Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1702 E. 2026/362 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1702
- Karar No
- 2026/362
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1702 KARAR NO : 2026/362
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2019 NUMARASI : 2017/560 Esas 2019/912 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Müvekkili şirket ile davalı ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı 24.921,60 TL miktarındaki cari hesap alacağı için İzmir 8.İcra Müdürlüğü’nün 2017/2485 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı takibin kendi ikametgahı olan Foça’da açılması gerektiğinden bahisle yetki itirazında bulunduğu, ancak bu yetki itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, zira müvekkilinin alacağı davalı ile arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklandığı, İİK 50.maddesine atıfla HMK 10.maddeye göre; sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir hükmüne göre, müvekkilinin icra takibine konu para alacağı olduğundan TBK 89.maddeye göre bu borcun alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceği, dolayısıyla davalı aleyhine yetkili icra dairesinde takip yapıldığından, bu takibe binaen İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğu öncelikle davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, kaldı ki taraflar arasında imzalanan Franchising Sözleşmesine göre İzmir Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, müvekkili şirket ile davalı ... arasında 16.03.2016 tarihinde Franchising Sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında imzalanan işbu sözleşme gereğince müvekkilinin münhasıran kendisine .... ibareli markanın kullanma hakkını 5 yıl süreyle davalıya verdiği, Franchising Sözleşmesi ile davalıya verilen imtiyazın sadece isim hakkı kullanmaktan ibaret olduğu, taraflar arasında imzalanan Franchising Sözleşmesinin Tarafların Yükümlülükleri ve Süre başlığı altındaki III.A-3.maddesinde “Franchisee ..her ay cirosunun %3+ Kdv’si Franchisor’a ciro primi ödemeye devam edeceğini kabul ve taahhür eder” hükmünün yer aldığı, davalının işbu sözleşmeye riayet etmeyerek müvekkiline ödemesi gereken ciro primlerini ödemediği bu nedenle taraflarınca icra takibi yapılmak durumunda kalındığı, davalının 10.03.2017 tarihli itiraz dilekçesinde böyle bir borcu olmadığını iddia etse de cari hesap dökümünde davalının 24.921,60 TL borcunun sabit olduğu, açıklanan nedenlerle haklı davalarının kabulü ile İzmir 8.İcra Müdürlüğü’nün 2017/2485 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe haksız olarak yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkili ... ile davalı ....A.Ş. arasında 16.03.2016 tarihinde Franchising Sözleşmesi imzalandığı, müvekkiline ait.... Mah.... Cad.No.... adresindeki ... markasının işbu sözleşmeye dayalı olarak kullanıldığı, karşı tarafın 30.09.2016 tarihi itibariyle müvekkili ile arasındaki Franchising Sözleşmesini haklı bir sebebe dayalı olmadan feshettiği ve sözleşmenin sona erdiği, davacı tarafın alacağa dayanak olarak gösterdiği Franchising Sözleşmesinin III.A1 maddesi uyarınca Franchisee.. her ay cirosunun %3+Kdv’si oranında Franchisor’e ciro primi ödemeye devam edeceğini kabul ve taahhüt ettiği... Franchisee’den talep edilen %3+Kdv olan ciro priminin 2016 Haziran ayına kadar talep edilmeyeceği, işbu sebeple müvekkilin sözleşmeden kaynaklanan ciro primi ödeme yükümlülüğünün 01.06.2016 ile 30.09.2016 tarihleri arasında geçerli olduğu, müvekkiline ait İşletme Defteri Dökümünden anlaşılacağı üzere 01.06.2016-30.09.2016 tarihleri arasındaki toplam cirosunun 709.494,00 TL olduğu, %3+Kdv’si (21.284 + 3.831) 25.115,00 TL’ye tekabül ettiği, taraflar arasındaki sözleşme dönemine ilişkin cari hesap dökümüne bakıldığında müvekkilinin davacı tarafa toplam 207.444,00 TL ödeme yapması gerektiği, bu hususta davacı tarafça müvekkili aleyhine açılan başkaca icra dosyalarının da mevcut olduğu ve dosya numaralarının daha sonra bildirileceği, davacı tarafa ödenmesi gereken cari hesap borcuna mahsuben davacı tarafa .... Bankası hesabına, müvekkili ...’a ait.... Iban no.lu hesabından 24.05.2016-22.08.2016 tarihleri arasında 199.950,00 TL, .... ait .... Iban no.lu hesabından 31.03.2016-14.06.2016 tarihleri arasında 170.000,00 TL olmak üzere toplam 369.950,00 TL ödeme yapıldığı, ayrıca müvekkili tarafından davacı tarafa 30.000,00 TL çek ile ödeme yapıldığı, ödeme belgesi ile çek bilgilerinin dosyaya ibraz edileceği, açıklanan sebeplerle davanın reddine, İzmir 8.İcra Müdürlüğü’nün 2017/2485 sayılı takibin iptaline, müvekkili aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı taraf uhdesine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...,Dava; Franchising sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, taraflar arasında frenchise sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın takipte İzmir icra dairesinin yetkili olup olmadığı ile davacı alacaklı tarafın İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2485 Esas sayılı takip dosyasına konu edilen sözleşmeden kaynaklı cari alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, her iki tarafın tacir olduğu, taraflar arasındaki frenchise sözleşmesinin IX. maddesinde sözleşmeden doğacak ihtilafların halinde, İzmir mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu düzenlenmiş olup, İİK'nun 50. Maddesi yollaması ile HMK nun 17. Maddesine göre, takipte İzmir icra dairesinin yetkili olduğu, iş bu nedenle davalının icra takibine yapmış olduğu yetki itirazında haksız olduğu kanaatine varılmış ise de, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve benimsenen bilirkişi rapor ve ek rapor içeriklerine göre; davacının frenchise sözleşmesi ile başlayan ve sözleşmenin tek taraflı olarak feshi ile sonuçlanan ticari ilişkisi kapsamında, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafça düzenlenen 44 adet fatura karşılığı 315.028,03-TL fatura alacağına karşılık 244.950,00-TL davalı ödemesinin mahsubu ile takip tarihi itibarı ile davalı taraftan 89.039,06-TL bakiye alacağı bulunduğu kayıt altına alınmış ise de, davacı defter ve kayıtlarında yer alan 11 adet fatura karşılığı 107.746,53-TL tutarındaki davacı faturalarının davalı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı, iş bu 11 adet faturanın 62.383,37-TL nin ciro primi alacağına, 2.853,33-TL nin reklam gideri alacağına, 42.509,83-TL nin mal faturası alacağına ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşme içeriğine göre davacıdan yaptığı reklam gideri olan 2.853,33-TL alacağı davalıdan talep edemeyeceği, 42.509,83-TL mal faturası içeriği malın davalıya teslim edildiğini ispata yarar, davacı tarafça kanıt sunulamadığı, iş bu nedenle davacı şirketin defter ve kayıtlarında yer alıp da davalı şirket defter ve kayıtlarında yer almayan, takip tarihi itibarı ile sözleşmeden kaynaklı talep edebileceği 25.116,11-TL ciro prim alacağı dahil davalıdan takip tarihi itibarı ile bakiye cari hesap alacağı miktarının 6.408,64-TL bulunduğu, davacının dava konusu icra takibinden önce İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11683 Esas sayılı takip dosyasında 48.874,13-TL bakiye cari hesap alacağı ile İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15976 Esas sayılı takip dosyasında 12.390,00-TL cari hesap alacağı yönünden icra takibi başlatıldığı, iş bu takibe konu alacaklar mahsup edildiğinde, davacının dava konusu İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2485 Esas sayılı takip dosyasının başlatıldığı 13/02/2017 tarihi itibarı ile davalıdan talep edebileceği bakiye alacak miktarının bulunmadığı, iş bu nedenle davalının takibe konu alacak ve ferilerine ilişkin itirazında haklı, davacının ise takipte ağır kusuru ve kötü niyeti olduğu kanaatine varılarak davanın reddi ile aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE, Reddedilen alacağın %20 si miktarındaki 4.984,32-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 16/03/2016 tarihinde Franchising sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin, .... ibareli markanın kullanma hakkını 5 yıl süreyle davalıya verdiğini, davalı tarafın sözleşmenin 3/A-1 maddesine açıkça aykırı davrandığından müvekkili şirketin haklı sebeple bu sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenlerle müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu icra takibinde belirtilmiş olunan ciro primlerinin mevcut olduğunu, mahkeme kararında, müvekkili şirketin 42.590,83 TL mal faturası içeriğinin teslim edildiğine dair kanıt olmadığını ilamında gerekçe olarak göstermiş ise de, 02/01/2018 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin yevmiye ve kebir defterlerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, müvekkili şirketin bütün defterlerinin birbiriyle örtüştüğünü ve tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunun bilirkişi raporundan da anlaşılacağını, mahkeme kararında fatura ve muhteviyatı malların müvekkili ...'a teslim edildiğinin belirtildiğini ancak davalı taraf ile yapılan sözleşme gereği davalı yana ürün tesliminin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, aksi halde davalı tarafın sözleşmeyi ihlal etmiş olacağından Ağustos ayında 174.808,20 TL'lik bir hasılat tutarının oluşmasının, dava konusu faturalardaki malları ve faturaları teslim aldığı anlamına gelmediğini, zira irsaliyeli faturalarda malın kime ve nereye gönderildiğine ilişkin bilgilerinde yazılması gerektiğini, mahkeme ilamında 11 adet faturanın ciro prim alacağına ilişkin olduğunun kabulüne rağmen söz konusu faturaların karşılığının davalının defterlerinde kayıtlı olmadığından müvekkili şirketin hak kaybına uğradığının aşikar olduğunu, davalının kötü niyetli davranarak gerçek cirosunu saklamaya yönelik eylemlerde bulunarak, müvekkili şirket tarafından adına kesilen faturaları ilgili defterlerine işlemediğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, franchising sözleşmesine dayalı cari hesaptan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafça, davalının taraflar arasında imzalanan franchising sözleşmesine riayet etmeyerek ödemesi gereken ciro primlerini ödemediği, cari hesap dökümünde davalının 24.921,60 TL borcu olduğu, İzmir 8.İcra Müdürlüğünün 2017/2485 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde ciro primi ödeme yükümlülüğünün 01.06.2016 ile 30.09.2016 tarihleri arasında geçerli olup ödemenin yapıldığını, borcun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispatlayamadığının, anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2019 tarih, 2017/560 Esas ve 2019/912 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 12/02/2026