Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1820 E. 2026/462 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1820
- Karar No
- 2026/462
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1820 KARAR NO : 2026/462
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2022 NUMARASI : 2021/1332 Esas 2022/672 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 25/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/02/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin güvenlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının otelcilik faaliyeti ile meşgul olması ve güvenlik hizmeti temini nedeni ile aralarında ticari ilişki kurulduğunu, 17/05/2019 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, davalı şirkete ticari ilişki sebebi ile 6 adet fatura kestiğini, müvekkilinin ticari ilişki gereği kestiği faturaların bedellerini eksiksiz olarak tahsil etmemesi sebebi ile davalıya icra takibi başlattığını, icra takibinde borçlu tarafından müvekkilinin banka hesabına gerçekleştirilen ödemeleri de fatura edilmiş alacağının toplamından düştüğünü, ödenmeyen meblağ üzerinde takip başlatıldığını, davalıya ödeme emrinin 05/01/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının icra takibine haksız olarak 07/01/2021 tarihinde itiraz ettiğini, dava şartının arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalının 07/01/2021 tarihli dilekçesi ile borcun tamamına ve faize, tüm ferilerine itiraz ettiğini, takibin durduğunu, Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2020/4784 esas sayılı dosyasında yapılan itirazların haksız ve bütünüyle takibi sürüncemede bırakma amacına yönelik olduğunu, müvekkilinin davalının borç ilişkisinin varlığına dayanak belgelerin ticari deftere işlendiğinin faturalarda görüleceğini, icra takibine konu alacak ile ferilerini talep etmenin müvekkilinin hakkı olduğunu, davalının borcun tamamına ilişkin yaptığı itirazın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borcun ferileri yönünden yaptığı itirazın hukuka uygunluğundan söz edilemeyeceğini, faiz miktarının her iki tarafın tacir olması ve işin niteliğinin ticari iş olması sebebi ile hesaplandığını, müvekkilinin alacağının niteliğinin likit bir alacak olduğunu, davalı tarafın icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, borcun tahsilini imkansız hale getirdiğini, amacının takibi sürüncemede bırakmak olduğunu, asıl alacağın en az %20 si kadar icra inkar tazminatına mahkum edilmesini karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında özel güvenlik sözleşmesi tanzim edildiğini, davacının bu sözleşmeye dayanarak çalışan güvenlik elemanlarının fazla çalıştığını iddia ederek, müvekkili şirkete böyle bir hizmet vermeden haksız ve fazla faturalar kestiğini, davacının güvenlik elemanlarının müvekkili şirkette fazla çalışma yapılmamasına rağmen, davacının haksız faturalar gönderdiğini, kendi lehine haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacının çalışanlarının hizmet vermeden fazla mesai yapılmış gibi gösterilen faturalara da yasal süresi içinde müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, faturaların yine yasal süresi içinde kesilmiş ve iadeli taahhütlü olarak davacıya posta ile gönderildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 24.10.2019 tarihli, RR06055229847 taahhütlü evrak ve PTT teslim alınma evrakının dosyaya ibraz edileceğini, gönderim sonrası müvekkili şirket çalışanı olan ....' nın ..... abone numaralı telefonundan, davacı şirketin yetkilisi .... isimli kişiyi ..... abone numaralı telefonundan aradığı ve fazla haksız kesilen faturaların haksız kesilen kısmının iadesi yönüyle iade faturası kestiklerini ve bu faturaların taahhütlü olarak gönderildiğini belirttiğini, davacı şirketin yöneticisi " biz bu iade faturalarını defterimize işlemedik, işlemeyeceğiz" beyanında bulunduğunu, 01.11.2019 tarihli konuşmaların da telefon kayıtlarında mevcut olduğunu, konuşmaları CD ortamında mahkemeye sunacaklarını, davalının Vergi Usul Kanunu gereği kendisine resmi tebligat ile teslim edilen faturaya itiraz etmeksizin deftere işlememesinin hatalı bir eylem olduğunu, müvekkili şirket tarafından kesilen iade faturalarının müvekkili davalı şirket yönüyle kesinleştiğini, davacı tarafından gönderilen iade faturasına itiraz edilmemiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından gönderilen iade faturasının da kesinleştiğini, davacının bu iade faturalarına herhangi bir itirazının da olmadığını, davacının haksız icra takibi yaptığını, Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2020/4784 esas dosyasında talep ettiği 8.142,04 TL alacağının bulunmadığını, davacının icra takibinde 1.045,75 TL geçmiş gün faizi adı altında talepte bulunduğunu, talebinin de haksız ve hatalı olduğunu, davacının müvekkilini temerrüde düşürmeden, takip öncesi faiz talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını bu yöndeki haksız talebinin de reddi gerektiğini, davacının kesmiş olduğu faturadaki alacaklar kesinleşmiş gibi itirazın iptali davası açtığını, müvekkili şirketin icra takibine konu edilebilecek bir borcu bulunmadığını, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde özellikle müvekkili şirketin defterlerinde davacının böyle bir alacağının olmadığının açıkça anlaşılacağını belirterek, haksız açılan davanın reddine, haksız dava nedeniyle davacı aleyhine % 20 inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı ve davalı tarafça dosyaya ibraz edilen belgeler incelenmiş, davacı ve davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerine mali müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmış Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2020/4784E.sayılı dosyası incelenmiştir. Davacı tarafından açılan dava taraflar arasındaki güvenlik ve danışmanlık hizmeti sözleşmesine istinaden davacı tarafından sözleşmeden kaynaklanan alacak olduğundan bahisle davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan takibe davalı tarafın itirazı sebebi ile açılan İİK 67.vd maddelerine göre itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar arasında düzenlendiği uyuşmazlık konusu olmayan 17/05/2019 tarihli sözleşmeye istinaden davacı tarafın alacağının bulunup bulunmadığına, davacı tarafça faturada belirtilen alacakların karşılığında davalı tarafa sözleşme kapsamında hizmet verilip verilmediğine ve bunlara bağlı olarak davalı tarafın takibe yönelik itirazlarının haklı olup olmadığına ilişkindir. Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2020/4784E. Sayılı dosyasının incelenmesinde davacı tarafça davalı aleyhine 17.11.2020 tarihinde 31.05.2019 tarihli 14.170,56 TL bedelli, 30.06.2019 tarihli 4.944,93 TL bedelli, 31.07.2019 tarihli 6.347,23 TL bedelli, 31.08.2019 tarihli 7.011,47 TL bedelli, 30.09.2019 tarihli 6199,62 TL bedelli, 31.10.2019 tarihli 6.347,23 TL, bedelli faturalara istinaden davalı tarafça 21.06.2019 tarihinde 10.779 TL olarak,18.07.2019 tarihinde 4.350,00 TL olarak, 09.08.2019 tarihinde 4.350,00 TL olarak, 09.09.2019 tarihinde 4.350,00 TL olarak, 18.10.2019 tarihinde 4.350,00 TL olarak, 01.11.2019 tarihinde 4.350,00 TL olarak, 12.11.2019 tarihinde 4.350 TL olarak, yapmış olduğu toplam 36.879,00 TL ödeme mahsup edilerek 8.142,04 TL asıl alacak ve 1.045,75 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 9.187,79 TL alacağın tahsili istemi ile takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğ ile davalı vekili tarafından yasal süresi içinde müvekkili şirketin dosya alacaklısına hiç bir borcunun bulunmadığı belirtilerek itiraz edildiği ve takibin durduğu görülmüştür. Takip dayanağı faturaların incelenmesinde ise faturaların güvenlik danışmanlık gözetim hizmet bedeli ve personel mesai olarak bedeline istinaden düzenlenmiş olduğu görülmüştür. Taraflar arasında 17.05.2019 tarihli güvenlik danışmanlık hizmet sözleşmesi bulunduğuna dair bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 8.1. Maddesinde hizmet bedellerinin aylık hizmetin tamamlanmasını müteakiben personele 4.350, TL+ KDV olarak işverene fatura kesilmek sureti ile bildirileceği ve ödemenin de fatura teslimini takip eden ayın ilk Cuma gününe kadar davacı şirketin banka hesaplarına günlük çek veya nakit olarak yapılacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmede davacı tarafça verilecek hizmetin kaç personelle hangi saatler arasında verileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Sözleşmenin 4. Maddesinde davacı şirket personelinin ifa edeceği hizmetin 3. Madde de anılan hizmet planı ve davacı şirket tarafından davalıya özel olarak hazırlanan işletme işletme özel talimatında belirlenen esaslar çerçevesinde yürütüleceği ve bahse konu talimat haricinde herhangi bir hususun talep edilmesinin söz konusu olamayacağı kararlaştırılmış ancak mahkememize davacı tarafa bu madde uyarınca hazırlanmış işletme özel talimatının bulunması halinde ibraz edilmesi için 11.02.2022 tarihinde kesin mehil verilmiş, davacı vekili tarafından ibraz edilen belgeler içeriğinde sözleşmeye uygun talimatın bulunmaması sebebi ile davacı vekilinin 31.03.2022 tarihinde alınan beyanında ibraz edebilecekleri başka herhangi bir belge bulunmadığı belirtilmiş olmakla davacı tarafça verilecek hizmetin kaç personelle, hangi saatler arasında ve aralıksız olarak verilip verilmediği tespit edilememiştir. Davacı tarafça verilecek hizmetin kaç personelle haftada kaç gün verileceği tespit edilememiş olmakla birlikte taraflar arasında sözleşme bulunduğu sabit olduğundan davalı tarafça takip dayanağı olarak gösterilen faturaların taraf defterlerine ne şekilde kaydının yapıldığı ve davacı tarafın davalıdan alacağının bulunup bulunmadığının tespiti açısından taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan raporda davacının ticari kayıtlarında 2019 yılı kapanış kayıtlarında davacının davalı şirketten bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davacı şirketin 2019 yılı kapanışı itibarı ile davalı şirketten 1.794,51 TL alacağı bulunduğu tespit edilmiş olmakla, Davacı tarafından takip dayanağı olarak gösterilen faturaların 2019 yılına ait olduğu, faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalı şirket tarafından 23.09.2019 ve 22.10.2019 tarihinde iade faturaları kesilmesi sonucunda davacı şirketten alacaklı duruma geçtiği, iade faturaları davacı şirket kayıtlarında bulunmamakla birlikte davacının kendi kayıtlarında 2019 yılı kapanışı itibarı ile davalı şirketten bir alacağının bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında ve sözleşmede belirtilen aylık hizmet bedelinden daha fazla ödeme yapılmasını gerektirir fatura tanzimine esas hizmetin verildiğini ispat külfeti de davacıya ait olup davacı tarafça takip dayanağı faturalardan dolayı davalı şirketten ayrıca alacağının bulunduğu başka herhangi bir delille ispatlanamadığından davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve davacının takipte kötü niyetli olduğuna dair bir delilde bulunmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE, 2- Alınması gereken 80,70 TL harcın mahsubu ile takip dosyasında yatırılan harçta dahil olmak üzere fazla 76,21 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalı tarafın tazminat talebinin REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece işletme özel talimatının bulunmadığı gerekçesi ile davanın ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, hizmetin kaç personel ile yerine getirilmiş olduğu hususu kişi sayısı ve gün bazında düzenlenen faturalar üzerinde yazdığını, kişi ve gün bazında verilmiş olan hizmetin de faturalarda yer aldığını, faturalar 22.02.2022 tarihli delil dilekçesi ekinde sunulmuş olup, konu ile ilgili olarak aynı dilekçenin ekinde görevlendirilen personel isimleri ve çalışma sürelerine ilişkin belgeler ile ücret hesap pusulası, Çalışan personele ait mevcut puantaj kayıtları ile, SGK Kayıtları, SGK 'ya ödenen fazla mesai primlerine ilişkin kayıtlar, muhtasar beyannameleri mahkemeye iletildiğini, gerekçeli kararda tüm bu belgelerin ayrıntılı olarak incelendiğine dair hiç bir ibareye yer verilmeksizin ve talep ettiği halde bu konularda uzman bilirkişilerce inceleme yapılmaksızın davanın ıspatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verildiğini, eksik inceleme yapılması, başlı başına kararın kaldırılması için yeterli olduğunu, Mahkemece yapılan " Taraflar arasında 17.05.2019 tarihli güvenlik danışmanlık hizmet sözleşmesi bulunduğuna dair bir uyuşmazlık bulunmamaktadır." şeklinde yapılan tespit ise yerinde olmakla beraber eksik olduğunu, Taraflar arasında güvenlik hizmeti sunulması suretiyle akdedilmiş olan hizmet sözleşmesi, borç alacak doğuran cari hesap ilişkisi ile müvekkili tarafından kesilen ve davalıya iletilmiş olan faturalar cevap dilekçesi ile Davalının açık kabulünde olduğunu, Mahkemece "davacı ve davalı tarafın takip dayanağı faturaların ait olduğu dönemler itibariyle ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafın çalıştırmış olduğu personel ile ilgili kuruma ibraz ettiğini SGK kayıtları da incelenmek suretiyle ; takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığının" tespiti amacıyla dosya bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişi incelemesi yalnızca ticari defter ve kayıtlar ile ilgili olarak yapılmış, nitekim bilirkişi ek raporunda bilirkişi SGK kayıtları ve çalıştırılan personel ile ilgili değerlendirmenin o konuda uzmanlığı olan bilirkişiler tarafından yapılması gerektiğinin belirttiğini, gerekli faiz hesabı da bilirkişi tarafından yapılmadığını, hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, hükme esas alınan Bilirkişi raporunda, Müvekkili tarafından tanzim edilen 31.10.2019 tarihli, A-066990 Numaralı ve 6347,23 TL bedelli olan faturanın müvekkilinin ticari defterlerine işlenmiş olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini , ancak hesaplama bölümünde dikkate alınmadığını ve dolayısıyla eksik hesaplama yapıldığını, ek rapor alınması için mahkemece dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii edildiğini, ek raporda da söz konusu fatura, alacak miktarının hesabında bilirkişi tarafından ileri sürülen gerekçelerden dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki bu eksiklik taraflarınca kabul edilebilir olmadığını, müvekkile ait ticari defter ve kayıtlarda söz konusu faturanın işlendiği hususu açık olup, davalının kayıtlarında hangi gerekçe ile yapılan ödeme ile faturanın işlenmediği hususunun taraflarınca bilinmesi mümkün olmayıp, hukuken de bu durumun bilinmesinin taraflarından beklenemeyeceğini, yapılan hesaplamanın söz konusu fatura ve ödemelerin hariç tutularak yapılmasının taraflarca kabul edilebilir olmadığını, bilirkişi raporu bu haliyle hükme esas alınmaya elverişli olmayıp, bu yöndeki itirazların değerlendirilmeksizin mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması kabul edilebilir olmadığını, taraflarca dava süresince, bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazların detaylı olarak sunulduğunu, bilirkişi raporundaki başta iade faturalarının niteliği ve geçerliliği hususunun hukuki değerlendirme gerektirdiğinden bahisle, Mahkemece yahut hukukçu bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğinin beyan edildiğini, bilirkişi tarafından yalnızca taraf defterlerine ilişkin tespitler yapıldığı, hukuki değerlendirmelerin mahkemece yapılması hususunun vurgulandığını, mahkeme kararında yer verilen hesaplamanın yalnızca bilirkişi raporu baz alınarak yapılmış olmasının yerinde olmadığını, söz konusu hesaplamada, davalının keşide etmiş olduğu iddia edilen 2 adet iade faturasına istinaden davalının müvekkilden alacaklı olduğu yönünde hesaplama yapıldığını, bu hususun gerekçeli kararda da yer aldığını, itiraz etmiş olduğu üzere söz konusu iade faturalarının hukuki mahiyetine ilişkin olarak hiç bir inceleme yapılmaksızın, sanki söz konusu faturalar geçerliymişcesine hüküm kurulduğunu, iade faturaları tek yanlı olarak düzenlenmiş, müvekkile usulune uygun bir şekilde tebliğ edilmeksizin davalının kayıtlarına işlendiğini, bu nedenle söz konusu iade faturalarının dikkate alınmasının mümkün olmadığını, iade faturaları Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Vergi Usul Kanununa göre muteber olmadığını, İade faturalarının ne şekilde keşide ve tebliğ edileceği hususu ilgili kanunlarda düzenlendiğini, Müvekkili, Kanunda belirtilen mutad tebliğ vasıtalarıyla tebliğ edilen iade faturasının bulunmadığını, taraflar arasında süregelen ticari ilişki gereği bir çok yazışma yapılmasının mümkün olduğunu, bu nedenle, gönderinin hangi sebeple tanzim edilmiş olduğunun, içeriğinin ve tebliğ edilip edilmediği hususunun ispat yükü davalının üzerinde olduğu, mektubun içeriğinin boş olması yahut içerikte başka bir evrakın bulunması söz konusu olabildiği, iade faturasının gönderildiği somut delillerle ispatlanması gerektiğini, taraflar arasında cari bir hesap mutabakatı da bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davalının hangi sebeple iade yapmış olduğu da somut delillere dayanmadığını, buna rağmen davalının müvekkili alacaklı olduğu yönünde yapılan değerlendirmenin hukuken yerinde olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; davalıyla aralarında ticari ilişki bulunduğunu davalardan 6 adet faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf ise; davacının güvenlik görevlilerinin fazla çalışmamasına rağmen fazla mesai yapılmış gibi gösterilerek fatura düzenlediğini bu faturalara da yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini faturaların yine yasal süresi içinde kesilmiş ve iadeli taahhütlü olarak davacıya posta ile gönderildiğini davacıya İade faturası kestiklerini davacı tarafından bu İade faturalarına itiraz edilmediğini takipten önce temerrüde düşürülmediklerini davanın reddini talep etmiştir . Taraflar arasında 17.05.2019 tarihinde bir yıl süreli olarak yazılı gözetim güvenlik danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede mahkemenin de belirttiği gibi kaç işçi çalıştırılacağına ve ne kadar süre çalıştırılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, mali müşavir bilirkişi raporunda; davaya konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğunu davacı defterlerinde keşide edilmiş olan tüm faturaların kasa kaydıyla kapatılmış olduğunun görüldüğünü bir başka ifade ile davacının 2019 yılı kapanış kayıtlarında davacının davalıdan alacağı olmadığını görüldüğü belirtilmiş, Davalı defterlerinde ise davaya konu 5 adet faturanın kayıtlı olduğu 31.10.2019 tarihli 6.347,23 tl bedelli faturanın kayıtlı olmadığı davalının defterlerine göre davacıya 1.794,51 tl borçlu olduğu ancak davalının 2 adet İade faturası kestiği bu İade faturalarının toplam bedelinin 7.271,75 TL olduğu bu İade faturaları sonucunda davalının davacıdan 5.477,24 TL alacaklı konuma geçtiği belirtilmiştir . Tarafların itirazı üzerine bilirkişiden ek rapor alınmış bilirkişi ek raporunda da aynı hususları tekrar etmiştir . Her ne kadar davacı taraf iade faturalarının kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüş ise de; zaten davacı defterlerine göre davacının davalıdan olan bir alacak kaydı bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı anlaşılmakla mahkemece verilen karar da bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açık olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/06/2022 tarih, 2021/1332 Esas ve 2022/672 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 25/02/2026