Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1704 E. 2026/363 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1704
Karar No
2026/363
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1704 KARAR NO : 2026/363

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/06/2022 NUMARASI : 2022/172 Esas 2022/407 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin üretimini ve hizmetini yaptığı hazır yemek faaliyetlerini, davalılardan ....ve ....firmalarının ... adi ortaklığı adı altında yürüttüklerini projelerinde çalışanların sabah ve öğle yemeği ihtiyaçlarını karşıladığını, verilen bu hizmet karşılığında keşide edilen 14.06.2019 tarih 6859 seri numaralı 95.040,00 TL KDV dahil bedelli faturanın tanzim edildiğini, davalı girişimin muhasebesine teslim edildiğini, ....Adi tüzel kişiliğe haiz olmayan girişimi oluşturan şirketlerden ....Şti 14.06.2019 tarihli fatura alacağının 52.800 TL lik kısmı, çek ve nakit olarak müvekkili şirkete ödendiğini, faturanın geriye kalan 43.040,00 TL bakiye bedelinin davalı .... firması tarafından sözlü uyarılara rağmen ödenmediğini, ihtiyari dava arkadaşlığına dayanarak alacağın tahsil edilmeyen kısmı için İzmir 10. İcra Müdürlüğü 2020/5838 Esas numaralı dosya üzerinden icra takibi başlattıklarını, ..... Şirketi tarafından yetkiye ve borca itiraz edildiğini, yetki itirazının kabul edilmesi nedeniyle Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün 2020/2446 Takip dosyasından yeniden ödeme emri gönderildiğini, borçlu şirket ödeme emrine 11.08.2020 tarihli dilekçesi ile haksız yere itiraz etmiş ve takibin durduğunu belirterek 49.680,00 TL üzerinden itirazın iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine yaptığı itirazlar nedeniyle % 20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın beyan ve iddialarının hukuki dayanağı olmadığı, davacı ile adi ortaklık ve kendilerinin hazır yemek temini konusunda bir sözleşmeleri olmadığı,adi otaklığın konusu olan inşaat yapım işinin 15.03.2018 tarihinde yapı kullanım izin belgesi alınmasıyla sona erdiğini, davacının fatura tarihinin yapı kullanım belge tarihinden sonra olduğunu, inşaatın bitmiş olmasıyla çalışan da olmadığından yemek hizmetine gerek olmadığı, faturayı teslim alan kişinin....olduğu yazılı olması nedeniyle müvekkili şirketin bu isimde çalışanı olmadığı, fatura içeriğinin kabulünün mümkün olmadığı, ayrıca teslime ilişkin sevk irsaliyesi de sunulmadığından dava ve icra takibi konusu faturanın kabul edilemez olduğunu, yemek hizmetinin... İnşaatın şantiyelerinden birine verilmiş olabileceği, aynı tarihi içeren yemek faturası İle ilgili adi ortaklığa yöneltilmiş davalar da bulunduğu, inşaat süresinde çalışma yapan taşeron firmalara verilen yemek hizmeti de olabileceğini, aynı işyerinde, aynı tarihte birden fazla yemek hizmeti alınmasının mantıkla bağdaşmadığını, davanın adi ortaklığı oluşturan diğer firmalara da ihbar edilmesi gerektiği, davacı tarafın belirttiği gibi adi ortaklıktaki pay oranın 4 50 değil 4 40 olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere 95.040 TL faturanın 52.800 TL' sinin ödenmesiyle icraya konu tutarın 42.240 TL olması gerektiğini, icra takibinde istenen tutarın 43.040 TL olarak belirtildiği, davacı tarafa borçlarının olmadığı, haksız ve hukuki dayanaktan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İhbar olunan .... vekilinin beyan dilekçesinde; dava dışı adi ortaklığı oluşturan müvekkili şirket icra takibine muhatap olmamak borcun faiz ve masraflar ile birlikte artmasına sebebiyet vermemek adına davaya konu borcun ortaklık hisselerine düşen miktarını çek ve nakit suretiyle ödemiş alacaklıyla ibralaştıklarını, alacaklı taraf dava konusu fatura alacağı bakımından müvekkili şirketlerden hiçbir hak ve alacağı kalmadığını dava dilekçesinde de ikrar ettiğini belirterek beyanda bulunmuştur. MAHKEMECE: "...,Tüm dosya içeriği ve delillerin, taraflara ve dava dışı "...." adi ortaklığa ait ticari defter kayıt ve belgeler, özellikle bilirkişi raporunun değerlendirilmesi sonucunda: "...." adi ortaklık sözleşmesinin 23/06/2014 tarihinden başlamak üzere 5 yıl süreli olduğu, İzmir 21.Noterliğinin 30/05/2019 tarih ve 17258 yevmiye sayılı düzeltme beyannamesi ile adi ortaklığın süresinin 30/06/2020 tarihine kadar uzatıldığı, dava ve takip dayanağı faturanın ticari defterlerde kayıtları davalı adi ortaklığa düzenlenen 14.06.2019 tarih 6859 no.lu faturanın yevmiye defterine 20.06.2019 tarih ve 94 no.lu yevmiye maddesi ile 120.01.018 muavin defter kodlu hesaba 95.000,00 TL borç kaydının yapılmış olduğu, 2019 yılında tahsil edilmemiş alacak miktarı Yevmiye defteri 110, Sayfasında yazılı 42.240,00 TL'nin 231 no.lu yevmiye maddesi ile 2020 yılına devredildiğinin yazılı olduğu, 2020 yılı yevmiye defterinde davacının alacak bakiyesi 42.240,00 TL .... Adi Ortaklık borcunda 1 no.lu yevmiye defteri açılış maddesinde yazılı olduğu, icra takibinin başladığı 2020 yılında davalıdan başka bir tahsilat kaydı olmadığı,adi ortaklık ortaklarından davalı ..... Şti.nin %40 adi ortaklık payına isabet eden 38.016,00 TL borcu bulunduğu, icra takibinde 43.040,00 TL olarak asıl alacak talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu olgular karşısında adi ortaklığın para borcunun tahsili için bir adi ortak hakkında takip ve dava açılmasının mümkün olup olmadığı sorunu gündeme gelmektedir. Öğretide para borcunun tahsili için sadece bir ortağa başvurulması mümkün iken, Yargıtay'ın müstakar içtihatlarına göre davanın konusunu para alacağı teşkil etse bile, icra takibinin ve itirazın iptali davasının tüm ortaklara karşı açılması gerekir. Olayda, yemek satım ilişkisinin davacı ile davalının da içinde bulunduğu adi ortaklık arasında gerçekleştiği, takip konusu faturaların adi ortaklık adına düzenlendiği belirgindir. Oysa, adi ortaklığa karşı yapılacak icra takibinin tüm ortaklara yöneltilmesi gerekir. Dava konusu takip yalnızca davalı adi ortağa yöneltildiğine göre usulüne uygun bir icra takibinin varlığından söz etmek mümkün değildir. Mahkememizce yapılan yargılamalar neticesinde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, Mahkememizce verilen 19/11/2021 tarih ve 2020/524 Esas 2021/649 sayılı kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, 17.Hukuk Dairesi'nin 2022/123 E., 2022/370 K.sayılı kararıyla kaldırılmış "bu durumda para alacaklarında müteselsil sorumluluk ilkeleri gereğince adi ortakların tamamı hakkında takip yapılabileceği gibi yalnızca biri hakkında da takip yapılabileceğinden taraf delilerinin toplanıp buna göre davanın sonuçlandırılması gerektiği nedeniyle kaldırılmıştır. Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmış, davacıya ilişkin ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, hangi defterleri tutmakla mükellef olduğu tespit edilmiş, 2019-2020 yıllarına ilişkin gelir gider durumlarını da gösterir tüm bilançoların ve vergi kayıtları celp edilmiş, esnaf kayıtları araştırılmıştır. Tüm dosya içeriği ve delillerin özellikle bilirkişi raporunun değerlendirilmesi sonucunda: BAM kaldırma kararı öncesinde alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacının icra takibinde 43.040,00 TL olarak asıl alacak talebinde bulunduğu , davacının kendi kayıtlarına göre 42.240,00 TL alacağı bulunduğu, adi ortaklık kayıtlarına göre icra takibinden sonra.....Şti payı açıklaması ile makbuzla ödenen 7.500,00 TL nin tenzili ile 34.740,00 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla davalının 34.740,00 TL asıl alacak bakımından yapmış olduğu itirazın haksız olduğu ve iptali gerektiği, fatura bedeli ve adi ortaklık kayıtlarına ve ortaklık payına göre davalının alacağının likit olduğu anlaşıldığından icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün 2020/2446 E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 34.740,00 TL asıl alacak bakımından iptaline, takibin 34.740,00 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren avans faiz işletilerek devamına, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 34.740,00 TL asıl alacak üzerinden hesap edilen 6.948,00 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 30/03/2022 tarihli ara kararı gereğince İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya davacı ....'nun ticaret sicil kayıtlarının bulunmadığı şeklinde cevap verildiğini, Gelir İdaresi Başkanlığınca verilen yanıtta davacı ....'nun gelir bildirimi kısmında ticari kazançlarının 118.402,98 TL gösterildiğini, avacının toplam kazançlarının da yine 118.402,98 TL olduğunu, bu durumda mali kazanç durumuna göre de davacının tacir olmadığının açıkça ortaya çıktığını, verilen müzekkere cevaplarına göre davacının tacir olmadığının anlaşıldığını, müvekkiline karşı açmış olduğu itirazın iptali davasının Asliye ticaret Mahkemesinde görülmeye devam etmemesi gerektiğini, aksi takdirde görevli olmadığı halde davanın esasına girilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın adi ortaklıkla yapmış olduğu yemek hizmetinin mutlak ticari davalara girmediğini, görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderme kararı verilmeden dosyanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu, adi ortaklığın idaresinin tarafların müşterek kararları sağlanacağının, ortakların şahsi borç ve taahhütleri ile tasarruflarının hiçbir şekilde ortaklığı ilzam etmeyeceğinin, bu tür eylemlerden ortağın kendisinin şahsen mesul olacağının, yapılacak tüm işlemlerde ilzam edici ve hak kazandırıcı tüm muamelelerde ortakların müşterek imzaları ile ortaklığın temsil edileceğinin ön görüldüğünü, sözleşmenin 13.maddesinde ise tüm giderlerin ortaklık mülkiyetinden karşılanacağının ön görüldüğünü, alınmayan bir yemek hizmetinin bedelinin müvekkili şirkete ödettirilmek istendiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, diğer ortak ve davacı tarafın 4721 sayılı TMK 702.maddesi hükmünün hilafına hareket etmekte olduklarını, davacı tarafın iddia ettiği alacağına ilişkin icra takibini adi ortaklığı oluşturan tüm ortakları ayrı ayrı belirtmek sureti ile ve her bir ortağa karşı yöneltmesi gerektiğini, iştirak halinde mülkiyet ya da yönetimde, pay oranında ödemede bulunarak adi ortaklık borçlarından sorumluluğun bertaraf edilmesinin mümkün olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesine dayalı bakiye alacaktan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça,... ve ... firmalarının ....adi ortaklığı adı altında yürüttüklerini projelerinde yemek ihtiyaçlarını karşıladığını, verilen bu hizmet karşılığında keşide edilen 95.040,00 TL KDV dahil bedelli faturanın tanzim edildiğini, davalı girişimin muhasebesine teslim edildiğini, girişimi oluşturan şirketlerden .... Şti tarafından 14.06.2019 tarihli fatura alacağının 52.800 TL lik kısmının ödendiğini, faturanın geriye kalan 43.040,00 TL bakiye bedelinin davalı ...firması tarafından ödenmediğini, ihtiyari dava arkadaşlığına dayanarak alacağın tahsil edilmeyen kısmı için İzmir 10. İcra Müdürlüğü 2020/5838 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı ticari defterinde kayıtlı faturanın davalı şirket adi ortaklığının defterinde de kayıtlı olması, faturanın adi ortaklık tarafından BA formu düzenlenerek bildirilmiş olmasının hizmetin teslimine karine teşkil etmesi, karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanmamış olması, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2022 tarih, 2022/172 Esas ve 2022/407 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.373,08 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 593,27 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.779,81 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 12/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1704, K. 2026/363, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1704-e-2026-363-k-a1d4ad6fcf69