Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1827 E. 2026/888 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1827
- Karar No
- 2026/888
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1827
KARAR NO: 2026/888
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/06/2022
NUMARASI: 2019/287 Esas - 2022/350 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 04/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... ile adresi “...” olan dava dışı ... isimli firma arasında yapılan ticari faaliyetler neticesinde firmaya satılmış emtiaların taşımacılık işlemleri davalı ... aracılığı ile gerçekleştirildiğini, shipper/yüklemeyi yaparak malları taşıyıcıya teslim eden firmanın müvekkili şirket ...'nin olduğunu, consignee/alıcı firmanın dava dışı ... olduğunu, ... address/ihbar adresi olarak mallar boşaltma limanına vardığında malları alacak firma olarak yine dava dışı ...olduğunu ve davaya konu emtiaların taşınmak üzere teslim alındığının görüldüğünü, taşıma işlemlerinin yapılması sırasında davalı tarafça e-posta aracılığı ile Ren nehrinde debi düşüklüğü yaşandığı belirtilerek bekleme masrafları ve demuraj bedeli adı altında müvekkili şirket adına faturalar düzenlenmiş ve ödeme yapılmaması halinde konşimentoları ve emtiaları teslim etmeyeceklerinin bildirildiğini, müvekkili şirketin itiraz etse de emtiaların Almanya Gümrüğü'nden çekilebilmesi adına dava konusu toplam 4.656,46 EUR tutan faturaları ihtirazı kayıtla ödediğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme mevcut olmadığını, bununla beraber debi düşüklüğünü gösterir yazılı bir belgenin de müvekkiline sunulmadığını, ihtirazı kayıtla ödenilen alacağının tahsili için.... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası nezdinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe karşı davalı ...'nin itiraz etmesi neticesinde takibin durdurulduğunu, bu sebeple itirazın iptali davasını açtıklarını, davalı şirketin icra takibine itiraz ederek yargılama süresinde mal kaçırma hazırlığı içinde olduğunu, alacaklarını tahsil etme imkânının tehlikeye girdiğini, davalının taşınır taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczi ile.... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının sunmuş olduğu konşimentonun itilaf halinde Hamburg Mahkemelerinin münhasıran yetkili olduğunu ve Alman Hukukunun uygulanması gerektiğini, müvekkili tarafından gerçekleştirilen hizmetler sonucu oluşan alacaklara ilişkin geçmiş fatura ve cari hesap kayıtlarının kesinleştiğini, dava konusu faturalara karşı davacının herhangi bir itirazı olmaksızın ödemeleri gerçekleştirdiğini, ilgili faturalara süresinde itiraz edilmediğinden cari hesaba işlenen ve kesinleşen faturalar bakımından alacaklarının kesinleştiğini, ticari defter kayıtları incelendiğinde davacı firmanın davalı ...’a 250,00 EURO borcu olduğunun görüleceğini, davacı firmadan bu borcun ödemenmesini istediklerini, ancak davacı firma tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde taşımaların müvekkili nezdinde gerçekleştirildiğini ikrar ettiğini, müvekkilinin navlun ücretine hak kazanmış olduğunu, yapılan taşıma içerisindeki nehir taşımasında Ren Nehri'nde debi düşüklüğü yaşanmasının mücbir bir sebep olduğunu, bu durumun sonucunun müvekkiline yükletilemeyeceğini, taşıma ilişkisi kurulurken teklif aşamasında Ren Nehri'nde yaşanan bu durumun davacı tarafa bildirildiğini, davacının da dava dilekçesinde bu durumun kendilerine bildirildiğini ikrar ettiğini, taşıma tipinin CY/CY (Limandan Limana) olması sebebiyle tahmil limanından tahliye limanına kadar olan süreçte oluşan tüm masraflardan davacının sorumlu olduğunu, taşımada debi düşüklüğü sebebiyle ek masrafların oluştuğunu, bu masrafların davacının bilgisi dahilinde davacıya fatura edildiğini, davacı tarafın ihtiyati haciz talebine itiraz ettiklerini, yetki itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Mahkemece davalıya ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi sureti ile davalının davaya konu edilen bedellerin fiili taşımayı gerçekleştiren firmalara ödenip ödenmediğinin tespitine karar verilmiştir. Zira dava dosyasında davalının fiili taşıyan olmadığı sabit olmakla, davaya konu edilen demuraj ve bekleme ücreti alacaklısı esasen fiili taşıyanlardır. Davalı vekilince dava dışı fiili taşıyan ...tarafından davaya konu edilen bekleme ve demuraj nedeni ile 1.087,00 USD bedelli faturanın ve dava dışı fiili taşıyan ...tarafından davaya konu edilen bekleme ve demuraj nedeni ile 3.859,46 USD bedelli faturanın dava dışı ... .../Almanya isimli firma adına tanzim edildiği belirtilmiştir. Yapılan muhasip incelemesi neticesinde, Almanya da mukim ... ...adına tanzim edilen ve asıl taşıma şirketleri tarafından yapılan masraf bedellerinin ödemelerinin davalı tarafça mahsup işlemi ile gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Davalı tarafından davaya konu edilen bedellerin fiili taşıyanlara ödendiği, davaya konu masrafların oluşmasında davalının herhangi bir kusur yahut ihmalinin bulunmadığı da değerlendirilerek açıklanan nedenlerle masraflar nedeni ile sorumluluğun, davalı nezdinde yükleten ve taşıtan olan davacıda bulunduğu kabul edildiğinden davanın reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşıma esnasında ortaya çıkan debi düşüklüğünün taraflar arasındaki akdi ilişki çerçevesinde davacı şirkete (taşıtana) yüklenmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı tarafın davacı şirketten tahsil ettiği dava konusu bedelleri taşıma organizasyonundaki taşıyanlara ödediğine dair belge bulunmadığını, dava dışı ... ile mahsup işlemi yapıldığı yönündeki tespit ve gerekçeyi kabul etmediklerini, davalı tarafın, yurt dışı grup şirketi olan ... ...ile birlikte taşıma organizasyonu yaptığını, dosya kapsamına, dava konusu olan haksız tahsilatın davalı şirket tarafından yurt dışı şirket olan ... ...'e ve onun da diğer taşıyanlara (armatör v.s.) ödeme yaptığını gösterir belge sunulmadığını, ihtilafın, davacıya 5.271,46-Euro tutarlı faturalar ile yansıtılan masraf ve demuraj giderlerinin gerçekte var olup olmadığı hususlarına dayandığını, söz konusu masraf ve demuraj bedellerinin gerçekte var olduğuna dair dosyada somut herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, davalının ispat külfetini yerine getiremediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; davacının ihraç ettiği emtiaların akdi taşıyan davalı tarafça taşınması sırasında taşıma güzergahında bulunan Ren Nehrinde yaşanan debi düşüklüğünden kaynaklanan ve davacının ihtirazi kayıtla ödediği ek masrafların davalıdan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
İstinaf konu uyuşmazlık temelde davacının süresterya ücretinden sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
Davacı tarafça davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile 'ihtirazi kayıtla ödenen fatura dökümü" borcun sebebine dayalı olarak 4.656,46 Euro asıl alacak ve 35,60 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.692,06 Euro alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
Dosyada toplanan deliller, davacı iddiaları ve davalı savunmaları ile; davacının Almanya ülkesinde bulunan dava dışı ... adlı müşterisine bir kısım emtia satışı yaptığı, taşıma sözleşmesinin ... ile yapıldığı, gerek navlun gerek uyuşmazlık konusu hizmet ve demuraj faturalarının davalı şirketçe davacı adına düzenlendiği, yükün 18/10/2018 tarihi ve devamı tarihli ana konişmentolar tahtında çeşitli gemiler ile ambarlı limanından Belçika'nın Antrwerp limanına taşındığı, fiili taşımaların hat sahibi ...ve ... tarafından gerçekleştirildiği, davalı tarafça taşıma esnasında Ren nehrinde debi düşüklüğü sebebiyle sürastarya oluştuğu gerekçesiyle davacıya fatura düzenlendiği, davacı tarafça ihtirazi kayıtla ödemelerin yapıldığı, fiili deniz taşıyanları ...ve ... tarafından ren nehrinde oluşan debi düşüklüğü nedeniyle oluşan demuraj faturalarının davalıya değil ... ...adına düzenlendiği, bedellerin fiili deniz taşıyanlarına ödendiğine dair dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı anlaşılmaktadır.
27/04/2021 tarihli bilirkişi ek raporunun 5. Sayfasında "Davalı şirket, asıl taşıma şirketleri tarafından yapılan masraf ve demuraj giderlerinin Almanya'da mukim şirket ortağı ... ...adına fatura tanzim edildiğini ve Almanya'da bulunan firma tarafından ödemelerin gerçekleştirildiğini, dava dışı ... ... / Almanya tarafından asıl taşıma şirketlerine yapılan ödemeler karşılığında firmaları adına fatura ile giderlerin yansıtıldığı beyan etmiştir. Dolaysıyla, davalı tarafından asıl taşıma şirketlerine yapılan ödemelere ilişkin belgeler sunulmamıştır.
Davalı şirket yetkilileri, firmaları adına yansıtılan 5.271,46 Euro toplam tutarındaki faturaların suretini ve dava dışı şirkete ait muavin kayıtları ibraz etmiştir. Davalı tarafından ibraz edilen dava dişi ... .../Almanya muavin kayıtlarının ...nolu Ortaklar cari hesabında takip edildiği ve dava dışı şirket tarafından davalı şirket adına tanzim edilen faturaların iş bu hesaba alacak kaydedildiği tespit edilmiştir. Söz konusu faturaların dava dışı şirkete ödemelerinin yapılıp yapılmadığı mevcut sunulan muavin kayıtlardan tespit edilmesi mümkün olmamıştır." şeklinde belirleme yapılmıştır.
Aynı raporda ...S.A tarafından ... .../Almanya adına tanzim edilen fatura tutarının 1.087,00 Euro, ... tarafından ... .../Almanya adına tanzim edilen fatura tutarının ise 3.859,46 Euro olduğu da belirlenmiştir. Yine dosya içeriğinden gerek davalının gerek davalıya yansıtma faturası düzenleyen ... .../Almanya'nın asıl taşıyıcılara süresterya/demuraj beledelini ödediklerine dair herhangi bir evrak ve belge sunulmuş değilldir.
Dosyaya sunulan 2. Ek raporda ... .../Almanya' nın davalı adına tanzim ettiği faturalar karşılığı davalının dava dışı şirket adına çeşitli taşımalara dair faturalar tanzim ettiği, cari hesap bakiyelerine istinaden mahsup işlemlerinin gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Ancak dava dışı asıl taşıyanlar ...ve ...nin düzenlediği masraf ve demiruaj faturaları için ödeme yapıldığına dair herhangi bir veri içermediği görülmektedir.
Kural olarak eğer şartları oluşmuş ise demuraj ücretinden taşıtan sorumlu olup, taşıyan dışında alt taşıyan(organizatör)bu bedeli talep edebilmesinin öncelikli koşulu, demuraj bedelini asıl taşıyana ödemesi gereklidir. Eldeki uyuşmazlıkta bu husus ispatlanmış değildir. Bu durumda davacı tarafça ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerin davacıdan talep edilme imkanı bulunmadığı anlaşılmakla asıl alacak yönünden davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Takip öncesi davalının temerrüde düşürüldüğü ispatlanmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, ihtirazi kayıtla ödenen fatura bedeline ilişkin olup alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur.
Yabancı para üzerinde yapılan takipler ve açılan itirazın iptali davalarında yargılama giderleri, vekalet ücreti ve kesinlik sınırı dava tarihindeki kur esas alınarak, İcra inkar ve kötü niyet tazminatları ise takip tarihindeki kur esas alınarak belirlenir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nispi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları).
Eldeki uyuşmazlıkta T.C Merkez Bankası efektif satış kurları 09/04/2019 takip tarihinde 1 Euro 6.3986 TL olup takibin TL karşılığı 29.794, 82 TL dir. 17/06/2019 dava tarihinde ise 1 Euro 6.6063 TL olup dava değeri 4.692,06 Euro X 6.6063 TL = 30.997,15 TL, davanın kabul edilen kısmı 30.761,97 TL, red edilen kısmı ise 235,18 TL'dir. İcra inkar tazminatı, harçlar ve yargılama giderlerinin hesap ve dağıtımında bu belirlemeler esas alınmıştır.
Davcını takibinde ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyeti ispatlanmadığından reddedilen kısım yönünden davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalıların.... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 4.656,46 Euro asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, davacının fazlaya dair taleplerinin reddine,
2-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa Devlet Bankalarının Euro para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı yürütülmesine,
3- 6.152,39 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4- Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
5-Alınması gerekli olan 2.101,35 TL harçtan peşin alınan 383,03 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.718,32 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından peşin yatırılan 383,03 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan başvuru harcı 44,40 TL, posta ve tebligat gideri 386,00 TL, bilirkişi ücreti 2.575,00 TL olmak üzere toplam 3.005,40 TL yargılama masrafının davanın kabul ve ret oranına göre 2.982,59 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yargılama sırasında yapılan 1.275,00 TL bilirkişi ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre 9,67 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.761,97 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
10-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 235,18 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
11-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre 1.309,98 TL'sinin davalıdan, 10,01 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
12-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,
13-Kanun yolu yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 82,00 TL olmak üzere toplam 302,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026