Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1771 E. 2026/877 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1771
Karar No
2026/877
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1771 KARAR NO : 2026/877

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2023 NUMARASI : 2020/375 Esas - 2023/439 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Bedensel Zarar Sebebiyle) BAM KARAR TARİHİ : 13/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarih ve 2020/375 Esas - 2023/439 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.01.2016 tarihinde, davacı müvekkil ...’in yolcu olarak bulunduğu, dava dışı sürücü ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ...Sokak üzerinde seyir halindeyken, ...Sokak üzerinden seyir halinde bulunan dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... Sokağa dönüş yaptığı esnada, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu motosiklete çarpması ve çarpmanın etkisi ile motosikletin park halinde bulunan .... plakalı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu kaza nedeniyle müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğradığını, bakım ihtiyacı doğduğunu, davacı müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle ZMMS (trafik) poliçesi bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin maddi zararının tazmininden ....’nın sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğradığı maddi zararların tazmini için ....’na başvuru yapıldığını, hasar dosyası oluşturulduğunu,... tarafından bir kısım bilgi ve belgeler talep edildiğini, cevabi yazı ile eklerinin ...’na 29/01/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak 2918 Sayılı KTK' nın 97.maddesinde belirtilen yasal süre içerisinde kendilerine ödeme yapılmadığını, dava konu kaza nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/12306 Esas sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli işgöremezlik tazminatı olarak 10.000,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatı olarak 100,00-TL ve bakıcı gideri olarak 100,00-TL olmak toplam 10.200,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tazmine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığını, başvuru evraklarındaki eksikliklerin giderilmediğini, kazaya karışan araçların sürücülerine ve maliklerine davaya konu kazanın ihbarı gerektiğini, esasa ilişkin olarak hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimine gidilmesini, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini, bakıcı gideri ile geçici iş göremezlik tazminatından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını, davacı yanın soruşturma dosyasında şikayetçi olmaması nedeniyle tazminat talep hakkının bulunmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "....Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 22/01/2021 tarihli kusur raporunda açıklanan gerekçelerle, kazanın oluşumunda Sürücü ....'nın %80 (yüzde seksen)oranında kusurlu olduğu, Sürücü ...'nın %20 (yüzde yirmi)oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 10.01.2022 tarihli raporu ile davacı ...'in meslekte kazanma gücündeki azalma oranı %8, geçici iş göremezlik süresi 180 gün ve bakıcı yardımına muhtaç olduğu sürenin 30 gün olarak belirlendiğini, davacının, davalının kusur oranına isabet eden talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre 364.634,41-TL, 6.244,75 TL geçici iş göremezlik zararı, 1.317,60-TL bakıcı gideri zararının olduğu, davacıya SGK geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediğin ve rücuya tabi gelir bağlanmadığını, davalı .... tarafından kaza tarihi olan 2016 yılı itibariyle temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası poliçe teminat limitinin şahıs başına ölüm ve yaralanma halinde 310.000 TL. ile sınırlı olduğu, davacı tarafın davaya konu tazminat talebine ilişkin başvuru dilekçesinin sigorta şirketine 02.05.2017 tarihinde ulaştığı, faizin, 8 iş günü sonrası olan tarihinden itibaren başlaması, davalı sigorta şirketinin 15.05.2017 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, ....’nın sorumluluğunu üstlenmiş olduğu .... plakalı aracın hususi kullanım amacına haiz kayıtlı bir araç olduğundan talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğunu, davalı vekilinin hatır taşıması olduğu savunmasında bulunduğu, ceza dosyasındaki ifade tutanakları ve dosya içindeki tüm belgelerden davacının hatır için taşındığı..." gerekçesiyle,"...Davanın KISMEN KABULÜNE, 291.707,52-TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 4.995,80-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.054,08-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 297.757,40-TL tazminatının temerrüt tarihi 15.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek tasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;mahkemece hatır taşıması indirimi yapılmasının usule, yasaya ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi sunmadığını, süresinde yapılmış bir hatır taşıması talebinin bulunmadığını, mahkemece resen dikkate alınamayacağını, hatır taşıması indiriminin yalnızca hatır için taşıyan araç, yani kişinin içerisinde yolcu olarak bulunduğu yönünden yapılabileceğini, karşı araç bakımından hatır taşıması indirimi yapılmasının mümkün olmadığını, uygulanan hatır taşıması oranının fahiş miktarda yüksek olduğunu, %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından takdiri indirim yapılmasına karşın davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usule, yasaya ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, istinafa konu kararda hükmedilen faiz başlangıç tarihinin ve faiz türünün hatalı belirlendiğini, mahkeme kararında müvekkilinin gelirinin hatalı tespit edildiğini, müvekkili aleyhine kısmi arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama gideri ve harcın hatalı şekilde tespit edildiğini kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından her ne kadar şekli başvuru yapılmış ise de başvurunun değerlendirilebilmesi için gerekli olan evrakların sunulmamış olması nedeniyle başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemece 22/01/2021 tarihli ATK raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadan, hatalı kusur oranları ile hüküm tesis edildiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun mevzuata aykırı olduğunu, yerel mahkemece davacının maluliyet oranının belirlenmesi için ATK 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerekirken mütalaa niteliğindeki raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece alınan maluliyet raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, raporu düzenleyen heyette fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman hekiminin bulunmadığını, maluliyet oranının tespitinde eksik inceleme yapıladığını, hesaplanacak tazminat miktarının üzerinden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, olay günü tutulan kaza tespit tutanağında davacının kaskının bulunmadığının belirtildiğini, dolayısıyla davacının kask kullanmaması ve kendi can güvenliğini düşünmeyerek gerekli güvenlik önlemlerini almaması ile zararın meydana gelmesi ve artması arasında illiyet bağı bulunduğunu, temerrüt tarihinin yanlış belirlendiğini, geçici güç kaybı ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, bu zararların teminat dışı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ile %10 arttırım ve %10 iskonto yönetimi kullanılarak hesaplanan aktüer raporu kabul etmediklerini, TRH 2010 1.8 teknik faiz ile tazminat hesabı yapılmasını gerektiğini, hükmedilen tazminat miktarından öncelikle kusurun düşülmesi, ardından müterafik kusur indirimi yapılması, sonrasında müvekkili kurumca davacılara yapılan ödeme tutarının güncellenerek mahsup edilmesini, davanın açılmasında müvekkilinin kusuru olmadığından aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararlarına ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1. Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre; davacı vekilinin dava açılmadan önce davalı ....na usulüne uygun şekilde başvuruda bulunduğu, İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan kusur raporunun, dava ve ceza dosyası kapsamına, kaza tespit tutanağına, somut olayın gerçekleşme şekline uygun, açık, anlaşılır, denetime ve hüküm kurmaya elverişli, olduğu, mahkemece ATK kusur raporuna göre ZMMS poliçesi bulunmayana araç sürücüsü ....'nın kazanın gerçekleşmesinde %80 oranında kusurlu kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sürekli iş göremezlik zararı yönünden aktüer hesaplamanın 1.8 teknik faiz uygulanmadan Yargıtay içtihatlarında belirtilen TRH 2010 Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının doğru olduğu, SGK kayıtlarına göre davacının aylık gelirinin asgari ücretin altında olduğu, davacı tarafça davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunun yargılama sırasında iddia edilmediği gibi bu konuda bilgi ve belgenin de mevcut olmadığı, bu nedenle hesaplamada asgari ücretin esas alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alındığında TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının teminat kapsamında bulunduğu, davacının leğen kemiğinin kırılması nedeniyle maluliyetinin oluştuğu, yaralanma bölgesi göz önünde bulundurulduğunda kask takmamasının müterafik kusur olarak kabul edilmeyeceği, kaza tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı KTK ve Karayolları Trafik Yönetmeliği uyarınca, motosiklette yolcu olan davacının koruma başlığı dışında koruyucu tertibat kullanma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla somut olayda müterafik kusurun uygulanma koşullarının gerçekleşmediği, hüküm altına alınan tazminata yasal faiz işletilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davanın kısmen kabul edilmesi karşısında davalı .....'nın davacı tarafça yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin miktar olarak hesaplanmasında bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla davalı .... vekili ile davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışına kalan istinaf itirazları yerinde görümemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda; mahkemece 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından aldırılan 10.01.2022 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin "sol iliak kanatt, sol inferior ve superior pubik ramuslarda sol sakrum yarısında fratüre" bağlı olarak %8 oranında olduğu ifade edilmiş ve iş bu rapor mahmekece hükme esas alınmıştır. Raporunu üç adli tıp uzmanı tarafından düzenlendiği, heyet içerisinde ortopedi ve travmatoloji uzmanı hekimin yer almadığı görülmüştür. Bu hali ile rapor hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. Bu durumda; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının dava konusu olay nedeniyle eksikse tüm tedavi evrakları getirtilip değerlendirmek ve davacının da bizzat muayene edilmesi suretiyle, daha önce maluliyet raporu alınan üniversite haricindeki başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden içerisinde ortopedi ve travmatoloji uzmanı hekimin de bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı, varsa oranı, geçici veya sürekli olarak başkasının bakımına ihtiyacının bulunup bulunmadığı, varsa süresi konularında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak sonucuna göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru olmamış, davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf itirazları kabul edilmiştir. 3. Davalı ....nın, kazaya karışan ve ZMMS poliçesi bulunmayan, dava dışı ....'ya ait ve onun yönetimindeki ... plakalı otomobil ile dava dışı ...'ya ait ve onun idaresindeki ... plakalı motosikletin karıştığı kazada, motosiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle oluşan bedensel zarardan sorumlu tutulduğu, hatır indirimi imkanından yalnızca hatır için taşıyanın yararlanabilceği, davacının, davalı ....nın sorumluluğuna yol açan ZMMS poliçesi olmayan ... plakalı otomobilde yolcu olarak taşınmadığı gözetildiğinde davalı ... yönünden hatır taşıması indirimi koşulları oluşmadığı halde mahkemece hesap edilen maddi tazminat kalemlerinden hatır taşıması nedeniyle %20 oranında indirim yapılması doğru olmamış, kararın bu yönden davacı lehine ortadan kaldırılması gerekmiştir. 4. Kabule göre de; Yasal, hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeni ile davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilip edilmeyeceği ve yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından önem kazanmaktadır. Kısmen reddedilen miktar, Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesinden kaynaklanan bir indirim ise indirim miktarı yasadan kaynaklandığından bu indirim nedeni ile davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyecek ve yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından davacı aleyhine değerlendirelemeyecektir. Şu durumda; ilk derece mahkemesince, kısmen reddedilen miktarın, asıl alacaktan takdiri indirim yapılması nedeniyle yasadan kaynaklandığı ve bu durumda davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu olacağı nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde, TBK'nın 51 maddesi gereğince yapılan indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi ve davanın kabul ret oranına göre yargılama giderlerinin paylaştırılması doğru olmamış, davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmüştür. 5. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte ....nın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davalı ....'nın sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü gerekli belgelerle birlikte ...'na başvuru yapıldığı tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde doğmaktadır. Somut olayda, davalı ....'na dava tarihinden önce 02.05.2017 tarihinde başvuru yapıldığı, Somut olayda davalı ....'na davadan önce davacı vekili tarafından 02.05.2017 tarihinde ihbarda bulunulduğu, 29.01.2020 tarihinde ise davacı vekilinin eksik evrakları tamamladığı anlaşıldığından, davalı ....ının 29.01.2020 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir (bknz Yargıtay (kapatılan) 17. HD'nin 2016/18112 esas- 2019/9511 karar sayılı emsal kararı). Mahkemece hükmedilen tazminatlara davalı .... yönünden temerrüdün oluştuğu 29.01.2020 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken,15.05.2017 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş olması doğru olmayıp, davalı vekilinin faiz başlangıcına yönelik istinaf itirazları haklı bulunmuş, davacı vekilinin ise olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; taraflar vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, taraflar vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarih ve 2020/375 Esas - 2023/439 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-İstinaf eden taraflar vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgili tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında istinaf eden taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026 .

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1771, K. 2026/877, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1771-e-2026-877-k-6e9fd7c40dad