Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1660 E. 2026/1017 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1660
- Karar No
- 2026/1017
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1660
KARAR NO : 2026/1017
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 23/11/2022
NUMARASI : 2018/1392 Esas - 2022/963 Karar
DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 04/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesi özetle; müvekkili şirket tarafından ..., (... A.Ş.'ye ait) ... (... A.Ş ye ait) nolu poliçeler ile sigortalanan ... Şirketlerine ait iş makinaları Siirt Şirvandaki madendeki çökme sonucu göçük altında kalmış ekonomik değerini yitirdiğini, çökme sonucu 20 kişi öldüğü, 15 kişinin de yaralandığını, bu kazayla ilgili Ceza yargılamasının devam ettiğini, meydana gelen hasar sonucu toplamda sigortalılarına 1.221.830,00 TL tazminat ödendiğini, davaya konu maden çökmesi ile Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/99 Esas sayılı dosyasında yüklenici sigortalı, davalı iş sahibi ve çalışanları asli ve tali kusurlu bulunduğunu, davalılar meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, TTK'nın 1472. maddesi gereği müvekkili şirket sigortalısına ödeme yaparak sigortalısının haklarına halef olduğunu belirterek davalıların müşterken ve müteselsilen sorumlu olduğu 1.221.830,00 TL rücuen tazminatın, 793.008,00 TL için 06.06.2017 428.822,00 TL için 25.04.2017 olan ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile (avans faizi) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... .... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesi özetle; Müvekkili şirket ile davalı ... .... Ltd. Şti. ve dava dışı ... İnşaat .... Ltd. Şti. arasında yapılan sözleşmelerin 4. maddesinde konusu belirtilen işi her türlü masraf ve sorumluluğu kendisine ait olmak ve işi sözleşme ve ekleri ile işin amacına, tekniğine, ilgili ulusal ve uluslararası standart ve normlara ve özellikle de tüm mevzuata uygun olarak yapmayı üstlendiğini ayrıca sözleşmenin 16.maddesi ile “iş ve işyerlerinin korunması ve sigortalanması,” 22. madde ile “yapı denetimi ve sorumluluğuna ilişkin şartlar”, 23. maddesi ile “yüklenicinin teknik sorumluluğuna ilişkin şartlar”, 25. madde ile “çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları” ve 29. madde ile de ilgili mevzuata uygunluk ve üçüncü şahıslara karşı sorumlulukları” ayrıntılı bir şekilde düzenlemeye tabu tutulmuş ve böylece müvekkilim basiretli bir tacir olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri zamanında ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmek suretiyle sözleşme yaptığını, dolayısıyla meydana gelen heyelanlarda hiçbir kusuru olmadığını TBK'nın 117. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin sigortalı ... plakalı kamyon için ... A.Ş. ye yaptığı ödemelerle ilgili olarak müvekkili şirketi temerrüde düşürmediğini, bu durumda hasar tazminatına ancak dava tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davalı ... .... A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Tasfiye Halinde ... .... Ltd. Şti. Aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; 183.274,50 TL'nin 25.04.2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, aşan istemin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş hakkında davanın husumetten reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirketin TTK'nın 1472. maddesi ve TBK'nın 168. madde gereği sigortalı ... Şirketlerinin halefi olarak ... A.Ş.'ye rücu hakkına sahip olduğunu, bilirkişi raporunda belirlenen %15 kusura göre tasfiye halinde ... Yapı Ltd. Şti.'den tahsile karar verilmesi de kusur oranı hatalı olup esasen maden tamamen ... A.Ş. tarefından işletildiğinden hatalı olduğunu, ... Yapı Ltde Şti.'nin davalı ... A.Ş ile birlikte TBK'nın 61. madde gereğince müştereken ve müteselsilen meydana gelen hasarın tümünden sorumlu olduğunu, ... Yapı Ltde Şti hakkında belirlenen %15 kusur oranı isabetli olmadığını, tasfiye memuru lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek istinaf talep etmiştir.
Dava, kasko sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, davacı kasko sigortacısı ... Şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan ..., ..., ..., ... ve ... plakalı araçların Siirt Şirvan’daki madende 17/11/2016 tarihinde meydana gelen toprak kayması (heyelan) nedeniyle hasara uğraması sonucu pert sayılması nedeniyle sigortalısı dava dışı ... A.Ş.’ye ödenen 793.008,00 TL ile yine dava dışı ... A.Ş.’ye ödenen 428.822,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiği anlaşılmıştır.
Dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş. ile davalı .... A.Ş. arasında imzalanan ... Sözleşmeleri'nin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 3226 sayılı ... Kanunu'nun 9. maddesinde "... konusu malın mülkiyeti kiralayan şirkete aittir. Ancak taraflar sözleşmede, sözleşme süresi sonunda kiracının, malın mülkiyetini satın alma hakkını haiz olacağını kararlaştırabilirler" düzenlemesi; 17/1. maddesinde "... konusu mal kiralayan şirketin mülkiyetindedir" düzenlemesi yapılmış ve finansal kiraya konu malın mülkiyetinin kiraya verende olacağı kabul edilmiştir. Ancak anılan Kanun'un 13/1. maddesindeki "kiracı, sözleşme süresince ... konusu malın zilyedi olup, sözleşmenin amacına uygun olarak her türlü faydayı elde etmek hakkına sahiptir" düzenlemesi ile malı fiilen kullanma hakkının ve malın zilyetliğinin kiracıda olacağı kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelerin sonucu olarak ve yukarıda açıklanan, maddi ölçüye göre ... konusu aracın işleteni kiracı olacaktır.
Somut olayda; ... A.Ş. ile davalı ... .... A.Ş. arasında akdedilen ... no.lu ve 24.11.2015 tarihli ve 37 ay süreli ... sözleşmesi (..., ... ve ... palakıl araçlar) ve ... A.Ş. ile davalı ... .... A.Ş. arasında akdedilen ... no.lu ve 31.12.2013 tarihli ve 36 ay süreli ... sözleşmesinde (..., ...) sözleşme konusu araçlar için düzenlenecek sigorta poliçelerinin, ... şirketlerinin sigortalı olacağı şekilde tanzim edileceği kararlaştırılmıştır. Bu doğrultuda davacı sigorta şirketi ile düzenlenen kasko poliçelerinde , ... şirketlerinin "sigortalı", davalı .... A.Ş., “sigorta ettiren” olarak yer almış ve primleri davalı ... ...Tic. A.Ş. ödemiştir.
Davaya konu hasara uğrayan araçların davalı ... ...Tic. A.Ş.'ye uzun süreli olarak (36 ve 37 ay) kiralandığı ve araçlar 17/11/2016 tarihinde meydana gelen heyelan nedeniyle pert olduklarından satış işleminin yapılamadığı görülmektedir. Olaya ilişkin bu açıklamalar ile yasal düzenlemeler karşısında davalı .... A.Ş., poliçede sigorta ettiren ve primleri ödeyen konumunda olup, sigorta ilişkisinde menfaat sahibi taraf olduğu ve sigortalayan konumundadır. Davacı sigorta şirketi ancak kasko sigortası genel şartlarına göre teminat dışı hallerin gerçekleşmesi halinde davalı ... ...Tic. A.Ş.'ye rücu edebilecektir. Dosya kapsamına göre davacının böyle bir iddiası bulunmadığı gibi ödemenin teminat dışı olduğu da ispat edilemediğinden İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davalı ... ...Tic. A.Ş.'ye aleyhine açılan davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/123 E. - 2015/8537 K., 2013/11835 E. -2014/15921 K. ve 2016/5313 E. - 2018/11390 K. sayılı ilamları).
Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; heyelan olayının dolayısıyla kazanın oluşumunda davalı ana yüklenici/işveren konumundaki .... A.Ş.’nin, ana kusurlu % 85 oranında kusurlu olduğu, davalı alt yüklenici/işveren konumundaki davalı .... Ltd. Şti.’nin % 15 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Kusura yönelik itirazların değerlendirildiği ek raporda; .... A.Ş. ile ... . Ltd. Şti arasında; ... ...A.Ş.’ye ait ... işletmesi dekapaj ve ara cevher üretimi işi sözleşmesi imzalandığı .... A.Ş.’nin iş sahibi ana yüklenici olduğu, ... .... Ltd. Şti.’nin yüklenici olduğu, işin konusunun; .... A.Ş. ... işletmesinde madencilik projelerine uygun olarak cevher yatağının üzerindeki veya kontağındaki örtü tabakasının delme-patlatma ve/veya iş makinaları ile kazılması, yüklenmesi belirtilen güzergahta taşınması dökülecek alana düzenli bir şekilde boşaltılması, serilmesi olduğu
anlaşılmaktadır. İşbu sözleşmeden de anlaşıldığı üzere, ... Yapı firması cevher yatağı üzerindeki örtü tabakasının delinmesi, kazınması ve taşınması işini alan alt işveren olduğu, her ne kadar somut olaydaki noksanlıkların alınmamasında sorumlu olsa da, maden sahasındaki heyelana yönelik başlıca tedbirlerin daha çok asıl işveren tarafından alınması gereken tedbirler olduğu, bu noktada asıl işverenin tedbirleri öncelikle alarak ve alt işverenlerin de almadığı tedbirler varsa tüm alt işverenleri iş güvenliği mevzuatına uygun tedbirleri alacak şekilde
denetleyerek, maden sahasındaki heyelan riskini ortadan kaldıracak ve tüm alt işverenlerin güvenli bir çalışma ortamında çalışacak şekilde bir işyeri ortamını sağlaması gerekmektedir. Bu kapsamda maden sahasındaki asıl işverenin iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunu kurarak tedbirlerin alınmasını sağlamak ile öncelikli olarak sorumlu olduğu anlaşıldığından, alt işveren ... yapı tarafından alınmayan tedbirlerin tali düzeyde kaldığı değerlendirilmiş, kök raporda da belirtildiği üzere; davalı ana yüklenici/işveren konumundaki .... A.Ş.’nin % 85 oranında kusurlu olduğu, davalı alt yüklenici/işveren konumundaki .... Ltd. Şti.’nin % 15 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; asıl işveren davalı .... A.Ş.’nin davaya konu 5 adet kasko poliçesinde “sigorta ettiren” olarak yer aldığı, sigorta ilişkisinde menfaat sahibi olduğu ve bu nedenle üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği, heyelan rizikosunun meydana gelmesinde her ne kadar % 85 oranında kusurlu olsa da sigorta ettiren sıfatına sahip olması nedeniyle sigorta hukuku yönünden rücu sorumluluğunun olmadığı, sigortacı tarafından yapılan hasar ödemelerinin sorumluluğunun işbu davalı yönünden sigortacı üzerinde kalmasının gerektiği, davacı ... tarafından .... A.Ş.'nin oluşan zarara kasten sebep olduğu ispatlanmadıkça, ki bu hususu ispatlayamadığı, sigorta şirketinin ödediği tazminatın davalı ... .... A.Ş.'ne rücu edilmesine olanak bulunmadığı, davalı ... .... A.Ş.'ye husumet yöneltilemeyeceğinden usulden reddine; Davalı ..., sigorta sözleşmelerinden menfaat sağlayan konumunda olmayıp sigorta ilişkisi yönünden üçüncü kişi konumunda olması nedeniyle oluşan zarardan kusuru nispetinde sorumlu olduğu, davacı ... tarafından sigortalıya ödenmiş olan toplam 1.221.830,00 TL’lik hasar bedelinden % 15’lik kusuru oranında ve 183.274,50 TL miktar üzerinden sorumluluğuna karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/05/2026