Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2330 E. 2026/1100 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2330
- Karar No
- 2026/1100
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2330
KARAR NO : 2026/1100
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/02/2023
NUMARASI : 2017/1206 Esas - 2023/128 Karar
DAVA: İstirdat, Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 27/12/2017
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin pazarlama yaptığı bayilerinden çekler aldığını ve bu çekleri kargo yoluyla genel merkeze getirttiğini, bu kapsamda davaya konu çekin de keşideciden alınarak genel merkeze gönderilmek üzere ... Kargo'ya verildiğini, fakat çekin kargoda kaybolduğunu, çekin kaybolması üzerine müvekkilinin çeklerin iptali amacı ile Gebze Atmnin 2017/467 esas sayılı dosyasında dava açtığını ve mahkemece ödeme yasağı kararı verildiğini, konu hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, çalınan çekin arkası müvekkili adına sahte olarak ciro edilerek bankaya verildiğini ve icraya konulduğunu, çekteki cironun müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, çekin arkasında tabela şirketi olan davalı ... şirketinin cirosundan sonra hamil olduğunu iddia eden... ... şirketinin cirosunun bulunduğunu, iki şirketin de müvekkili ile bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, çekte bulunan ciro imzasının sahte olduğunu, ... şirketinin herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, davalılar arasında bir mal satışı bulunmadığını, davalıların birlikte hareket ettiklerini, davalı... ... şirketinin çeki alırken iyi niyetli hareket etmediğini belirterek, lehtarı müvekkili olan ... Düzce Şubesine ait 25.09.2017 keşide tarihli 25.000-TL bedelli ... no'lu çekin istirdatına, istirdatın uygun görülmemesi halinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, istirdatın uygun görülmesi durumunda diğer davalı hakkında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı... ... ... AŞ vekili; davaya konu çekin müvekkili şirkete ticari ilişki sebebiyle verildiğini, müvekkilinin çekin meşru hamili konumunda olduğunu, çekin müvekkiline ... şirketi tarafından ciro edildiğini, müvekkili şirketin davacı tarafından ciro edilen çekin sahte olup olmadığını tespit etmesine olanak bulunmadığını, müvekkili ile ... arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin sattığı mal karşılığında fatura kestiğini, bu faturalar için de ...'dan çeki aldığını, ... ile müvekkili şirket arasındaki ilk ticari ilişkinin 19.06.2017 tarihinde kurulduğunu, müvekkilinin anılan şirkete mal sattığını, ... dava konusu çeki müvekkiline verdiğinde müvekkilinin 19.06.2017 tarihinde ... ile görüşüp çeki teminat olarak yazdırmak istediklerini, çekte bir sorun olup olmadığını sorduğunu, banka yetkililerinin çek ile ilgili bir sorun olmadığını söylemesi üzerine müvekkili şirketin 21.06.2017 tarihinde ...’ya ikinci parti mal satışında bulunduğunu, davacının kaybettiği çekler nedeni ile müvekkilinin de alacağını tahsil edemediğini, müvekkilinin ticari ilişkilerinin, çekte vadeyi kabul etmesinin ve sattığı ürünü TL ya da USD şeklinde satmasının müvekkilinin vereceği ticari bir karar olduğunu, müvekkilinin ürünlerini TL bazında satmasının müvekkilinin kötü niyetini göstermeyeceğini, müvekkilinin kötü niyetinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davaya konu çekte bulunan ciro imzasının davacı şirket yetkilisinin el ürünü olmadığının 02.12.2021 tarihli ATK raporu ile tespit edildiği, davacının imza itirazı mutlak defi niteliğinde olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı tespit edilmiş olup, davacı şirketin şirket yetkililerine ait olmayan imza ile çek nedeniyle borçlandırılması mümkün olmamasına göre, başka bir araştırma yapılmaksızın menfi tespit davasının kabulüne karar verildiği, davacının istirdat talebi bakımından ise, davacı tarafından çekin hamili olan davalının bu çeki ciro yoluyla iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun, başka bir deyişle kötü niyetli ve iktisapta ağır kusurlu olduğunun kanıtlanması gerekmekte olup, dava konusu çekin mücerretlik vasfı nedeni ile davalının çeki elinde bulundurma nedenini açıklama zorunluluğu bulunmadığı, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, bu kapsamda dosyaya sunulan bir delil olmadığı, davalı son hamilin çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, çekin istirdatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen, mahkemece istirdat taleplerine yönelik araştırma yapılmadığını, kötü niyet ve ağır kusur iddialarının incelenmediğini, soruşturma dosyasında ... şirketi adına atılan imzanın bu şirket yetkilisi...'ya ait olmadığının, bu kişinin... ... şirketini ve yetkilisini tanımadığı, bunlarla alışverişinin olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulduğunu, buna göre davalılar arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, son hamil... ... şirketinin çeki iktisap ederken çeki haksız olarak elinde bulunduran ve kendisini ... olarak tanıtan ...'dan şirketi temsile yetkili olduğuna dair belge istemediğini, dolayısıyla davalının çeki iktisapta ağır kusurlu olduğunu, ancak mahkemece bu hususların değerlendirilmediğini, yine mahkemece müvekkili ile davalılar arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığının irdelenmediğini, ... ... tarafından düzenlenen faturalardaki malların piyasada uzun vadeli çek ile satışının mümkün olmadığını, dolayısıyla davalılar arasında bir iş birliği bulunduğunun açık olduğunu, bu nedenle çekin istirdatına karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın istirdat talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... ... vekili; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi olduğunu, müvekkilinin kendisine diğer davalı tarafından ciro edilen çekin sahte olup olmadığını tespit etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin diğer davalıya mal sattığını ve onun gösterdiği...'na teslim ettiğini, mal satışı karşılığında da çekin alındığını, ancak müvekkilinin sattığı malların karşılığını alamadığını, olaya davacının sebebiyet verdiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi niteliğinde bulunan çeke dayalı olarak borçlu olunmadığının tespiti ile 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca çekin istirdatı istemine ilişkindir.
Somut olayda; dava konusu ... Düzce Şubesine ait, keşidecisi ... İnşaat olan ... seri numaralı, 25/09/2017 tarihli ve 25.000-TL bedelli çekin lehtarı davacı ... şirketi olup, cirantaların davacı lehtar sonrasında sırasıyla davalı ... ve... ... olduğu, davacı tarafından çekin zayi edildiği iddiasıyla Gebze ATMnin 2017/467 esas sayılı dosyasında çek iptali davası açıldığı, mahkemece davacının tedbir talebi üzerine çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiği, çekin son hamil davalı... ... tarafından bankaya ibrazında ödeme yasağı kararı nedeniyle ödeme yapılmadığı, mahkemece yaptırılan imza incelemesi sonucunda çek arkasında davacı şirkete atfen atılan ciro imzasının davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının menfi tespit istemi bakımından; kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davacı şirket ciro kaşesi altındaki ciro imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiştir. TTK'nın 659. maddesi gereğince ciro imzasının sahteliği iddiası mutlak defi niteliğinde bulunduğundan herkese karşı ileri sürülebilir niteliktedir. Bu nedenle davacının menfi tespit isteminin kabulü yerinde olup, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde değildir.
Davacının çekin istirdatı istemi bakımından ise; TTK’nın 792. maddesinde, "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' TTK'nın 790. maddesinde ise, "cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır" hükmü düzenlenmiştir.
Çek istirdatı davalarında davacı çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır.
İspat yükü üzerinde bulunan davacı, yukarıda da açıklandığı üzere öncelikle çekin yetkili hamili olduğunu ve çekin rızası dışında elinden çıktığını, sonrasında ise davalının çeki iktisapta kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunu kanıtlamak zorundadır. Sunulan deliller ve soruşturma dosyası içeriğine göre, davacının dava konusu çekte yetkili hamil olduğu ve çekin de kargodan hırsızlık sonucunda rızası dışında elinden çıktığı sabittir. Davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturmaya ilişkin Bakırköy C. Başsavcılığının 2017/74355 soruşturma sayılı dosyasında; yaptırılan imza incelemesinde davalı... ...'den önceki ciranta ... şirketine atfen atılan ciro imzasının bu şirketin yetkilisi olan...'ya ait olmadığının tespit edildiği, davalı... ... satış temsilcisi ...'ın ifadesinde, çeki yağ satışı karşılığında ... şirketinin yetkilisi olduğunu söyleyen ... isimli kişiden aldığını beyan ettiği, ... yetkilisi...'nun ise alınan ifadesinde, 15 Temmuz sonrasında şirketinin iflas ettiğini, çeklerini ödeyemediğini, boş çeklerinin çalındığını, söz konusu çekin de çalınanlardan olabileceğini, ... ... isimli bir firmayı ve yetkilisi ...'nu tanımadığını, bunlarla alışverişinin olmadığını, şirketin ... isimli çalışanının olmadığını beyan ettiği, bu haliyle kendisini ... olarak tanıtan kişinin ... olduğu tespit edilmiş olup, ...'ın söz konusu çeki çalınmasından sonra sahte olarak düzenleyip dolaşıma soktuğunun belirlendiği, bu kişinin 15.12.2020 tarihinde ölmüş olduğu tespit edilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı... ... tarafından diğer davalı ... firmasına hitaben 2017 yılı içerisinde 4 adet fatura düzenlenmiş ise de, söz konusu faturalarda teslim alan olarak imzası bulunan...'nun ... firmasının çalışanı olmadığı tespit edilmiştir. Bu tespitler karşısında, davalı... ... şirketinin dava konusu çeki iktisapta ağır kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu nedenle mahkemece çekin istirdatı isteminin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının çekin istirdatı isteminin kabulü gerekirken mahkemece bu hususta hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kabulüne" karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2023 Tarih 2017/1206 Esas - 2023/128 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kabulüne, dava konusu ... Düzce Şubesine ait, keşidecisi ... İnşaat olan ... seri numaralı, 25/09/2017 tarihli ve 25.000-TL bedelli çekin davalı... ... ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, aynı çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine"
İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;
Alınması gereken 1.707,75-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 426,94-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.280,81-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 458,34-TL peşin harçların davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 687,55-TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı lehine takdir olunan 25.000-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,"
Alınması gereken 1.707,75-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 426,94-TL harcın mahsubu ile kalan 1.280,81-TL harcın davalı... ...'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Yatırılan 269,850-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan 381,75-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.11/06/2026