Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/351 E. 2026/1128 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/351
Karar No
2026/1128
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/351 KARAR NO : 2026/1128

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/10/2022 NUMARASI : 2021/370 Esas 2022/938 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 30/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Elektrik Mühendisi olduğunu, davalı şirket ile davacı arasında imzalanana 04/03/2019 tarihli İşletme Sorumluluğu Sözleşmesi gereğince davacının 30/10/2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 60. Maddesinde belirtilen İşletme Sorumluluğu Hizmetini 31/12/2019 tarihine kadar vermeyi taahhüt ettiğini, davalı işverenin ise bu hizmet karşılığında aylık 2.000,00 TL ücret ödemeyi taahhüt ettiğini, iş bu sözleşme ilgili yönetmelikler gereği, Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından onaylanarak ilgili elektrik dağıtım şirketi olan ... A.Ş'ne bildirildiğini, Davacının sözleşme ile yüklendiği tüm hizmetleri ve yükümlüğünü eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalı şirket tarafından ödenmesi gereken ücretlerin hiçbirinin 5 ay boyunca ödenmediğini, bu nedenle davalının taraflar arasında imzalanan 04/03/2019 tarihli yüksek Gerilim İşletme Sorumluluğu Hizmet Sözleşmesini 3107/2019 tarihinde haklı sebeple feshederek.... A.Ş'ne ve Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesine bildirdiğini, davalı şirkete İzmir 20. Noterliği aracılığı ile 19/11/2019 tarihinde 10.000,00 TL ücret alacağı ile hiç bir ücret ödemesi yapılmaması, sözleşmenin haklı sebeple feshi nedeni ile oluşan davacının zararına tekabül eden 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 20.000,00 TL alacağın ticari temerrüt faizi ile birlikte 7 gün içerisinde ödenmesinin istendiğini, davalı şirket tarafından ihtarnameye herhangi bir yanıt verilmediğini, akabinde İzmir 7. İcra Müdürlüğüne alacağın tahsili amacı ile 2020/942 Esas sayılı takibin başlatıldığını, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durdurulduğu, takibe itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından iddia edilen alacağın söz konusu olmadığını, davacının yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı tarafından düzenlenmesine gereken serbest meslek makbuzunun düzenlenmediği, 1.960,00 TL'lik 1 adet makbuz dışında düzenlenmediği, davanın reddini talep ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...,İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/229 Esas ve 2021/129 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu görevsizlik kararı ile; davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı sonrası arabuluculuk sürecinin tamamlanarak son tutanağın sunulduğunun, davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimi yerine getirdiği halde davalı tarafça ücretin ödenmediğinindosyanın Mahkememize tevzi edildiği, Mahkememizde iş bu esas numarası aldığı görülmüştür. İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/942 Esas sayılı dosyasının dosya içine celp edildiği görülmekle, yapılan incelemesinde; alacaklısının davacı gerçek kişi olduğu, borçlusunun davalı şirket olduğu, 20.159,87 TL diğer alacak, 2.330,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.490,40 TL alacak üzerinden takibin başlatıldığı, davalı şirket vekilinin 30/01/2020 tarihli itirazı üzerine 31/01/2022 tarihli karar ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalandığı kabul edilen Yüksek Gerilim Tesisleri İşletme Sorumluluğu Hizmet Sözleşmesi'nin dava dilekçesine ekli olarak sunulduğu, yapılan incelmede sözleşmenin 04/03/2019 tarihli olduğu, iş verenin ... . Şti. Olduğu, işletme sorumlusunun dosyamız davacısı ... olduğu, sözleşmenin konusunun Yüksek Gerilim Tesisleri İşletme Sorumluluğunun üstlenilmesi ve bu sorumluluğun getirdiği hizmetlerin yürütülmesinde iş veren ile olan ilişkileri düzenlemek ve çalışma koşullarını belirlemek olduğu, sözleşmede tarafların yükümlülüklerinin belirlendiği, ödeme ve fesihe ilişkin hususların düzenlendiği görülmüştür. Dava, taraflar arasında imzalanan işletme sorumluluğu sözleşmesi gereğince davacı tarafından verilen hizmet bedellerinin davacıya ödenmediği iddiası ile Mart 2019 Temmuz 2019 dönemleri için ödenmesi gereken hizmet bedelleri ile yoksun kalındığı iddia edilen kazancın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Davalı tarafça davacının sözleşme gereği edimini yerine getirmediği, sözleşmenin feshine ilişkin ihtarın usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçeleri ile davanın reddinin istendiği anlaşılmıştır. Davacıya ait e-defterlerin davacı vekili tarafından dosyaya sunulduğu ve dosyanın uyuşmazlık konusu olarak tespit edilen hususlar yönünden rapor düzenlenmek üzere bilirkişiye tevdi edildiği bilirkişi tarafından düzenlenen 21/12/2021 tarihli raporun dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Raporun yapılan incelemesinde; Sözleşmenin 04.03.2019 tarihinde... İzmir Şubesi tarafından da onaylanarak 31.12.2019 tarihine kadar taraflar arası anlaşmanın geçerli kılındığı, sözleşme imzalanması sonrasında davacı tarafından Yönetmelik yükümlülükleri çerçevesinde 28.03.2019 ve 20.06.2019 tarihlerinde davalı temsilcisi tarafından da onaylı olan 4 adet “YG tesisleri işletme sorumluluğu periyodik kontrol formu”nun düzenlendiği, ...'nın yapılan sözleşmeye istinaden mühendislik hizmeti verdiği ve verilen bu hizmet için 2 ayrı serbest meslek makbuzu ile toplamda 3.920,00 TL serbest meslek makbuzu düzenlediği ve bu tutarın davacının defterine kaydedildiği, ... . Şti'nin sadece 25.03.2019 tarih ve 8346 numaralı serbest meslek makbuzunu defterlerine kaydettiği ve cari hesabında bu makbuzda yer alan 1.960,00 TL tutarında borç göründüğü, ücretin ödenmemesine bağlı sözleşme feshinin haklı bir sebep olduğu kabul edildiğinde, sözleşmenin feshi tarihi esas alınarak hesaplanan davacının alacağının; Asıl Alacak Yasal Faiz Temerrüt Faizi — 11.000,00+464,39+1.187,47=12.651,86 TL olduğu, sözleşmenin feshi tarihinden sonraki dönemlerdeki hizmet bedeline de hak kazanıldığı kabul edildiğinde alacak tutarının; Asıl Alacak yasal Faiz Temerrüt Faizi 21.000,00+538, 89+2.266,98=23.805,87 TL olduğu, kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Raporun taraflara tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından rapora beyan dilekçesinin dosyaya sunulduğu, davacının sözleşmeyi haklı nedenle fesih etmediği, fesih etse dahi kazanç kaybını talep edemeyeceği yönünde beyanda bulunduğu görülmüştür. Dava dışı ... ile yazışma yapılmış, gelen yanıtın dosyaya konduğu anlaşılmıştır. Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Davacı ile davalı şirket arasında Elektrik Yüksek Gerilim Tesisleri İşletme Sorumluluğu Hizmet Sözleşmesinin 04/03/2019 tarihinde imzalandığı, bu hususun taraflarca kabul edildiği, sözleşme gereğince davacının davalı şirket sorumluluğunda olan yerde yüksek gerilim tesislerinin denetlenmesi ve incelenmesine ilişkin edimi yerine getirmesi gerektiği, davacı tarafından davalı sorumluluğunda olan yüksek gerilim tesisinde işletme sorumluluğunun üstlenildiği ve buna ilişkin olarak aylık dönemler halinde makbuzun düzenlendiği, söz konusu edim için aylık 2.000,00 TL ücretin davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığı, ancak davacıya bu sözleşme süresi içinde yapılan ödemenin eksik olduğu iddiası ile davacı tarafından sözleşmenin fesih ve bakiye alacağın tahsili istemi ile İzmir 20. Noterliği'nin 19/11/2019 tarih 16391 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshi beyanında bulunulduğu, 5 aylık ücret alacağının ve sözleşme süresince zararının da doğduğu iddiası ile bakiye 10.000,00 TL'nin daha davalıdan talep edildiği görülmüştür. Yapılan incelemeye göre davacı tarafından üstlenilen sorumluluk uyarınca aylık 2.000,00 TL bedel karşılığı yüksek gerilim işletme sorumluluğunun üstlenildiği anlaşılmakla 28/03/2019 ve 20/06/2019 tarihlerinde 3 aylık aralıklarla 4 adet YG tesisleri işletme sorumluluğu periyodik kontrol formunun düzenlendiği ve tesis yetkilisi tarafından da formların onaylandığı, bu şekilde davacının sözleşme gereği edimini yerine getirdiğinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin Elektrik Mühendisleri Odası tarafından da onaylandığı ve bu hali ile geçerli olduğunun da kabulü gerektiği görülmüştür. Dosya kapsamında incelenen belgelere göre davacının sözleşmede gösterilen şekilde edimini yerine getirdiği kabul edilmekle birlikte davalı tarafından davacıya yapılan ödemenin sözleşmede belirtilen şekilde yerine getirilmediği, eksik ödeme olduğu, mevcut kayıtlara göre belirlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin niteliği ve içeriği itibariyle elektrik kuvvetli akım tesisleri yönetmeliği hükümlerine göre davacının işletme sorumluluğu hizmetini sunmak üzere sınırlı sayıda tesiste bu sorumluluğu alabileceği ve belirlenen sayıdan fazla tesis işletmecisi ile sözleşme imzalanamayacağı anlaşılmıştır. Davacının edimini yerine getirmesine rağmen davalı tarafından ödemenin eksik olarak yerine getirildiği de tespit edilmiş olmakla, davacının sözleşme koşulları yerine getirilmediğinden sözleşmeyi fesih hakkının doğduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından hizmet bedelinin kendisine ödenmemesi üzerine dava dışı ....A.Ş. İzmir İl Müdürlüğü Sistem İşletme ve Bakım Yöneticiliği'ne başvurulduğu ve davalı şirkete ait 24872325 tesisat no'lu aboneliğe konu 3x1600Kva gücündeki bina tipi trafo merkezinin 2019 yılı yüksek gerilim fonu iptalini talep ettiği görülmüştür. Taraflar arasında sözleşmenin 04/03/2019 tarihinde imzalandığı, davacı tarafından sözleşmenin 31/07/2019 tarihinde tek taraflı feshedildiği anlaşılmıştır. Buna göre, davacının sunduğu hizmete karşılık 5 aylık süre karşılığı 10.000,00 TL alacağının olduğunun kabulü gerektiği görülmüştür. Davacının davalı ile yapmış olduğu sözleşme içeriği dikkate alındığında sözleşmenin yapılmasından kaynaklı olarak bu sözleşmenin devam edeceğine olan inanç ile sözleşmenin imzalandığı göz önüne alındığında sözleşmenin bitiş tarihine kadar ki bedel yönünden de alacağının doğduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından onaylanan sözleşme uyarınca edimin yerine getirildiği süre içinde toplam 2 ayrı serbest meslek makbuzu imzaladığı ve bu makbuzun davacı defterlerine kaydedildiği, ayrıca davalı şirket kayıtlarında da kayıtlı olduğu ve 1.960,00 TL tutarında borcun göründüğü, sözleşmenin feshi tarihinden sonra ki dönemde de davacının hizmet bedeline hak kazandığının kabulü gerektiği, davacı tarafça davalıya verilen hizmet karşılığı toplam 5 aylık bedelin davacıya ödenmediğinin sabit olduğu, 5 aylık bedel karşılığı 10.000,00 TL alacağının doğduğunun kabulü gerektiği, bakiye 5 aylık süre yönünden ise sözleşmenin devam etmemesinden kaynaklı zararın doğduğunun kabulü ile bu bedelin de davacıya ödenmesinin gerektiği, davalının bu bedelden de sorumlu olacağı, davacının talep edebileceği bedele taraflar arasında varlığı kabul edilen sözleşme ile belirlenen bedeller olması nedeniyle her bir dönem alacağı yönünden faiz işletilebileceği davacı tarafça bu bedelin sözleşmede belirlenen bedel ile hesaplanan faizin istendiği, davalı tarafından kabul edilen 1.960,00 TL bedelin mahsubu sonrası bakiye 20.530,00 TL bedelin davalıdan istenebilir bedel olarak belirlendiği, davacı tarafça icra takibine konu edilen alacağa ilişkin hesaplamanın dosyada ki verilere uygun olduğu, ayrıca ihtarname masrafının takibe konu edilmekle birlikte Mahkememizce bu istem yönünden ayrıca bir ayrıma gidilmesine gerek duyulmadığı, bu haliyle davalının itirazında haksız olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmış, davacı ile davalı arasında sözleşmeye dayalı ilişki olduğu ve istemin niteliği itibariyle likit olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatı isteminin de kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davanın KABULÜNE, İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/942 Esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, Takibin kaldığı yerden 20.530,40 TL alacak üzerinden devamına, İcra inkar tazminatı isteminin kabulüne, Hükmolunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldıktan sonra yerel mahkemenin görevsizlik kararı vererek dosyayı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne göndermiş olup, Asliye Ticaret Mahkemesinin ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ön inceleme duruşması yapıp tahkikat aşamasına geçtiğinden bahisle 05/10/2021 tarihli celsesinde 1 nolu kararı ile bu konuda herhangi bir işlem yapılmasına yer olmadığına karar verdiğini, ancak her ne kadar Asliye Hukuk Mahkemesince dava şartı arabuluculuk konusunda bir hüküm kurulmamış ise de görevsizlik kararında taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğunu belirttiğini, bu durumda Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilen dosyada artık ticari iş niteliğinde bir uyuşmazlık olduğu kesinleştiğinden mahkemece dava şartı arabuluculuğunun yerine getirilip getirilmediğinin re'sen gözetilmesi gerektiğini, ancak mahkemece bu hususta itirazları olmasına rağmen dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken işin esasına girdiğini ve davanın kabulüne karar verdiğini, mahkeme tarafından hüküm kurmaya elverişli ve denetime uygun bir bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulduğunu, ayrıca yargılamanın 20/10/2022 tarihli son celsesinde Elektrik Mühendisleri Odasından gelen cevabi yazıya yönelik davacının taraflar arasındaki işin niteliği gereği mükellefiyetlerinin ne olduğunun belirlenmesine adına müzekkere yazılması talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece talepleri doğrultusunda bir karar vermediğini ve hatta taleplerinin reddine dahi karar vermediğini, müvekkili şirket hakkında usulüne uygun bir şekilde temerrüde düşürülmeden icra takibi başlatıldığını, kaldı ki davacının haklı nedenle feshinin de söz konusu olmadığını, davacının müvekkili şirkete 1 aylık hizmet verdiğini ve bu hizmetin faturasının kayıtlara alındığını, davacının daha sonra hizmet vermeyi durdurduğunu ve usulüne uygun hizmet faturası da düzenleyip müvekkiline tebliğ etmediğini, bu nedenle de hizmet akdinin davacının eylemleri neticesinde sona erdiğini, her ne kadar aksi yönde hüküm kurmuş olsa da Elektrik Mühendisleri Odasından gelen cevabi yazıda bir Elektrik mühendisinin ilgili mevzuat uyarınca şartları taşıdığı taktirde 30 adet YG İşletme Sorumluluğu Sözleşmesi imzalayabileceğinin ifade edildiğini, ancak mahkemenin gerekçeli kararında davacının çok az sayıda tesiste sorumluluk alabileceği ve belirlenen sayıdan fazla tesis işletmesi ile sözleşme imzalayamayacağını ifade ettiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, davalı ile imzalanan hizmet sözleşmesinde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı şirket tarafından ödenmesi gereken ücretlerin hiçbirinin 5 ay boyunca ödenmediğini, bu nedenle davalının taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi haklı sebeple feshederek.... A.Ş'ne ve Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesine bildirdiğini, 10.000,00 TL ücret alacağı ile hiç bir ücret ödemesi yapılmaması, sözleşmenin haklı sebeple feshi nedeni ile oluşan davacının zararına tekabül eden 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 20.000,00 TL alacağın ticari temerrüt faizi ile birlikte 7 gün içerisinde ödenmesinin istendiğini, davalı şirket tarafından ihtarnameye herhangi bir yanıt verilmediğini, akabinde İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2020/942 esas dosyası icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacının yükümlülüğünü yerine getirmediğini, borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı sonrası arabuluculuk sürecinin tamamlanarak son tutanağın sunulduğunun, davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimi yerine getirdiği halde davalı tarafça ücretin ödenmediğinin, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin, denetime elverişli bilirkişi raporu ve ek rapor doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına, göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/10/2022 tarih, 2021/370 Esas ve 2022/938 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.402,44 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 350,70 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.051,74 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 30/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/351, K. 2026/1128, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-351-e-2026-1128-k-120d8579e0dd