Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1912 E. 2026/1315 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1912
Karar No
2026/1315
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1912 Esas 2026/1315 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1912 KARAR NO : 2026/1315

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/05/2023 NUMARASI : 2021/408 Esas 2023/327 Karar DAVA : Cezai Şart, Tazminat DAVA TARİHİ : 06/07/2021

KARAR TARİHİ : 02/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026

Taraflar arasındaki cezai şart ve denkleştirme tazminatı istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 31/03/2021 tarihinde ...Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 7. maddesi ile sözleşme süresinin 1 yıl olarak belirlendiğini, ancak taraflardan birinin 1 ay önce diğer tarafa yazılı fesih bildirimi vermesi ile sözleşmenin feshedilebileceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin yazılı bir fesih bildiriminde bulunmamakla birlikte müvekkilini sözleşmedeki haklarından yararlandırmamak amacıyla 31/05/2021 tarihinde "...Sözleşmesi İbranamesi" başlıklı yazı ile müvekkilinden ibraname alınmak istenildiğini, davalı şirket tarafından dayatılan ibranamenin fesih bildirimi niteliğinde olmadığını ve sözleşmede kararlaştırılan fesih hükümlerine uyulmadığını, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi ile kararlaştırılan 1.000 USD cezai şartın müvekkiline ödemesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre müvekkilinin davalı şirket ile yurt içinde ve yurt dışında aracılık sağlanan müşteriler arasında bağlantı kurup müşteri bilgilerini şirkete vererek onları bir araya getirip taraflar arasında ithalat/ihracat yapılmasını sağlayacağını ve bunun karşılığında sözleşmenin 3. maddesinde kararlaştırılan komisyonu alacağını, müvekkilinin sözleşme süresi boyunca bir çok müşteriye numune gönderimi yaparak müşterilerin tüm bilgilerini davalı şirket ile paylaştığını, müvekkilinin ilk ihracatın gerçekleştiği müşterisine gönderilen numunelerin beğenildiğini ve sadece kendi firmaları için bile her ay 100.000-150.000 adet alınacağının söylendiğini, ancak müvekkilinin aracılığı sağlamasından sonra davalı şirketin müvekkiline karşı haksız gerekçelerle olumsuz tavır takındığını ve müşterilerle mail yoluyla doğrudan iletişime geçildiğini, davalı şirketin aracılık sağlanan müşteriye ilk ihracatı 25/05/2021 tarihinde gerçekleştirdiğini ve hemen sonrasında da sözlü olarak sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkilince davalı şirketten yazılı fesih kararı talep ettiğinde de davalı tarafından imzalaması için müvekkiline ibraname gönderildiğini, ilk yapılan ihracatın ücretinin 343,00 TL olarak müvekkiline ödendiğini, ancak bu ödemenin sadece 1000 ürünün ödemesi olup, validasyon çalışmasından sonra her ay 100.000-150000 adet olarak gerçekleşecek satışa göre müvekkilinin aylık ortalama 35.000,00 TL kazancının önüne geçildiğini, bu bağlamda müvekkilinin TTK'nın 114/3 maddesi uyarınca ücrete hak kazandığını, davalı şirketin kusurlu hareketi ile beklenen kazançtan yoksun kaldığını, müvekkilinin davalı şirkete sağladığı portföyden sonra müvekkilinin aradan çıkartılıp doğrudan ihracat sürecinin yönetilmesi nedeniyle müvekkilinin sağladığı portföyün maddi karşılığının da TTK'nın 113 ve 121/4 hükümleri uyarınca ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 1.000 USD cezai şart ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL portföy/denkleştirme tazminatının zararın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 29/08/2022 tarihli dilekçesi ile davacı dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla komisyon ve aracılık alacağı 500,00 TL ve 1.000,00 USD cezai şart alacağı için 8.665,00 TL talep ettiklerini, bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şart talebini güncel TCMB kuru oranında 18.154,00 TL, komisyon ve aracılık ücretini 2.845,97 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından varlığı iddia edilen sözleşmenin müvekkili şirketi hiçbir şekilde bağlamadığını, müvekkili şirket adına imzaya yetkilinin ... olduğunu, dolayısı ile davacı ile müvekkili şirket arasında emredici hükümlere uygun bir sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, davacı tarafından sunulan e-posta içeriklerinin delil bağlamında kabulünün mümkün olmadığını, davacının birçok şirkete vaatlerle müracaat edip simsarlık sözleşmesi hazırlatarak fahiş cezai şart tutarlarına yer verilmesini talep ettiğini ve sonrasında işbu cezai şart tutarlarının tahsili cihetine gittiğinin öğrenildiğini, davacının ikame ettiği davaların UYAP üzerinden sorgulanması ve kayıtlı dosyaların celbi halinde, iddialarının doğrulanacağını, davacının irtibat kurmaya çalıştığı müvekkili şirket çalışanlarının, durumu müvekkili şirket yetkilisine aktardığında, şirket yetkilisi tarafından davacı ile her türlü irtibatın kesilmesi talimatının verildiğini, müvekkili şirketin davacı ile arasında hiçbir ticari ilişki ve para alımı/gönderiminin bulunmadığını, şirket defterleri ve muhasebe kayıtlarının da bunu doğruladığını, davacının müvekkili şirket çalışanlarına vaatlerde bulunmak suretiyle, yüksek meblağlı sözleşmelere aracılık yapabileceğini, Ortadoğu coğrafyasındaki birtakım ülkelerde bağlantılarının olduğunu iddia ederek müvekkili şirket çalışanlarına bir sözleşme örneği gönderdiğini, çalışanların yaptığı araştırmalar sonucunda davacı hakkında olumsuz tespitlere ulaşıldığını, davacının telefonlara cevap vermemesi ve güven telkin etmemesi nedeniyle, davacıyla hiçbir şekilde ticari faaliyette bulunulmamasına karar verildiğini, davaya konu edilen ve kim tarafından imzalandığı belirsiz sözleşme incelendiğinde, davacı tarafından bulunan üçüncü şahıslarla ticari faaliyet gerçekleştirilmesi halinde davacının talep hakkı olduğuna dair ibarelere rastlandığını, bahsedilen üçüncü kişilerin kim olduğu müphem kaldığını, davacının sunmuş olduğu e-posta yazışmalarının hiçbir delil değeri olmadığını, ve kesinlikle kabul etmediklerini, sunulan mail içeriklerinden de; davacının numune ürün talep etmesi dışında başkaca bir ticari faaliyet gerçekleştirilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ticari defter kayıtlarına göre ve davalı şirket kaşe ve imzası görülen, davalı şirketin antetli yazısı formatında düzenlenmiş ibraname içeriğine, davalı imza ve mührü bulunan Sözleşme, konişmento belgesine ve taraflar arasındaki yazışmalara göre taraflar arasında konusu ticaret tellallığı olan bir ticari ilişki kurulduğu, davalı tarafça şirket çalışanlarının davacı tarafla ilk temasta teklifi ciddiye aldığının belirtildiği, keza sözleşmedeki imzaya yönelik şirketin ilgili personelinin yetkisiz temsilci dışında imzasına yönelik sahtelik iddiasında bulunulmadığı, keza şirket kaşesi bulunduğu gibi konşimento belgesi ve davacının dava dışı ... firmasına yapılacak ihracata aracılık ettiği, sözleşmede imzası bulunan şirket çalışanının yetkili olmadığına ve yetkisiz temsilciye ilişkin iddiada vekaletsiz iş görme hükümleri karşısında davacı sorumluluğunun bulunmadığı, davalının bir miktar komisyonu (340,00 TL) davacıya da ödediği, davalı şirket ticari kayıtlarında 500,00 $ ihracat bulunduğu, davacı şirketin gönderici, dava dışı ... firmasının alıcısı olduğu ... gönderi nolu konşimento belgesinde toplam gümrük değerinin 4.185,25 $ olduğu, davacı portfolyo tazminatı talep etmiş ise de ticaret işleri tellallığı yaptığı ve komisyon ücretine hak kazanacağı, 500,00 USD ihracat yönünden hak ettiği komisyon ücreti kendisine ödendiği ve ödeme 340,00 TL olduğundan, davalının bilgi ve belge sunmadığı, sadece konşimento belgesinde toplam gümrük değerinin 4.185,25 $ olduğu görülmekle bu ihracatın gerçekleştiği kabul edilerek oranlama yoluyla komisyon ücretinin 2.845,97 TL olabileceği, taraflara sözleşmede bir ay öncesinden ihbarlı fesih hakkı tanındığıdan süreye uyulmadığında davacının cezai şart hakkını bulunduğu, davacı tellallık görevini ifa ettikten hemen sonra, komisyon ücretine hak kazanacağı esnada sözleşmenin feshedildiği cezai şart miktarı 1.000,00 USD olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile; komisyon ve aracılık ücreti olan 2.845,00 TL’nin ıslah tarihi olan 29/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, cezai şart olan 18.145,00 TL alacağın, 8.665,00 TL'sine dava tarihi olan 06/07/2021 tarihinden itibaren, bakiye kısmı için ıslah tarihi olan 29/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme geçerli kabul edilerek karar verilmiş ise de, sözleşmedeki imzanın müvekkili şirketin imza yetkisine ait olmadığını, müvekkili şirketin yetkilisinin ... olduğunu, sözleşmenin müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından imzalanmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeye icazeti de olmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkili şirket defterleri ve kayıtları incelendiğinde müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ilişki, para alımı ya da gönderimi bulunmadığını, davacının yüksek meblağlı sözleşmelere aracılık edebileceğini söylemesi ve örnek bir sözleşme göndermesi üzerine teklifin müvekkili şirket çalışanlarınca incelendiğini, ancak davacının başkaca firmalar ile benzer sözleşmeler imzalayarak cezai şart maddesini işletmek suretiyle kazanç elde etmeye çalıştığının şirket çalışanlarınca duyulması üzerine taraflar arasında bir ticari ilişki ve/veya sözleşme ilişkisi kurulmadığını, gerekçeli kararda ihracat olduğu iddia edilen meblağlar ile davacının ilgilisi bulunmadığı gibi dava dilekçesinde de bu yönde bir iddia bulunmadığını, kaldı ki anılan bedellerin numune bedelleri olduğunu, dileyen herkesin müvekkiline başvurarak ücreti karşılığında numune talebinde bulunabileceğini, ayrıca bir kaç yüz dolarlık numune gönderiminin ihracat olarak değerlendirilmesinin ticari hayattan uzak bir değerlendirme olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; 31/03/2021 tarihli Komisyon Sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şart ve denkletirme/potföy tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ►Davacı tarafından dayanılan 31/03/2021 tarihli ...sözleşmesi başlıklı sözleşmenin taraflarının davacı ve davalı Şirket olduğu, sözleşmenin konusunun davalı şirketin bulunan müşteri ile bağlantı kurması ve yurt dışındaki firma ile ilgili bilgilerin davalı şirkete verilmesi yoluyla iki firma arasında koordinasyonun kurulmasının sağlanması olduğu, davacının davalı şirketi ile satış yapılacak şirketlerle tanıştırıp ithalat/ihracat yapmalarını sağladığı için sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen komisyona hak kazanacağının belirtildiği, sözleşmenin 7. maddesinde sözleşmenin 1 yıl süreli olduğunun, ancak taraflardan birinin 1 ay önce diğer tarafa yazılı bir fesih bildirimi vermek suretiyle sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlediği, sözleşmenin 6. maddesinde ise tarafların sözleşmede belirtilen yükümlülüklerinden herhangi birine aykırı hareket etmesi durumunda her bir ihlal için ihlal edilen tarafa net 1.000 USD tutarında cezai şart ödeyeceğinin düzenlediği, sözleşmede davalı şirketin adı altında şirket kaşesi ve imza bulunduğu, ► ...Sözleşmesi İbranamesi başlıklı 31/05/2021 tarihli belgede 31/03/2021 tarihli ...sözleşmesinin tarafların isteği doğrultusunda 31/05/2021 tarihi itibariyle karşılıklı feshedildiğinin ve her iki tarafın birbirinden herhangi bir hak ve alacağının kalmadığının belirtildiği, belgenin altında davalı şirket isim ve kaşesi ile imza bulunduğu, davacı adı altında imza bulunmadığı, ►Ticaret Sicil Müdürlüğünün 06/10/2022 tarihli yazısı ile davalı şirketin ortak ve yetkilisinin ... olduğunun bildirildiği, ►Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda özetle; davalı şirket imzasını inkar ettiğinden yazılı sözleşmenin varlığı ve geçerliğinin takdiri mahkemeye ait olmak üzere doysa kapsamındaki yazışmalar ile bilgi ve belgelerden taraflar arasında konusu ticaret tellallığı olan bir ticari ilişki kurulduğu, davacının dava dışı ... firmasına yapılacak ihracata aracılık ettiği, davalının bir miktar komisyonu (340,00 TL) davacıya ödediği, bu komisyonun 500,00 $ (USD) ihracat üzerinden hesaplandığı, davalı şirket ticari kayıtlarında 500,00 $ ihracat bulunmakta olup, başkaca kayda rastlanmamış ise de, davacı şirketin gönderici, dava dışı ... firmasının alıcısı olduğu ... gönderi nolu konşimento belgesinde toplam gümrük değerinin 4.185,25 $ olduğunun görüldüğü, davacı portfolyo tazminatı talep etmiş ise de, ticaret işleri tellallığı yaptığı ve komisyon ücretine hak kazanacağı, 500,00 USD ihracat yönünden hak ettiği komisyon ücretinin kendisine ödendiği ve 340,00 TL olduğundan, davalı sözleşmedeki imzayı inkar ettiği gibi bilgi ve belge sunmadığından ve ayrıca ticari kayıtlarında da görünmediğinden sadece ... gönderi nolu konşimento belgesinde toplam gümrük değerinin 4.185,25 $ olduğu görülmekle bu ihracat gerçekleşmiş sayılırsa ise oranlama yoluyla komisyon ücretinin 2.845,97 TL olabileceği, imzası davalı yanca inkar edildiğinden Sözleşme'nin varlığı ve geçerliliğinin takdiri Mahkemeye ait olmak üzere taraflara sözleşmede bir ay öncesinden ihbarlı fesih hakkı tanındığından cezai şartın doğup doğmayacağının da Mahkemenin takdirinde olduğu, Mahkemece davacı tellallık görevini ifa ettikten hemen sonra, komisyon ücretine hak kazanacağı sırada sözleşmenin feshedildiği kanaatine ulaşılarak cezai şartın uygulanacağı düşünülür ise miktarının 1.000,00 USD olduğu yönünde görüş bildirildiği, ►İtiraz üzerine alınan bilirkişi heyeti ek raporunda; davalının sözleşmede müvekkilinin yetkili temsilcisinin imzası olmadığından emredici hükümlere aykırı olan sözleşmenin hükümsüz olduğuna yönelik itirazının açıkça hukuki mahiyette olduğu, davalı şirketin temsile yetkilisinin ... olduğu, davalı şirketin imza inkarında bulunduğu sözleşmede tarafların davacı ve davalı olduğu, davacı ismi (imza mevcut değil) ile ihracatçı davalı şirket kaşe ve imzası görülen, davalı şirketin antetli yazısı formatında düzenlenmiş ibraname içeriğinde aynen "31.03.2021 tarihli ...sözleşmesi tarafların isteği doğrultusunda 31.05.2021 tarihi itibariyle karşılıklı feshedilmiş olup, her iki tarafında birbirinden herhangi bir hak ve alacağı kalmamıştır.” yazılı olduğu, davacının dava dışı ... isimli şahısla yazıştığının tespit edildiği ve imza incelemesi yaptırılıp yaptırılmamasının Mahkemenin taktirinde olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. HMK'nın 208. maddesine göre taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde mahkemeye sunulan bu belge, sahtelik iddiasında bulunmayan aleyhine delil olarak kullanılır. Yazı veya imza inkârının sonucuna ilişkin HMK’nın 209. maddesindeki hüküm uyarınca adi senetteki yazı veya imza inkâr edilirse, bu konuda bir karar verilinceye kadar o senet herhangi bir işleme esas alınamaz ve delil olarak kullanılamaz; resmî senetlerdeki yazı veya imzanın inkârı hâlinde de senetteki yazı veya imzanın sahteliği ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Somut olayda; davalı vekili davacının dayandığı 01/03/2021 tarihli sözleşmede müvekkili şirkete atfen atılan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ve bu nedenle müvekkilini bağlamayacağını savunmuş, mahkemece sözleşmedeki imzaya yönelik şirketin ilgili personelinin yetkisiz temsilci dışında imzasına yönelik sahtelik iddiasında bulunulmadığı, keza şirket kaşesi bulunduğu gibi konşimento belgesi ve davacının dava dışı ... firmasına yapılacak ihracata aracılık ettiği, sözleşmede imzası bulunan şirket çalışanının yetkili olmadığına ve yetkisiz temsilciye ilişkin iddiada vekaletsiz iş görme hükümleri karşısında davacı sorumluluğunun bulunmadığı, taraflara sözleşmede bir ay öncesinden ihbarlı fesih hakkı tanındığıdan süreye uyulmadığında davacının cezai şart hakkı bulunduğu, davacı tellallık görevini ifa ettikten hemen sonra, komisyon ücretine hak kazanacağı esnada sözleşmenin feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; komisyon ücreti yönünden yazılı sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imzalanıp imzalanmadığı ve buna göre şirket yönünden bağlayıcı olup olmadığı hususunda yapılacak değerlendirmede vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca diğer delillere dayanılabilir ise de, cezai şart istenebilmesi için taraflarca açıkça kararlaştırılmış olması gerektiğinden cezai şart istemi yönünden sözleşmenin davalı şirket içi bağlayıcı olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. O halde Mahkemece, dava konusu sözleşmedeki davalı şirkete atfen atılan imzanın davalı şirket temsilcisine ait olmadığına ilişkin savunmasının değerlendirilmesi bakımından taraflardan sözleşme aslının sorularak dosyaya ibrazının sağlanması, HMK'nın 211. maddesindeki usul izlenmek suretiyle sözleşmedeki davalı şirkete atfen atılı imzalanın davalı şirket temsilcisine ait olup olmadığının tespit edilmesi, imzanın davalı şirket temsilcisine ait olmadığının anlaşılması halinde ise davalı şirketin ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davalı şirket ticari kayıtlarında dava konusu sözleşmedeki imza ile aynı imzayı taşıyan sözleşmelerin bulunup bulunmadığının araştırılması, aynı imzayı taşıyan sözleşme/sözleşmelerin bulunması halinde ise söz konusu sözleşme/sözleşmelerin davalı şirket tarafından benimsenip benimsenmediğinin tespit edilerek dava konusu sözleşmenin davalı şirket yönünden bağlayıcı olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/05/2023 tarih ve 2021/408 Esas 2023/327 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı tarafından yatırılan (179,90+180,00 TL=) 359,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/10/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1912, K. 2026/1315, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1912-e-2026-1315-k-d1f8943ad3dd