Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1779 E. 2026/421 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1779
- Karar No
- 2026/421
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1779 KARAR NO : 2026/421
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/02/2021 NUMARASI : 2017/1153 Esas 2021/93 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BİRLEŞEN DOSYA; DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 18/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/02/2026
Asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Davalı borçlunun müvekkiline ticari alışverişten kaynaklı olarak cari hesaplar sonucunda borçlu bulunduğunu, icra takibi açılmadan önce cari hesaptan kaynaklı alacaklarının ödenmesi için müvekkili şirket tarafından davalı borçlu tarafa ihtarname keşide edildiğini, ihtarnameye konu, belirtilen faturalardaki mallar müvekkili şirket tarafından aralarındaki mutabakat gereği üretimi yapılarak davalı borçlu tarafa tesliminin de gerçekleştiğini, üretim ve teslimi yapılan kırma eleme makinesi çelik konstrüksiyon makineleri konusunda taraflarca kararlaştırılan adet ve özellikte imalatının yapılıp, yine kararlaştırılan ücret karşılığında teslim edilmesi konusunda hem şifahi hem de yazılı olarak mutabakata vardıklarını, müvekkilinin mutabakat üzerine üretimin gerçekleştirdiği 2 parti halinde söz konusu makineleri davalı borçlu şirkete teslim ettiğini ileri sürerek, sonuç olarak; davalının Torbalı İcra Müdürlüğünün 2017/3356 esas sayılı icra dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin aynen devamına, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz eden davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Müvekkili şirketin davacı şirketten asıl alacak bedeli 492.166,69 TL olan cari hesap alacağı olduğunu, söz konusu alacağın tahsili için müvekkili şirket tarafından davacı şirket aleyhine Torbalı İcra Müdürlüğünün 2017/4160 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı aleyhine itirazın iptali davasının açılacağını, dava konusu fatura ve sevk irsaliyeleri içerikleri müvekkili şirket tarafından kesinlikle kabul edilmediğini, yasal sürede de itiraz edildiğini, fatura ve sevk irsaliyeleri içeriğindeki mallar müvekkili şirket tarafından satın alınmamış ve müvekkili şirkete teslim edilmediğini, sevk irsaliyelerindeki imzaların da müvekkili şirket yetkilisi ya da çalışanlarına ait olmadığını savunarak, sonuç olarak; davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1481 Esas 2018/41 Karar sayılı dosyasında; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Davacı vekili, mahkememize verdiği 25/12/2017 tarihli dilekçesinde: Müvekkili tarafından davalı aleyhine başlatılan Torbalı İcra Müd' nün 2017/4160 E. Sayılı dosyası ile ilgili icra takibine davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, müvekkilinin davalı şirketten asıl alacak bedeli 492.166,69-TL olan cari hesap alacağı bulunduğunu, davalının bu borcu ödememesi üzerine müvekkilinin icra takibi başlattığını, cari hesap alacağının yargılama aşamasında ticari defter ve kayıtların bilirkişi marifeti ile incelenmesi ile açıklık kazanacağını belirtmiş, davalının Torbalı İcra Müd' nün 2017/4160 E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Müvekkilinin davalı tarafa borcu bulunmadığını, bilakis aradaki ticari ilişkiden kaynaklı davacının davalıya borcunun bulunduğunu, alacağın tahsiline yönelik olarak davacı taraf hakkında Torbalı İcra Müd' nün 2017/3356 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine İzmir 2. ATM' nin 2017/1153 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını belirtmiş, mahkeme dosyasının İzmir 2. ATM' nin 2017/1153 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...,Asıl ve birleşen dosyada dava; ticari satımdan doğan alacağa dair başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça düzenlenen, davacı ticari defter ve kayıtlarında yer alıp da, davalı şirket defter ve kayıtlarında yer almayan 03/07/2017 tarihli 387.394,00-TL bedelli, 10/07/2017 tarihli 274.279,20-TL bedelli ve 30/07/2017 tarih ve 79.650,00-TL bedelli faturalarda gösterilen makinelerin, asıl dosya davacısı birleşen dosya davalısı tarafından, asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısına teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı, diğer ticari ilişki konusunda her iki taraf ticari defterlerinin birbirlerini teyit ettiği, ihtilaf konusu fatura içeriği makinelerin, davacı tarafça davalı tarafa teslim edildiğine dair, iddianın ispatına yönelik davacı tarafça faturalara ilişkin düzenlenen ve teslim alan .... imzalı sevk irsaliyeleri ve ıslah talebinden sonra da davalı şirket adına teslim alan ... ve ... imzalı teslim tutanakları ve tanık beyanlarına dayandığı, davalı şirket adına teslim tutanaklarını imzalayan ...'in, teslim tutanaklarının tanzim edildiği tarih itibariyle davalı şirkette çalıştığı hususunun davalı tarafın kabulünde olduğu, teslim tutanaklarında imzası bulunan davacı tanıklarından ....'ın tutanak içeriklerini kabul ile irsaliyelerde belirtilen makineleri davacı şirketten teslim alıp 500 metre ileride bulunan davalı şirkete ait işletmeye teslim ettiğini, yine tutanakta imzası bulunan davalı şirket çalışanı ...'in de iş bu makineleri şirket adına teslim aldığını, tutanaktaki imzaları kabul ettiği, davacı tarafın dayandığı iş bu belge ve kayıtlar ile tanık beyanlarının aksine davalı tarafça teslimin gerçekleşmediğine dair savunmanın ispatına yarar kanıt sunulmadığı gibi, iş bu fatura içeriği malın tesliminin gerçekleştiği kabul edilmediği takdirde, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davalı tarafın davacıdan 367.166,69-TL alacaklı gözüktüğü, davalı tarafça iş bu ödemenin sipariş üzerine peşin olarak ödendiğine ve taraflar arasında ön ödemeli ticari ilişki olduğuna dair belge ve kanıt sunulamadığı, iş bu nedenle mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, davacı ticari defter ve kayıtlarında yer alan 3 adet fatura içeriği makinelerin, davalı tarafa teslim edildiği, davalı tarafın teslim edilen iş bu makineler karşılığı davacı ile olan ticari ilişkisi kapsamında, takip tarihi itibariyle davacıya ödemesi gereken bakiye borç miktarının 219.156,51-TL olduğu kanaatine varılmakla, asıl davada davanın kabulü ile takibe haksız itiraz eden davalı tarafın icra inkar tazminatından sorumluluğuna, birleşen davada birleşen dosya davacısının davasının reddine, makineleri teslim aldığı ve takip borçlusu birleşen dosya davalısından alacağı bulunmadığı, aksine birleşen dosya davalısına borçlu olduğunu bilmesine rağmen, birleşen dosya davalısına icra takibi başlatmasında kötü niyetli olduğu kanaatine varılmakla kötü niyet tazminatından sorumlu tutulmasına karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "1-Asıl davada Davanın kabulü ile, davalı borçlu ...nin ;Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2017/3356 Esas sayılı takip dosyasına konu 219.156,51-TL asıl alacağa ilşkin itirazının iptali ile iş bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına, Kabul edilen alacağın %20 si miktarındaki 43.831,30-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine 2-Birleşen İzmir 1. ATM nin 2017/1481 Esas sayılı dava dosyasında; Davanın reddine, Reddedilen alacağın %20 si miktarındaki 98.433,33-TL kötü niyet tazminatının birleşen dosya davacısından alınarak birleşen dosya davalısına verilmesine," şeklinde karar vermiştir. Mahkeme kararına karşı asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu, karşı tarafça hukuka ve usule aykırı bir şekilde yasal süreden sonra ibraz edilmiş olan, sonradan düzenlendiği açık olan ve gerçeği yansıtmayan teslim tutanaklarının mahkemece delil olarak değerlendirilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, TTK hükümleri uyarınca ticari alışverişte malın teslimine ilişkin hukuki geçerlilik arzeden belgenin sevk irsaliyesi olduğunu, sevk irsaliyelerinde ise müvekkili şirketin çalışanı olmayan ...'ın imzasının bulunduğunu, söz konusu malların hiçbir zaman müvekkili şirkete teslim edilmediğini, karşı tarafın hukuka aykırı ve kötü niyetli olan ıslah talebinin mahkemece kabulünün de hukuka aykırı olduğunu, bu anlamda yargılamanın sonunda dosyaya ibraz edilmiş olan ve 2017 yılı düzenleme tarihini içeren tutanakların, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken karşı tarafça sonradan öğrenildiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, satım sözleşmesinden kaynaklı cari hesaba dayalı icra takiplerine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, asıl dosya davacısı ticari defter ve kayıtlarında yer alan 3 adet fatura içeriğinde belirtilen makinelerin, asıl dosya davalısına teslim edildiği, asıl dosya davalı tarafın teslim edilen bu makineler karşılığı davacı ile olan ticari ilişkisi kapsamında, takip tarihi itibariyle davacıya ödemesi gereken bakiye borç miktarının 219.156,51-TL olduğunun, birleşen dosyada davacı alacağı bulunmadığının aksinin asıl dosya davalı-birleşen dosya davacısı tarafın kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına, göre asıl dosya davalı-birleşen dosya davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/02/2021 tarih, 2017/1153 Esas ve 2021/93 Karar sayılı kararına karşı asıl dosya davalı-birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a)İstinaf kanun yoluna başvuran asıl dosya davalısından alınması gereken 14.970,58 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 14.889,88 TL'nin asıl dosya davalısından alınarak hazineye gelir kaydına, b)Birleşen dosya davacısından alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin birleşen dosya davacısından alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/02/2026