Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2030 E. 2026/1379 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2030
- Karar No
- 2026/1379
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2030
KARAR NO:2026/1379
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (Kapatılan Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi) İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:04.11.2021
NUMARASI:2015/1036 Esas - 2021/1055 Karar
DAVA:Yönetici Azli, Tazminat
(BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/236 ESAS, 2017/408 KARAR SAYILI DOSYASI)
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
(BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/642 ESAS, 2021/1035 KARAR SAYILI DOSYASI)
DAVA:Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat ve azil davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen 2017/236 Esas sayılı davanın reddine, birleşen 2021/642 Esas sayılı davadaki mahsup talebinin bu davada değerlendirilmesi nedeniyle, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davadaki yöneticinin sorumluluğu davasının tefriki ile dosyanın bu talep bakımından ayrı bir esasa kaydına dair verilen karara karşı, asıl davada davacı ... mirasçıları, ... ve ... vekili, birleşen 2017/236 esas sayılı dosyada davacı ... mirasçıları, birleşen 2021/642 Esas sayılı dosyada davalı ... ile davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili ve asıl ve birleşen davalarda davalı, birleşen 2021/642 Esas sayılı dosyada davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı ... vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının 2006 yılında % 50'şer payla ... ... Şirketini kurduklarını, diğer ortağın Bayburt'ta yerleşik olduğunu ve şirketin Bayburt'taki işletmesinde yaklaşık bin adet büyükbaş hayvan ile faaliyete başladığını, bu işletmeyi Bayburt'ta yerleşik olması nedeniyle davalının idare ettiğini, davalının yaklaşık 1000 adet büyükbaş hayvanı ortaklar kurulu kararı olmaksızın satarak işletmeyi üçüncü kişilere kiraya verdiği duyumları alındığını, müvekkilinin yerinde inceleme talebinin davalı tarafından engellendiğini, işletmedeki hayvan sayısı ve gelir gider durumu hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini, şirket merkezinin davalının kardeşi ...'ın ofisi olduğunu ve şirket defterlerinin bu adreste bulunduğunu, ...'ın mali müşavir olması nedeniyle şirketin resmi ortağı olmasa da davalı üzerinden şirket hesap ve defterlerini kontrol ederek şirketle ilgili kararlara etki ettiğini, şirketin ticari faaiyeti, kar ve zararı, demirbaşları hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini, müvekkilinin şirket ortağı ve müdürü olmasına karşın şirket faaliyetlerine katılamadığını, şirket hakkında bilgilendirilmediğini, şirketin esas sermayesinin azaltıldığını, mal varlığının ortaklar kurulu kararı olmaksızın devredildiğini, şirket adına ödeme alınmadığı veya şirketin malvarlığının azaltıldığı ve davacı müvekkili ile şirketin zarara uğratıldığını, davalının aynı zamanda özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini, şirketin esas mal varlığını kardeşinin sahip olduğu ... Şirketine devrettiğini ve devir bedelini şirketin kasasına koymadığını, şirketin devredilen malvarlığının rayiç karşılığın alınmadığını ileri sürerek, şirketin malvarlığının korunması için dava sonuçlanıncaya kadar davalının şirketi temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren kaldırılmasına ve sınırlanmasına, şirketin Bayburt'taki işletmesinde bulunan hayvan sayısı, işletmenin mevcut durumu, faaliyetine devam edip etmediği, üçüncü kişiye kiraya verilip verilmediği, kar ya da zarar durumunun bilirkişi aracılığıyla tespitine ve şirket kayıtlarının incelenerek davalı ... 'ın müdürlükten azli ile temsil ve yönetim yetkisinin kaldırılmasına, davalı tarafından verilen zarara karşılık şimdilik 10.000 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/236 Esas sayılı dosyasında davacı ... vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ...'ın 2006 yılında % 50'şer hisse ile münferit temsil yetkisine sahip olmak üzere ... .... Şirketini kurduklarını, müvekkilinin Fethiye'de diğer ortağın Bayburt'ta yerleşik olduğunu, şirketin Bayburt'taki işletmesinin yaklaşık 1.000 civarında büyükbaş hayvan ile faaliyete başladığını, bu işletmeyi davalının idare ettiğini, davalının usulsüz işlemleri nedeniyle şirketi zarara uğratması üzerine Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1036 Esas sayılı dosyası ile ...'a karşı yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası ve yönetici azli davası açıldığını, bu dosyada davalının yanında müdahale talebinde bulunan davalı ...'ın müdahale dilekçesinde ...'a ait olan hisselerin gerçekte kendisine ait olduğunu, ... şirketinin bankalardaki borcuna kefil olduğunu, yönetim ve kâr payı konusunda yetkililerin kendisine ait olduğunu, ortağı olduğu Doğan ... şirketinin banka kredilerine kefil olduğunu, şirketin yem ihtiyacının davalı ... ... Şirketi tarafından karşılandığını, bu şirketin ... şirketine takip yapması üzerine hayvanların piyasa fiyatı üzerinden ... şirketine satıldığını ve hayvanların bakımı için işletmenin diğer davalı şirkete kiraya verildiğini, şirket defterlerinin ve kayıtlarının kendisine ait ... şirketinde bulunduğunu, resmi olarak yetkili olan ...'ın aslında hiçbir yetkisinin olmadığını, ... şirketine ait tüm yetkilerin kendisi tarafından kullanıldığını ikrar ettiğini, davalının beyanları ile şirketi zarara uğrattığını kabul ettiğini, şirketin halen borçlu olduğunu, davalı ... şirketinin davalı ... tarafından Bayburt'ta ablasının eşi olan ... ve ...'a 2011 yılında kurdurulduğunu, gerçekte şirket ortağının ... olduğunu, ... şirketinin tüm malvarlığının hileli işlemler ile bu şirkete aktarıldıktan sonra, önce ... şirketinin merkezinin davalının işyerinin bulunduğu adrese taşındığını ve sonrasında şirketin tüm hisselerinin ...'a devredildiğini, ... şirketinin malvarlığını ve işletmesini haksız şekilde satan ve paraya çeviren şirketi borçlandıran ve davalı ... üzerinden şirketi yönettiğini kabul eden davalı ...'ın tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla sorumlu olduğunu ileri sürerek, dosyanın Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1036 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, ... ...Şti.'nin sermayesinin azaltılması, mal varlığının ortaklar kurulu kararı olmaksızın devredilmesi ödemelerin şirket adına alınmaması, şirketle haksız rekabet yapılarak ... şirketinin mal varlığının haksız şekilde davalı ... şirketine aktarılması nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ...'ın haksız rekabette bulunması nedeniyle şirkete verdiği zararlar karşılığı şimdilik 5.000,00 TL'nin davalılardan avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen bu davada, davalı ... vekili savunmasında özetle; davacının iddialarının yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davacının dava dışı ... ... Şirketinin eşit paylı ortakları ve münferiden yetkili müdürleri olduğunu, ancak davacı ...’a ait hisselerin gerçekte oğlu ...’ a ait olduğunu, davacının ısrarla ...’un ... şirketindeki ortaklığını gizlemeye çalıştığını, ... şirketinin batma noktasına gelmesinin ...’un kötü niyetli eylem ve kararlarından kaynaklandığını, amacının şirketi çalışamaz duruma getirerek, şirket hisselerini yok pahasına ele geçirmek olduğunu, müvekkilinin şirket müdürlüğü yaptığı süre boyunca, sadakatle ve şirketin menfaatlerini gözeterek görev yaptığını, şirketin borçları nedeniyle icra takibi sonucu hayvanların satıldığını, ... Şirketinin banka kredileri ve ... ile ...’ın sağladığı borçla kurulduğunu, ... ve ... ve ortağı oldukları ... Şti.'nin kredi veren bankalara kefil olduğunu, 2013 yılı Haziran ayından itibaren ...'un şirketin borçlarını ödemeye yanaşmadığını ve bu nedenle kredi temin edilemediğini, bu dönemde şirkete ot ve yem temin eden ...firmasının da yem vermeyi kesmesinden sonra müvekkilinin akrabalarına ait ot ve yem üretimi yapan diğer davalı ... .... Şti.’nden ot ve yem alınmaya başlandığını, ... şirketinin alacaklarının tahsili amacıyla İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... nolu dosyasında 1.244.140,97 TL alacak için icra takibi başlatıldığını, çiftlikteki hayvanların haczedildiğini, satış aşamasına gelindiğinde ise tarafların anlaşmaları üzerine piyasa fiyatları üzerinden hayvanların müvekkili tarafından satın alındığını, bu satış işleminde müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, ... şirketinin tesisi bulunmadığından ... şirketine ait tesislerin aylık 10.000,00 TL bedel karşılığı personeliyle birlikte kiralandığını, elde edilen kira geliriyle şirketin borçlarının bir kısmının daha ödendiğini, müvekkilinin ... şirketini devir alarak ... şirketine karşı haksız rekabete giriştiğine ilişkin iddiaların asılsız olduğunu, 2011 yılında kurulan ... şirketinin kurulduğundan beri ... şirketi ile cari hesap ilişkisi içinde olduğunu, esas faaliyet olarak et ve yem üretimi ticareti yaptığını, ... şirketinin 2014 yılı Temmuz ayında hayvanlarını sattığını ve bu tarih itibariyle fiilen ticari faaliyetini sonlandırdığını, müvekkilinin ... şirketinin hisselerini Ekim 2015 tarihinde devraldığını ve ... şirketinin faaliyet konusuyla iştigal etmeyen müvekkili hakkında haksız rekabet yaptığından bahsedilemeyeceğini, ... şirketine ait olan gayrimenkullerin, davacı ... ve ... hakkındaki yağma eyleminden kaynaklanan hukuka aykırılığı ve cezai sorumluluğu bertaraf edebilmek için ... şirketi hisselerinin bir kısmını mafyaya devrettiğini, bilahare davacı ve mafyanın şirket tesislerini üçüncü şahıslara satmak için harekete geçtiklerini, bu durum karşısında ... şirketi yetkilisinin gayrimenkulleri koruyabilmek amacıyla düzenlenen bir protokolle, hisseleri müvekkili ... A.Ş.'ne devretmek suretiyle güvence altına aldığını, bu devir işleminden sonra ... şirketinin hisselerinin ... şirketinin de ortağı olan ... tarafından devralındığını, davacının Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1036 Esas sayılı dosyasında ve birleşen dosyada ileri sürdüğü iddiaların tamamının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/113402 Soruşturma dosyasına konu edildiğini ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen dosyada davalı ... ... A.Ş vekili savunmasında özetle; müvekkil şirketin 2011 yılında ... ve ... tarafından kurulduğunu, şirketin sadece ot ve yem üretimi, alım ve satımı yaptığını, fiilen et ve süt üretimi yapmadığını, müvekkili şirketin 2011 tarihinden beri ... .... Şti. ile ticari ilişkisi bulunduğunu, ... şirketinin ortakları arasındaki ihtilaftan ve karşılıklı ihtarlardan dolayı bankalar nezdinde kredi kullanma imkanı kalmadığından, şirketin daha önce ...’den temin edilen yem ihtiyacının 2013 ile 2014 yılları arasında müvekkili tarafından temin edildiğini, bu nedenle oluşan cari hesap alacağı için İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 1.244.140,97 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, çiftlikteki hayvanların müvekkili şirketçe haczedilerek satışı aşamasında, müvekkili ile borçlu ... şirketinin anlaşmaları sonucu piyasa fiyatı üzerinden harici şekilde müvekkili şirkete satıldığını, satış işleminden sonra müvekkilinin kendine ait tesisi bulunmadığından ... şirketine ait tesisin aylık 10.000,00 TL bedel karşılığı kiralandığını, davacı ... ile oğlu ... hakkında Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığıının 2015/1125 sayılı soruşturma dosyasıyla yağma eylemi nedeniyle yapılan soruşturmadaki cezai sorumluluğu bertaraf edebilmek için, ... şirketi hisselerinin bir kısmının devredildiğini, davacı ile şirketin bir kısım hisselerini devralan mafya grubunun şirket tesislerini üçüncü şahıslara satmak için harekete geçtiklerini, bu durum karşısında ... şirketi yetkilisinin gayrimenkulleri koruyabilmek amacıyla düzenlenen bir protokolle, hisseleri müvekkili şirkete devretmek suretiyle hisseleri güvence altına aldığını, bu devir işleminden sonra, müvekkili şirketin ortaklık yapısının değiştiğini ve hisselerin ... şirketinin de ortağı olan ... tarafından devralındığını, buradan da anlaşıldığı üzere gayrimenkullerin devrindeki amacın şirketin malvarlığını eksiltmek ya da mal kaçırmak olmadığını, müvekkili şirketin halen ... firmasından, 175.527,65 TL alacaklı olduğunu, dolayısıyla davacının (dava dilekçesinde açıkca ileri sürmemiş olsa bile) müvekkili şirket ile ortağı oldukları ... şirketinin cari hesap ilişkisine yönelik itiraz ve iddialarının haksız olduğunu, müvekkili şirketin, davacının ortağı olduğu ... şirketi ile haksız rekabette bulunmadığını, ... şirketinin süt inekçiliği yapmak üzere kurulduğunu, aktif olduğu dönem boyunca sadece bu faaliyette bulunduğunu, müvekkili şirketin ise sahip olduğu kiraladığı tarım arazilerinde ot ve yem üretimi ve ticareti yaptığını, faaliyet süresi boyunca sadece icra alacağına karşılık ... şirketinin hayvanlarını satın aldığını, Temmuz 2014 tarihinde bir yıl süreyle bu hayvanların bakımını yaparak bilahare sattığını, müvekkili şirketin hisselerinin aynı zamanda ... şirketi ortağı olan ... tarafından 14.10.2015 tarihinde devralındığını ve haksız rekabet iddialarının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Birleşen dosyada davalı ..., süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, bilirkişi heyeti kök ve ek raporları, talimat raporu, sicil kaydı, uyuşmazlık konusu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Müdürlerin Sorumluluğu Sebebiyle Tazminat Talebi Bakımından; Somut olayda Mahkememizde açılan davada taleplerden birincisi limited ortaklık müdürünün sorumluluğuna ilişkin olup, bu konuda, TTK m. 644’te yapılan atıf gereği, anonim ortaklık yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümler uygulanma alanı bulacaktır. TTK m. 644’ün atfı ile limited şirkette de uygulanacak TTK m. 553’te, yöneticilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmeleri durumunda doğacak zarardan sorumlulukları düzenlenmiştir. Limited ortaklıkta –anonim ortaklıktaki yönetim kuruluna karşılık gelen- müdürlere ilişkin yasal düzenlemeler ... arasında yer almakta, pek çok hususta da anonim şirkete ilişkin hükümlere gönderme yapıldığından anonim ortaklığa ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Limited ortaklık müdürlerinin kanundan doğan yükümlülüklerinin başında özen ve bağlılık/sadakat yükümlülüğü (TTK 613) yer almaktadır. Bunun yanında müdürlerin tabi olduğu yasaklar kapsamında şirketle işlem yapma yasağı, şirkete borçlanma yasağı ve şirketle rekabet etme yasağı (TTK 613 ve 626) da bulunmaktadır. Müdürlerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya yasaklara uymaması halinde TTK m. 553 kapsamında sorumlulukları doğar. Yine, limited ortaklık müdürlerinin görev ve yetkileri arasında, ortaklığın üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi; bunlar için gerekli talimatların verilmesi; ortaklık yönetiminin bazı bölümleri kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin, kanunlara, ortaklık sözleşmesine, iç tüzüklere (yönergelere) ve talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin gözetimi ve ortaklığın borca batık olması halinde durumun mahkemeye bildirilmesi de yer almaktadır (TTK 625/Ia, d ve h).Kanun koyucu limited ortaklıklarda ortaklıkla müdürün işlem yapma yasağma ilişkin özel bir hüküm getirmemiştir. Durum böyle olmakla birlikte, öğretide TTK 395'teki yönetim kurulu üyelerinin ortaklıkla işlem yapma yasağma ilişkin kural, limited ortaklıklarda da kıyasen uygulanabileceği, aynı sonuca TTK 629/1 ile de varılabileceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan TTK 395’in temsile ilişkin bir kural olması ve Kanun koyucu TTK 629/I'de müdürlerin temsil yetkisi bakımından, anonim ortaklık kurallarının uygulanacağını belirtmiş olmasından, bu atfın TTK 395'i de kapsadığı sonucuna varılabileceği kabul edilmektedir. Dolayısıyla hem kıyasen uygulanma hem de TTK 629/I’e göre yapılan atfın TTK 395'i kapsadığı görüşü, limited ortak müdürlerinin de genel kuruldan izin almadan ortaklıkla kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağı sonucunu doğurmaktadır (Oruç Hami Şener, Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku, Ankara 2017, 68-69). Aksi halde ortaklık yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Buna karşılık diğer taraf böyle bir iddiayı ileri süremez. Bu düzenleme limited ortaklığın zarara uğramasının engellenmesi amacıyla getirilmiştir. Çünkü müdürler, bizzat ortaklıkla işlem yaparak ve örneğin ederinden daha fazlaya mal satarak limited ortaklığı zarara uğratabilirler. Aynca bu açıklamaların sonucu olarak müdürler, bu tür yasak işlemleri kendi hesabına bir üçüncü kişiye de yaptıramaz (Şener, s. 722).Hem şirketle işlem yapma yasağı hem de özen ve sadakat yükümü kapsamında mali uzman bilirkişinin de tespit ettiği, 01.07.2014 tarihli kira sözleşmesi ile 86400 m2 yüzölçümlü taşınmaz üzerinde kurulu 2 adet Sağmal Ahır, 1 adet Sağımhane ve Süt Odası, 2 adet Revir, 1 adet Yönetim Binası, 2 adet Sosyal Tesis, 3 adet Ot ve Yem Odası, 1 Adet Doğumhane, 1 adet kuru dönem ve 3-8 aylık barınağı ve ahırı 1 adet besi ahırı ve 1 adet düve ahırının aylık kira bedelinin 10.000 TL olarak tespit edilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu bakımdan değerleme uzmanı tarafından hesaplanacak aylık ortalama bedel ile 10.000 TL fark kadar ay bazında şirketin (...) zarara uğratıldığı ve bu zarardan sorumluluğun söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır. Yine bilirkişi heyetinde yer alan mali uzman tarafından, ... tarafından yapılan TL cinsinden ödemelerin muhasebe kayıtlarına TL olarak kaydedilmesine rağmen, kaydedilen TL tutarların USD cinsinden karşılığının ve o tarihteki USD kurunun belirtilmesine bağlı olarak 2015 yılından itibaren yılın son gününde “Kur Değerleme İşlemi” yapılarak, muhasebe fişi açıklamalarında belirtilen USD tutarları yıl sonu USD kuru ile değerlendirilmek suretiyle ortaya çıkan değerleme farklarının bu hesaba alacak kaydı atıldığı, ... şirketinin ticari defterlerine göre 30.09.2020 tarihi itibariyle ... şirketinin davalı ...’a olan toplam 14.050.074,37 TL tutarındaki borcunun, 5.902.347.19 TL’sinin ilgili yıllarda TL cinsinden yapılan ödemeler ve TL muhasebe kayıtlarından, 8.147.727,18 TL’lik kısmının ise kur değerlemesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Şirketin yönetimi tarafından özen ve sadakat yükümüne ve ayrıca şirketle işlem yapma yasağına aykırı biçimde TL borcuna karşılık döviz borçlandırılması sonucu ticari teamüllere göre yapılacak faizlendirme dışındaki miktarın da şirketin zararını teşkil ettiği ve sorumluluğun doğduğu kanaatine varılmıştır. Bir diğer zarar kalemi de fiili ortak ve müdürler ... ve ... arasında yaratılan eşit işlem ilkesine aykırı uygulamadan kaynaklanmaktadır. Mali uzman tarafından tespit edildiği üzere, fiili ortak ve yetkili ...’ın kardeşi ortak ve inançlı müdür ...’dan alacağın temliki yoluyla almış olduğu 1.200.000,00 TL tutarındaki cari alacağı için yıl sonları itibariyle kur değerlemesi yapılırken, diğer fiili ortak ...’un cari alacağı için herhangi bir kur değerlemesi yapılmamakta, alacak ticari defter kayıtlarında kayıtlı bedeli ile takip edilmektedir. Bu kapsamda yapılan bu uygulama ile şirketin iki gerçek ortağı arasında şirketten olan cari alacaklarının tespiti ve kaydında farklılıklar yapıldığı, kur değerlemesi farkı kadar ...’ın alacağının diğer ortak alacağına göre fazla hesaplandığı ve kayıtlara alındığı tespit edildiğinden bu miktar bakımından da şirketin zararının ve bu zarardan ötürü sorumluluğun doğduğu, kanaatine varılmıştır.... ile ... şirketini temsilen ... arasında 09.09.2014 tarihinde imzalanan BORÇ SÖZLEŞMESİ’nin konusu, borç veren (...) tarafından Borçlu’ya (... şirketi) Amerikan Doları (USD) endeksli olarak borç para vermek ve verilen borç paranın verilme şartları ile borç paranın kullanımından dolayı tarafların hak ve yükümlülüklerini tespit etmek olduğu halde, Sayın mali bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere, ...’a olan borcun takip edildiği cari hesaba kaydedilen 1.200.000,00 TL’lik alacağın temliki yoluyla edinilen alacak tutarı, 120.000,00 TL’lik danışmanlık gideri alacağı ve 60.000,00 TL’lik ücret gideri alacağı olmak üzere toplam 1.380.000,00 TL’nin USD karşılığı olarak hesaplanan 509.751,13 USD’nin 30.06.2020 tarihindeki USD kuru ile değerlemesi sonucu ortaya çıkan (509.751,13 USD * 6.8422 = 3.487.819,18 TL, 3.487.819,18 TL – 1.380.000,00 TL = 2.107.819,18 TL) 2.107.819,18 TL’lik kur farkı değerlemesi kadar ...’ın alacağının artırıldığı, başka bir ifade ile yapılan bu işlem ile ... şirketinin 2.107.819,18 TL zararının ortaya çıktığı tespit edildiği üzere, bu zarardan ötürü sorumluluğun doğduğu kanaatine varılmıştır.Bir diğer taraftan, TTK 553’te düzenlenen yöneticilerin sorumlu olduğu zarar bakımından doğrudan ve dolaylı zarar olmak üzere ikili bir ayrım söz konusudur. Doğrudan zarar şirketin, pay sahiplerinin ya da şirket alacaklılarının doğrudan doğruya uğradığı zararı ifade etmekte iken dolaylı zarar şirketin uğradığı zarar sebebiyle ortakların ve alacaklıların zararını ifade etmektedir. Bu bakımdan sermaye artırımında ortağın rüçhan hakkının kullanımının engellenmesi, ortağa payına uygun temettü ödenmemesi, ortağın genel kurul toplantısına katılmasına veya toplantıda oy kullanmasına haksız yere engel olunması, hazırlanan yanlış bilançoya istinaden ortağın hisselerini satması veya yeni hisse senedi alarak zarara uğraması, alacaklının yanlış bilgiye dayanarak şirkete kredi açması gibi haller ortakların ve alacaklıların doğrudan zararına ilişkin verilen başlıca örneklerdendir. Yöneticilerin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Yukarıda açıklanan zarar kalemleri de ... şirketinin doğrudan uğradığı ve diğer ortak davacının dolayısıyla uğradığı zarar kalemlerini teşkil etmektedir. ...’in malvarlığında azalmaya yol açan eylem ve işlemler nedeniyle davacının dolayısıyla uğradığı zararlar söz konusudur. Dolayısıyla uğranılan zarar açısından ikame edilen davalarda ise tazminatın şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerekmektedir. TTK'nın 644/1-(a) bendi yollamasıyla TTK 555/1’e göre, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri düzenlenmiştir.
Nitekim Yargıtay, sorumluluk davalarından doğan dolaylı zararın tazminine yönelik, tazminatın davacılara ödenmesi talepli açılan davaların reddedilmesi gerektiğine hükmetmektedir. Somut uyuşmazlıkta da, 09.11.2015 tarihli dava dilekçesinde, zararın davalı ...’dan tahsili ile davacı ...’a ödenmesinin talep edilmesi sonrası 2017 yılında verdiği dilekçe ile zararın dava dışı şirkete ödenmesi haksız rekabetten kaynaklana zararın ise davacıya ödenmesi yönünde talep sonucunu değiştirerek açıklamıştır Davalının Haklı Sebeple Yöneticilikten Azli Talebi Bakımından; Limited ortaklıklar bakımından TTK 630/2’de ortaklara bireysel bir hak tanınmış ve her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Hükmün 3. Fıkrasında ise sınırlı olmayan haklı sebep hallerine yer verilmiştir. TTK 630/3 uyarınca yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul edilmiştir. Ortakların TTK 630/2’den kaynaklanan müdürün azli davasını açabilmeleri için, öncelikle ortaklar kurulundan talepte bulunmaları da gerekli değildir. Aksine TTK 630/2’deki şartlar varsa, ortak genel kurula başvurmaksızın doğrudan mahkemeye başvurabilir. Dava açma hakkı yalnızca ortaklara tanınmış, somut olay bakımından da, davacının %50 ortak olması bakımından ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı sıfatını haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı sıfatının azli istenen müdüre mi yoksa ortaklık tüzel kişiliğine mi ait olduğu yönünde öğretide tartışma bulunsa da, davalı sıfatının ortaklığa ait olduğuna ilişkin görüşü savunan yazarlar dahi iki kişilik limited ortaklıkta bir ortağın diğer ortak müdürün azli için dava açması durumunda, davalı sıfatının azli istenen müdürlere ait olduğunu kabul etmektedir. Yargıtay uygulaması da azli istenen müdürün davalı olarak gösterilmesinin yeterli olduğu yönündedir (Y. 11. HD. 29.4.2019, E. 2018/1597 K. 2019/3235). TTK 630/2 uyarınca mahkemenin azil ya da yetki sınırlandırması kararını vermesinin temel şartı haklı sebebin varlığıdır.Müdürlerin, ortaklığın değil de, çoğunluğun veya bazı pay sahipleri gruplarının menfaatlerini korumaları da haklı sebep olarak kabul edilmektedir. TTSG kayıtları ve dosyaya sunulu diğer bilgi belgeler incelendiğinde, dava açıldıktan sonra ve fakat hüküm kurulmadan önce müdürlerin görev süresinin sona erdiği görülse de bu durumda da usul hukuku bakımından davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre azil kararı verilmesi yöneticinin eylerinin sonucunun karşılanması bakımından konusuz kalması verilmesi uygun olmadığından azil yönünde karar vermek dava teorisinin bir sonucudur.Somut olay bakımından heyette yer alan uzmanlar tarafından tespit edildiği üzere, taşınmaz, taşınır ve hayvanların ederinin altına satılması, ...’in dosya kapsamından hem fiili müdürü olduğu hem de azli istenen müdürün birinci derece yakını olduğu anlaşılan ...’dan TL borç alındığı halde dolar kuruna endeksli faizlendirilerek anaparanın çok üstünde faiz oluşması durumuna sebebiyet verilmesi, ...’e ait faaliyet konusuna konu hayvanların ve bazı menkul işletme tesisatının yine ...’ın hâkimiyetinde olan ...’ya satılması, ...’ya ...’in 86400 m2 yüzölçümlü taşınmaz üzerinde kurulu 2 adet Sağmal Ahır, 1 adet Sağımhane ve Süt Odası, 2 adet Revir, 1 adet Yönetim Binası, 2 adet Sosyal Tesis, 3 adet Ot ve Yem Odası, 1 Adet Doğumhane, 1 adet kuru dönem ve 3-8 aylık barınağı ve ahırı 1 adet besi ahırı ve 1 adet düve ahırının aylık 10.000 TL’ye kiraya verilerek şirketin zarara uğratılması halleri başta olmak üzere olay örgüsü göz önüne alındığında haklı sebebin ve azil için anılan diğer şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır. Haksız rekabet iddiası sebebiyle açılan birleştirilen dava yönünden; 08.03.2017 tarihli dava dilekçesi incelendiğinde, genel olarak sorumluluk ve azil dava dilekçesinde yer alan olay örgüsü aktarılmış, davalılar arasına ... ve ... AŞ’de eklenmiş; '…Şirketin gerçek yöneticisi olduğunu ve tüzel kişilik perdesinin arkasına saklandığını kabul ve ikrar eden davalı ...’dan ve haksız rekabette bulunan ...’dan, ayrıca davalıların birlikte kurduğu ve ... şirketinin malvarlığının, 1000’den fazla büyükbaş hayvanı ve işletmesini devraldığı, ... şirketiyle haksız rekabet eden davalı ... şirketinden davacıya ve şirkete verilen zarara karşılık bilirkişilerce yapılacak inceleme sonrası artırılmak üzere şimdilik 5.000,00-TL’nin ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkile ödenmesine karar verilmesini, Yine davalı ...’ın haksız rekabette bulunması nedeniyle şirkete verdiği zarardan dolayı şimdilik 5.000,00 TL’nin ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini..' talep ve dava ettiği görülmüştür.Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı vekili dilekçelerinde davasını ‘haksız rekabete’ dayandırmış, ancak hangi haksız rekabet halinin mevcut olduğuna ilişkin bir açıklamada bulunmamıştır. Aşağıda “Haksız rekabet” iddiası TTK 54 vd. maddeleri kapsamında incelenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) haksız rekabet müessesesi, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hallerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. TTK’da önce haksız rekabetin amacı gösterilmiş ve tanım niteliğindeki temel ilkeye yer verilmiş (m. 54), sonra haksız rekabet teşkil eden örnek davranış ve fiiller tek bir maddede, altı bent ve her bir bendin altında da toplamda 21 alt bent olacak şekilde sayılmıştır. Somut davranış veya uygulama TTK 55’te sayılan haksız rekabet hallerine tam olarak uymuyorsa veya bu hallerin kapsamına ömekseme yolu ile dolaylı olarak da dâhil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki TTK 54/2’nin uygulanması mümkündür.Böylece bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için, ya TTK 55’te sayılan hallerden birine dâhil olması, ya TTK 55’te sayılan haller ile benzerlik göstermesi ya da genel ilke (TTK 54/2) uyarınca haksız rekabet teşkil etmesi gerekmektedir (Nomer Ertan, Füsun, Haksız Rekabet Hukuku, İstanbul 2016, s. 97-98). TTK 58/1d uyarınca da, haksız rekabet halinde bulunan failin kusurunun varlığında, meydana gelen zarar ve ziyanın tazmini istenebilir. Haksız rekabet, kusur, zarar ve illiyet bağının ispatı gerekmektedir.Ancak somut olay bakımından bir şirketin fiili müdürünün diğer şirketin müdürü olması karşısında, haksız rekabetten değil TTK 626/2 kapsamında rekabet yasağının ihlalinden ve sorumluluğundan bahsedilebileceği söylenebilir. Diğer davalı ortak müdür ... bakımından iddia olunan eylemler de sorumluluk davası kapsamında değerlendirilmesi gerekmiştir. Haksız rekabete ilişkin dava açma hakkı ekonomik çıkarları yönünden zarara uğrayan ya da zarar görme tehlikesine maruz bulunan kimseye tanınmış olduğuna göre, tüzel kişilerde doğrudan zarara uğraması söz konusu olmayan ortaklar veya yönetim kurulu üyelerinin/müdürlerin ya da işletmede çalışan işçilerin şahsen dava açma hakları bulunmamaktadır (Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2020, s. 366). Aynı zamanda dava dilekçesinde haksız rekabet sebebiyle zarara uğradığı iddia olunan ... şirketi olduğu halde, tazminatın davacı ...’a ödenmesinin talep etmiştir.. Davacıların, söz konusu şirkette salt ortaklık sıfatının olması, böyle bir davayı kendi adına açması için yeterli değildir. (Yargıtay 11. HD'nin 2014/1233 E., 2014/19833 K. ; 2013/12642 E., 2014/2716 K.; 2017/762 E., 2018/5689 K. kararları da bu yöndedir.) Haksız rekabeti düzenleyen TTK 396/4maddesi kapsamında değerledirildiğinde ise bu zararın dolaylı olarak şirketin zararı olduğu dikkate alındığında davacıların kendilerine tahsil yönünde tazminat talep edemeyecekleri dikkate alınmış bu yönüyle de talebin reddine karar vermek gerekmitşir.Birleşen dosyada davalı karşı dava açarak davacı yönünden tazminat talebinde bulunmuş ise de bu davanın geldiği aşamada ve iddia edilen fiillerin ayrıca incelenmesi gerektiğinden tefrikine karar verilmiş ayrıca yönetici sorumluluğu dışında da alacak talepleri bulunduğundan takasa mahsup talebi dışındaki talepler bakımından tefrikine karar vermek gerekmiştir. Davalı hem bu davada hem de birleşen davada dava yoluyla elen rapora göre alacak hakkının bulunduğu iddiasıyla takas mahsup talebinde bulunmuş olup Bir yenilik doğuran işlem olarak takas beyanı karşı tarafın kendi alacağı için açtığı davayı reddettirmek üzere mahkemede de ileri sürülebilir. Ancak daha önce mahkeme dışında yapılmış takasın sonradan açılan davada ileri sürülmesi ile daha önce takas yapılmış olmayıp da bir kimsenin aleyhine açılan davaya karşı takas bildiriminde bulunmasının birbirinden farklı olduğu; ilk halde takasla borcun sona ermiş olduğu yolunda bir itirazın söz konusu olduğu, ikinci halde ise dava sırasında takas bildiriminin usul hukuku kurallarına tabi ve niteliği tartışmalı bir işlem olduğu öğretide ifade edilmektedir (Oğuzman, Kemal; Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 2019, s. 612, N. 1878).Davalının takas mahsup taleplerini teşkil eden miktarın usul hukuku yönünden indirilip indirilemeyeceği takdiri mahkemeye ait olmak üzere eğer indirecekse davalının dosya kapsamında sunulan bilgi belge kapsamındaki alacakları düşüldükten sonraki şirketin zararı mali uzman tarafından 2.317.631,30 TL olarak; bu miktar düşülmeden hesaplanan tutar ise 16.367.705,67 TL olarak hesaplanmıştır.Bunun dışında 26.02.2021 tarihli raporunda müdürlerin sorumluluğu sebebiyle tazminat talebi bakımından değerlendirmeler hakkında davacı ve davalı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde; yeni rapor alınması gereken bir hususun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Yönetici sorumluluğuna yol açan zarar kalemleri bakımından sonuç olarak kalem kalem özetlemek gerekirse, Dava dosyasında bulunan asıl dava ve birleşen davaya ilişkin belge ve evraklar, taraflar arasında imzalanan protokol ve sözleşme ile Cumhuriyet Savcılığı dosyası ve dava dışı ... şirketine ait ticari defterler üzerinden yapılan incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda;
-... şirketinden ... şirketine satışı yapılan hayvanlarla ilgili olarak ... şirketi tarafından ... şirketi adına düzenlenen faturalardaki hayvan bedeli toplamı (2.237.310,00 TL4-74.942,00 TL) 2.312.252,00 TL ile bilirkişilerce tespit edilen hayvanların satış bedeli 2.733.950,00 TL arasındaki fark olan 421.698, TL kadar ,
- ... şirketinden ... şirketine yapılan demirbaş ve araç satışları ile 11 makina ekipman satışının KDV dahil 456.980,00 TL olarak faturalandırıldığı, anlak ... şirketinden ... şirketine satışı yapılan demirbaş, araç ve makina ekipmanının piyasa rayiç değeri bilirkişilerce 531.000,00 TL olarak tespit edildiği fatura bedeli ile piyasa rariç değeri arasındaki fark olan 74.020,00 TL
-Dava konusu taşınmazlara ilişkin dava dosyası ve keşif mahallinde yapıları incelemeler neticesinde maliki ... ve ... şirketi olan taşınmazların dava l itibariyle takribi serbest piyasa rayiç değerleri toplamı heyetimizdeki teknik bilirkişi tarafından 7.724,260,49 TL olarak tespit edilmiş olup, bilirkişice tespitleri 7.724.260,49 TL
-Alacağın temliki yoluyla edinilen alacak tutarı, 120.000,00 TL'lik danışman| gideri alacağı ve 60.000,00 TL'lik ücret gideri alacağı olmak üzere 1.380.000,00 TL'nin USD karşılığı olarak hesaplanan 509.751,13 USD'nin 30.06.2090 tarihindeki USD kuru ile değerlemesi sonucu ortaya çıkan (509.751,13 USD * 6.8482