Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1820 E. 2026/898 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1820
Karar No
2026/898
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1820

KARAR NO: 2026/898

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/09/2022

NUMARASI: 2021/444 Esas - 2022/588 Karar

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 12/05/2026

Taraflar arasındaki Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı kurumdan ticari faaliyetleri kapsamında kredi çektiğini ve düştüğü mali kriz nedeniyle iflas ettiğini, bu nedenle kredisini ödeyemediğini, 01.08.2016 tarihinde emekli olduğunu, emekli maaşını da kredi çekmiş olduğu banka şubesinden almakta olduğunu, emekli maaşının krediye teminat olarak gösterilmediğini, hiçbir rızası olmadığı halde, emekli olunan tarihten itibaren sürekli olarak emekli maaşının 1/4'üne haciz konmaya başlandığını, müvekkili tarafından bu hususta davalı kuruma defalarca başvuru yapılmış ise de taleplerinin yerine getirilmediğini, emekli maaşının haczinin belli ve istisnai şartlarda mümkün olduğunu, müvekkilinin ...İlçe Tüketici Hakem Heyetine yaptığı başvuru neticesinde, ilgili hakem heyeti tarafından her ne kadar maaş üzerindeki blokenin kaldırılması ve maaşından yapılan kesintilerin müvekkile iadesi yönünde karar verilmiş ise de, bu karara karşın davalı bankanın İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesinin 2020/35 esas sayılı dosyasıyla dava açtığını, taraflar arasında kullanılan kredirin ticari kredi olduğu ve ticari hizmetler sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda "Tüketici Hakem Heyetinin görevli olmadığı" gerekçesiyle hakem heyeti kararının iptal edildiğini, dosyanın tarafına İstanbul Barosu Adli Yardım Bürosu tarafından tevdi edildiğini ve müvekkilin maaşından başka bir geliri olmadığını, maaşından yapılan kesintiler nedeni ile ekonomik buhran yaşadığını ve buna ilişkin fakirlik belgesinin mevcut olduğunu, bu nedenlerle davanın ve adli yardım taleplerinin kabulüne, müvekkilinin bankadaki hesabında bulunan blokenin kaldırılarak, bu aşamadan sonra kesinti yapılmamasına, yapılan tüm kesintilerin ise, yasal faizi ile müvekkile iade edilmesine (şimdilik 1.000,00 TL), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı borçlunun davaya konu taleplerinin reddinin gerektiğini, davacı ile Müvekkili banka arasında, Genel kredi Sözleşmesi ile Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmelerinin imzalanarak, sözleşmelere istinaden davacıya bir ticari kredi, bir bireysel kredi kartı kullandırıldığını, ancak davacının, kredisini ve kredi kartı borcunu ödemediği için 29/05/2017 tarıhınde hesaplarının kat edilerek, iadeli taahhütlü ihtarnamenin gönderildiğini, kredi kartı borcu için İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile, ticari ihtiyaç kredisi için, aynı icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takipleri başlatıldığını, buna rağmen davacı borçlunun ödeme yapmadığı gibi, ödeme hususunda da kendisi ile anlaşılamadığını belirttiğini, davacı borçlu ile müvekkili banka arasında imzalanmış olan sözleşmelere göre; "Müşteri Bankadaki her türlü hak ve alacakları üzerinde bankanın rehin ve hapis hakkı olduğunu kabul eder" ibaresinin yer aldığını, yine aynı maddede bankanın hiçbir ihbara gerek olmaksızın bu alacaklar üzerince takas, mahsup ve her türlü virman yetkisinin olduğunun açıkça belirtildiğini, davacının bunu bilerek kredi kullandığını ve müvekkili bankanın da iş bu maaşı dolayısıyla kendisine kredi verdiğini, hiçbir geliri olmayan, çalışmayan, ödeme durumu olmadığı belli olan kişilere kredi verilmediğinin bilinmekte olduğunu, davaya konu emekli maaşına ilişkin tahsilatın, borcun ödenmemesine karşın karşılıklı imzalanan sözleşmelerin ilgii maddeleri ile tüm alacakların, mevduat ve hesapları üzerinde bloke, hapis, mahsup ve takas etme yetkisinin verildiğine işaret edildiğini, bu nedenlerle davann reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Dosya, bankacılık hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, 10.02.2022 tarihli rapora göre, davacı tarafa davalı banka tarafından, karşılıklı imzalanan Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi ve Genel Kredi Sözleşmesine istinaden krediler ve kredi kartı kullandırıldığı, davacının 26.08.2016 tarihinde ilk emekli maaşının ... nolu hesabına geçtiği, bu hesaptan ödenmekte olan kredilerin de doğal olarak emekli maaşının hesaba geçmesi ile sistem tarafından hesapta para olduğundan ödemelerin davacının hesabına geçen emekli maaş tutarından yapıldığı, kredilerin davacı tarafından ödenmemesi nedeniyle, emekli maaşının geçtiği hesaba, davalı banka tarafından 1/4 oranında bloke konulması nedeniyle, hesaba 26.07.2017 tarihinde ve sonraki tarihlerde geçen emekli maaşından 1/4 oranında kesintinin yapıldığı ve tüm borcun takip edildiği, banka tarafından açılmış olan kanuni takip hesabına aktarıldığı, davacının emekli maaş hesabına konulan 1/4 oranındaki blokeye ve yapılan kesintilere olan itirazına ait 19.11.2018 tarihli dilekçesinden sonra 26.09.2019 tarihine kadar hesapta bloke olmadığından, emekli maaşından kesinti yapılmadığı fakat, 26.09.2019 tarihinden sonra yine maaş hesabına bloke konularak, kesintilerin yapılmasına tekrar başlandığı, davalı banka tarafından Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesinin 3.6 maddesine dayanılarak kredi verildiği belirtilmiş ise de, sözleşmenin tek tip sözleşmelerden olduğu ve bu maddenin sözleşmeyi imzalayan davacı ile müzakere edildiğinden söz edilemeyeceği, ayrıca davacıdan bu konuda ilgili sözleşme dışında bir muvafakatname alındığına ilişkin bir belge sunulmadığı, davacının emekli maaşından yapılan kesintilerin toplam 16.891,28 TL olduğı, her bir kesintinin dava tarihine kadar olan yasal faizlerinin tek tek hesaplanması sonucu, yasal faizler toplamının 1.923,60 TL olduğu, ilgili kredi borçlarının davacının tek geliri olduğu görülen emekli maaşından ödenebileceğine dair davacıdan bir muvafakat alınmadığından, yapılan kesintilerin yasal faizi ile birlikte davacıya iade edilmesi gerektiği kanaati oluştuğu rapor edilmiş olup, davalı tarafın rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişiden ek rapor alınmış, itirazlar irdelenerek ve aydınlatılarak sunulan ek rapora göre, bilirkişinin ek rapordaki görüş ve düşüncelerinin, kök rapordaki görüş ve düşüncesi ile aynı olduğu görülmüş, bilirkişi kök ve ek raporlarının denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınabilir nitelikte olması sebebiyle yeni bir bilirkişiden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu 14.02.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırarak 16.891,28 TL kesinti bedeli, 1.923,60 TL yasal faiz olmak üzere toplam 18.814,88 TL'ye çıkardığı da göz önüne alınarak; Bankacılık Hizmet Sözleşmesinin tek tip sözleşme olduğu, bu sözleşmeyi imzalayan davacı ile banka arasında müzakerenin söz konusu olmadığı, ayrıca davacı ile sözleşme dışı muvafakatname de imzalanmadığı, yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre, bankanın icra yoluna başvurmaksızın maaş kesintisi yaptığı, kesintinin ancak icra yolu ile yapılabileceğinin düzenlendiği, yapılan hesaplamanın mer'i mevzuat hükümlerine uygun yapılmasından dolayı hükme esas alınması gerektiği anlaşılmış olup, davacının 16.891,28 TL kesinti bedeli, 1.923,60 TL yasal faiz olmak üzere toplam 18.814,88 TL davalıdan alacağı olduğu, davacı yanca, ıslah dilekçesinde, karar tarihinden itibaren yasal faiz talebinde bulunulmuş olup, taleple bağlılık ilkesi uyarınca yasal faize hükmedilebileceği tespitiyle beraber davanın kabulüne, davacının davalı bankanın ...Çarşı Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabındaki blokenin kaldırılmasına ve hesap üzerinde kesinti yapılmamasına, toplam 18.814,88 TL'nin (16.891,28 TL kesinti bedeli, 1.923,60 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere) karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine " karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı borçlu ile müvekkili banka arasında imzalanmış olan dava dosyasına da ibraz edilmiş olan sözleşmelere göre; “Müşteri, Bankadaki her türlü hak ve alacakları üzerinde Bankanın rehin ve hapis hakkı olduğunu kabul eder” dendiğini, aynı maddede Bankanın hiçbir ihbara gerek olmaksızın bu alacaklar üzerinde takas, mahsup ve her türlü virman yetkisinin olduğu açıkça belirtildiğini, bu maddeler gereğince, davacının taleplerinin ve davasının haksız olduğu açık ve net şekilde görüldüğünü, davacının bunu bilerek kredi kullandığını ve müvekkil bankanın da iş bu maaşı dolayısıyla kendisine kredi verdiğini, alacağını tahsil etme amacında olan müvekkil bankanın iyiniyetli olduğunu, borcunu ödeme hususunda hiçbir girişimde bulunmayan davacıyı zarara uğratacak herhangi bir işlem yapmadığını, davacı iş bu kredileri kullanırken, ödemelerinin emekli maaşından kesileceğinin bilincide olup, onayının da bulunduğunu, buna rağmen, müvekkil banka’dan kredi kullanıp, sonra hiçbir şekilde, sırf emekli olduğu için ödeme yapmak istemeyen ve yaptığı ödemeleri de iade isteyen davacının iyi niyetli olduğunun da düşünülemeyeceğini, bu sebeple davanın reddi gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/444 Esas, 2022/588 Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile yasal Avukatlık ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava, hukuki niteliği itibariyle genel kredi sözleşmesi ile temel bankacılık hizmet sözleşmelerine dayanan banka alacağı sebebiyle emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.

Davacı ile davalı banka arasında 14.07.2015 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır.

Davacı tarafça davalı banka tarafından maaş hesabına bloke koyularak yapılan kredi borç ödemeleri ile ilgili onayı olmadan, haksız bir şekilde emekli maaşı hesabından kesintiler yapıldığı beyan edilerek emekli maaşı hesabından yapılan kesintilerin yasal faizlerinin de hesaplanarak, tarafına iade edilmesi talep edilmiş, davalı tarafça, davacı ile imzalanan kredi sözleşmelerinde müşterinin her türlü hak ve alacakları üzerinde bankanın rehin ve hapis hakkının bulunduğu ve bankanın hiçbir ihbara gerek kalmaksızın alacaklar üzerinde takas, mahsup ve her türlü virman yetkisinin olduğunun açıkça belirtildiği, davacının da onayı, otomatik ödeme talimatı ile kredilerin tahsil edildiği, davacı hakkında icra takipleri başlatıldığı beyan edilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

Emekli maaşının haczine ilişkin olanak yasalarımızda çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. İİK'nın 82, 83 ve 83/a. maddelerinde cebrî icraya ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bu maddelerin icra takibi yapılmadan önce alacaklı tarafından tek taraflı bloke işleminin uygulandığı durumlarda kıyasen uygulanması gerekip gerekmediği daha önce bir çok yargı kararında tartışılmaktaydı. TBK'nın 27. maddesinde sözleşme yapma özgürlüğünün sınırları belirtilmiş olup, anılan düzenlemeye göre; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Birçok yargı kararı arasında farklı uygulamalar bulunması üzerine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarih ve 2022/2 Esas- 2025/1 Karar sayılı kararıyla, Yargıtay daireleri arasındaki içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme görüşmeleri sonucu Yargıtay Büyük Genel Kurulunca sonuç olarak, tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup vb. onay ve rıza talimatlar nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğuna karar verilmiştir. Daha önce Yargıtay daireleri arasında farklı görüşlere yol açan emekli maaşına bloke uygulanması, içtihadı birleştirme kararı ile kesin ve bağlayıcı şekilde çözülmüştür. Tüketici kredileri için belirtilen bu hususun ticari krediler için evleviyetle uygulanması gerekir. Belirtilmelidir ki Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları, konularıyla sınırlı, gerekçeleriyle açıklayıcı, sonuçlarıyla bağlayıcıdır (2797 sayılı Yargıtay kanunu m. 45)

Taraflar arasında akdedilen Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesinin 3.6. Maddesinde " Müşteriye ait mevduat ve varlıkları geri almak hakkı, bu sözleşmede ve müşteri ile banka arasındaki diğer sözleşmelerde 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun rehinlere ve hapis hakkına, Borçlar Kanunu'nun alacağın devir ve temliki ile diğer kanunların erdiği bankaya verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla 5111 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61.Maddesine göre sınırlandırılamaz. Müşteri bankaya varsa, borçların teminatını teşkil etmek üzere Banka'nın yurtiçinde ve yurtdışındaki bütün şubelerinde adına açılmış ve açılacak her türlü hesapların bakiyelerinin ve doğmuş ve doğacak her türlü alacağının, bankada bulunan veya herhangi bir zaman ve şekilde bulanabilecek olan bütün senetler ve emtiayı temsil eden belgeler, konşimentolar, hisse senetleri ve tahviller ile diğer kıymetli evrak, mal ve eşyalarının üzerinde bankanın hapis hakkı bulunacağını ve bunların ve bütün alacaklarının ve hesaplarının bankaya rehnedilmiş olduğunu ve bankanın alacaklarını bunlarla takas ve mahsuba yetkili olduğunu kabul eder." düzenlemesi mevcuttur.

Somut olayda, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 3.6. maddesine göre davacı tarafından davalı bankaya emekli maaşı üzerinde takas, mahsup ve virman imkanı tanındığı ve emekli maaşına banka tarafından doğrudan bloke konulmasının mümkün olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA;

1-Davanın REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının ve davanın adli yardımlı olması nedeniyle başlangıçta alınmayan 59,30 TL başvuru harcının toplamı olan 791,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir irad kaydına,

3-Devlet ödeneğinden karşılanan 1.200 TL bilirkişi ücreti, 54,10 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.254,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/4 maddesi uyarınca 18.814,88 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,

9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1820, K. 2026/898, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1820-e-2026-898-k-1160155b4103