Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1019 E. 2026/1102 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1019
- Karar No
- 2026/1102
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1019
KARAR NO : 2026/1102
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2022
NUMARASI : 2021/46 Esas - 2022/824 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/01/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında 27.12.2018 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, bayilik sözleşmesinin 6. maddesinde; bayinin, ...'nin stok bulundurma ve satış tarzı hususundaki öneri ve talimatlara uymayı kabul ve taahhüt ettiğini, bayinin 30 günden fazla süreyle ...'den akaryakıt vd ürünlerini tedarik etmemesi halinde ...’nin işbu bayilik sözleşmesini ve bağlı sözleşmeleri tek taraflı olarak feshetme hakkına sahip olduğu hususlarının düzenlendiğini, bayilik sözleşmesinin 21. maddesinde, bayinin akaryakıt istasyonu için gerekli olan lisans, ruhsat ve izinlerinin iptali veya herhangi bir sebeple hükümsüz hale gelmesi halinde, müvekkili şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedilebileceğinin düzenlendiğini, davalı bayinin bayilik lisansının, EPDK tarafından Petrol Piyasası Yönetmeliği’nin 17/1-g bendi gereğince 30.06.2020 tarihli karar ile sonlandırıldığını, bu durumun müvekkili şirkete bayilik sözleşmesi ve eki protokolleri haklı nedenle fesih hakkı tanıdığını, bu nedenle müvekkili şirket tarafından sözleşmenin 08.07.2020 tarihli ihtar ile feshedildiğini ve davalıya muaccel hale gelmiş olan cezai şart borçları ile cari hesap borcunu ödemesi gerektiği hususunun ihtar edildiğini, davalının sözleşmede belirtilenden çok daha uzun bir süre boyunca müvekkili şirketten ürün ikmal etmemek,istasyonu atıl bırakarak müvekkilinin kurumsallığına zarar verdiğini,sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayandığını, davalının sözleşmenin haklı nedenle feshine sebebiyet vermesi nedeniyle müvekkili şirketin cezai şart alacağının muaccel hale geldiğini, bayilik protokolünün 6.3 maddesi uyarınca, protokol ve/veya sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle veya bayi tarafından haksız nedenle feshi halinde bayinin müvekkili şirkete 150.000-USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının asgari ürün alım taahhüdüne aykırı hareket ettiğini, bayilik protokolünün 4.4 maddesi uyarınca davalının 1.020 metreküp beyaz ürün almayı taahhüt ettiğini, 4.5 maddesi uyarınca da satın alınmayan her metreküp beyaz ürün için 85-USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalı tarafın sözleşmenin devam ettiği süre boyunca müvekkili şirketten hiç alım yapmadığını ve bu doğrultuda müvekkilinin asgari alım taahhüdünden kaynaklanan 86.700-USD tutarında cezai şart alacağının muaccel hale geldiğini, davalının müvekkiline 5.758,40-TL cari hesap borcu bulunduğunu, protokolün 6.3 maddesi uyarınca müvekkilinin uğradığı kar mahrumiyetinden de davalının sorumlu olduğunu belirterek, şimdilik 5.000-USD cezai şart alacağının temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, şimdilik 1.000-TL kar mahrumiyeti alacağı ile 5.000-TL cari hesap alacağının temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 11.04.2022 tarihli dilekçesiyle kar mahrumiyeti alacağını 147.648-TL'ye ve cezai şart alacağını 45.000-USD'ye çıkarmıştır.
CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirketin davacıya cari hesaptan kaynaklanan borcu bulunmadığını, taraflar arasında sözleşme akdedilmiş ise de, ülkedeki döviz kurlarında meydana gelen öngörülemeyen artışlar ve akabinde tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını gibi mücbir sebepler neticesinde müvekkilinin bir takım edimlerini yerine getiremediğini, bundan sonra tarafların uzunca bir süre görüştükten sonra sulh olunduğunu ve yargılama konusu bayiliğin faaliyet gösterdiği akaryakıt istasyonunun başka bir firmaya kiralanması ve bayiliğin bu firma üzerinden devamı konusunda anlaştıklarını, halen ... isimli firmanın faaliyetini davacının bilgisi dahilinde sürdürdüğünü,sözleşmenin, davacı tarafça haklı olarak sonlandırılmadığını, müvekkilinin mücbir sebepler karşısında bayiliğini sürdüremediğini, ancak devir yapmak suretiyle davacının zarar görmesini önlediğini, bu ihtimalde davacı tarafın kar mahrumiyeti yahut cezai şart talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmayacağını, mücbir sebepler ve oluşan ekonomik sorunlar sebebiyle bayiliğin ve sözleşmenin uzunca bir zaman müvekkilinden devamını istemenin hakkaniyetli olmadığı gibi dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu,aynı zamanda son derece fahiş olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmeler ve eklerinin genel işlem koşulu içerdiğini ve bu hükümlerin yazılmamış sayılacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının kar mahrumiyeti (alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart) talebi yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki sözleşmenin 22/3 maddesinde, "İşbu sözleşmenin ... tarafından haklı nedenle veya bayi tarafından haksız olarak feshi halinde, bayinin işbu sözleşme ile ilintili olarak yapılmış ve yapılacak sair sözleşmelerden ve taahhütlerinden doğmuş ve doğacak her türlü borçları muaccel hale gelir ve bayi tarafından derhal eda edilir. Bu durumda bayi, ...'nin uğrayacağı kar mahrumiyetini ve sair zarar ve ziyanını da ayrıca tazmin eder.” denildiği,27.12.2018 tarihli protokolün 4.2 maddesinde; davalının protokolün imza tarihinden itibaren azami 3 (üç) ay içinde bayilik lisansını alarak satışa başlamayı taahhüt ettiği, davalının en geç 27.03.2019 tarihine kadar bayilik ruhsatını alması gerektiği, davalının bayilik ruhsatını taahhüdünden sekiz aydan fazla bir süre sonra gecikmeli olarak 13.11.2019 tarihinde alabildiği, davalının bayilik lisansının 30.06.2020 tarihinde EPDK tarafından sonlandırıldığı, bu süre zarfında davacıdan sözleşmeye konu herhangi bir ürün alımı yapılmadığı, alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şartın kar mahrumiyetini ifade ettiği, 27.12.2018 tarihli protokolün 4.4 maddesinde; ”Bayi, ...'nin satışlarını perakende standart satış, perakende özel satış olmak üzere ikiye ayırdığını ve ürün talep formlarında hangi satış tipinden sipariş verdiğini yazılı olarak belirleneceğini kabul ve taahhüt eder. Bayi, protokol süresince perakende özel satış fiyatından olmak ve perakende satış yapmak üzere 1.020 m3 beyaz ürünü ...'den satın almayı kabul ve taahhüt eder. 4.5 maddesinde; "Bayi, her ne sebeple olursa olsun, bayilik sözleşme süresinin sonunda veya fesih tarihinde, asgari ürün alım taahhüdü maddesinde bahsi geçen ve taahhüt ettiği halde perakende özel satış fiyatından ...'den satın almadığı beher m3 beyaz ürün için 85-USD tutarında cezai şart bedelini ...'ye ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” 4.6 maddesinde; “Protokol, sözleşme ve bunlara uygun olarak akdedilecek olan sair sözleşmelerin satış taahhüdü dışındaki hükümlerinin bayi tarafından ihlal edilmesi halinde bayi, ...'ye 150.000-USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder.Bu madde kapsamındaki cezai şart ifaya ekli ceza anlamında olup ... işbu cezai şartı protokolü ve/veya buna bağlı olarak akdedilecek sair sözleşmeleri feshetmeden veya feshettikten sonra talep ve tahsili yetkilidir ” şeklinde düzenlendiği, ayrıca sözleşmenin 22/son fıkrasında; ”Fesih halinde bayi, fesih tarihine kadarki faaliyeti sebebiyle asgari ürün alım taahhüdüne dayalı olarak muaccel hale gelmiş ancak ödenmemiş bulunan cezai şart borcu varsa bunu da derhal TPye öder.” şeklinde olup, 06.08.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da ifade edildiği üzere, davalıya ait orta Karadeniz'de çok küçük bir köy yakınındaki akaryakıt istasyonunun satış yapamadığı, 2018 yılında dünyanın ekonomik kriz yaşadığı, ayrıca Türkiye'de de küresel salgının (Covid-19) etkisinin yaşandığı, davalının sözleşmeden doğan 30 günde bir mal alım borcunun ihlalini, kaçınılamaz ve önlenemez şekilde yol açtığı, yine bilirkişi teknik heyetinin görüşüne göre, açıklanan sebeplerin mücbir sebep hali sayılması gerekeceği, sözleşme düzenlenirken önceki bayinin 5 yıllık satın alma miktarı 221.26 m3 iken 1.020 m3 olarak belirlendiği ve bu tutarın daha önceki 5 yılın alış toplamından 4,60 katı fazla olduğunun tespit edildiği, piyasa koşulları/satış olanakları aynı olduğu dikkate alındığında tespit edilen limitin çok yüksek olduğu, davalının sahip olduğu akaryakıt istasyonunu ... AŞ'ye 23/07/2020 tarihinde kiraladığı, bu halde davacı tarafın kar mahrumiyetini de önlemeye çalıştığı hususları birlikte değerlendirilerek, davalı tarafın bayiliği sürdürememe nedeninin mücbir sebep kapsamında olduğu kanaatine varılarak cezai şart ve kar mahrumiyeti taleplerinin reddine karar verildiği, davacının cari hesap alacağı iddiası açısından yapılan değerlendirmede; mali müşavir bilirkişi raporlarında, davacı taraf kayıtlarında davalının cari hesap borç bakiyesinin 24/05/2021 tarihinde ödendiğinin tespit edildiği,taahhüt ettiği tarihten sekiz aydan fazla bir süre sonra gecikmeli olarak 13.11.2019 tarihinde ürün alabilmesi, fatura tarihlerinin büyük kısmının da bu tarihten önce olması ve dosya adaleti birlikte değerlendirildiğinde, işbu talep açısından da davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı tarafça haksız ihlali sebebiyle müvekkilince 08.07.2020 tarihinde feshedildiğini, mahkemece 2018 yılında var olduğu iddia edilen ekonomik kriz ve Covid pandemisi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2018 yılında küresel bir kriz bulunmadığını, ekonomik dalgalanmanın kriz olarak adlandırılamayacağını, mahkeme tarafından küresel kriz olarak nitelenen 2018 yılındaki ... olayının 2018 yılı Temmuz ayında gerçekleşmiş olup, sözleşmenin ise bu kriz bilinirken, kur artışı gerçekleştikten sonra 27.12.2018 tarihinde akdedildiğini, yıllardır akaryakıt sektörü içerisinde faaliyet gösterdiğini cevap dilekçesinde ikrar eden davalının, yurt dışındaki alacaklarını tahsil edememiş olması yahut dolar kurundaki artışı öngörülemez olarak nitelemesinin kabul edilemeyeceğini, sözleşme 2018 yılında akdedilmiş olup, davalının lisansının iptal edildiği ve sözleşmenin feshedildiği 2020 yılı temmuz ayına kadar akdi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, pandeminin 2020 yılı mart ayında başladığını, davalının bu süre aralığında dahi hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşmenin pandemiden hemen birkaç ay sonra feshedildiğini, Covid-19 süresi boyunca insanların toplu alanlarda bulunmaktan imtina ettiklerini, toplu taşıma araçlarını kullanmadıklarını, insanların özel araçlarını kullanmaya başladığını ve hatta özel araç sayısında daha önce görülmemiş bir artış olduğunu, bu nedenle pandeminin yaygın olduğu dönemlerde en az maddi zarara uğrayan sektörlerin başında akaryakıt sektörünün geldiğini, davalı EPDK mevzuatına aykırı davrandığından lisansının iptal edildiğini, davalı bayinin sözleşme konusu ürünleri sürekli olarak satışa hazır halde tutmakla ve tüketiciye kesintisiz hizmet vermekle yükümlü olduğunu, davalı bayinin bayilik lisansının da EPDK tarafından Petrol Piyasası Yönetmeliğinin 17/1-g bendi gereğince 30.06.2020 tarihinde pandemi mücbir sebep vs. gözetilmeksizin sonlandırıldığını, EPDK tarafından mücbir sebep olarak görülmeyen pandeminin mahkemece mücbir sebep kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, alınan bilirkişi raporlarında, protokolde yer alan alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart tutarının kar mahrumiyetini ifade ettiğinin belirtildiğini, davalının sözleşme süresince müvekkilinden hiç alım yapmadığını, bu doğrultuda davalının 1.020 m3 eksik beyaz ürün taahhüdü bulunduğunu, bu kapsamda müvekkilinin asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklı 86.700-USD tutarında cezai şart alacağının muaccel hale geldiğini, yine bilirkişiler tarafından müvekkilinin protokolden ve kanun hükmünden kaynaklanan cezai şart talep etme hakkının bulunduğu kanaatine varıldığını, bayilik lisansı iptal edilen davalının, sözleşmenin haklı nedenle feshine sebebiyet vermesi nedeniyle müvekkilinin 150.000-USD tutarındaki cezai şart alacağının da muaccel hale geldiğini,davalının 1997 yılından beri ilgili bölgede faaliyet gösterdiği ve bulunduğu bölgenin ticari şartlarını bilmemesinin mümkün olmadığını, cezai şart bedeli yüksek olsa dahi bu bedelin ödenmesinin davalı şirketin mahvına neden olacağı hususunun açıkça ortaya konulması gerektiğini, davalının 23.07.2020 tarihinde istasyonu ...'e devrettiği ve kar mahrumiyetini önlemeye çalıştığı gerekçe gösterilerek alacak taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin istasyonu devrederek borçlarından kurtulmasının mümkün olmadığını, kaldı ki istasyonun devir tarihinden önceki zararlardan davalının sorumlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshi iddiasına dayalı olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şart, asgari ürün alımı taahhüdüne aykırılık iddiasına dayalı cezai şart ve cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde talepte bulunduğu alacak kalemleri arasında kar mahrumiyeti de bulunmakla birlikte dilekçe içeriğinden, kar mahrumiyeti olarak nitelendirilen alacağın asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklanan cezai şart istemine olduğu, davacının ayrıca bir kar mahrumiyeti alacağı talebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim bilirkişi raporunda kar mahrumiyeti talebine ilişkin olarak alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart nitelendirmesi yapılarak bu doğrultuda hesaplama yapılmış olup, davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde de hesaplanan bu tutarın Türk Lirası karşılığı kar mahrumiyeti olarak ıslah edilerek talep edilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasında 27.12.2018 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiği, 13.11.2019 tarihinde lisans alan davalının bayilik lisansının, EPDK tarafından 30.06.2020 tarihinde Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 17/1-g bendi uyarınca altı aydan uzun süreli satış yapılmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, sözleşmenin davacı dağıtıcı şirket tarafından 08.07.2020 tarihli ihtarname ile, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı ve bayilik lisansının iptal edildiği gerekçeleriyle feshedildiği ve aynı ihtarname ile muaccel hale geldiği bildirilen cezai şart alacaklarının 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, davacı tarafça dava dışı ... firmasıyla akdedilen 06.08.2020 tarihli bayilik sözleşmesi ile aynı istasyonda akaryakıt bayiliği tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 6. maddesinde bayinin 30 günden fazla süreyle ...'den akaryakıt ve türevleri iIe ürünlerini tedarik etmemesi halinde, ...’nin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahip olduğu; 21. maddesinde, bayinin bir aydan fazla bir süreyle akaryakıt ikmal ve satışı yapamaması, akaryakıt istasyonu için gerekli olan lisans, ruhsat ve izinlerinin iptali veya herhangi bir sebeple hükümsüz hale gelmesi halinde, ...'nin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedileceği; 22. maddesinde, işbu sözleşmenin ... tarafından haklı nedenle veya bayi tarafından haksız olarak feshi halinde bayinin işbu sözleşme ile ilintili olarak yapılmış ve yapılacak sair sözleşmelerden ve taahhütlerinden doğmuş ve doğacak her türlü borçlarının muaccel hale geleceği ve bayi tarafından derhal eda edileceği, bu durumda bayinin ...'nin uğrayacağı kar mahrumiyetini ve sair zarar ve ziyanını da ayrıca tazmin edeceği, bayinin asgari alım taahhüdüne dayalı olarak muaccel hale gelmiş cezai şart borcu varsa bunu da derhal ...'ye ödeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Protokolün 4.2 maddesinde, bayinin protokolün imzalandığı tarihten itibaren azami 3 ay içerisinde bayilik lisansını almak suretiyle satışa başlamayı taahhüt ettiği; 4.4 maddesinde, bayinin, perakende özel satış fiyatından olmak ve perakende satış yapmak üzere 1.020 metreküp beyaz ürünü ...'den satın almayı kabul ve taahhüt ettiği; 4.5 maddesinde, bayinin, her ne sebeple olursa olsun, bayilik sözleşme süresinin sonunda veya fesih tarihinde, taahhüt ettiği halde ...'den satın almadığı beher metreküp beyaz ürün için 85-USD tutarında cezai şart bedelini ...'ye ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği; 4.6 maddesinde, protokol, sözleşme ve bunlara uygun olarak akdedilecek olan sair sözleşmelerin satış taahhüdü dışındaki hükümlerinin bayi tarafından ihlal edilmesi halinde bayinin ...'ye 150.000-USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, bu madde kapsamındaki cezai şart ifaya ekli ceza anlamında olup, ...'nin işbu cezai şartı protokolü ve/veya buna bağlı olarak akdedilecek sair sözleşmeleri feshetmeden veya feshettikten sonra talep ve tahsile yetkili olduğu; 6.3 maddesinde ise, sözleşmenin ... tarafından haklı veya bayi tarafından haksız olarak feshi halinde, bayinin ...'nin uğrayacağı kar mahrumiyeti dahil zararını tazmin edeceği, 150.000-USD cezai şartı ...'ye ödeyeceği, asgari alım taahhüdünün sözleşmenin feshine kadar geçen süreye karşılık gelen kısmından doğan cezai şart borcunu ödeyeceği belirtilmiştir.
Davacı tarafça sözleşme, davalının ürün alımı ve satışı yapmayarak sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı ve bayilik lisansının iptal edilmiş olduğu gerekçeleriyle feshedilmiş ve sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülerek, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart, asgari ürün alımı taahhüdüne aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve cari hesap alacağının tahsili talep edilmiştir. Davalının ekonomik sıkıntıları nedeniyle istasyonu işletemediği,bu sebebin davacı bakımından haklılığı olmasa da davalı davacı ile bu aşamada sulh görüşmeleri yürütüldüğünü ve istasyonun devrinde mutabık kalmak suretiyle devrin gerçekleştiği anlaşılmaktadır.Davacı davalı ile imzaladığı bayilik sözleşmesinin hayata geçirilmesi halinde "5 yıl süre ile "... istasyonu olarak faaliyet gösterip davacı kar edecektir. Ancak davalıdan kaynaklanan sebeblerle hayata geçirilmeyen sözleşmeden sonra gecikmeli de olsa davacı aynı istasyonda yine 5 yıl süreli faaliyet gösterme imkanı elde etmiştir. Ancak taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi 27.12.2018 tarihinde akdedilmiş olup, davalı bayinin sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği 08.07.2020 tarihine kadar olan dönem içerisinde davacıdan hiç ürün alımı yapmadığı sabittir. Ancak bu süre boyunca davacı tarafça davalı bayiye ürün alımı ve satışı yapması hususunda herhangi bir uyarı ya da bildirim yapılmamıştır. Buna göre tarafların karşılıklı sessiz kalmak suretiyle ve ortak iradeleriyle bayilik sözleşmesini tasfiye ederek aynı istasyonda başka bir ... bayiisi ile sözleşme imzalayarak sözleşmeyi tasfiye ettiklerinin kabulü gerekir.Yeni bayilik elde ettikten sonra ,önceki bayiye dönerek cezai şart talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunun kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun bulunmuştur.Cezai şart ve kar mahrumiyeti taleplerinin reddine karar verilmesi yerindedir.
Açıklanan nedenlerle,sözleşme süresince bayilik sözleşmesinin fiilen hayata geçirilmediği ,davalının ekonomik kriz nedeniyle yatırım yapamadığı sebebinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceği ancak aynı istasyonun tarafların mutabakatı ile yine ... bayisi olarak faaliyete başladığı ,istasyonun devrine davacının da muvafakat ettiğinin kabulü gerekmesine göre davacı vekilinin karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafça yapılan 131-TL istinaf yargı giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.11/06/2026