Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2022/1796 E. 2026/403 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1796
- Karar No
- 2026/403
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1796 KARAR NO : 2026/403 KARAR TARİHİ : 17/02/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2022 NUMARASI : 2022/171 Esas 2022/488 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) BAM KARAR TARİHİ : 17/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/02/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.06.2015 günü saat 15.30 sıralarında İzmir Torbalı Ayrancılar-Pancar arasında seyreden davacı müvekkiline ait .... plakalı kamyonun yolun sağındaki tarlaya girdiğini ve bu şekilde tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu kamyondaki bir adet valsli kahve öğütme değirmeninin hasarlandığını, kahve makinesinin satıcısı tarafından özel ekspere hesap yaptırıldığını, eksperin tespit ettiği 39.770,00+ KDV tutarı emtianın nakliye sigortasını yaptıran ....A.Ş. 'den istendiğini ve sigorta şirketince 43.747,00 TL ödeme yapıldığını, sigorta şirketinin ödediği tutarı araç sahibi olan müvekkilinden istediğini, müvekkili tarafından söz konusu icra takibi için itiraz edildiğini, daha sonrasında .... A.Ş.'nin itirazın iptali için 4.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/164 E. sayılı davayı açtığını, davacının açtığı söz konusu davanın ilk derece mahkemesi tarafından lehlerine sonuçlandığını, yani reddedildiğini, fakat .... A.Ş'nin istinaf başvurusu üzerine, İzmir 17. Hukuk Dairesi 2021/297K sayılı kararıyla ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak, ... A.Ş'nin açtığı bu davayı kabul ettiğini, sonuç olarak .... A.Ş' nin İzmir 20. İ.D. 'nin 2016/53 sayılı esas dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin İzmir 17. Hukuk Dairesinin 2021/297 K sayılı kararıyla kesinleştiğini, müvekkilince henüz söz konusu icra dosyasına ödeme yapılmadığını, fakat müvekkilinin icra tehditi ile karşı karşıya kaldığını, İzmir 17. Hukuk Dairesince 2021/297 K sayılı kararda bu konuya ilişkin olarak ''.... ...'in iddiaları arasında kaza anında sözleşmenin yürürlükte olup olmadığı işbu davanın taraflarına uygun bir iddia değildir, keza bu tür iddialar sigortadan bu sözleşme gereğince lehine ödeme yapılana karşı açılan rücu davalarında ileri sürülecektir...'' dendiğini, ... Şti ile davaya konu kazadan sonra ... Şti arasında nakliyat poliçesi düzenlendiğini, Jandarma tarafından tutulan Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit tutanağında kazanın zamanının 15.30 olduğunun yazılı olduğunu, tutanağın metin kısmında saat 15.40 sırasında ihbar alındığını, 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/164 E sayılı dosyasına ... Ltd tarafından poliçenin tanzim tarihine ilişkin sunulan belgede, talep tarihinin 15.43.23 olduğu, onay tarihinin 15.46.45 olduğunun yazılı olduğunu, bu belgenin, nakliyat sigorta poliçesinin kazadan sonra düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, poliçenin düzenleme anının gösterildiği gibi nakliye poliçesinin içeriğinin, taraflarının ve düzenleme anının ayıplı olduğunu, ayıplı bir sözleşmeye dayalı olarak sigorta şirketince hatır ödemesi yapıldığını, özetle; sigorta şirketinin, hem kazadan sonra düzenlenen poliçenin tarafı olduğunu, hem de nakliyat sigortası özel şartları gereğince istenmesi gereken belgeler istenmeden ödeme yapıldığını, bundan hak etmediği hatır ödemesini alan davalı .... şirketi aleyhine bu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, taraflarınca arabuluculuk kurumuna 2021/123720 E. numarası ile başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davacı müvekkilinin, 43.747,00 TL, icra inkar tazminatı olan 8.749,00 TL ve avukatlık ücreti olan 6.487,11 TL toplam, 59.126,88 TL borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında dava dışı ...nın icra tehtidi ile müvekkili davasının ödeme yapması durumunda, 43.747,00 TL, 8.749,00 TL ve avukatlık ücreti olan 6.487,11 TL toplam 59.126,88 TL'nin hatır ödemesi alan davalıya rücu edilerek alınması ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve müvekkilince ödeme yapılması durumunda, ödeme tarihinden itibaren tüm bu alacaklarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, davaya konu edilen İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2016/53 E. sayılı dosyasına ilişkin kesin hüküm varken huzurdaki davanın açılamayacağı kanaatinde olduklarını, İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2016/53 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali için açılan ....A.Ş.'nin davacısı, ....'in de davalısı olduğu İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/164 E., 2018/335 K. sayılı dosyasında verilen 20.03.2018 tarihli kararda; davanın reddine karar verildiğini ancak anılı kararın istinaf incelemesi neticesinde İzmir BAM 17.HD'nin 2018/1750 E., 2021/297 K. Sayılı kararında; " .... A.Ş.'nin(davacı) başvurusunun kabulüne, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/164 E., 2018/335 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi yerine geçilmek üzere, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, Davalının İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2016/53 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 43.747,00 TL asıl alacak ile bu alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, Faiz alacağına ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, 8.749,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." denilerek kesin olarak karar verildiğini, bahsi geçen kararın ....'in, 23.08.2015 tarihinde gerçekleşen kaza neticesinde ...Kahve Öğütme Değirmenin zarar görmesi sebebiyle .... A.Ş. tarafından, ....Şti.'ye yapılan 43.747,00 TL hasar bedeli ödemesinden sorumlu olduğu noktasında kesin hüküm oluşturduğunu, kesin hüküm dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının işbu davada ileri sürdüğü iddiaların dikkate alınmasının mümkün olmadığını, zira; İzmir BAM 17.HD'nin 2018/1750 E., 2021/297 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere proforma faturasındaki nakliyenin alıcıya ait olduğuna yönelik ifadenin, nakliye sırasında doğan hasarı kapsadığına dair bir yoruma gidilmesinin mümkün olmadığını, bu kayıdın sadece nakliye bedelinden alıcının sorumlu olduğuna ilişkin bir kayıt olduğunu, yine kararda, sigorta poliçesinin kazadan sonra düzenlendiğine yönelik iddianın, taşıyıcı konumundaki .... tarafından ileri sürülemeyeceğini, ancak sigorta sözleşmesinin ilişki çerçevesinde tazminat talep eden sigorta ettirenin veya sigortaya konu hukuki ilişki kaynaklı zarar görenin sigortadan talepleri halinde veya sigorta şirketinin gerekmediği halde ahde ödeme yapması üzerine lehine ödeme yapılana karşı açılan rücu davalarında ileri sürülebilecek iddia ve savunmalar olduğunun açıkça belirtildiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte herhalükarda müvekkili şirket ile sigorta şirketi arasında düzenlenen tazminat makbuzu ve temlikname başlıklı belgeye istinaden dava dışı .... A.Ş.'nin alacağın temliki hükümleri gereğince de ....'e karşı takip ve dava hakkının bulunduğunun sabit olduğunu, olaya ilişkin kaza tutanağında; kazanın tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası olduğunu, olay yerinde yapılan incelemede araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağında bulunan tarlaya girmesi şeklinde gerçekleştiğinin sabit olduğunu, bu noktada davacı-taşıyıcı ...'in meydana gelen kaza sebebiyle emtianın uğradığı zararın tamamından sorumlu olduğunun sabit olduğunu, ... A.Ş. 'nin de rizikoyu kabul edip müvekkili şirkete ödeme yaptığını, ayrıca alıcı konumunda dava dışı....AŞ. tarafından da müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapılmadığını, bunun yanı sıra tarafları... A.Ş. ile ....olan İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2016/53 E. sayılı dosyasından kaynaklı olarak, icra takibinin tarafı olmayan davalı müvekkili şirket aleyhine işbu icra takibinden kaynaklı olarak menfi tespit ve istirdat davası açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, yine itirazın iptali davası açıldıktan sonra aynı hukuki sebebe dayanarak menfi tespit davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığının kabul edildiğini, İzmir 20.İcra Müdürlüğünün 2016/53 E. sayılı dosyasına ilişkin itirazın iptali davasının açılmasından sonra .... tarafından açılan menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğundan da reddinin gerektiğini, anılan nedenlerle, diğer tüm başvuru ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava; davacı taşıyıcının yükte meydana gelen hasar zararı nedeniyle davalı taşıtan satıcı sigortalıya karşı borçlu olmadığının tespiti ve istirdat davasıdır. Mahkememizin 2016/164 Esas, 2018/335 karar sayılı dosyasında, davacı .... A.Ş. tarafından, davalı hasar sorumlusu olan taşıyıcı....’e karşı, dava dışı sigortalısı olan .....Şti.’ye yapmış olduğu ödemeyi, halefiyet hükümlerine ve/veya alacağın temliki hükümlerine göre nakliyat sigorta poliçesine dayalı olarak rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası açtığı, yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, kararın davacı .... A.Ş. tarafından istinaf edildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD’nin 2018/1750 esas, 2021/297 karar sayılı 25.02.2021 tarihli kesin kararı ile istinaf isteği kabul edilerek “Davalı iddiasındaki proforma faturasındaki nakliyenin alıcıya ait olduğu hususundaki nota dayanılarak nakliye sırasında doğan hasarı kapsadığına dair bir yorum ile sonuca gidilmesinin zorlama bir yorum olduğu, genel uygulamaya göre nakliyenin alıcıya ait olması nedeni ile nakliye bedelinin alıcıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaldı ki dayanak gösterilen proforma faturanın bir teklif niteliğinde olduğu, davalının iddialarını ispata yeterli olmadığı gibi bu şartlarla sözleşmenin kurulduğunu kabul ve zorlama ve delilsiz bir yorum olacağı, öte yandan davalının iddiaları arasında yer alan kaza anında sözleşmenin yürürlükte olup olmadığı hususunun iş bu davanın tarafları ve olaydaki gelişmelere uygun bir iddia olmadığı, keza bu tür iddiaların sigortadan bu sözleşme gereğince tazminat talep eden sigorta ettiren veya sigortaya konu hukuki ilişki kaynaklı zarar görenin sigortadan talepleri halinde ve/veya sigortanın gerekmediği ahde ödeme yapması üzerine lehine ödeme yapılana karşı açılan rücu davalarında ileri sürülebilecek iddia ve savunmalar niteliğinde olduğu, somut olayda sigorta şirketinin rizikoyu kabul edip ödemede bulunduğu, sigortalananın da sigorta ilişkisinin tarafı olduğu, sigorta şirketinin kendi adına yapılan ödemeye muvafakat ederek sözleşmeye icazet verdiği, davalı cevaplarında zarar miktarına da karşı çıkmadığına göre takipteki asıl alacak yönüyle yukarıdaki gerekçe ile istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulüne, davacı tarafça takipten önce borçlunun temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bilgi belge sunulmadığından faiz talebinin reddine karar verilerek, asıl alacak yönünden itirazın iptaline kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Hukuki yararın dava şartı olduğu 6100 sayılı hmk'nun 114. maddesinde düzenlenmiştir. Tespit davalarında hukuki yararın bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir.(HMK'nun 106). Mahkeme tespit davalarında bu arada menfi tespit davasında hukuki yararı kendiliğinden araştır ve yarar yoksa menfi tespit davasını bu nedenle reddeder. Menfi tespit davasında davacı dava açmakta hukuki yararı bulunduğu gerektiğini de ispat etmelidir. Menfi tespit davası borçlu hakkında bir takip yapılmadan önce açılabileceği gibi sonrada açılabilir. Takipten önce açılan menfi tespit davasında borçlunun hukuki durumu tehlikede ise veya belirsizlik içeriyorsa hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda; davacı taşıyıcının, davalı taşıtan satıcı sigortalı şirkete karşı, taşıma sırasında gerçekleşen tek taraflı trafik kazası nedeniyle taşıdığı yükte meydana gelen hasar zararının nakliyat sigorta poliçesi kapsamında, dava dışı sigortacı .... A.Ş. tarafından davalı sigortalısına ödenmesi üzerine, ödenen hasar bedelinin zarar sorumlusu olarak kendisinden rücuen tahsili için dava dışı sigorta şirketi tarafından yapılan icra takibine konu borç nedeniyle, davalı taşıtan sigortalıya karşı borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle dava sırasında ödeme yapılması halinde ödenecek tutarın istirdadı için eldeki davayı açtığı, davalı taşıtan-sigortalı şirketin, menfi tespite konu icra takibinde alacaklı sıfatının bulunmadığı, İİK’nun 72. Maddesi uyarınca icra takibinin tarafı olmayan davalı şirketin eldeki menfi tespit davası yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi söz konusu taşıtan sigortalı şirketin hasar zararı, dava dışı ve icra takibinde alacaklı sıfatını haiz sigorta şirketi tarafından karşılandığından ve davalı taşıyıcıya zararın karşılanması yönünde davalının bir ihbarı, ihtarı veya müraacatı da bulunmadığından bu aşamada menfi tespit davası açılmasında hukuki bir yararının da olmadığı, davacı taşıyıcı, mahkememizin 2016/164 Esas, 2018/335 karar sayılı dosyasında verilen kararın, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD’nin 2018/1750 esas, 2021/297 karar sayılı 25.02.2021 tarihli kesin kararı ile ortadan kaldırılması ve yerine yeni bir hüküm kurulması üzerine, istinaf karar gerekçesinde “sigortanın gerekmediği ahde ödeme yapması üzerine lehine ödeme yapılana karşı açılan rücu davalarında” ileri sürülebileceği hukuksal nedenine dayanılarak istirdat isteğinde bulunmuş ise de, dava tarihi itibariyle henüz ödeme yapmayan davacı taşıyanın, kesinleşen icra takibinde ileride icra tehdidi altında yapabileceği ödeme ihtimaline dayanarak, rücu davasının koşulları oluşmadan davalı sigortalıdan rücuen alacak/istirdat isteminde bulunmasında yine hukuki yararının olmadığı anlaşılmakla davacının davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının menfi tespit ve istirdat davasının, dava açmakta hukuki yararı ve davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığından dava şartları yokluğundan HMK’nun 114. ve 115. Maddeleri uyarınca usulden REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Şti. ile davaya konu kazadan sonra .... Şti arasında nakiyat poliçesinin düzenlendiğini, Jandarma tarafından tutulan Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit tutanağında kazanın zamanının 15.30 olduğunu, tutanağın metin kısmında saat 15.40 sırasında ihbar alındığını, 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin E:2016/164 E sayılı dosyasına ... Ltd tarafından poliçenin tanzim tarihine ilişkin sunulan belgede , talep tarihinin 15.43.23 olduğu, onay tarihinin 15.46.45 olduğunu, bu belge, nakliyat sigorta poliçesinin kazadan sonra düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, poliçenin düzenleme anının gösterildiği gibi nakliye poliçesinin içeriği tarafları ve düzenleme anı ayıplı olduğu, ayıplı bir sözleşmeye dayalı olarak sigorta şirketince hatır ödemesinin yapıldığını, dava dışı .... Şirketinin nakliye Sigorta Poliçesinin Yurtiçi Hasar durumunda ödeme yapabilmesi için, emtia faturasının aslı ve kopyası, sevk irsaliyesi aslı ve faturası, navlun faturası kopyası, kamyon plakası ile kamyon şöforunun imzasını içeren tespit tutanağının, sigortalı tarafından nakliyeci firmaya hitaben rücu mektubu kopyası, sigortalının tazminat talebine ilişkin yazılı beyanın talep edilmesi gerektiğini, fakat dava dışı ....Şirketinin bu işbu belgeler kendisine teslim edilmeden hasarı karşılamasının da, sigorta şirketince hatır ödemesi yapıldığının kanıtı olduğu, Sigorta şirketinin, hem kazadan sonra düzenlenen poliçenin tarafı olduğunu, hem de nakliyat sigortası özel şartları gereğince istenmesi gereken belgeler istenmeden ödeme yapıldığını, (4.Asliye Ticaret Mahkemesinin E:2016/164 E sayılı dosyasının raporunda belirtildiği üzere: ) hatır ödemesi yaptığını, bundan hakketmediği hatır ödemesini alan davalı ....şirketi aleyhine bu davanın açıldığını, ilk derece mahkemesinden de, söz konusu kaza sonucu hasarlanan emtia için ...şirketi'nin, .... Şti'nden hatır ödemesi aldığını ve ilerde müvekkilce icra tehditi altında (İzmir 20. İ.D. 2016/53) dosyasına ödeme yapılması durumunda, davalıya açılacak rücu davasının haklılığının menfi tespitinin istendiğini, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin icra tehditi altında ödeme yapabileceği dikkate alınarak söz konusu davada hukuki yararın kabul edilmesi gerektiğini ve ... şirketi'nin, .... Şti'nden hatır ödemesi aldığı gözetildiğinde de davalının pasif ehliyeti bulunduğu kabul edilerek ilk derece mahkemesinin kararının davacı yararına bozulmasını ya da kaldırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: menfi tespit istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/164 esas, 2018/335 karar sayılı kararının Dairemizin 2018/1750 esas, 2021/297 karar sayılı kararı ile kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasına ve kararın kesinleşmiş olmasına, davalının pasif husumet ehliyetinin olmamasına ve davacının davalıya karşı dava açmakta hukuki yararının da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2022 tarih, 2022/171 Esas ve 2022/488 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/02/2026