Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1840 E. 2026/493 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1840
Karar No
2026/493
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1840 KARAR NO : 2026/493

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/06/2022 NUMARASI : 2019/92 Esas 2022/524 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalının, müvekkili ile yapmış olduğu anlaşmaya göre müvekkilinin davalı tarafa muhtelif miktarlarda gelinlik dantellerinin teslimi hususunda taahhütte bulunduğu ve gerçekleştirildiği, ancak davalı taraf söz konusu anlaşma ile kararlaştırılan 24.460,00 TL'lik bakiye ücreti ödemediği, bunun üzerine davalı hakkında İzmir 25.İcra Dairesi'nin 2018/16049 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle; taraflar arasında tasarlanan ilişkide müvekkili tarafından toplamda davacıya 32.780,00 TL'lik ödeme yapılmış olduğu, haliyle müvekkili şirketin davacının icra takibinde talep ettiği tutardan fazla ödemeyi yapmış olduğu, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Davacı vekili tarafından, davacı tarafça davalı adına düzenlenen toplam 26.460,00 TL bedelli 4 adet faturadan dolayı davalı tarafça davacıya 2.000,00 TL ön ödeme yapıldığı ve bu kapsamda davacının davalıdan bakiye 24.460,00 TL alacağının kaldığı dava dilekçesinde belirtilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında cevap dilekçesi içeriğinde belirtilen 25.01.2018 tarihinde 2.000,00 USD (o tarih itibariyle TL karşılığı 7.480,00 TL), 23.03.2018 tarihinde 6.000,00 TL, 08.06.2018 tarihinde 12.500,00 TL, 20.06.2018 tarihinde 3.000,00 TL, 16.11.2018 tarihinde 2.000,00 TL, 30.11.2018 tarihinde 300,00 Euro (o tarih itibariyle TL karşılığı 1.800,00 TL) olmak üzere toplamda 32.780,00 TL'lik ödeme belgeleriyle ilgili olarak beyanda bulunmak üzere 22.06.2021 tarihli celsede davacı vekiline verilen süre içerisinde davacı vekili tarafından sunulan 06.08.2021 tarihli yazılı beyan dilekçesinde davalının sunmuş olduğu tahsilat makbuzlarının dava konusu kesilen faturalara ait olmayıp söz konusu tahsilat makbuzlarının 04.01.2018, 10.01.2018, 24.01.2018, 25.01.2018, 30.01.2018, 02.02.2018, 03.02.2018, 27.02.2018, 26.03.2018, 28.03.2018 ve 17.04.2018 tarihli olmak üzere toplamda 11 kere de davalıya yollanan mallara ilişkin olduğu, davalı tarafça sunulan ödeme makbuzlarının dava konusu olmayan bu mallara ait olduğu, davalı tarafça iddia edildiği şekilde davaya konu faturalarla ilgili olarak yapılmış bir avans ödemesinin söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekilinin bu beyanı kapsamında yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı tarafın cevap dilekçesinde ödeme olarak belirtilen tahsilat makbuzlarına ait olduğu 06.08.2021 tarihli dilekçede belirtilen mallara ilişkin fatura ve eklerini sunmak ve her bir tahsilatın hangi faturaya ilişkin olduğunu açıklamak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş olmasına rağmen davacı vekili tarafından davalı taraf ödemelerinin ait olduğu 06.08.2021 tarihli dilekçesinde belirtilen dava dışı mal teslimine ilişkin belgeler dosyaya sunulmamıştır. Bu kapsamda davalı tarafın cevap dilekçesinde dava konusu 4 adet faturaya istinaden yapıldığı belirtilen toplam 32.780,00 TL'lik ödemenin davacı tarafça dava konusu faturalara ilişkin olmayıp, davalıya teslim edilen ve 06.08.2021 tarihli dilekçede tarihleri tek tek belirtilen dava konusu olmayan mal teslimlerine ilişkin olduğu iddia edildiğinden bu kez bu ödemelerin dava dışı mal teslimine ilişkin olduğu yönündeki iddianın davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen bu yönde bir belge dosyaya sunulmamıştır. Bu kapsamda davacının cevap dilekçesinde belirtilen ve makbuzları sunulan ödemelerin davaya konu faturalara ilişkin olmayıp taraflar arasındaki dava konusu olmayan mal teslimlerine ilişkin olduğu yönündeki iddianın kanıtlanamadığı düşünülmüştür. Davacı delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayanılmamıştır. Bu kapsamda davalı tarafın cevap dilekçesinde belirtilen toplam 32.780,00 TL'lik ödemenin davalı tarafça davacıya yapıldığının kabulü gerekmiştir. Sonuç olarak davaya konu toplam 26.460,00 TL'lik 4 adet faturadan dolayı dava dilekçesinde davacı tarafça kabul edilen 2.000,00 TL'lik ödeme düşüldüğünde her ne kadar davacının 24.460,00 TL alacaklı olduğu ticari defterlerde kayıtlı ise de, davalı tarafça cevap dilekçesinde belirtilen ve makbuzları dosyaya ibraz edilen toplam 32.780,00 TL'lik ödemenin davalı tarafça davacıya yapıldığı kabul edildiğinden davacının takip tarihi itibariyle davalıdan bir alacağının kalmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yukarıda anlatılan tüm nedenlerle açılan davanın reddine karar verme gereği doğmuştur. Ayrıca her ne kadar davalı tarafça davanın reddi halinde davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının takibinde kötüniyetli olduğuna dair bir delil davalı tarafça dosyaya sunulmadığından koşulları oluşmayan davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin de reddine karar verme gereği doğmuştur." gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE, Davalının kötüniyet tazminatı isteminin de REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile işbu dava konusu ihtilafa sebep olan ticaret sırasında müvekkilinin açık hesap çalıştığını, bu açık hesaba ilişkin dökümünün dosyada mübrez olup, dava sırasında karşı yanında kabulü içinde olduğunu, ayrıca bu hususun nakliye fişleri ile somut olarak ispat edildiğini, dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin davalı tarafa toplam 4 adet fatura düzenlediğini, bu faturaların dosyada mübrez olup, buna ilişkin davalı ve müvekkilinin ticari defterlerinin bilirkişi tarafından incelendiğini, dosyada bulunan ve bilirkişi tarafından incelenen sipariş fişi, ambar teslim fişi ve ambar faturasına dayanan mallar ile bu ambar ve teslim fişlerinin davalıya kesin faturaların ticari defterler ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda sipariş fişlerinin düzenlendiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde davalı firmanın ticari kayıtlarında 31/12/2018 tarih, 104 Yevmiye maddesinde 320.01.097 satıcılar hesap kodunda müvekkilin 26.460,00-TL borç işli olduğunun tespit edildiğini, iddialarının sübut bulduğunu, somut deliller ışığı altında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yapılan ödemelerin davaya konu faturalara ilişkin olmaması ve dava konusu olmayan bu mal teslimlerine ilişkinin iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddolunduğunu, bir ticari ilişkinin kurulması için yalnızca fatura kesilmesi değil ayrıca ticari defterler, ambar teslim fişleri muavin defter kayıtları ve tüm evraklar birlikte değerlendirilmesi ile ilişkinin sübut bulduğunu, istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, faturalarda belirtilen malları satmış olduğu, faturalara istinaden malların teslimi sırasında 2.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının davalıdan bakiye 24.460,00 TL'lik alacağının bulunduğu borcunu ödememesi üzerine İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2017/10514 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dava dilekçesinde belirtilen ve her iki tarafın kayıtlarında bulunan 11.06.2018 tarihli 4.860,00 TL, 26.06.2018 tarihli 5.400,00 TL, 23.07.2018 tarihli 6.480,00 TL ve 30.07.2018 tarihli 9.720,00 TL bedelli olmak üzere toplam 26.460,00 TL'lik faturalara ilişkin olarak davalı tarafça yapılan ödemelerin dava dışı mal teslimine ilişkin olduğunu iddia eden davacının iddiasını ispatlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarih, 2019/92 Esas ve 2022/524 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 26/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1840, K. 2026/493, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1840-e-2026-493-k-61579a841421