Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/229 E. 2025/1979 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/229
Karar No
2025/1979
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/229 Esas

KARAR NO : 2025/1979 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/555 Esas - 2022/669 Karar

TARİHİ: 12/10/2022

DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 27/11/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ... uluslararası hava taşımacılığı birliği arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde müvekkili havayolu şirketi BSP sistemine üye olmayı ve ... Uluslarası Hava Taşımacığılı Birliği' nin BSP sistemine üye olan acentelerin müvekkili havayoluna ait biletleri satmasını kabul ettiğini, davalı şirketlerin 2013 yılında imzaladıkları sözleşme ile ... birliğinin BPS sistemine akredite olduklarını, bu kapsamda havayollarına ait bilet bedellerinin davalılar tarafından ödenmemesi riskine ilişkin 2019 itibariyle ... ya davalı şirketlerce 28.078 USD tutarında banka teminat mektubu verdiklerini, davalı şirketlerin müvekili şirkete ait uçak biletlerini satarak tahsil ettiklerini, tahsil edilen bu bedellerin müvekkili havayolu şirketine ödenebilmesi için ... tarafından 15 günlük periyodlarda davalı şirketlere ödeme talebi gönderdiğini ve satılan bilet bedellerinin karşılığının ödenmesini talep ettiklerini, davalı şirketlerin 16 Ekim 2019 tarihinde müvekkili havayolu şirketinin nam ve hesabına satmış oldukları biletlerin satış bedellerini ödemediklerini, davalıların bu bedelleri ödememesi üzerine davalıların ... akreditasyonunun sona erdirilmesine karar evrildiğini, ... bünyesinde bulanan teminat mektuplarının tamamının ... tarafından bozdurulduğunu, bozdurulan mektupların 28.078 USD olduğunu, ... tarafından davalılardan alacakları oranında müvekkili şirketin de içerisinde bulunduğu havayolu şirketlerine dağıtılmış olmasına rağmen müvekkili havayolu şirketine ödenen miktarın toplam borç miktarının karşılamaya yetmediğini, davalı borçlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalı borçlularla iletişime geçilmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine icra takibi başlattıklarını, borçluların icra takibine itiraz ederek durdurduklarını, bu nedenlerle öncelikle borçluların borcunu karşılamaya yeter taşınır ve taşınmaz mallarına, alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını ve İstanbul 29. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyasındaki itirazlarının iptalini ve icra dosyasının devamına karar verilmesini, davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça yatırılmış bir yabancılık teminatı bulunmadığını, dava hakkında MÖHUK'un 48. Maddesi gereğince yabancılık teminatı yatırlmasına karar veirlmesini talep ettiklerini, yetkili mahkemenin Antalya Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, davacının iddiası doğrultusunda dava dışı ... tarafından düzenlenen kayıtların bu dava açısında delil olma niteliğinin bulunmadığını, müvekkilinin ... ve ... ... tarafından dava dışı ... aleyhine ...'nın müvekkiline yönelik haksız uygulamalrı sebebiyle tazminat davacı açtıklarını, söz konusu davanını İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldüğünü, davacının delil olarak dayandığı kayıtların müvekkilinin ihtilaf içerisinde bulunduğu ... tarafından hazırlandığını, müvekkilinin borcunun olduğunu gösteren hiçbir kaydın olmadığını, davanın ...'ya ihbar edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından yabancılık teminatı ödenemesine gerek olmadığını, dava dilekçesinde izah ettikleri üzere yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, davalı şirketler tarafından imzalanan Yolcu Satış Acentesi Anlaşması ile davalı şirketlerin ... Birliğinin BPS ödeme sistemine akredite olduklarını ve müvekkili şirket de dahil olmak üzere havayollarına ait biletleri havayolu nam ve hesabına satma yetkisi kazandıklarını, davalı şirketlerin bu satıştan kar elde ettiklerini, davalının imzalarının bulunduğu bir kayıtın olmadığını iddia ettiklerini, davalıların bu noktada 2013 yılından bu yana müvekkili şirkete ait biletleri nasıl sattıklanı açıklamak zorunda olduklarını, borçlu şirketin dava dışı ... aleyhine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/732 esas sayılı dosyası ile ikame ettiği davanın reddine karar verildiğini, dava dışı ... BSP sistemine akredite olmayı talep eden her acenteden havayolu firmalarının uğrayabileceği zararı temin etmek amaçlı teminat mektubu talep edildiğini, cevap dilekçesinin B bendinde davalılardan ... Turizm'in toplam varlığının 8 katından fazla satış yaptığının beyan edildiğini, müvekkilinin haklarını korumakla yükümlü dava dışı ... nın teminat artırma taleplerinin haklılığını ortaya koyduğunu, davalılarca da bilinen, olması gerektiği gibi teminat tutarları acentelerin satış oranlarına göre belirlendiğini, değişikliği bahane ederek borçları ödememek ve mal kaçırmak amaçlı bahaneler ürettiklerini, huzurdaki davanın ...'ya ihbar edilmesinin hukuki fayda sağlamayacağını, davalı şirketlerin akreditasyonlarının iptal edilmesinin nedeninin müvekkili havayolu gibi alacaklı olan havayolarına ait bilet satış bedellerine ilişkin tutarı ödeyememesi olduğunu, bu nedenlerle itirazın iptaline ve icra takibinin devamına karar verilmesini, icra inkar taziminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 12/10/2022 tarih ve 2020/555 Esas - 2022/669 Karar sayılı kararında;".........Dava, havayolu taşıma şirketi olan davacının ve biletleme işlemlerinde acente olan davalıların üye olduğu ... Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği kapsamında davalılarca davacıya ait taşıma işlerinde 16.10.2019 tarihinde yapılan biletleme ücretlerinin davacıya ödenmediği ve uluslararası birlikteki davalı üyeliğinin dondurularak sonradan sonlandırıldığı, davalılara ait teminat mektuplarının nakde çevrilerek alacaklılarına bölüştürüldüğü, ancak davacının alacağını tam olarak karşılamadığından bahisle bakiye alacak için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Davacının her bir davalıdan olan alacağını ayrı ayrı takip ettiği ve süresinde itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.Davacının havayolu taşıma şirketi olduğu, uluslar arası bir kuruluş olan ... Uluslarası Hava Taşımacığılı Birliği' nin BSP sistemine üye olduğu, aynı zamanda acentelerin de bu sisteme üye olduğu ve böylece siteme kayıtlı havayolu şirketlerinin biletleme işlerini yapmaya hak kazandığı, sisteme kayıtlı üyelerin birbiriyle doğrudan ticari işlem veya cari hesap kaydının tutulmadığı, BSP sisteminde yapılan işlemlerin kayıtlarına itibar edildiği ve işlerin bu şekilde yürüdüğü anlaşılmıştır.Davalıların da acente olarak bu sisteme kayıt olduğu ancak ... ile sorun yaşadığı ve sistemden çıkarıldıkları, teminat mektuplarının nakde çevrildiği ve bu konuda İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/732 esas sayılı dosyasında davalık oldukları anlaşılmıştır.Davalılar,, davacının alacağını belgeyle ıspatını talep etmiş ve borcu inkar etmiş ise de, tarafların yarattığı tek kayıt tek taraflı olarak sisteme giriş yapılıp biletleme yapmaktır. Davalıların bu sistemi kullandığı ve iki tarafında üye olduğu ihtilaf konusu değildir.Davalı taraf, kendisinin yaptığı biletleme işlemlerinin bile kaydını tutmamış, BSP sistemine güvenmiştir. Dolayısıyla iptal veya iade edilen biletlerle ilgili geri ödeme savunmasını davalı ıspatlamak zorundadır. İşin niteliği gereği BSP sistemindeki kayıtlara güvenmekten başka bir çıkar yol bulunmamaktadır.Davacı tarafça dijital oltamda sunulan BSP kayıtlarına göre davacının her bir davalıdan olan alacağı tespit edilip hesaplanmıştır. Bilirkişinin raporu ...'nın BSP sistemindeki kayıtlara dayandığına göre mahkememizce itibar edilmiştir. Davalı taraf, bu kayıtların aksini ortaya konar bir belge sunmamıştır. Bu durumda mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporuna göre davacının davalılardan olan alacağı sabit görülmüş olup, itirazların ayrı ayrı iptaline karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının kabulü ile, davalıların İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin davalı ...Turizm şirketi yönünden 151.907,90 TL asıl ve 14.070,20 TL faiz, davalı ... Turizm şirketi yönünden 1.805.831,40 TL asıl ve 167.262,04 TL faiz, ve davalı ... ... Turizm şirketi yönünden 386.522,10 TL asıl ve 35.800,95 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, 2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan %20 üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının 30.381,58 TL' nin davalı ... Turizm şirketinden, 361.166,28 TL' nin davalı ... Turizm şirketinden ve 77.304,42 TL'nin davalı ... ... Turizm şirketinden alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iflas prosedürü içerisinde olduğuna ilişkin iddiaları hakkında yeterli araştırılma yapılmadığını, davacı tarafından sunulan vekaletname içeriği incelendiğinde davacı adına vekaletnameyi veren ...isimli şahsın yanında 'iflas yöneticisi' unvarının geçtiğinin görüldüğünü, söz konusu ibareye göre davacının iflas prosedüründe olduğunun anlaşıldığını, dosyaya sunulan haberlerde de davacının iflas ettiğin görüleceğini, iflas sebebiyle tüzel kişiliği son bulan şirketin dava açma hak ve yetkisi bulunmadığından davacı hakkında verilen bir iflas kararı olup olmadığı araştırılmaksızın yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartlarının düzenlendiğini, yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibinin bulunmasının itirazın iptali davasının dava şartlarından biri olduğunu, bu itibarla icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın öncelikle incelenmesi gerektiğini, müvekkillerden ... Turizm Ticaret A.Ş.'nin ve ... Turizm Ticaret A.Ş.'nin adresinin Muratpaşa / Antalya'da bulunması sebebiyle bu iki müvekkil açısından yetkili olmayan İstanbul icra müdürlükleri nezdinde icra takibi başlatılabilmesinin mümkün olmadığını, ... Turizm ve ... Turizm açısından Antalya icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, dolayısıyla ... ve ... açısından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, ... Turizm Ticaret A.Ş yönünden yapılan yetki itirazının kabul edilmemiş olması durumunun dahi ... ve ... açısından dava şartının bulunmadığı gerçeğini değiştirmeyeceğini, davalılar arasında ihtiyari bir dava arkadaşlığının bulunmadığını, her üç davalının dava dışı Uluslararası Hava Taşımacıları Birliği (...) ile yapmış oldukları sözleşmelerin farklı olduğunu, ayrıca davacının ...'den, ...'dan ve ...'den sebebi ve miktarı farklı alacakları olduğunu iddia ettiğini, takip ve dava konusu edilmesi gereken alacak iddialarının birbirinden farklı olduğunu, bu sebeple müvekkilleri arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, dava şartı yokluğuna rağmen davaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacının davasını ispat edemediğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak; bilirkişilerce, ... tarafından tek taraflı ve ne şekilde hazırlandığı belli olmayan BSP kayıtları üzerinde alacağın tespitinin yapılmasının gösterildiğini, her şeyden önce BSP kayıtlarının doğru olduğu varsayımında, söz konusu BSP'lerdeki ''... - ... Italiana S.P.A'' satırlarının yanında yazan tutarların dava konusu ödeme emrindeki tutarlarla örtüşmesi gerektiğini, bu iki kategorinin dahi birbiriyle uyumsuz olduğunu, ''... - ... Italiana S.P.A'' satırı yanında yer alan tutarların icra takibinde talep edilen tutarlarla örtüşmediği açık iken bilirkişilerin BSP kayıtlarının alacak iddiasını doğruladığına nasıl kanaat getirdiklerinin anlaşılamadığını, bilirkişilerin herhangi bir maddi vakıa incelemesi yapmaksızın dosyaya davacı tarafından unulan ''BSP Türkiye'de ... Grubu Temerrüdü - Nihai Temerrüt Durumu'' isimli belgedeki rakamların doğru olduğu varsayımıyla hareket ettiklerini, Söz konusu ihtilaf açısından davacının dayandığı BSP kayıtlarının ve ''BSP Türkiye'de ... Grubu Temerrüdü - Nihai Temerrüt Durumu'' isimli belgenin herhangi bir delil vasfının bulunmadığını, bu belgelerin müvekkilleri ile aralarında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/732 Esas sayılı dosyası nezdinde mevcut bir ihtilaf bulunan ... tarafından tek taraflı olarak hazırlanan kayıtlar olduğunu, bu belgelerin maddi vakıaları göstermekten uzak olduğundan denetime de elverişli olmadığını, ihtilaf içerisinde olan bir kurum tarafından ne şekilde hazırlandığı belli olmayan bu dökümanları kabul etmediklerini,

Davacının dayanak gösterdiği BSP kayıtlarında herhangi bir uçuş, PNR, elektronik bilet bilgisi, yolcu adı ve soyadı, uçuş tarihlerinin almadığını, gerçekten yapılan bir uçuş olup olmadığının dahi anlaşılmadığını, davacı tarafından dayanılan bir diğer belge olan ''BSP Türkiye'de ... Grubu Temerrüdü - Nihai Temerrüt Durumu'' isimli belgenin ise davanın tarafları arasında düzenlenen bir belge olmadığını, bu belgenin karara dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığını, ilgili belgenin ne zaman düzenlendiğinin dahi belirsiz olduğunu, yazan tutarların dahi neye göre belirlendiğinin belirsiz olduğunu, işbu belgelerin maddi hukuk kurallarını karşılayacak maddi vakıaların gerçekten meydana gelip gelmediğini ortaya koymaktan uzak olduğunu, HMK'nın 200. maddesi anlamında senet ya da kesin delil niteliğinde olmadığını, zira bir belgenin senet olarak kabul edilebilmesi için aleyhine kullanılan tarafın imzasını taşıması gerektiğini, müvekkillerin imzasını taşımayan bu belgelerin karara dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığını ve davacı tarafça herhangi bir ticari defter de sunulamadığından davanın kabulü kararının isabetsiz olduğunu, Bununla birlikte ''... Grubu Temerrüdü - Nihai Temerrüt Durumu'' isimli belgenin ne müvekkiller ne de temsilciler tarafından düzenlenmiş olduğundan mutlak bir delil olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı dahi olmadığını, bu sebeple de söz konusu belgenin karara dayanak olarak gösterilmesinin kararın hatalı olmasının bir diğer sebebi olduğunu, Karara gerekçe yapılan 30/05/2022 tarihli Bilirkişi Kurulu Ek Raporu'ndaki tespitlerin hatalı olduğunu, aynı bilirkişilerin 17/12/2021 tarihli Kök Rapor'undaki tespitlerde davacının delil olarak dayandığı BSP kayıtlarındaki tutarlardan herhangi bir alacak tespitinde bulunulmadığı ve müvekkiller ile arasında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinni 2019/732 Esas sayılı dosyası nezdinde ihtilaf bulunan ve ...'nın ne şekilde hazırladığı belli olmayan BSP kayıtlarındaki tutarların dahi davacının alacak kayıtlarıyla uyuşmadığını açık bir şekilde ifade ettiklerini, dosyanın kök rapordan ek rapora gittiği dönem içerisinde delil durumunda hiçbir değişiklik olmamasına rağmen bilirkişilerin bu defa hangi hukuki dayanaktan yola çıkarak müvekkillerin davacıya borçlu olduğunu tespit ettiklerinni izaha muhtaç olduğunu, bilirkişilerin ek raporun ekine Ek-1 olarak koydukları ''BSP Türkiye'de ... Grubu Temerrüdü - Nihai Temerrüt Durumu'' isimli tablonun huzurdaki dava açısından herhangi bir ehemmiyetinin bulunmadığını, Davacı vekili tarafından BSP'lerin 15 günlük periyotlar halinde davalılara gönderildiğinin beyan edildiğini, bu beyanların kendi içerisinde de çelişki yarattığını, faturadan kaynaklanan alacağa ilişkin uyuşmazlıklarda dahi faturanın tek başına hizmet verildiğini göstermediğini, fatura konusu işin yapıldığının / hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, yani ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, bu durumda herhangi bir fatura niteliği dahi bulunmayıp müvekkilin ihtilaf içerisinde olduğu dava dışı ... tarafından tamamen tek taraflı olarak hazırlanan ''BSP Türkiye'de ... Grubu Temerrüdü - Nihai Temerrüt Durumu'' başlıklı bir dökümana dayanarak iddia konusu uçuşların gerçekleştiğinin kabul edilmesinin ispat hukuku açısından kabul edilemez nitelikte olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında yer verilen bir diğer hatalı tespitin ise müvekkillerin davacı tarafından sunulan BSP kayıtlarının aksini ortaya koyan bir bilge sunmadığına yöneli tespitleri olduğunu, söz konusu tespitin ispat külfeti açısından hatalı olduğunu, zira müvekkillerin ... sistemine girme yetkisi olmadığını, hangi uçuşların yapılıp yapılmadığını kontrol edebilme imkanının bulunmadığını, Covid-19 sebebiyle dünya genelindeki turizm amaçlı uçuşların tamamına yakınının yapılamadığını, pandime dönemindeki hayat dinamikleri içerisinde müvekkillerin uçuşların yapılmadığını kanıtlamasının gerekmediğini, aksine davacnını pandemi döneminde uçuş gerçekleştirdiğini kanıtlamasının gerektiğini, dosya kapsamında buna ilişkin hiçbir döküman bulunmadığını, Davacının dava konusu alacağın ispatı hususunda kendi ticari defterlerine dayanmadığı gibi başkaca delille de alacağını ispat edemediğini, davacı ile müvekkiller arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, tarafların yerine getirmek zorunda olduğu edimlerden bahsetmenin de mümkün olmadığını, bu sebeplerle davacının iddiasını müvekkil şirketlerle yargıya intikal etmiş uyuşmazlığı bulunan 3. Kişi ...'nın kayıtlarına dayandırmasının mümkün olmadığını, mahkemece usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, yolcu satış acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine İİK'nın 67 vd maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı şirketin iflas ettiği ve tüzel kişiliğinin sona erdiğine ilişkin dosya kapsamına göre delil olmadığı, davacı tarafça dosyaya sunmuş oldukları vekaletname yetkili kişi tarafından düzenlenmiş olup apostil şerhi içermektedir. Buna göre davalılar vekilinin davacının iflas ettiği ve dava açma ehliyeti olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin icra müdürlüğünün yetkili olmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,HMK'nın 57.maddesi gereğince, birden çok kişi hakkında maddede sayılan durumların bulunması halinde birlikte dava açılabileceği, bu kapsamda davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olmasını ihtiyari dava arkadaşlığı sebebi olarak görüldüğü anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden davalıların grup şirketleri olduğu ve dava dışı ... ile yaptığı sözleşmeler kapsamında birçok hava yolu şirketi ile birlikte davacı şirkete ait biletleri sattıkları bu nedenle ticari ilişkinin bir bütün olarak değerlendirilerek borç ve alacak miktarının belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı olması nedeniyle aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve davaların HMK'nın 166.maddesi gereğince birlikte görülmesi gerektiği anlaşılmıştır. İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. İtirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisine itiraz halinde, yetkili icra dairesinden ödeme emri tebliğ edilmesi, HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartıdır. Somut uyuşmazlıkta, davalılardan ... IATİ Turizm AŞ'nin yerleşim yerinin Şişli/İstanbul olduğu anlaşılmıştır. Diğer davalıların yerleşim yeri ise Antalya ilidir. Davalılar vekili takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını belirterek icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. HMK'nın 6. maddesi gereğince her dava (takip) dava tarihindeki davalının yerleşim yerinde açılmalıdır. Davalının (borçlunun) birden fazla olması halinde bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava (takip) açılabilir. Ancak, dava sebebine göre Kanun'da davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmiş ise, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Somut olayda davalılarla ... arasındaki sözleşme ve davalıların ortaklık yapısı nedeniyle HMK. 57 madde kapsamında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, İİK'nın 50.maddesi yollamasıyla HMK'nın 6. ve 7. maddeleri gereğince İstanbul İcra Müdürlüğü yetkili olduğundan tüm davalılar yönünden takibin yetkili icra müdürlüğünde yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece 02/06/2021 tarihli duruşmanın ara kararı ile davalılar vekilinin yetki itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davalılar vekilinin yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde, ... tüm dünyada tarifeli havayolu taşıyıcılarının temsil edildiği bir birlik olduğu, davacı havayolu şirketi ile dava dışı ... Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (...) arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde davacı havayolu şirketi BSP sistemine üye olmayı ve ... Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin BSP sitemine üye olan acentelerin davacı havayoluna ait biletleri satmasını kabul etmiştir.Davalı ... Turizm A.Ş.ile dava dışı ... arasında 01.02.2013 tarihli, Davalı ... Turizm Ticaret A.Ş. İle dava dışı ... arasında 26.10.2016 tarihli, Davalı ... Yatırım Turizm A.Ş. İle dava dışı ... arasında ise 04.04.2013 tarihli acentelik anlaşması imzalandığı, Bu anlaşmaların 3.1. Maddesinde; “Acente, taşıyıcının (ZATA) hizmetleri ve taşıyıcının yetkilendirdiği diğer hava taşımacılarının hizmetleri üzerinden hava yolcu taşımacılığı satmaya yetkilidir...” şeklinde hüküm olduğu, bu anlaşma ile davalı acenteler, dava dışı ... tarafından Yolcu Bilet satmaya ve satılan bu biletlerin ücretini tahsil etmeye yetkili kılınmıştır. ..., havayolu firmalarının alacakları teminat altına alabilmek adına yetkilendirdiği seyahat acentelerinden teminat mektubu alabilmekte, Bu teminat mektubunun miktarı seyahat acentesinin ve bulunduğu ülkenin risk portföyüne göre farklılık gösterebilmektedir.Davalı şirketlerin, ... Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin BPS sistemine akredite oldukları, bu kapsamda havayollarına ait bilet bedellerinin davalılar tarafından ödenmemesi riski göz önünde bulundurularak 2019 itibariyle ...’ya davalı şirketlerce 28.078.000 USD tutarında banka teminat mektupları verildiği, davalı şirketlerin davacı şirkete ait uçak biletlerini davacı nam ve hesabına sattıkları, bilet bedellerini tahsil ettikleri, tahsil edilen bu bedellerin davacı havayolu şirketine ödenebilmesi için ... tarafından 15 günlük periyodlarda davalı şirketlere ödeme talebi gönderildiği, satılan bilet bedellerinin karşılığının ödenmesinin talep edildiği, davalı şirketlerin, 16 Ekim 2019 tarihinde davacı havayolu şirketinin nam ve hesabına sattığı biletlerin satış bedellerini ödemediği, davalı şirketlerin davacı havayolu da dahil olmak üzere havayollarının borçlarını ödememesi nedeni ile 17 Ekim 2019 tarihinde ... tarafından davalı şirketlerin ... akreditasyonunun dondurulmasına karar verildiği, ayrıca ... tarafından davalı şirketlere 30 Kasım 2019 tarihine kadar havayollarına olan borçlarını ödemeleri için süre verildiği, son olarak bu süre içerisinde bilet bedellerinin ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, davalıların bu bedelleri ödememesi nedeni ile davalıların ... akreditasyonunun sona erdirilmesine karar verildiği ve davalıların ... bünyesinde bulunan teminat mektuplarının tamamı ... tarafından bozdurulduğu, bozdurulan teminat mektuplarının toplam miktarının 28.078,000 USD olduğu, bozdurulan teminat mektuplarından elde edilen miktarın ... tarafından davalılardan alacakları oranında davacı şirketinde içerisinde bulunduğu havayolu şirketlerine dağıtılmış olmasına rağmen davacı havayolu şirketine ödenen miktarın davalı şirketlerin davacı havayolu şirketine olan toplam borç miktarını karşılamaya yetmediği belirtilerek bakiye alacağın tahsili talebiyle davaya konu icra takibinin başlatıldığı, takibe itiraz üzerine istinafa konu itirazın iptali davası açılmıştır.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirketler ile davacı şirket arasında herhangi bir hesap kaydının bulunmadığını, davalı şirketlerin davacı şirkete borçlarının olmadığını iddia etmiş ise de; Davalılar ile dava dışı ... arasında imzalanan acentelik sözleşmelerinin anlaşmada bulunan kural, karar ve hükümler başlıklı 2. Maddesinin alt bentlerinde, acenteler seyahat acenteleri el kitabında belirtildiği üzere 2.1.a.2 maddesinde acenteler BSP kılavuzunda belirtilen faturalandırma ve anlaşma planı kurallarına, çeşitli zamanlar değiştirilmiş halleri ile uymayı kabul edeceği düzenlenmiştir.Yine sözleşmenin ''Acente tarafından taşıyıcılara ödenecek paralar - havale" başlıklı 7/1. maddesinde;" Acente tarafından belirtilen yolcu hava taşımacılığı veya bu Anlaşma uyarınca satılan yardımcı hizmetler için para alındığında derhal bir Trafik Dökümanı çıkarılacaktır. Ve acente, bu Trafik Belgesi ile ilgili olarak ödenecek tutarın Taşıyıcıya havale edilmesinden sorumlu olacaktır." hükmü yer almaktadır.Davalı şirketler, imzaladıkları acentelik sözleşmeleri ile ... Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin BPS sistemine akredite olmuşlardır. Davalı şirketler, davacı havayolu şirketine ait uçak biletlerini davacı nam ve hesabına satmışlar ve bilet bedellerini tahsil etmişlerdir. Havayolu şirketleri ile seyahat acenteleri arasındaki ödeme raporları BSP (Billing and Settlement Plan) sistemi ile gerçekleşmektedir. Davacı havayolu şirketi ile davalı acentelerin ... Uluslarası Hava Taşımacığılı Birliği'nin BSP sistemine üye olduğu, sisteme kayıtlı üyelerin birbiriyle doğrudan ticari işlem veya cari hesap kaydının tutulmadığı, BSP sisteminde yapılan işlemlerin kayıtlarına itibar edildiği ve işlerin bu şekilde yürüdüğü anlaşılmıştır. Davacı tarafça ibraz edilen ...'nın BSP kayıtlarına göre düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalıların imzaladığı acentelik sözleşmelerinin 10. Maddesinde; acentenin gerçekleştirilen tüm işlemlerin bilgilerini kayıt ederek ve destekleyici kanıtlar ile birlikte yeterli kayıt ve hesapları tutacağını, bu kayıtların hesaplarının acente tarafından 2 yıl süre ile saklanacağı düzenlenmiştir.Davalı tarafın, iptal veya iade edilen biletlerle ilgili geri ödeme savunmasını davalının ıspatlamak zorunda olduğu, bu yönde delil ibraz etmediğinden, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde belirtttiği İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/732 Esas sayılı dosyası ile ... Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'ne yönelik açtıkları Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat davasının yapılar yargılaması sonucunda mahkemece 10/12/2020 tarih ve 2019/732 Esas - 2020/568 Karar sayılı kararı ile; Tahkim itirazının kabulü ile HMK. 413, HMK 116/1-b maddeleri gereği davanın usulden reddine, karar verildiği, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu,Dairemizce uyap sisteminden yapılan sorgulamada; istinaf incelemesinin dairemizce yapıldığı, dairemizin 2021/969 Esas-2021/1496 Karar sayılı 26.10.2021 Tarihli kararımız ile; Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği, dairemiz kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD.'nin 15/05/2023 tarih ve 2021/9176 Esas - 2023/3066 Karar sayılı kararı ile; Dairemiz kararının onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi ek raporu içeriğindeki tespitler doğrultusunda; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç olarak, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 174.968,86 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 43.742,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 131.226,61 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere yetki yönünden oy çokluğu, esasa ilişkin oy birliği ile 27/11/2025 tarihinde karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK m.67 uyurınca itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davalılardan ... Turizm Şirketi ile ... Turizm Şirketi'nin icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik itirazları reddedilmiş, tüm davalılar yönünden işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar karşı tüm davalılarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, davalılardan ... Turizm Şirketi ile ... Turizm Şirketi tarafından hem icra dairesinin hem de mahkemenin yetkisine yönelik itirazlar istinaf sebebi olarak da ileri sürülmüştür. Davacı ile her bir davalı arasında ayrı acentelik ilişkisi kurulmuş olması sebebiyle taraflar arasında 6100 Sayılı HMK'nun 59 maddesinde ifadesini bulan zorunlu dava/takip arkadaşlığı arkadaşlığı mevcut değildir. 6100 Sayılı HMK'nun 57 maddesinde düzenlenen ihtiyari dava/takip arkadaşlığı ise; davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hallerine münhasır olup, sınırlı sayıdaki( bkz. Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s. 590) bu sebeplerden birinin varlığı halinde birden çok kişi birlikte dava açabilir, yahut birden çok kişi aleyhine birlikte dava açılabilir. Numerus clausus ilkesine tabi bu sebeplerden biri mevcut değilse ihtiyari dava arkadaşlığından bahsetmek mümkün değildir. Diğer ifade ile zorunlu dava arkadaşlığının mevcut olmadığı tüm hallerde ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğunu kabule yasal olanak yoktur. 1086 Sayılı HUMK'dan farklı olarak 6100 Sayılı HMK'ya eklenen hukuki sebeplerin "benzer" olması ifadesi ile amaçlanan, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere usul ekonomisi ve çelişkili kararları önlemektir. Bu sebeple; ihtiyari dava arkadaşlığını kabul için aranan "benzerlik" koşulunun mevcut olup olmadığına ilişkin değerlendirme usul ekonomisi ve çelişkili kararların önlenmesi ilkelerinin çerçevesi ile sınırlı olarak yapılabilir. Aksi kabul doğrudan hükmün düzenleniş amacını ihlal edecektir. Örneğin birbirinden farklı ancak, benzer hükümleri içeren genel kredi sözleşmeleri, fuarcılık sözleşmeleri, abonelik sözleşmeleri gibi tip sözleşmelerin tarafı olan ve aralarında başkaca ortak nokta bulunmayan birden fazla davalı aleyhine tek dava açılması imkanının bulunduğunu kabul, hükmün konuluş amacına doğrudan aykırı olacak, yargılamanın karmaşıklaşmasına, uzun sürmesine ve usul ekonomisi ilkesinin anayasal temelini teşkil eden makul sürede ve en az masrafla yargılanma hakkının ihlaline netice verecektir. İİK'nun 50.maddesi para borçlarının takibinde hangi icra dairelerinin yetkili olduğu hususunda 6100 Sayılı HMK'nun yetkiye dair hükümlerine atıf yapmakta olup, borçlular arasında ihtiyari dava arkadaşlığının varlığı halinde, HMK'nun 7/1 fıkrası uyarınca davalılardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde de takip yapılabilir. Eldeki davada davalılardan ... Turizm Şirketi ile ... Turizm Şirketi icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının değerlendirilebilmesi için, yukarıdaki ilke ve açıklamalara göre davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olup olmadığını tespit etmek zorunludur. Zira 6100 Sayılı HMK'nun 7/1 maddesi ancak davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğu durumlarda uygulanabilir bir yetki kuralıdır. Somut olayda; davalıları her biri, dava dışı ... ile bağıtladıkları sözleşmeler kapsamında, davacı adına acente sıfatıyla uçak bileti satışı yapmakta olup, her bir davalı ile davacı arasında ayrı acentelik ilişkisi kurulmuştur. Davacı esas olarak davalıların her birinden, davacı adına yaptıkları uçak bileti satışlarından elde ettikleri ancak davacıya ödemedikleri iddia olunan satış bedellerinin tahsilini talep etmektedir. Uyuşmazlık davacının; her bir davalı ile arasında mevcut ve diğerinden bağımsız acentelik ilişkisinden doğmuş alacağının varlığı ve miktarı olduğundan, her bir davalının davacı acentesi sıfatıyla ne kadar uçak bileti sattığı, satılan bu uçak biletlerinden elde edilen geliri davacıya ödeyip ödemediği ayrı ayrı değerlendirilecektir. Dava dışı ..., hava yolu şirketleri ile acenteler arasında bir tür aracı konumunda olup, davalıların ... ile sözleşme yapmış olmaları, davacı açısından davalıları ihtiyari dava arkadaşı yapmaz. Zira uyuşmazlık, ... ile davalılar arasındaki sözleşmelerden değil, davacı ile davalılar arasında ayrı ayrı kurulan acentelik ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Öte yandan davalı şirketlerin ortaklık yapılarının benzer olması da, uyuşmazlığın konusu nazara alındığında, 6100 Sayılı HMK'nun 57/1-c bendinde aranan " benzerlik" koşulunu sağlamayacaktır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; davalı şirketler arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığı, 6100 Sayılı HMK'nun 7/1 maddesinde düzenlenen yetki kuralının somut olayda uygulanamayacağı, davalılar ... Turizm Şirketi ile ... Turizm Şirketi'nin süresinde icra dairesinin yetisine itiraz ettikleri, davalı ... Turizm Şirketi ile ... Turizm Şirketi'nin adreslerinin takip ve dava tarihi itibariyle Muratpaşa / ANTALYA sınırları içerisinde olduğu, takibin bu davalılar yönünden yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması nedeniyle, davalılara karşı açılan davanın HMK 114/2 ve 115/2 fıkraları gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davalıların bu yöndeki istinaf sebeplerinin haklı olduğu kanaatinde olduğumdan, bu iki davalı bakımından yetkiye yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığına dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyor ve muhalif kalıyorum.27/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/229, K. 2025/1979, T. 12.10.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-229-e-2025-1979-k-2bbe3d7c5551