Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1773 E. 2026/885 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1773
Karar No
2026/885
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1773 KARAR NO : 2026/885

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/11/2021 (Dava) - 16/05/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/828 Esas - 2023/393 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) BAM KARAR TARİHİ : 13/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2023 tarihli 2021/828 Esas ve 2023/393 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 20/08/2015 tarihinde davalı ...'ın hakimiyetinde bulunan ve .... A.Ş'ye ait olan .... plakalı aracı ile geri geri manevra yaptığı sırada aracın arka kısmında bulunan davacı ...'ın babası, davacı ... ..'ın ise eşi olan muris....'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini bu kaza üzerine olayın adli merciiye intikal ederek Kınık Asliye Ceza mahkemesinde 2018/392 Esas sayılı dosyası ile ceza yargılaması görüldüğünü, 26/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda muris ....'ın tali kusurlu olduğu, davalının ise asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı ve davalı ...'ın 375 gün adli para cezasına hükmedilip taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan suçlu bulunduğunu, kaza neticesinde ...'ın Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine kaldırıldığı ve burada 5 gün boyunca tedavisinin sürdüğünü 04/09/2015 tarihinde gördüğü tedavilerden sonra alınan kati rapora göre yaralanmanın ....'ın her iki akciğerinin de sönmesine neden olduğunu, kaburgalarında ve omurgasında çatlak ve kırıklar oluşturduğu ve bu nedenle kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu, saptanan kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğu kanaatine varıldığının, bu arada Bozyaka Eğitim Ve Araştırma Hastanesince 17/05/2016 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda ise ....'ın beyin cerrahi ve üroloji yönünden özür oranının %45 olduğu yönünde rapor düzenlendiğinin, kazanın meydana gelmesinden sonra mağdur ....'ın 14/07/2017 tarihinde vefat ettiğinin, bunların yanı sıra ...'ın hakimiyetinde ve.... A.Ş'ye ait olan ... plakalı aracın ...A.Ş'nce zorunlu mali sigorta kapsamında sigortalandığını, her ne kadar.... A.Ş'ye talepler iletilmiş olsa da şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı şeklinde cevap alındığının, davalılardan ... A.Ş ile yapılan arabuluculuk başvuru neticesinde İzmir Arabuluculuk Bürosunun 2021/70251 dosya numarası ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de olumsuz sonuç alındığının, işbu sonuçlar neticesinde haklı davanın kabulünü, muris .... için 20/08/2015-14/07/2017 tarihleri için hesaplanacak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL efor kaybı tazminatı, kaza tarihi olan 20/08/2015 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkillere ödenmesine, bu yönde olmak üzere alacağın tahsil edilememesi durumuna binaen dava aşamasında davalıların araç ve taşınmazlarına ihtiyati tedbir konulmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın murisin kontrolsüz biçimde araç yolunda bulunması nedeni ile kazaya karıştığını, kazaya ilişkin olarak Kınık Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/813 Soruşturma ve Kınık Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/392 Esas sayılı dosyalarında soruşturma ve kovuşturmanın tamamlandığını, davalının Kınık Asliye Ceza Mahkemesince trafik kazasının meydana gelişine tanıklık eden tanık beyanı, kamera kaydı gibi deliller olmaksızın yalnızca trafik bilirkişisince düzenlenmiş olan bilirkişi raporuna itibar edilerek İzmir Adli Tıp Kurumu, İTÜ Trafik İhtisas Dairesi gibi heyet şeklinde rapor düzenleyen kurumlardan rapor talep edilmeksizin taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçu dolayısıyla adli para cezası ile cezalandırıldığını, meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacılar murisi ....'ın yaralanmışsa da hastanede tedavi gördükten sonra eski sağlığına kavuştuğunu, kazadan iki yıl sonra 14/07/2017 tarihinde kaza ile ilgili bulunmayan Serebrovasküler hastalık nedeni ile vefat ettiğini, yapılan inceleme neticesinde ölüm ile trafik kazası arasında illiyet bağının bulunmadığını, davacıların murisleri ....'ın sözde hak kazandığı efor kaybı tazminatını murisin mirasçısı sıfatıyla talep etmişlerse de murisin kazadan sonraki 2 yıllık yaşamında gerek sigorta şirketine gerekse davalı ile araç işleteni şirkete yapmış olduğu herhangi bir başvuru ve tazminat talebinin bulunmadığını, bu sebeple murisin sağlığında talep etmediği efor kaybı tazminatını mirasçı sıfatıyla davacıların talep etmesinin mümkün olmadığını, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan bu tazminat talebinin mirasçılara geçmeyen ve sağlığında ileri sürülmedikçe mirasçılarca talep edilemeyen haklardan olduğunu, davacıların Muris ....'ın mirasçısı sıfatıyla kaza tarihi olan 20/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ettikleri, muris .... için 20/08/2015-14/07/2017 tarihleri için hesaplanacak efor gücü kaybına ilişkin haksız tazminat taleplerinin reddini, davalıların araç ve taşınmazlarına ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle efor kaybı, geçici iş göremezlik ya da sürekli sakatlık talebine uğrayan ....'ın vefat ettiğini, kişinin bedensel zararlarından doğan tazminat taleplerinin kişiye sıkı sıkıya bağlı mutlak haklardan olup sağlığında talep edilmeyen bu tazminatların mirasçılara intikalinin hukuken mümkün olmadığının, bu nedenle davacıların murise ait bedensel zararları talep edemeyeceklerini, ...'ın kazadan 2 yıl sonra vefat etmiş olduğunu, ölüm nedeni ile kaza arasında illiyet bağının bulunmadığını, davanın reddini, dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden temerrüdün söz konusu olmadığından masraf, faiz ve avukatlık ücretine hükmolunmamasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; 20/08/2015 tarihinde davalı ... A.ş'ne ait ve diğer davalı ...'ın kontrolündeki araç, elim kaza sonucu müteveffa ....'a araçlara ayrılmış yol içerisinde geri geri giderken çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda başlatılan soruşturmada birtakım hatalı değerlendirmeler ile araç sürücüsünün kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, fakat kendisine ayrılmış yol içerisinde geri geri giderken kazazede müeveffanın geri geri giden bir aracın arkasından yola atladığı hususunun bilirkişilerce değerlendirmeye alınmadığının, davacıların meydana gelen kaza neticesinde murisin efor kaybına ilişkin tazminat talep etmişse de bu taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığının, davacıların her ne kadar İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 17/05/2016 tarihindeki Sağlık Kurulu Raporu ile murisleri ....'ın beyin cerrahi ve üroloji yönünden özür oranının %45 olduğu belirtilerek efor tazminatı talebinde bulunmuşlarsa da bu talebinin de kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacıların her ne kadar dava dilekçesinde müteveffanın kaza nedeni ile büyük güçlükler çektiğini yatağından dahi kalkamadığını hayatta kalma mücadelesi verdiğini iddia etmişse de kazadan bir yıl sonra alınan 17/05/2016 tarihli raporda müteveffanın kazaya bağlı yaralanmalarından bir kez dahi bahsedilmediğini, davacıların taleplerinin murislerinin başına gelen elim kaza nedeni ile maddi kazanç elde etme amacı taşıyabileceği ve kötü niyetli olabilecekleri fikrinin dikkate alınması gerektiğini, murisin sağlığında talep etmediği efor kaybı tazminatının davacılar tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığının , murisin vefatı nedeni ile alınmış bir maluliyet raporunun olmadığı gibi kazadan sonra alınan sağlık raporunda belirtilen hususlarında kaza ile ilgili olmadığı belirtilerek davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...Davacıların murisi ...'ın 20/08/2015 tarihinde vefat ettiği, davacıların bu davayı 11/11/2021 tarihinde açtığı, bu davada ölenin kazadan kaynaklı efor kaybından kaynaklanan tazminatın talep edildiği, davanın açılmasından önce ölen tarafından efor kaybına yönelik tazminat davası açılmamış olması hususu birlikte değerlendirildiğinde ölenin efor kaybına ilişkin tazminatının ancak kendisi tarafından talep edilebileceği, bu yönde de ölmeden dava açılmamış olması nedeniyle dava açma/takip hakkının mirasçılara geçmeyeceği kanaatiyle davacıların aktif husumetinin bulunmadığı...'' gerekçesiyle; ''...Davacıların açtığı davada aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın HMK.'nın 114/1-d ve 115/2. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; muris müvekkilinin tarafına Bornova 5. Noterliğinin 04.09.2015 tarih ve 22510 yev. No.lı vekaletnamesini verdiğini, akabinde Kınık Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/392 E. Numaralı dosyasında açılan davasının soruşturma aşamasında vekaletname sunulduğunu, ileride açılacak maddi manevi tazminat davasına esas olmak üzere İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 17.05.2016 tarihli Sağlık Kurulu Raporunun alındığını, bu yönde murisin Ege Üniversitesi Hastanesinden dava konusu kaza sonucu tedavi gördüğünü gösteren tüm epikriz kayıtlarının da 2016 tarihinde murisin sağlığında alındığını, bu yönde muris ile trafik kazası nedeniyle açılacak maddi manevi tazminat davaları ile ilgili Avukatlık Ücret Sözleşmesi akdedildiğini, ceza davaları hukuk davalarına bekletici mesele yapıldığı için öncelikle usul ekonomisi yönünden ceza davasının bitmesini beklediklerini, ancak bu aşamada müvekkili muris ....'ın vefat ettiğini, kendisi trafik kazasından kaynaklı maddi manevi tazminat davası açma yönünde iradesini bildirdiği için de vefatından sonra maddi tazminat davasının işbu davada, manevi tazminat davasının da İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/140 E.- 2022/59 K. Sayılı dosyası ile açıldığını, işbu davanın kısmen lehlerine sonuçlandığını, manevi tazminat ve sakatlık tazminatı isteme hakkı kural olarak zarar görene ait bir hak olup zarar gören ölmeden önce dava açmış ve ya dava açma iradesini izhar etmiş ise, tazminat isteme hakkının mirasçılara intikal edeceğini; mirasçıların açılmış davaya devam edebileceğini, yeni dava açabileceğini, Yargıtay'ın da istikrarlı uygulamasının bu yönde olduğunu, trafik kazası nedeniyle vekaletname vermesi dahi murisin dava açma yönündeki iradesini açıkça ortaya koymakla, sadece vekalet vermenin dahi iradeyi izhara yeterli olduğu görüşünün oturduğunu, bu nedenlerle açıkça dava açma iradesini ortaya koyan ve bu yönde işlemler yapan müvekkilinin mirasçılarının açmış olduğu davanın husumet yönünden reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini belirterek; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/828 E. Ve 2023/393 K. sayılı dosyasında verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacıların murisi ....'ın 20/08/2015 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle efor kaybı tazminatının davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesi için açılan tazminat davasıdır. Mahkemece, davanın davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığından bahisle reddine karar verilmiş olup; hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. 1. Somut olayda; kaza tarihi olan 20/08/2015 tarihinde davalı ...'ın hakimiyetinde bulunan ve ... A.Ş' ye ait olan .. plakalı aracı ile geri geri manevra yaptığı sırada aracın arka kısmında bulunan davacı ...'ın babası, davacı ... ..'ın ise eşi olan muris ...'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, murisin daha sonra 14/07/2017 tarihinde vefat ettiği, davacıların murisin kaza tarihi olan 20/08/2015 tarihi ile vefat ettiği 14/07/2017 tarihi arasındaki dönem için efor kaybı tazminatı talep ettikleri, mahkemece ise; davanın açılmasından önce ölen tarafından efor kaybına yönelik tazminat davası açılmamış olması hususu birlikte değerlendirildiğinde ölenin efor kaybına ilişkin tazminatının ancak kendisi tarafından talep edilebileceği, bu yönde de ölmeden dava açılmamış olması nedeniyle dava açma/takip hakkının mirasçılara geçmeyeceği kanaatiyle davacıların aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın HMK.'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde haksız fiil sonucu bedensel zarara maruz kalanların isteyebilecekleri tazminat kalemleri belirtilmiş olup bunlardan birisi tedavi süresince mahrum kalınan kazanç kaybı diğeri ise çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplardır. Maddede düzenlenen zarar kalemleri kişinin vücut bütünlüğünün geçici veya sürekli bozulmasından kaynaklı maddi zarara ilişkindir. Dolayısıyla TBK'nın 56. ve 58. maddelerinde düzenlenen manevi zararlardan farklı olarak bu zararlara ilişkin talep hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olmayıp mal varlığına ilişkin haklardan olması sebebiyle doğrudan mirasçılar tarafından da ileri sürülebilir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile açılan davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; yukarıdaki gerekçe ve maddi tazminat davasının doğrudan mirasçılar tarafından açılmasını yasaklayan (Türk Medeni Kanunu'nun 25 inci maddesindeki manevi tazminatın mirasçılar tarafından açılamayacağına ilişkin düzenlemeden farklı olarak) bir hüküm bulunmaması sebebiyle verilen ret kararı doğru olmamış bu husus kararın kaldırılmasını gerektirmiştir. (bkz. aynı yönde Yargıtay 4. H.D.' nin 17/09/2024 tarihli ve 2023/690 esas - 2024/7794 karar sayılı ilamı). Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2023 tarihli 2021/828 Esas ve 2023/393 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, 4-İstinaf aşamasında istinaf eden davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1773, K. 2026/885, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1773-e-2026-885-k-d616c6dc5db6