Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1086 E. 2026/456 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1086
Karar No
2026/456
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1086 KARAR NO : 2026/456

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/155 KARAR NO : 2023/209 ASIL DAVA TARİHİ : 10.02.2017 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 28.04.2017 KARAR TARİHİ : 21.03.2023 ASIL DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DOSYA : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/474 ESAS, 2018/1392 KARAR SAYILI DAVA DOSYASI; BİRLEŞEN DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02.04.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 03.04.2026

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2023 tarih ve 2017/155 Esas, 2023/209 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı - birleşen dosyada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2023 tarih ve 2023/1364 Esas, 2023/1166 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ...Şti.'nin taşeronu olarak... köyü ... Taş ocağı çalışma sahasında taşkırma işini yaptıklarını, müvekkilin kullandığı taş kırma makinası 01.11.2015 tarihinde arızalanarak davalı şirkete tamir için gönderildiğini ancak hatalı işçiliği sebebiyle tamir edilemediğini, davalı firmanın üstlendiği tamirat işini kalitesiz malzeme kullanarak ve hatalı işçilikle yerine getirmesinden dolayı müvekkili firmaya ait iş makinesinin zarar gördüğünü, müvekkilinin uğradığı bütün zararları giderme girişiminde olup davalı firmanın bu zararı borçlar hukuku anlamında tazmin sorumluluğunun olduğunu, müvekkili şirketin davalının hatalı tamir ve işçilik hizmeti sonucu kar kaybına uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı firmanın kalitesiz malzeme kullanımı ve hatalı işçiliği sonucu, malzeme+işçilik alacak kalemi için şimdilik 10.000-TL, makinanın yeniden çalışır durumu gelmesi için yapılan masraflar için 5.000-TL, müvekkili şirketin yoksun kaldığı kar bedeli için şimdilik 5.000-TL'nin davalıdan temerrüde düştüğü tarih olan 14.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ....'da taşkırma makina sistemleri imalatı yapan bir şirket olduğunu, davacının müvekkili şirkete söz konusu makina sisteminin tamamını getirmeyerek sadece bir parçasının arızalandığı gerekçesiyle tamir için müvekkile getirdiğini, müvekkili edim yükümlülüğü tesisin çalışması değil kendisine getirilen parçanın tek olarak çalışmasıyla sorumlu olduğunu, davacının davaya dayanak olarak gösterdiği makina hareketli ve sabit bölgeler olmak üzere iki ana gövdeden oluştuğunu, davacı müvekkiline sadece makinanın hareketli bölgesini getirdiğini, sabit bölgesini müvekkiline hiç bir zaman getirmediğini, makinanın sabit gövdesinde meydana gelen arızaların hasara sebep olabileceğinden basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davacı şirket müvekkilinden makinanın rulmanlarını değiştirmesini istediğini, başkaca talebi olmadığını, müvekkilinin gerekli usul ve şekilde rulmanları değiştirdiğini, davacının makineyi aldıktan sonra sıkıntı ve arızalar ortaya çıktığında gerekli incelemeyi yaptırarak müvekkiline bildirmeden makinayı kullanmaya devam ettiğini, gerekli tedbirleri almadığından makinedeki zararın çoğalmasına neden olduğunu, makinayı teslim aldıktan 6 ay sonra tespit yaptırdığını, müvekkilin haberi olmadan makina üzerinde işlemler yaptırarak makinayı yeniden tamir ettirmek için Gebze'deki şirkete götürdüğünü kabul anlamına gelmemek kaydıyla makineden yararlandığı oranda karşılık gelecek bedelin indirilmesi ve davacıda kalan malır hurda değerinin zarardan düşülmesini talep ettiklerinin,davacı kötü niyetli olarak ayıp iddiasında bulunarak müvekkile olan borcunu ödemediğinin,bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının işletmekte olduğu taş ocağından çıkarılan taş-madenlerin kırılmasında kullanılmakta olan tesisteki bir makinesinin parçasının arızalanması sebebiyle müvekkili şirketten tamir işi hizmeti ve yedek parça aldığını ancak karşılığını müvekkiline ödememesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2017/1105 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine girişildiğini, fakat davalı borçlunun itiraz ettiğini, itirazın iptaline karar verilmesini, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesi ile özetle; Fazlaya ilişkin talep ve dava hakkları saklı kalmak kaydıyla; davalı şirketin kalitesiz malzeme ve hatalı işçiliği sonucu müvekkili şirketin uğramış olduğu malzeme+işçilik alacak kalemi için 78.470,00-TL’nin, makinanın yeniden çalışır duruma gelmesi için yapılan masraflar (demontaj+montaj+ulaşım alacak kalemleri) için 25.724,00-TL’nin, Müvekkili şirketin yoksun kaldığı kar bedeli için 5.100,00-TL’nin, davalının temerrüde düştüğü tarih olan (tespit raporunun karşı yana tebliğ tarihi) 14.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 21.03.2023 tarih ve 2017/155 Esas, 2023/209 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasında beton kırma makinesi tamiri ile ilgili olarak eser sözleşmesi bulunduğu, mahkememiz esas dosya davacısı-birleşen dosya davalısının(davacı-davalı) kendisine ait olan taş kırma makinesini tamir için esas dosya davalısı birleşen dosya davacısına(davalı-davacı) gönderdiği, davalı-davacının iki kez tamir işlemini ayıplı olarak ifa ettiği, bundan dolayı makinenin zarar gördüğü, makinenin gördüğü zararın giderilmesi amacıyla başka yerde tamir edildiği, bundan dolayı davacı-davalının kar kaybı, tamir bedeli, makinenin çalışır hale gelmesi için yapılan montaj ulaşım gibi masrafların davalı-davacıdan tahsilini talep ettiği, birleşen dosya açısından ise, davalı-davacının yaptığı tamire ilişkin eser sözleşmesi gereği tamir bedelini davacı-davalıdan talep ettiği, bu bağlamda davacı-davalı hakkında yürütülen ve itiraz sonucu duran takibe yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı yasa hükümlerine göre yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi (yeni bir şey yapma, oluşturma, var olan bir şeyi tamir etme gibi), işsahibinin de bunun karşılığında bedel ödemesi gerekli olan sözleşme eser sözleşmesidir. Yasanın bu sözleşme türüne ilişkin hükümlerine bakıldığında yüklenicinin eser meydana getirme borcunu özenle ifa etmesi gerektiği, meydana getirilen eserin iş sahibine yeterli derecede fayda sağlaması gerektiği, eserin gerektiği gibi meydana getirilmemesi, kendisinden beklenen faydayı sağlamaması durumlarında, sözleşmedeki eser meydana getirme ve teslim etme borcunun gereği gibi ifa edilmiş sayılmayacağı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda taraf defterleri ve uyuşmazlığa konu makine üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davalı-davacının makineyi tamir etme edimini eser sözleşmesinde yükleniciye ait olan gerekli edim ifa yükümlülüğüne uygun surette yerine getirmediği, alınan bilirkişi raporlarına göre davalı-davacının makineyi tamir hizmetini eksik ve ayıplı olarak ifa ettiği, makinedeki zararın taşıma ve montaj bedelinin ayrı ayrı tespitinin yapıldığı, yapılan tespitin dosya içeğine uygun olduğu, taraf defterlerinin incelenmesi neticesinde defterlerin ve taraf BA-BS formlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, dosya kapsamındaki belgelerden davacı-davalının kazanç kaybına ilişkin tespitin mümkün olmadığı, kazanç kaybına ilişkin ispat yükümlülüğünün davacı-davalı tarafça yerine getirilmediğ, tamir hizmeti ayıplı yapıldığından bahisle iş sahibinin tamir karşılığı bir bedel ödemekle yükümlü olmadığı, bu haliyle davalı-davacının birleşen dosyada tamir bedeli istemek hakkının olmadığı, ancak bu hususun muhakemeyi gerektirmesinden dolayı davalı-davacının takibi kötü niyetle başlattığının söylenemeyeceği anlaşılmakla birleşen davanın reddine, ana davanın tamir bedeli, makinenin çalışır hale gelmesi için yapılan montaj ulaşım gibi masrafları yönünden kabulüne kar kaybı istemi yönünden reddine" dair asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı - birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı - birleşen dosyada davacı vekili tarafından verilen 09.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Esas dosyaya konu hatalı eksik onarıldığı "tespit edilen" makinenin tüm itirazlara rağmen bilirkişi heyetince hiç görülmediğini, davacı tarafça dava konusu makinenin hazır edilmediğini ve bilirkişi heyetinin ilgili makineyi hiçbir surette görmediğini, makinenin hatalı/eksik onarım tespitinin yalnızca dosya üzerinden yapıldığına değinilmediğini ancak iş bu husustaki itirazların tamamının yerel mahkemece yok sayıldığını, bilirkişilerce tanzim edilen raporun tümünde itirazların tamamının yok sayıldığını, hesaplama yöntemlerine dair hiçbir açıklama yapılmadığını, tamamen reddedilen birleşen davada müvekkili şirketin Borataş'ın alacaklı olduğu tespitlerinin yer almadığını, Birleşen dosyaya ilişkin olarak; taraflarınca yapılan haklı icra takibine itiraza karşı ikame ettikleri itirazın iptali davası sebebi ile alınan 07.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın müvekkiline 57.206,40-TL borcu olduğunun tespit edildiğini, makinenin ve ticari defterlerin karşı tarafça hiçbir zaman hazır edilmemişse de iş bu birleşen dosyadaki BA BS kayıtları alacaklarını doğruladığını, makineye ilişkin hesaplamaları hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte yerel mahkemenin birleşen davayı kabulü halinde iş bu dosyadaki müvekkili şirketin .. alacakları ile takas mahsup edilmesini talep ettiklerini ancak iş bu takas mahsup taleplerinin değerlendirilmediğini, birleşen davanın "ayıplı hizmet" sebebi reddedilirken ayıba ve ihbarına seçimlik hakların kullanımına, kullanılan parçaların hurda bedellerine ilişkin itirazlarının hiçbir surette değerlendirilmediğini, olası red halinde müvekkili tarafça hizmete konu makineye eklenen ve değiştirilen parçaların müvekkiline iadesi ve iş bu faturaya dahil edilen ancak sonradan iade alınan KDV bedelinin yerel mahkemece hesaplanması gerekmekteyken yerel mahkeme kararının iş bu inceleme ve hesaplamaların tümünden yoksun olduğunu belirterek, yerel mahkeme tarafından verilen hem esas hem birleşen dava yönünden usul ve yasaya aykırı hususların belirttikleri sebep ve gerekçelerle ortadan kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan işin ayıplı ve eksik yapıldığı iddiasına dayalı olarak açılan tazminat davasıdır. Birleşen dava ise bakiye iş bedeli istemi ile açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davalı - birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Somut olayda; taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmamakta ise de taş kırma makinesinin onarımı hususunda sözlü bir anlaşma yapıldığı her iki tarafın da kabulündedir. Asıl dosyada davacı iş sahibi, onarımın ayıplı olarak yapıldığını, delil tespiti yaptırıldıktan sonra başka bir firmaya makinenin tamir ettirildiğini belirterek ayıp giderim bedeli ve yoksun kalınan kar istemi ile eldeki davayı açmıştır. Birleşen dosyada davacı olan yüklenici ise, iş bedelinin ödenmeyen kısmı için başlattığı takibe, iş sahibi tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali istemli dava açmıştır. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. Bir başka deyişle yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır. Davacı tarafça, Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/23 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığı, delil tespiti sonrasında eldeki davanın açıldığı, delil tespiti raporunun davalıya tebliği ile ayıp ihbarının yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü mesleki ve teknik bilgiyi gerektirmesi halinde hakimin bilirkişi görüşüne başvurabileceği HMK’nın 266. maddesi hükmüdür. Raporlar arasında çelişki olması hainde ise ne şekilde davranılacağı 281/3. maddesinde belirlenmiştir. Bu durumda, Mahkemece önceki heyetten ek rapor alınarak, delil tespiti raporu ile heyet raporu arasındaki çelişkinin açıklanması istenmeli, ayıbın ortaya çıktığı tarihteki piyasa rayiçlerine göre ayıp giderim bedeli tespit edilmelidir. Birleşen dosyada, davacı yüklenici tarafından bakiye iş bedeli alacağı için düzenlenen faturaya dayalı olarak icra takibi başlatmıştır. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, takip dayanağı faturaların birleşen dosya davalısı iş sahibinin ticari defterlerine kayıtlı olduğu, iade faturası düzenlenmediği anlaşılmaktadır. İtiraz edilmeden ticari defterlere kaydedilmesi nedeniyle davalı bakımından bağlayıcılık arz ettiği, sözleşmede kararlaştırılan bedel ve birim fiyatının fatura ile değiştirilmesi mümkün değil ise de, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/4742 Esas, 2018/652 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere bu faturaların davalı ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda faturalardaki miktarlar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirleneceği, ticari defterlerin kesin delil olmasının da bu sonucu gerektirdiği (Benzer yönde Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/3730 Esas, 2024/360 Karar sayılı ilamı) dikkate alınarak birleşen davadaki taleplerin değerlendirilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı - birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı - birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2023 tarih ve 2017/155 Esas, 2023/209 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı - birleşen davada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden yatırılan toplam (7.117,49 + 179,90) 7.297,39 TL istinaf peşin karar harcının istek halinde yatırana ilk derece mahkemesince geri verilmesine, 6-Davalı - birleşen davada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı yatırılan 492,00'şer TL istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1086, K. 2026/456, T. 21.03.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1086-e-2026-456-k-f61817d0bcee