Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1841 E. 2026/494 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1841
Karar No
2026/494
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1841 KARAR NO : 2026/494

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2022 NUMARASI : 2020/167 Esas 2022/443 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında görüşmeler neticesinde davacının davalıya 3 adet 105AH ..., 7 adet 75AH Düz ..., 3 adet 72AH ..., 1 adet 80AH ..., 4 adet 60AH ..., 1 adet 45AH ..., 9 adet 42AH ... olmak üzere 28 adet malı 10.030,02.-TL bedel karşılığında satmayı kabul ve taahhüt ettiğinin, 05.03.2019 tarihinde söz konusu malların davalıya teslim edildiğinin, 05.03.2019 tarihli A-0037451 seri sıra numaralı fatura düzenlendiğinin, davalı/borçlu şirket tarafından fatura bedelinin ödenmediğinin, davacının alacağı için yaptığı tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığının, bunun üzerine davalı/borçlu aleyhine 12.09.2019 tarihinde İzmir 12.İcra Müdürlüğü’ nün 2019/12090E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığının, davalı/borçlunun süresi içerisinde borca, faize ve ferilerine yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazı ile takibin durduğunun, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de olumlu sonuçlanmadığının, davalı/borçlunun ödeme emrine itiraz ederken icra takibinin yetkili yerde açılmadığından bahisle yetki itirazında da bulunduklarının ancak icra takibinin yetkili yerde açıldığının, icra takibinin yapıldığı yerin işin görüldüğü yer ve alacaklının yerleşim yeri olduğunun, davaya konu alacağın fatura alacağı olduğunun, sözleşme ile aksine bir şart düzenlenmediği takdirde fatura alacaklarının alacaklının yerleşim yerinde ödenebilineceğinin, davalı/borçlunun fatura alacağını tahsil amaçlı gönderilen ödeme emrine itiraz ettiği halde, kendisine teslimi yapılan satışa konu olan mallara ilişkin düzenlenen faturanın içeriğine itiraz etmediğinin, fatura içeriğine itiraz etmeyen ancak fatura bedelini de ödemeyen davalı/borçlunun itirazlarını haksız olduğunun ve takibi durdurmak için yapıldığının açık olduğunun, davalının ticari defterleri incelendiğinde itirazlarının alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla yapıldığının anlaşılacağının, tüm bu nedenlerle davalı şirketin haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile takibin devamının, haksız itiraz nedeniyle alacağın %20’ sinden az olmamak üzere davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı/borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiğinin, belirtildiği anlaşılmaktadır. CEVAP: Davalı ... dava dosyasına cevap dilekçesi sunmamıştır. MAHKEMECE: "...Tüm dosya kapsamı yukarıda açıklamalar ışığında incelendiğinde, davacının davalıya 28 adet akü sattığı, bu satışa karşılık olarak davacı tarafça irsaliyeli fatura düzenlendiği, ancak davalının borcunu ödemediği, davacı defteri ve davalının vergi dairesine bildirdiği form ba bildirimleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, davacının form bs bildirimleri ile uyumlu olduğu, bu durumda dava konusu faturanın davalının kayıtlarında yer aldığının kabulünün gerektiği, alacağın likit olduğu, yukarıda anlatılan icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu, anlaşılmakla davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "1-Davanın KABULÜ İLE; 2-İzmir 12.İcra Müdürlüğü'nün 2019/12090 Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, 3-Dava konusu edilen alacağın %20'si oranında icra inkara tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı .... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline adres değişikliği nedeniyle TKC 35 maddesine göre tebligat yapıldığını, ancak müvekkilinin bu tebligattan haberi olmadığını, gerekçeli kararın Ticaret Sicil'deki adresine normal yolla gönderilmesi ile haberdar olduğunu, TK. 35 maddesi kendisine usulüne göre tebligat yapılan kimsenin adresini değiştirmesi halinde bu hususu bildirme yükümlülüğü yüklenmiş ise de bunun huzurdaki dosyada uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, zira ilk tebligatın dava dilekçesi, tensip zaptı değil, usulden redde ilişkin görevsizlik kararı olduğunu, bu karar üzerine davacının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edip etmeyeceğinin müvekkili tarafından bilinmediğini, usulden red kararı ile mahkeme tarafından yapılan yargılamanın sona erdiğini, müvekkilinin gerekçeli karar kendisine tebliğ edildikten sonra sonuçlanmış bir dosyaya adres bildirme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı tarafça talep edilen icra konusu bedelin herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunsa dahi icra takibinden önce temerrüde düşürülmediğinden takip tarihinden öncesine ilişkin davacının faiz talep etme hakkının olmamasına rağmen ilk derece mahkemesince davacının takip tarihinden öncesine ilişkin faiz talebi yönünden de itiraz edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının tamamen kötü niyetli olarak hareket ettiğini gösterdiğini, mahkemece, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin borçlu olup olmadığının, şayet borçlu ise borç miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiğinden borcun likit olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, faturalarda belirtilen malları satmış olduğu, davalı şirketin söz konusu faturalara ve içeriğine, yasal süresi içerisinde itiraz etmemesi ve borcunu ödememesi üzerine İzmir 12.İcra Müdürlüğünün 2019/12090 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesi sunmayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı şirketin Ticaret Sicil Gazetesinde kayıtlı adresine TK'nın 35. Maddesi uyarınca 08/06/2020 tarihinde tebliğ edilmesinde usule aykırılık bulunmadığının, davacı ticari defter kayıtlarında tespit edilen faturaların davalı tarafından BA formu düzenlenerek bildirilmiş olmasının malın teslimine karine teşkil etmesi, karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanmamış olması, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına, faturaya dayalı alacağın likit olmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2022 tarih, 2020/167 Esas ve 2022/443 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 717,41 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,35 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 538,06 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 26/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1841, K. 2026/494, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1841-e-2026-494-k-8f98fd569ff7