Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1773 E. 2025/1515 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1773
Karar No
2025/1515
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1773 KARAR NO : 2025/1515

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/552 KARAR NO : 2023/600 DAVA TARİHİ : 16/11/2015 KARAR TARİHİ : 18/07/2023 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 27.11.2025 KARARIN YAZ. TARİHİ : 27.11.2025

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.07.2023 tarih ve 2022/552 Esas, 2023/600 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında (07.11.2012 tarihli proforma fatura kapsamında) yapılan anlaşma gereğince, müvekkili firmanın.. İli, .... İlçesi'nde bulunan fabrikasına, davalı tarafından toz üretim dolum torbalama makinesi kurulduğunu, (deterjan dolum makinası) makinenin istenilen amaca uygun bir şekilde çalışmadığını, eksik veya fazla tartım yaptığını, toz deterjanın kefeye düzgün şekilde aktarılmadığını, vibrasyon sisteminin yetersiz olduğunu, kefe sisteminin yetersiz kaldığını, küçük olduğunu, farklı materyaller için üretildiğinden her ürün değişikliğinde makinenin temizlenmesi gerektiğini bu nedenle amacına uygun olarak kullanılamadığını, 28.06.20213, 15.09.2014 tarihlerinde ayıpların giderilmesi için noter aracılığı ile bildirimde bulunduklarını, davalının 23.09.2014 tarihli ihtarnamesi ile; işin 22.07.2013 tarihinde kurulumunun yapılarak, çalışır durumda teslim edildiğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi, 1 yıllık garanti süresinin dolması nedeniyle sorumluluklarının söz konusu olmadığını belirttiğini, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/775 Değ. İş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre, ayıbın gizli ayıp olduğunun belirtildiğini, bir başka şirket aracılığı ile makinenin kullanılabilir hale getirildiğini, 40.000,00 TL bedel ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile ayıbın giderilme bedeli olarak 40.000,00 TL'nin tespit tarihinden itibaren ve satılanın teslim tarihi olan 16.06.2013 tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede makinenin çalıştırılamamasından kaynaklanan maddi zarar karşılığı 9.000,00 TL olmak üzere toplam 49.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Şirket merkezinin Bandırma olması nedeniyle Bandırma Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, makinenin davacı şirkete ihtirazi kayıtsız olarak çalışır vaziyette 22.07.2013 tarihinde teslim edildiğini, 1 yıllık garanti süresinin dolduğunu, iddia edilen ayıpların gizli ayıp olmadığını, açık ayıplar yönünden süresinde yapılan ihbar bulunmadığını, yasal süresi içinde yapılmayan ayıp ihbarından davalının sorumlu tutulamayacağını, davacının dilekçesinde, makinenin kurulduğu tarihten itibaren kullanılamadığını belirtmiş olmasına rağmen ayıp ihbarının 15.09.2014 tarihinde yapıldığını, tespit raporunun ehil bilirkişi tarafından düzenlenmediğini, belirlenen rakamın keşif tarihi itibarıyla karşılığının 36.549,00 TL olmasına rağmen revize bedelinin 40.000,00 TL olarak belirlenmesinin bedelin fahiş olduğunu gösterdiğini, toz özellikte deterjanlar için üretilmiş olmakla makinenin bulunduğu ortamın ve kullanılan ürünün toz özelliğini korumadığı sürece sağlıklı çalışmasının söz konusu olmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 02.03.2021 tarih ve 2015/1274 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ile gerçekleştirilen toz üretim dolum torbalama makinesinin düzenli olarak çalışmamasından kaynaklı olarak açılan davada dosyamız kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu ve aynı zamanda söz konusu makinedeki düzenli çalışmamasının sebebininde tespit ediliği ve bu anlamda söz konusu makinenin düzenli olarak çalışır hale getirtilmesi için yapılan masraflarında tespit edildiği anlaşılmakla revizyon bedeli olarak 40.000,00 TL nin tespit raporunun davalıya tebliğ tarihi olan 28.01.2015 tarihinden ve söz konusu makinenin 27.02.2013 ila 07.11.2015 tarihine kadar verimli olarak kullanılamamasından kaynaklı 9.000,00 TL tazminatın ise dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsili yönünde karar vermek gerekmiş..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulü ile; toz üretim dolum torbalama makinesinin revizyon bedeli olarak 40.000,00 TL tazminatın tespit raporunun davalıya tebliğ tarihi olan 28.01.2015 tarihinden itibaren ve 22.07.2013 tarihinden 07.11.2015 tarihine kadar verimli kullanılamamasından kaynaklanan 9.000,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 01.07.2022 tarih ve 2015/1274 Esas, 2021/243 Karar sayılı kaldırma kararı ile özetle; ''... taraflar arasında kurulan sözleşme ilişkisi, satış değil eser sözleşmesi olduğundan TTK hükümlerinin dava konusu somut olayda uygulanması mümkün değildir. Mahkemece uyuşmazlığın eser sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekirken, satış sözleşmesi olarak değerlendirilmesi ve TTK hükümleri uyarınca çözülmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi gereğince bilirkişi heyetinden, önceki raporlar ve dosyaya sunulan belgelerde değerlendirilerek, eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek derecede olup olmadığı, ayıbın ağırlığına göre ayıpların giderilmesinin mümkün bulunup bulunmadığı, ayıplı eserden ötürü ücretten indirim gerekip gerekmediği konusunda ek rapor alınarak, garanti süresi ve ayıp ihbarı itirazlarının da eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir. İzmir BAM 22. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin 18.07.2023 tarih ve 2022/552 Esas, 2023/600 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...taraflar arasında bir makine yapılması ve kurulması işi ile ilgili olarak eser sözleşmesinin bulunduğu, tarafların dosya kapsamında dilekçeleri mahallinde keşif marifetiyle yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, makinede meydana gelen ayıbın gizli ayıp niteliğinde, olduğu, garanti süresi dolmadan ayıbın ortaya çıktığı ve davacının davalıya ayıba dair bildirimde bulunduğu, davalının bakiye alacağı kendisine ödenmediğinden makinenin ayıbının giderilmesine dair herhangi bir girişimde bulunmadığı, bu durumda makinenin tamiri amacıyla davacı tarafın başkaca firma ile anlaştığı, davacı tarafın anlaştığı firmanın makinenin çalışma sistemini değiştirdiği, aradan geçen zaman içerisinde makinenin hangi parçasının değiştirildiğinin tespiti mümkün olmadığından tamir bedelinin belirlenemeyeceği, ayrıca bundan ötürü makinenin davalıya iadesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın öncelikle servise başvurusu hususunda bilirkişilerce tespit yapılmışsa da öncelikle kendisine yapılan başvuru nedeniyle davalının ilgili ayıbı gidermekle sorumlu olduğu, zaten davalı tarafından ayıp giderilmediğinden davacı tarafın başkaca firma ile anlaştığı, makinenin çalışır vaziyete gelmesi için dava dışı makinenin çalışma sistemini değiştiren firma tarafından yapılan işlemin bedelinin bilirkişiler marifetiyle tespit edildiği, mahkememizce bu bedelin makinenin tamir bedeli olarak kabul edildiği, ancak davacı tarafın makinenin çalıştırılamamasından kaynaklı olarak uğradığı zararlara ilişkin olarak somut bir delil sunmadığı, bu zararı istemine ilişkin ispat külfetini yerine getirmediği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davalı vekili tarafından verilen 25.08.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Vekil eden tarafından davacının siparişi üzerine yapılan makine iş teslim tutanağı ile 22.07.2013 tarihinde çalıştırılarak, eğitimi verilerek ve torbalama işlemi gerçekleştirilerek ihtirazi kayıtsız olarak çalışır vaziyette teslim edildiğini, ayrıca davacı tarafından .... AŞ'ye 21.11.2013 tarihinde ürünlerin eksiksiz teslim alınıp montajlarının yapıldığının bildirildiğini, -Proforma faturaya göre garanti süresinin 1 yıl olduğunu, davacının makineyi 1 yılı aşkın süre kullandıktan sonra 15.09.2014 tarih ve 2601 Y. No.lu ihtarname ile makinenin verimli çalışmadığı işi aksattığını bildirdiğini, bu bildirimin gerçeği yansıtmadığı gibi ayrıca gerek yasal ayıp ihbarı süreleri ve gerekse garanti süresi geçtikten sonra bildirim yapılmış olmakla her halükarda salt bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulünün yanlış olduğunu, davacının (ayıp varlığını kabul anlamına gelmemek üzere) dava konusu yaptığı ve ayıp olarak nitelendirdiği hususlar gizli değil açık ayıp olarak değerlendirilmesi ve buna göre de davacı davasının zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün yanlış olduğunu, nitekim davacı dava dilekçesinde aynen; ''Davaya konu makine kurulduğundan bu yana müvekkil firma tarafından kullanılamamıştır. kullanılamadığı dönemlerde toz malzeme paketlenmesi, ölçülmesi, tartılması insan faktörü ile yerine getirilmektedir.'' dediğini, görüleceği üzere, davacının daha kurulduğu günde (her ne kadar kabulumüz değil ise de ) kendi beyanına göre ayıpları gördüğünü, nitekim 27.5.2016 tarihli keşifte dinlenen davacı tanığı Vahit Kıran'ın yeminli beyanında aynen; ''Dava konusu toz deterjan dolum makinası gelip buraya kuruldu. Çalıştırmaya başladık. Makina kurulduğu ilk günden itibaren doldurduğu torbaların örneğin 20 tanesi doğru kiloda doldurulmasını rağmen 4-5 tanesini eksik ya da fazla kiloda dolduruyor. Biz bunu patronumuz ...'e her gün söylüyorduk...Makinanın doğru kilogram yapmaması nedeni ile zaman uzuyordu ve elemanlar daha fazla çalışıyordu. Bizde bunu devamlı patrona söylüyorduk'' dediğini, görüleceği üzere gerek dava dilekçesindeki ikrar, gerekse anılan davacı tanığı beyanı itibari ile (ayıp varlığının kabul edildiği anlamına gelmemek üzere) eğer ayıp var ise ayıbın makinanın daha kurulduğu tarihte davacı tarafından görüldüğü bildirildiğine göre ayıp gizli değil açık ayıp olduğunu, -Taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, dava konusu makinanın davacıya teslim tarihinin 22.7.2013 olduğunu, davacının vekil edene gönderdiği Karşıyaka 5.Noterliğinin 26011 Y.No.lu ihtarnamesinin 15.09.2019 tarihli olduğunu, davacının İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/775 D.İş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit tarihinin 10.12.2014 olduğunu, davacının iddia ettiği ayıpların ister açık ister gizli olsun var olduğunu bildirdiği ayıpları anılan yasal hükmün belirlediği süre içinde bildirmediğinden davanın öncelikle zaman aşımı nedeni ile reddi gerekirken, süresinde ileri sürdükleri bu def'i hakkında hiç bir karar verilmeksizin davacı davasının kabulüne karar verilmesinin yanlış olduğunu, -Davacının, vekil edenden satın aldığı makina yerine, sözleşmeden dönmeksizin ve aldığı makinayı da iade etmeksizin, vekili edenden aldığı makine yerine satın aldığı başka sistem ve nev'ideki makina bedelinin ödenmesini vekil edenimden talep edemeyeceği halde, ayıp talebi adı altında yeni alınan farklı sistem makine bedelinin vekil edene ödetilmesine karar verilmesinin yanlış olduğunu, -Hükme esas yapılan bilirkişi raporunda altı ay sonra ortaya çıktığı bildirilen arızaların tamir edilebileceği bu nedenle müvekkili tarafından kurulan makinenin iadesinin gerekmediğinin bildirildiğini, davacının tamir cihetine gitmeyerek ve vekil eden tarafından kurulan makineyi iade etmeyerek, bu makine üzerine bir başka sistem makineyi kurma bedelinin vekil edenden tahsiline karar verilmesi anılan bilirkişi mütalaasına ve TBK.nın eser sözleşmesi ve ayıp hükümlerine aykırı olduğunu, -Makinenin tamiri mümkün iken yeni sistem kurulması ve bunun ödetilmesi kararının müvekkilinin makinesinin tamirinin mümkün olduğu yolundaki hükme esas 24.04.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna aykırı olduğunu, -Ayıp varlığı halinde ayıbın giderilmesi için gerekli tamir bedeli yerine ayıplı makineye kurdurulan başka sistem başka bir makinenin bedelinin tahsili kararı TBK.ilgili hükümlerine aykır olduğunu, şöyle ki; hükme esas 24.04.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre raporu sonuç bölümünde makinenin 29.01.2014 tarihinde arıza yaptığı bu tarih itibari ile tamir tutarının = 39.754,21 – 30.664,89 = 9.089,32 TL olduğu ... Firması tarafından makinenin çalışma sistemi değiştirildiğinden yeni sistem bedelinin 42.609,80 TL olduğu; davacının makinedeki tartım sorununun yetkili servislere başvurarak arızasını tespit ettirmesi gerekirken makinenin çalışma sisteminin değiştirmesinin uygun olmadığı; ancak bu bedellerden makinedeki arıza bedeli olan 9.089,32 TL veya yeni sistem bedeli olan 42.609,80 TL nin kabul edilmesinin mahkemenin takdirinde olduğunun bildirildiğini, -İDM tarafından 9.089,32 TL tamir bedeli yerine yeni sistem bedelinin tahsili kararı bilirkişi raporuna ve TBK ilgili hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, hükme esas yapılan bilirkişi raporuna göre davacının bilirkişilerce belirlenen arızanın davacı tarafından yetkili servislere tespit ettirilerek tamiri cihetine gidecek yerde çalışma sistemini değiştirmesinin uygun olmadığı açıkça bildirildiği halde İDM tarafından tamir bedeli yerine bilirkişilerce de uygun görülmeyen yeni sistem bedelinin vekil edenden tahsiline karar verilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira herhangi bir ayıp karşılığında ayıp bahanesi ile yerine başka sistem kurulması ve bu yeni sistem bedelinin tazminini içerir TBK.da her hangi bir hüküm bulunmadığını, -Her ne kadar 9.089,32 TL tamir bedeli yerine yeni sistem bedeli olarak 40.000,00 TL ödetilmesi yanlış ise de bu halde dahi anılan hükmün davacının ... firmasına yaptığı ödemenin de üstünde olduğundan yerinde olmadığını, şöyle ki; ayrıca davacının faturasına göre yeni aldığı makine bedeli 30.664,89 TL iken vekil eden aleyhine bu bedel için 40.000,00 TL ödetilmesine karar verilmesinin anılan davacı faturasının aykırı olmakla yerinde olmadığını, vekil edenin kendisine ısmarlanan makinayı kurup işletip teslim ettiğini, teslimi takiben 1 yıllık garanti süresi geçtikten sonra davacı bu kerre ısmarladığı sistemin dışında başka bir sistem kurduğunu, ayıp adı altında müvekkilinden bedelini talep ettiğini, İDM tarafından ayıp adı altında yeni makine bedelinin tahsiline karar verilmesinin yanlış olduğunu, -Bilindiği gibi ayıp halinde TBK .nın 227. Maddesine göre satın alanın seçimlik hakları a-sözleşmeden dönme, b-satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, c-satılanın ücretsiz onarımını isteme, d-ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarından ibaret olup dava dilekçesinde de açıkça anlaşılacağı gibi aslında davacının talebi bunlarla ilgili olmayıp satın aldığı bir başka sistem makinanın bedelinin ödenmesi olup, seçimlik hak talepleri içinde ise davacının ayıplı sistem yerine kurduğu bir başka sistem bedelini talebe hakkı olmadığı halde davacı davasının kabulünün yanlış olduğunu, -Üstelik TBK. nın 228/2. maddesine göre alıcı satılanın; ''biçimini değiştirmiş ise alıcı ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini talep edebilir'' hükmüne göre davacı talebi yerinde olsa dahi davacı anılan yasal hükme göre müvekkilinden yeni aldığı makinanın bedelini değil ayıplı makinedeki ayıptan mütevellit eksiklik karşılığı bedelin müvekkiline vaki satış bedelinden indirimi talebinde bulunabileceğini, oysa davacının bu davada bedel indirim değil yeni makina bedelini talep ettiğinden davacı davasının bu yönden de reddi gerekirken, davacının yeni aldığı makine bedelinin tümden üstelik fatura bedelinin üstünde bir bedelle müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin TBK nın 228/2 maddesine açıkça aykırı olduğunu, -Müvekkilinin davacıya sattığı makina bedelinin 30.660,89 TL olduğunu, davacının aldığı yeni makina bedelinin 28.03.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre 30.664,89 TL iken davacı tarafından bu bedelin 42.609,80 TL olarak bildirildiğini ve bunun 40.000,00 TL olarak ödenmesinin talep edildiğini ve mahkemece de bu miktarın kabulüne karar verildiğini, davacı vekilinin edenimin 30.660,89 TL ederindeki makinesini alıp iade etmediğini, ayrıca yeni aldığı makine bedeli için de 40.000,00 TL istemde bulunduğunu ve mahkemece de bu miktarın tahsiline karar verildiğini, bu hükümle neticeten 30.660,89 TL almış, karşılığında davacıya 30.660,89 TL ederli makine ve ayrıca mahkeme kararına göre davacının kurduğu yeni sistem makine bedeli için de 40.000,00 TL ödeme kararına göre davacıya 70.660,89 TL ödemiş olduğunu, kısaca davacının müvekkiline 30.660,89 TL ödediğini, karşılığında eski makine bedeli dahil bu hükümle birlikte 70.660,89 TL elde ettiğini, müvekkilinin de bu alışveriş nedeni ile davacıdan 30.660,89 TL aldığını, mahkeme hükmü ile neticeten karşı yana 70.660,89 TL ana para ödediğini, istinaf edilen hüküm ile davacının anılan şekilde sebepsiz zenginleştiğinin açık olduğunu, anılan nedenle İDM kararının bu yönden de yanlış olduğunu, Tüm bu nedenlerle, davacı davasının kısmen kabulü ile 40.000,00-TL nin 28.01.2015 tarihinden itibaren davacıdan alınarak davalıya verilmesine ,maddi zarar isteminin reddine mütedair İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.07.2023 T. 2022/552 E 2023/600 K sayılı kararının istinaf edilerek gerek istinaf dilekçelerinde belirttikleri ve gerekse re'sen nazara alınan nedenlerle kaldırılmasına ve yeniden kurulacak hüküm ile davacı davasının reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2-Davacı vekili tarafından verilen 29.08.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; -Yerel mahkeme tarafından maddi zarara ilişkin taleplerinin reddedildiğini, istinaf kaldırma kararında müvekkilinin uğradığı zarara ilişkin bir kaldırma kararı olmadığını, sözleşmenin niteliği üzerinden kaldırma kararı verildiğini, yerel mahkemenin müvekkili tarafından zararın ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesinin bu nedenle doğru olmadığını, müvekkilinin o dönemde fazladan iki işçi çalıştırmak zorunda kaldığının SGK kayıtları ile sabit olduğunu, kaldırma kararında önce alınan bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirildiğini, SGK kayıtları ile karşılaştırma yapıldığını ve zararlarının ispatlandığını, yeni alınan raporda kaldırma ilamı doğrultusunda yalnızca makine tamir bedeline ilişkin rapor alındığından bu kalemin raporda yer almadığını, açıklandıkları üzere kaldırma ilamından önce alınan raporda ve verilen kararın zararlarını ispatlanmış olup yerel mahkemenin yeni kararında bu hususu gözden kaçırdığını, -Yeni verilen kararda yargılama giderlerinin de eksik hesaplandığını, dava açılmadan önce yapılan delil tespiti masraflarının taleplerine rağmen dikkate alınmadığını, kaldırma öncesi kararda delil tespiti masrafları gerekçeli kararın da olduğunu, bu hususun da hatalı olup itiraz etme zarureti doğduğunu, Belirterek itirazları doğrultusunda kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle açılan alacak ve maddi tazminat isteğine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 07.11.2012 tarihli proforma faturada belirtilen özelliklere sahip toz dolum makinesinin imal edilerek davacıya ait fabrikaya kurulması konusunda, eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, makinenin davalı tarafından üretilerek 22.07.2013 tarihinde düzenlenen tutanak ile davacıya teslim edildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya teslimi yapılan makinenin sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ayıplı imalat bulunup bulunmadığı, varsa ayıbın niteliği, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı ve davacının talep edebileceği bedellerin belirlenmesine ilişkindir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 (818 sayılı BK'nın 359-363) maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Eser sözleşmesi ilişkilerinde 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, BK 362 son ve TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek davada iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları). Ayıp ihbarının yapıldığı savunması tanık dahil hür türlü delil ile ispata elverişlidir. (Yargıtay 15.H.D.2015/4566 Esas ve 2016/2604 Karar sayılı karar) Mahkemece istinaf kaldırma kararından sonra mahallinde keşif yapılarak bilirkişi heyetinden, eser sözleşmesi hükümlerine göre önceki raporlar ve dosyaya sunulan belgelerde değerlendirilerek, eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek derecede olup olmadığı, ayıbın ağırlığına göre ayıpların giderilmesinin mümkün bulunup bulunmadığı, ayıplı eserden ötürü ücretten indirim gerekip gerekmediği konusunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporların alındığı; söz konusu raporlara göre, eser sözleşmesine konu otomatik toz dolum makinesinde meydana gelen tartım arızasının zaman içerisinde meydana geldiğinden makinenin “gizli ayıplı” olduğu; makinenin 22.07.2013 tarihinde davacının işyerine kurulduğu, makinenin 29.01.2014 tarihine kadar düzgün çalıştığı, bu tarihte makinenin arıza yaptığı ve davalıya bildirildiği, makinenin 1 yıllık garantisinin 22.07.2014 tarihinde biteceği göz önüne alındığında makinenin 6 aylık daha garanti içerisinde olduğu, davacının makinedeki tartım sorununun yetkili servislere başvurarak arızasını tespit ettirmesi gerekirken makinenin çalışma sisteminin değiştirmesinin uygun olmadığı; makinenin tamir tutarının 9.089,32 TL olduğu; dava dışı firma tarafından makinenin çalışma sistemi değiştirildiğinden tamir bedelinin 42.609,80 TL olduğu; makinenin çalışma sistemi davacı tarafından değiştirildiğinden makinenin iadesinin mümkün olmadığının belirtildiği görülmüştür. Somut olayda, eser sözleşmesine konu makinenin teslim tarihi olan 22.07.2013 tarihinden 29.01.2014 tarihine kadar çalıştığı, bu tarihte tartım hatası yaparak eksik ve fazla deterjan koyduğunun görülmesi üzerine durumun davacı iş sahibi şirketin yetkilisi ...tarafından yüklenici davalı şirketin finans müdürü ...'a mail gönderilerek ayıp ihbarında bulunulduğu,makinenin garantisinin 22.07.2014 tarihinde biteceği halde davalı şirketin davacıdan 9.000 euro alacağının ödenmesini müteakip teknik ekibin gönderileceğini mail ile bildirildiği, ardından davacı tarafından davalıya 15.09.2014 tarihinde noterden ihtarname çekilerek makinenin çalışır hale getirilmemesi durumunda makinenin başka bir firmaya yaptırılıp, yapılacak harcamaların talep edileceği bildirildiği; davalı şirket tarafından verilen cevabi ihtarnamede ise ayıp bulunmadığı, ayıbın ihbar edilmediği ve makinenin garanti süresinin dolduğu belirtilerek makinenin tamir edilemeyeceği belirtildiği görülmüştür. Buna göre davacı iş sahibi, eser sözleşmesine konu makinedeki gizli ayıp ortaya çıkar çıkmaz ayıbı derhal davalı yükleniciye bildirdiği; kaldı ki davalı yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu 1 yıl garanti ettiği için lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği; davacı iş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan gizli ayıpla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği; davalı yüklenicinin ayıbın giderilmesini kabul etmemesi üzerine davacı iş sahibinin gizli ayıplı sözkonusu makinenin tamirini yaptırmak yerine başka bir makine imalatçısı olan dava dışı ... ...Şti'ye makinenin çalışma sistemi değiştirterek makineyi çalışır hale getirttiği, sözkonusu makinenin onarım bedelinin 9.089,32 TL olduğu, makinenin yapım bedelinin 36.540,00TL iken dışı .... Şti'ye yaptırılan ilave değişiklik ve revizyon işlem bedelinin 42.609,80 TL olduğu, davacı iş sahibinin 6098 sayılı TBK'nın 475. Maddesindeki seçimlik haklardan onarım bedellerini talep etme hakkı kapsamında Mahkemece onarım bedeli olan 9.089,32 TL'nin (Mahkemenin temerrüt tarihi olarak esas aldığı tespit raporunun davalıya tebliğ tarihi olan 28.01.2015 tarihi yönünden tarafların istinafı olmadığından) 28.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken makinenin ilave değişiklik ve revizyon işlem bedeli olan (davacı talebiyle bağlı kalınarak) 40.000,00TL'nin tahsiline karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür. Davacı iş sahibi, eser sözleşmesine konu makinenin kurulduğundan bu yana kullanılamadığı, kullanılamadığı dönemlerde toz malzeme paketlenmesi, ölçülmesi, tartılması insan gücüyle yerine getirildiği bu durumun işgücü, zaman ve para kaybına yol açtığından davacıyı zarara uğrattığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan maddi zararın tahsilini talep etmiş ise de, davacının makinenin ayıplı olması nedeniyle fazladan sürekli işçi çalıştırmak zorunda kalıp kalmadığının tespit edilemediği, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararlara ilişkin somut delil sunamaması ve dosya kapsamından alınan bilirkişi raporlarında davacının uğradığı iddia olunan maddi zararının net ve kesin sonuçlarına ulaşılmadığının belirtilmesi karşısında Mahkemece davacının maddi zararın tahsili isteminin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Mahkemece, davacı tarafından dava açılmadan önce İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/775 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti masraflarının yargılama giderleri arasında davanın kabul oranına göre davalıdan tahsiline karar verilmemesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının KABULÜ ile, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.07.2023 tarih ve 2022/552 Esas, 2023/600 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜNE, -9.089,32 TL'nin tespit raporunun davalıya tebliğ tarihi olan 28.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, -Davacının maddi zararın tahsili isteminin REDDİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan 836,80 TL peşin harçtan davanın kabul edilen kısmı üzerinden alınması gerekli 620,89 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 215,91 TL'nin istemi halinde davacıya iadesine,(Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine), 5-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan posta, tebligat, keşif, araç gideri, bilirkişi ücreti,vekalet harcı olmak üzere toplam 4.320,80 TL yargılama gideri ile delil tespiti dosyasında sarfedilen (177,50 TL keşif, 350,00 TL bilirkişi, 300,00 TL araç ücreti, 16,00 TL tebligat gideri ile 25,20 TL başvurma harcı ve 41,50 TL peşin harç, 3,80 TL vekalet harcı) 914,00 TL olmak üzere toplam 5.234,80 TL yargılama giderinden davanın kabul oranı nazara alınarak 971,05 TL yargılama gideri ile davacı tarafın karşıladığı 836,80 TL karar ve ilam harcı ve 27,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1,835,55 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan tebligat gideri 74,00 TL yargılama giderinden davanın ret oranına göre hesaplanan 60,27 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 9.089,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 39.910,68 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL'nin istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, harç alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan toplam 684,00 TL'nin istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine, 12-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 30,00 TL tebligat masrafından oluşan toplam 768,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 13-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine, 14-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1773, K. 2025/1515, T. 18.07.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1773-e-2025-1515-k-e7bd663a5fd4