İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/724 E. 2026/142 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/724
Karar No
2026/142
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/724 Esas KARAR NO : 2026/142

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2023 KARAR TARİHİ : 17/02/2026 K.YAZIM TARİHİ : 03/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkilinden satın almış olduğu ürünler sebebiyle, 68.488,20 TL bakiye borcu bulunduğu, davalı aleyhine, Küçükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibi, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı sebebiyle durduğu, ..... sayılı dosyasıyla yürütülen Arabuluculuk görüşmeleri, 20.03.2023 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığı, davalının satın aldığı ürünleri eksiksiz teslim alıp kullandığı, izah olunan nedenlerle; resen takdir edilecek nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla, Borçlunun, Küçükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile Avukatlık Ücretlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında TBK'nın 471. maddesi kapsamında eser sözleşmesinin mevcut olduğu, bu kapsamda davacının krom kaplama işini üstlendiği, ancak sözleşmeye konu krom kaplama işinin davacı tarafından ayıplı, hatalı ve eksik olarak yapıldığı, ilk başta ayıplı olduğu anlaşılamayan bir kısım ürünlerin davalı tarafça Almanya'daki müşterisine gönderildiği, Almanya'daki müşteri tarafından kaplama işi yapılan ürünlerin ayıplı olduğunun müvekkiline bildirildiği, bildirim üzerine süresi içerisinde davacıya ayıp ihbarında bulunulduğu, müvekkilinin davacıya 20.000,00 TL ödeme yaptığı ve davacıya bakiye borcunun bulunmadığı iddia edilerek haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, davacı tarafça kötü niyetli olarak açılmış olan işbu dava sebebiyle iddia edilen alacağın % 20 sinden az almamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Küçükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E. ....., K. ..... sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize gönderilerek yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı görüldü. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), davacı tarafından yapılan işin ayıplı olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, düştü ile temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam alacağın ne olduğu, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Celp edilen Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 68.488,20 TL asıl alacak, 5.290,01 TL işlemiş gün faizi olmak üzere toplam 73.778,21 TL üzerinden borçlu aleyhine cari hesap alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 28/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 30/12/2022 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Mahkememizin 30/04/2024 tarihli celsesinde ifadesi alınan tanık ...... ifadesinde; "Ben metal yedek parça işinde çalışmaktayım, daha önce davalı firma ile aramızda bir ticari ilişki vardı ancak işlerimi küçültmem sebebi ile davalıya artık iş yapmamaya başladım ancak sonrasında davalıya teknik olarak destek vermeye başladım, davalı bana ürünlerin nasıl yapılacağı konusunda sorular soruyordu ya da yaptırmış olduğu ürünlerin kalitesini bana soruyordu, bu konuda kendilerine destek oluyordum, davalı firma bir kısım ürünlerin krom kaplamasının yapılması için davacıya ürünleri gönderdi, davacı ürünleri kısım kısım kaplayarak davalıya göndermeye başladı, davalıya gönderilen ürünlerde krom kaplamalarında soyulmalar, lekeler, kaplanmayan yerler vardı, bu kusurlar gözle görülür şekildeydi, ürünlerin kaplamalarının sorunlu olduğunun tespit etmemiz üzerine davacı firmadan ...... 'i hem telefonla arayarak bilgi verdim hem de davacı şirketle bu konuda görüşmeye gittim, bozuk ürünleri de yanımızda götürdük, davacı firma ürünleri düzeltip tekrar göndereceğini söyledi ancak davacı tarafından düzeltiltiği söylenen ürünlerde ayıplı idi, davacının kısım kısım teslim ettiği tüm ürünlerin yaklaşık %70'i ile %80'i arasında sıkıntılar vardı," şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 30/04/2024 tarihli celsesinde ifadesi alınan tanık ...... ifadesinde; "davalı şirkette 2010 yılından beri zımparalama bölümünde çalışmaktayım, dava konusu ürünlerin zımparalama işlemi yapıldıktan sonra paketlenerek krom kaplamasının yapılması için davacı firmaya gönderildi, davacı firma tarafından kısım kısım kaplaması yapılan ürünler çalıştığım firmaya gönderildi, davacı firma tarafından gönderilen ilk ürünlerde gözle görünür şekilde hataların olduğunu gördük, bazı krom kaplamaların soyulduğu, bazı ürünlerde lekeler olduğu, bazı ürünlerinde kimyasalların üzerinde olduğunu gördük, bunun üzerine çalıştığım firmanın ilgili birimine konuyu ilettik, davacı firma tarafından daha sonra gönderilen ürünlerde de benzer sorunlar vardı, çalıştığım firma ürünlerdeki sorunların giderilmesi için ürünleri davacıya gönderdi ancak söz konusu ürünlerdeki sorunlar giderilmeden davalıya iade edildi," şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 04/062024 tarihli celsesinde ifadesi alınan tanık ..... ifadesinde; "ben davalı firmanın Almanya müşteri temsilcisiyim, Türkiye'ye çalıştığım iş nedeniyle sürekli gidip gelmekteyim, davalı tarafından mobilya ayaklarındaki krom kaplamalarının yapılması için bir kısım ürünler davacıya teslim edildi, davacı tarafından ürünlerin krom kaplaması yapılarak davalı firmaya teslim edildiğinde bazı ürünlerde ki krom kaplamalarda soyulmalar mevcut olduğunu gördük, ayıplı ürünleri ayırarak davacıya düzeltilmek üzere iade ettik, kabul edilebilir nitelikte olan ürünleri ise Almanya'daki müşterimize gönderdik, Almanya'daki müşterimiz söz konusu ürünlerde soyulmaların meydana geldiğini bize iletti, o ürünler maliyeti çok yüksek olduğu için Almanya'da kaldı, davacı tarafça yapılan ayıplı kaplamalar nedeniyle yaklaşık 25 yıldır çalıştığım Alman firması bizimle çalışmayı bıraktı," şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyaya 12/08/2024 tarihinde bilirkişiler ..... ve ...... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; Yanlar arasında davacı tarafından davalıya Krom Kaplama hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişkin kurulduğu, Davacının alacağına dayanak faturada belirtilen Gemi Ayak Krom Kaplama 204 adet (Sıra No1) ve Milli Ayak Krom Kaplama 208 adet (Sıra No2) malzemenin işyerinde olmadığı, Sıra No 3 de belirtilen 52 cm Düz Cam Krom Kaplama malzemenin işyerinde 165 adet olduğu, Sıra No 4 de belirtilen 46 cm Yamuk Saç Krom Kaplama malzemenin işyerinde 555 adet olduğu 52 cm Düz Saç Krom Kaplama (165 adet) ve 46 cm Yamuk Saç Krom Kaplama (555 Adet) emtianın tamamının gözle görülerek fark edilebilecek kaplama hatalarına sahip olduğu, Davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 68.488,20 TL alacaklı olduğu, Davalı ticari defterlerinde de icra takip tarihinde davalının davacıya 68.488,20 TL borçlu olduğu, Yapılan teknik incelemelerde, davacının alacağına dayanak fatura muhteviyatı ürünlerin incelenen kısımlarının ayıplı olduğu ve gözle görülür açık ayıp olduğunun tespit edildiği, dosya münderecatında davalı tarafından süresinde veya süresinden sonra davacıya usulüne uygun yapılan bir ayıp ihbarına rastlanmadığı, yine davalının ayıplı ürünleri davacıya iade etmediğinin veya herhangi bir iade veya fiyat farkı faturası kesmediğinin anlaşıldığı, tespitlerin takdirinin Sayın Mahkemenizde olduğu, Davacı tarafından icra takibinde takip öncesi işlemiş faiz talep edilmekle birlikte, düğüne ilişkin dosya münderecatında takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir delil vasıtasına rastlanmadığı, hususları tespit edilmiştir. Dosyaya 13/01/2025 tarihinde bilirkişiler ......, ..... ve ..... tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunda; Ayıplı olduğu tespit edilen ürünlerin davalı deposunda beklemesi sebebiyle ayıplı hale gelmesinin mümkün olamayacağı, Malzeme/ürünün bitmiş halinin son satış fiyatı bulunmamaktadır. Açıklık getirmek gerekirse belli ölçülerdeki (52 cm ve 46 cm) malzemeye krom kaplama işinin yapıldığı ve bu şekilde karşı tarafa teslim edildiği anlaşılmaktadır. Ayıplı olarak nitelenen bu özel olarak üretilen malzemelerin davalı yanca satışı mümkün değildir, ancak defolu olarak belirli bir indirim uygulanarak satılabileceği; az ayıplı krom kaplama metal ürünleri defolu olarak % 40 indirimle, çok ayıplı ürünleri ise elektrostatik boya ile müşterisinin isteğine göre farklı renklere boyayıp %60 indirimle mobilya aksesuar piyasasında satılabilirliği bulunduğu, Ayıplı ürünleri/malzemeleri tekrar eski hallerine getirmek istesek elektroliz banyolarında işleme alarak ve yüksek bir maliyetle kaplama işleminin birim fiyatından daha yüksek bir bedelle dönüştürebileceğimiz bunun da işletme için katlanılabilecek bir maliyet olmayacağı, Davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 68.488,20 TL alacaklı olduğu, Davalı ticari defterlerinde de icra takip tarihinde davalının davacıya 68.488,20 TL borçlu olduğu, Yapılan teknik incelemelerde, davacının alacağına dayanak fatura muhteviyatı ürünlerin incelenen kısımlarının ayıplı olduğu ve gözle görülür açık ayıp olduğunun tespit edildiği, dosya münderecatında davalı tarafından süresinde veya süresinden sonra davacıya usulüne uygun yapılan bir ayıp ihbarına rastlanmadığı, yine davalının ayıplı ürünleri davacıya iade etmediğinin veya herhangi bir iade veya fiyat farkı faturası kesmediğinin anlaşıldığı, tespitlerin takdirinin Sayın Mahkemenizde olduğu, Davacı tarafından icra takibinde takip öncesi işlemiş faiz talep edilmekle birlikte, dosya münderecatında takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir delil vasıtasına rastlanmadığı, hususları tespit edilmiştir. Dosyaya 18/07/2025 tarihinde bilirkişiler ..... tarafından düzenlenen bilirkişi 2. ek raporunda;

DEFOSUZ FİYAT: ÜRÜN ADET Nisan 2022 KDV dahil birim fiyat.

TOPLAM 52 cm düz saç krom ayak 165 42 TL 6.930 TL 46 cm yamuk saç krom ayak 555 58 TL 32.190 TL TOPLAM

39.120 TL

DEFOLU FİYAT:

ÜRÜN ADET Nisan 2022 KDV dahil Birim Fiyat TOPLAM 52 cm düz saç krom ayak 165 25 TL 4.125 TL 46 cm yamuk saç krom ayak 555 23 TL 12.765 TL TOPLAM

16.890 TL Olduğu hususları tespit edilmiştir. Huzurda görülen dava eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada eser sözleşmesinin düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 470 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekir. Söz konusu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddi ve hukuki ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. Maddi ayıplar, açık veya gizli ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen, ancak yapılmamış olması nedeniyle karşı tarafça fark edilen projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesinin alınmaması gibi hukuki ayıplar vardır. Maddi ve hukuki ayıpların da tıpkı açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbar edilmesi zorunludur. TBK'nın 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur. Gizli ayıplarla ilgili TBK’nın 477/3. maddesi, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir. TBK'da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukuki işlem olmayıp, hukuki işlem benzeri maddi vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir olsa dahi ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması halinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. Maddeden de açıkça anlaşılacağı üzere eser sözleşmesi ile ilgili hükümlerinde ayıplı imalatın, ayıptan ari misliyle değiştirilmesine dair iş sahibine tanınmış seçimlik hak bulunmamaktadır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 E., 2021/1077 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Taraflar arasında bir kısım ürünlerin krom kaplaması konusunda eser sözleşmesi kurulduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup davacı tarafından bakiye iş bedelinin tahsili istemli olarak davalı hakkında icra takibine başlanılmıştır. Davalı tarafından yapılan krom kaplama işinin ayıplı olduğu iddia edilerek davanın reddi talep edilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümünün uzmanlık gerektirmesi nedeni ile ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından eser sözleşmesine konu krom kaplaması yapılan 204 adet gemi ayak ve 208 adet milli ayak bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Davacı tarafından kaplaması yapılan toplam 234 adet 52 cm düz saçtan sadece 165 tanesi ile yine kaplaması yapılan 2.060 adet 46 cm yanık saçtan sadece 555 tanesi bilirkişi incelemesine sunulabilmiştir. Davacı tarafça söz konusu ürünlerin Almanya'da olan müşterisine gönderildiği ve ürünlerin Almanya'da kaldığı gerekçesi ile kaplamaya konu ürünlerin tamamının bilirkişi incelemesine sunulamadığı belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen kök ve ek raporlarda özetle; bilirkişi incelemesine sunulan 165 adet 52 cm düz saç kaplaması yapılan ürünler ile 555 adet 46 cm yamuk sac krom kaplaması yapılan ürünlerin yüzeylerinde kaplama hataları olduğu, söz konusu hataların malzeme kaplanmadan önce yeteri kadar temizlenmemesi ve/veya kaplamanın eksik yapılması nedeniyle meydana geldiği, söz konusu hataların gözle görülerek kolaylıkla fark edilebilecek ayıplar olduğu, ayıplı olduğu tespit edilen ürünlerin davalı deposunda beklemesi sebebiyle ayıplı hale gelmesinin mümkün olmadığı, malzemelerdeki hatanın kaplama hatasından meydana geldiği, ayıplı ürünlerin eski haline getirmenin maliyetinin işlemin birim fiyatından daha yüksek olacağı için işletme için katlanabilecek bir maliyet olmadığı, ayıplı ürünlerin toplam defosuz fiyatının 39.120,00 TL, defolu fiyatının ise 16.890,00 TL olduğu, davacı ve davalının ticari defter ve kayıtlarına göre icra takip tarihi ile davacının davalıdan 68.488,20 TL alacaklı olduğu hususları tespit edilmiştir. Davacı tarafından 204 adet gemi ayak krom kaplama, 208 adet milli ayak krom kaplama, 234 adet 52 cm düz saç krom kaplama ve 2.060 adet 46 cm yamuk saç krom kaplama işinin yapılarak ürünlerin davalıya teslim edildiği, davacı tarafından davalı adına iş bedeli olarak 88.488,20 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı tarafından söz konusu iş bedeline mahsuben davacıya 12.213,00 TL ödendiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamakta olup tarafların ticari defter ve kayıtları da bu durumu desteklemektedir. Davalı tarafından söz konusu krom kaplama işinin ayıplı olduğu iddia edilmiştir. Davalı tarafından söz konusu iddianın ispatlanması gerekmekte olup ayıp iddiasının ispatı bakımından ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup davalı tarafça ürünlerin sadece bir kısmı bilirkişi incelemesine sunulabilmiştir. Bilirkişi raporları doğrultusunda bilirkişi incelemesine sunulan ürünlerdeki krom kaplama işinin davalı tarafından ayıplı olarak yapıldığı, ayıbın açık ayıp olduğu, ayıbın davalıdan kaynaklandığı ve bu ürünler bakımından ayıp ihbarının süresinde yapıldığı mahkememizce kabul edilmiştir. Yapılan ayıplı krom kaplama nedeniyle davacının 22.300,00 TL zarara uğradığı (Defosuz ürün bedeli 39.120,00 TL - Defolu ürün bedeli 16.890,00 TL = 22.230,00 TL) kabul edilerek bu tutar davacı alacağından mahsup edilmiştir. Davalı tarafından bilirkişi incelemesine sunulmayan ürünlere yönelik ayıp iddiasının ispatı bakımından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin ayıp iddiasının ispatı bakımından yeterli olmadığı kanaati ile davalıya yemin delili hatırlatılmıştır. Davalı vekili tarafından süresi içerisinde yemin deliline dayanılmış olması nedeni ile davacı şirkete yemini eda konusunda davetiye çıkartılmıştır. Davacı şirket yetkilisi mahkememiz huzurunda yemin metni doğrultusunda "Davalı Şirkete teslim ettiğimiz krom kaplama hizmetine konu ürünlerde ortaya çıkan ve bilirkişi raporlarında tespit edilen kaplama hataları, soyulmalar ve diğer açık ayıplar ile ilgili olarak; Davalı şirket yetkililerinin ilk teslim anından itibaren tarafımıza telefon, e-posta, ....., SMS, yüz yüze sözlü bildirim veya başka herhangi bir iletişim kanalı yoluyla hiçbir şekilde ayıp ihbarında bulunmadığına, ........'ya ait olan ".......@hotmail.com" adresi üzerinden mail ayıplı ürünlere ilişkin görsellerin yer aldığı bir mail gönderilmediğine, Davalı şirket yetkililerinin, ürünlerde ayıp bulunduğuna ilişkin olarak şirketimize gelerek sözlü bildirimde bulunmadığına, bu konuda şirket yetkililerimizle herhangi bir görüşme yapılmadığına, Ayıpların varlığı nedeniyle tarafımıza hiçbir tarihte ve hiçbir şekilde usulüne uygun veya fiili bir ayıp bildirimi yapılmadığına, Kaplama hataları ile ilgili olarak defalarca gerek şirket merkezimize gelerek gerekse davalı taraf şirket merkezine giderek ürünleri birlikte inceleyip çözüm üretmeye çalışmadığımıza, Davalı tarafa teslim ettiğimiz ürünlerin bir kısmını geri alarak yeniden kaplama işlemi yapmadığımıza,

şerefim, namusum, kutsal saydığım bütün inanç ve değerler uğruna yemin ederim." şeklinde yemini eda etmiştir. Yemin delilinin kesin delillerden olması ve davacı tarafça usulüne uygun olarak yeminin eda edilmiş olması nedeniyle bilirkişi incelemesine sunulmayan ürünlere yönelik ayıp iddiasına mahkememizce itibar edilmemiştir. Dosya kapsamında bulunan tekniğine uygun ve denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporları, dinlenilen davacı ve davalı tanıkları beyanları doğrultusunda bir kısım ürünlerdeki krom kaplama işinin davalı tarafça ayıplı olarak ifa edildiği, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, söz konusu ayıpların davalının deposunda meydana gelen beklemeden kaynaklanmasının söz konusu olmadığı, söz konusu ayıplı ürünlere yönelik olarak süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu, davalının ayıplı ürünler nedeni ile zararının 22.230,00 TL olduğu, bu tutarın davacı alacağından mahsubunun gerektiği, nihayetinde davacının davalıdan 46.258,20 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından açılan davanın bu tutar üzerinden kabulü ile alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirmesi ve reddedilen kısım bakımından icra takibi başlatmakta davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile davalının Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 46.258,20 TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar talebinin REDDİNE, 4-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 5-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 3.159,90-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 891,07-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.268,83-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden 22.230,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 891,07-TL Peşin/Nisbi Harç olmak üzere toplam 1.160,92-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davac tarafından yapılan; 15.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 711,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 15.711,75-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 10.612,01-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 11-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.012,75-TL'sinin davacıdan; 2.107,25-TL'sinin ise davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 12-Kulanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde yatırana İADESİNE, Dair; 600 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/02/2026

Katip ..... e-imzalı

Hakim ...... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/724, K. 2026/142, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-724-e-2026-142-k-d722ce2c7e02