraf markalarının görsel, işitsel ve umumi intiba açısından yakın benzer olduğunu, ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 42 ve 45. sınıflara giren hizmetler ile davacının markasının tescilli olduğu emtiaların benzer/türdeş olduğunun da kabulünün gerektiğini, bu sebeple “...” esas unsurlu herhangi bir markanın tescil edilmesi halinde davacının markalarıyla karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, ayrıca davacının “...” isimli televizyon dizisinin yayınlandığı dönemde çok popüler olduğunu ve tüm Türkiye nezdinde bilinir hale geldiğini, dava konusu edilen markanın tescili halinde davacının tanınmış markasının sahip olduğu ayırt edici karakterin zedeleneceğini ve bundan haksız kazanç elde edileceğini, davalı firmanın davacının tanınmış markasına bu derecede benzeyen bir işareti kendisine marka olarak seçmesinin davalının kötü niyetinin ve davacı ile haksız rekabet yapma saikinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nin 10.05.2023 tarihli ve 2023-M-5124 sayılı kararının iptaline ve 2022/065867 sayılı markanın tescil edilmesi durumunda hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu edilen markanın kapsamından çıkartılmamış olan emtialar yönünden somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca somut olayda davacının SMK m.6/5 ve m.6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu da ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili, davanın süresi içerisinde ve yetkili mahkemede açılmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davalının markasının kapsamından davacının markasının tescilli olduğu emtialara benzer bulunan emtiaların çıkartılmış olduğunu, geriye kalan ve 42 ile 45. sınıflara giren hizmetler yönünden taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının markasının tanınmış bir marka da olmadığını, nitekim bu markanın ... nezdinde tutulan tanınmış markalar siciline kayıtlı olmadığını, davacının kötü niyete ve gerçek hak sahipliğine ilişkin iddialarını da somut delillerle ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında esas unsur olarak kullanılan “.../...” kelime kombinasyonunda geçen kelimelerin ayniyetinden hareketle markaların görsel, işitsel ve bilhassa da kavramsal açılardan benzer olduğu değerlendirilmişse de, dava konusu edilen markanın kapsamından, davacının markasının tescilli olduğu emtialar ile aynı/benzer/türdeş olan emtiaların davalı ... tarafından çıkartılmış olduğu, geriye kalan hizmetler ile davacının markasının tescilli olduğu emtiaların benzer/türdeş/ilintili emtialar olmadığı, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin bilinç, dikkat, özen ve seçicilik seviyeleri de düşük olmadığından, söz konusu hizmetlerde “.../...” kelime öbeklerini ihtiva eden işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar/kişiler tarafından kullanılması halinde ilgili tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, davacının marka işlem dosyasına sunduğu delillerden, davacının “...” markasına ve markanın tanıtımına yapılan yatırımlar, bu markanın piyasa payının ne olduğu, markanın hangi ölçekte kullanıldığı, ilgili tüketici kesimi nezdinde bilinirliğinin ne boyutta olduğuna ilişkin yeterli nitelik ve nicelikte delil sunulmadığından, davacı markasının “tanınmış” olduğunun söylenmesinin mümkün görülmediği, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili ile davalı marka sahiplerinin aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle başvuru kapsamında kalan hizmetler ile müvekkilinin markalarının kapsamındaki hizmetlerin birebir bağlantı içerdiğini, müvekkilinin "..." ibareli markasının yakın zamanda ...'de yayınlanan bir dizi adı olarak kullanıldığını ve Türkiye çapında bilindiğini, markaların esaslı unsurları birebir aynı olduğu gibi kapsamlarında da birebir benzer/ilişkili hizmetlerin yer aldığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin mesnet markasının tanınmışlığı nedeniyle koruma kapsamının geniş tutulmasının gerektiğini, müvekkilinin tanınmış markalarını bildiği/bilmesi gerektiği halde benzer başvuruda bulunan davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında, aynı kelimelerin anlam farklılığı yaratmayacak şekilde yer değiştirmiş şeklinden oluşmaları nedeniyle 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle benzerlik bulunduğu, esasen marka işaretleri arasındaki benzerliğin dava konusu YİDK kararında da kabul edilerek başvuru kapsamından davacı markaları ile benzer bulunan emtianın çıkarıldığı, başvuru kapsamında bırakılmış olan 45.sınıf hizmetler yönünden emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının oluşmadığı, SMK'nın 6/5.maddesi anlamında tanınmışlığa dayalı tescil engelinin bulunmadığı ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.