Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1161 E. 2026/1450 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1161
- Karar No
- 2026/1450
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1161 - 2026/1450 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1161 KARAR NO : 2026/1450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/02/2024 NUMARASI : 2023/213 E. - 2024/91 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/02/2024 tarih ve 2023/213 E. - 2024/91 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2021/044896 sayılı "... hotel" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınlanması üzerine davalı şirketin 2020/131050 sayılı "... grubu" ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde önceye dayalı hak sahipliği bulunduğunu, ayrıca müvekkiline bağlı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'ye ait “...” ibareli tescilli markalarının da bulunduğunu, “...” ibaresinin müvekkili şirketin kurucusu ailenin soyadı olduğunu ve oradan geldiğini, müvekkilinin “...” markası üzerinde üstün hakkı bulunduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, zira tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin yüksek olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2023-M-1746 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin varlığının Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/392 E. sayılı dosyasında da tespit edildiğini, müvekkili şirketin “...” ibareli çok sayıda markasının tescilli olduğunu, davacı yanın iddialarının aksine “... group” markasını yıllardır kullanmadığını, başka bir tüzel kişiliğe ait markanın eskiye dayalı kullanım iddiası yönünden dikkate alınamayacağını, taraf markaları arasında iltibas riski bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru kapsamında YİDK kararı sonucunda reddine karar verilen 43. Sınıf hizmetlerin tamamının, davalı yanın önceki tarihli markası kapsamında yer alan mal/hizmetler ile birebir aynı olduğu, dava konusu başvurunun "... HOTEL" şeklinde bir sözcük grubu markası olduğu, markanın herhangi bir figüratif unsur taşımadığı, “hotel” kelimesinin uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden tasviri olduğu, “...” kelimesinin ise Türkçe bir kelime olduğu, somut bir anlamının bulunmadığı, “gül-soy” şeklinde telaffuz edileceği, markanın hakim ve esas unsurunun bu ibare olduğu, taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetlerin tamamı bakımından ayırt ediciliği bulunan bir sözcük olduğu, anılan ibarenin her iki markada da birebir ve hakim unsur olarak kullanıldığı, taraf markalarının birebir aynı sınıfa ilişkin mal/hizmet grubunu da kapsaması hususu da göz önüne alındığında, ortak ve hakim unsur olarak "..." ibaresini içermeleri karşısında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları ve markalar arasında iltibas ihtimali doğacağı, gerçek hak sahipliği karinesinin sicilde kayıtlı markalara itiraz veya hükümsüzlük talepli bir dava açılmasını hakkını gerçek hak sahibine vereceği ancak, tescil hakkı bakımından, hak sahibine bir avantaj sağlamayacağı, öte yandan davacı yanın davasına ve itirazına dayanak yaptığı 2010/56317 sayılı markanın koruma süresinin 31/08/2020 tarihinde sona erdiği, anılan markanın yenileme işlemlerinin yapılmadığı, bu markanın 18/03/2021 tarihinde başvurusu yapılmış dava konusu marka yönünden müktesep hak oluşturmayacağı, yine davacı yana ait 2019/10251 sayılı markasının başvuru tarihinin 02.02.2019, tescil tarihinin ise 17.09.2019 olduğu, Yargıtay’ın müktesep hak ile ilgili pek çok kararında müktesep hak teşkil ettiği iddia edilen markanın hükümsüzlük tehdidi altında olmaması gerektiği yönünde istikrarlı kararlarının mevcudiyeti karşısında henüz tescili üzerinden 5 yıllık süre geçmemiş iş bu markanın, sair tüm kriterlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinden bağımsız olarak, dava konusu başvuru açısından müktesep hakka karine teşkil etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, eksik ve hatalı raporun hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin otelcilik ve konaklama sektöründe hizmet veren bir şirket iken davalının iştigal alanının gümrük ve lojistik sektöründe olduğunu, bu nedenle bilirkişi heyeti tarafından tescili talep edilen marka ile itiraz konusu markanın birebir aynı emtia sınıfında yer almasından bahisle yapılan değerlendirmenin hukuken hatalı olduğunu, gümrük, lojistik ve otelcilik sektörlerinde hedef tüketici kesiminin satın alma sürecinde göstereceği bilinç ve dikkat seviyesinin tespiti ile markalar kapsamındaki hizmetler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususu, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek bir konu olmadığını, kararın çelişkili olduğunu, somut olaya konu markaların bütünsellik ilkesi altında irdelendiğinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin eskiye dayalı markasal kullanımlarının ve marka tescillerinin kazanılmış hak teşkil ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... OTEL" ibareli marka başvurusu ile "... grubu+şekil" ibareli itiraza mesnet tescilli marka arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, diğer yandan başvuru kapsamında YİDK kararı sonucunda reddine karar verilen 43. Sınıf hizmetlerin tamamının, davalı yanın önceki tarihli markası kapsamında yer alan mal/hizmetler ile birebir aynı olduğu, öte yandan gerçek hak sahipliği karinesinin uygulamada ve Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, hak sahibine 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç veya 6/1. maddeleri kapsamındaki incelemelerde, sicilde kayıtlı önceki tarihli ret gerekçesi markaların varlığına rağmen öncelik hakkına dayalı olarak tescil imkanı sağlamayacağı, ayrıca dava konusu başvuru açısından davacı yanın önceki tarihli markası müktesep hakka esas teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.