Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1672 E. 2026/341 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1672
- Karar No
- 2026/341
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1672 KARAR NO : 2026/341
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/04/2022 NUMARASI : 2019/399 Esas 2022/278 Karar ASIL DOSYADA VE BİRLEŞTİRİLEN 2019/400 E. ASIL DOSYADA VE BİRLEŞTİRİLEN 2019/400 E. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/02/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında sözlü olarak distrübütörlük sözleşmesi kurulduğunu, bu çerçevede davalı şirketin Çin'deki şirket tatile girmeden sözleşme konusu ödemeyi talep ettiğini ve müvekkilinin davalıya banka kanalıyla 01.03.2019 tarihinde 557.662,32 TL ödeme yaptığını, yaklaşık 15 gün sonra ürünlerin bir kısmının müvekkiline teslim edildiğini, teslim edilen ürünlerin bir kısmı için 13.03.2019 tarih 415.353,15 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, toplamda ise bu faturayı da içerir şekilde 418.105,80 TL'lik ürün teslim edildiğini, kalan 138.579,93 TL'lik bedelin taraflarca mutabık kalınarak müvekkilinin cari hesap alacağı olarak cari hesaba yazıldığını, ne var ki davalının müvekkilinin sözleşmeye konu ortopedik implantların satışı ve pazarlamasına engel olarak distrübütörlük sözleşmesinin uygulanmasına olanaksız hale getirdiğini, sözleşmenin konusunun davalının kusuru ile imkansız hale geldiğini, müvekkilinin davalıdan teslim almış olduğu tüm ürünleri iade faturaları düzenleyerek 30.05.2019 tarihinde karşı tarafa gönderdiğini ve karşı tarafın teslim aldığını, ödenen 557.662,32 TL'lik bedelin karşılığında iade edilen ürünler nedeniyle 418.105,80 TL alacaklı olduğunu, bu alacağın tahsili için Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8907 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve yersiz itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek, sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözlü olarak distrübütörlük sözleşmesi kurulduğunu, bu çerçevede davalı şirketin Çin'deki şirket tatile girmeden sözleşme konusu ödemeyi talep ettiğini ve müvekkilinin davalıya banka kanalıyla 01.03.2019 tarihinde 557.662,32 TL ödeme yaptığını, yaklaşık 15 gün sonra ürünlerin bir kısmının müvekkiline teslim edildiğini, teslim edilen ürünlerin bir kısmı için 13.03.2019 tarih 415.353,15 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, toplamda ise bu faturayı da içerir şekilde 418.105,80 TL'lik ürün teslim edildiğini, kalan 138.579,93 TL'lik bedelin taraflarca mutabık kalınarak müvekkilinin cari hesap alacağı olarak cari hesaba yazıldığını, ne var ki davalının müvekkilinin sözleşmeye konu ortopedik implantları satışı ve pazarlamasına engel olarak distrübütörlük sözleşmesinin uygulanmasına olanaksız hale getirdiğini, sözleşmenin konusunun davalının kusuru ile imkansız hale geldiğini, müvekkilinin davalıdan teslim almış olduğu tüm ürünleri iade faturaları düzenleyerek 30.05.2019 tarihinde karşı tarafa gönderdiğini ve karşı tarafın teslim aldığını, ödenen 557.662,32 TL'lik bedelin karşılığında ürün teslim edilmeyen 138.579,93 TL alacağının tahsili için Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8906 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve yersiz itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek, sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili asıl ve birleşen dava için sunduğu cevap dilekçesinde; Davacı şirketin İstanbul'da aktif olup tarafların görüşmeleri ve yazışmaları sonucunda müvekkilinin distribütörlük hakkının temsili için İstanbul/Marmara Bölgesi bayiisi olarak davacı ile anlaşmaya vardığını; davacı tarafın söz konusu bu bayiilik için işe başlamadan şirketi için alacağı izinler gibi ihale kurumları ile bakanlığın istediği yeterlilik unsurlarını yerine getirmesi gerektiğini bildiğini; buna rağmen müvekkili şirketten satmak/pazarlamak üzere aldığı, yarım milyonluk tıbbi malzemeye dair bayilik şartlarını hem müvekkili şirket nezdinde hem de bakanlığın ve sağlık kuruluşlarının aradığı izin ve yetki şartlarını sağlayamadığı için ve ayrıca usulsüz bir takım girişimlerde bulunarak müvekkilinin ithalatçısı olduğu malzeme yerine daha alt kalite farklı malzemeleri sunma ve satma girişiminde bulunduğu için ürünleri teslim aldıktan sonra sözleşme konusu bayiliği yapamayacağını anladığını ve taraflar arasında kurulduğuna dair en ufak bir tereddüt olmayan sözleşmeyi sıfır maliyet sıfır zarar ile feshetme gayretine girdiğini, bayilik sözleşmesine konu emtiaların süreli, açıldığında tekrar kullanılamayan bir çoğu tek kullanımlı sağlık ürünü olup depolanması nakliyesi, taşınması ve tüm bunlarla bağlantılı olarak satımı halinde iadesi karşı tarafın tabi olmadığını iddia ettiği sözleşmedeki gibi kati ve ağır iade şartlarına tabi olduğunu, davacı tarafın; iş bu huzurdaki davaya konu icra takibinde, alacağına dayanak iade faturasını taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak tanzim etmiş ve müvekkiline göndermiş olup bu iade faturalarına da yasal süresi olan 8(Sekiz) gün içerisinde tacirler arası yazışma usulüne uygun olarak itiraz edildiğini, sayım tutanağındaki emtianın müvekkilinin adresindeki depoda aynen alındığı şekilde muhafaza edildiğini, taleplerin haksız olduğunu bildirerek davaların ayrı ayrı reddine, %20 kötüniyet tazminatlarının tahsiline karar verilmesini savunmuştur. MAHKEMECE: "...Taraflar delil ve belgelerini ibraz etmişler, Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğü'nün 2019/8907 E.sayılı ve 2019/8906 E.sayılı dosyaları celbedilmiş, davalıya ait ticari defter kayıt ve belgeler incelenmek suretiyle bilirkişi muhasebe uzmanı ... imzalı 15/03/2021 havale tarihli rapor alınmış, bilahare talimat yoluyla davacıya ait ticari defter kayıt ve belgeler incelenmek suretiyle bilirkişiler muhasebe uzmanı ...-makine mühendisi ... imzalı 20/03/2022 tanzim tarihli rapor alınmıştır. Dava ve birleştirilen dava, bayilik sözleşmesine konu tıbbi ürünlerin iadesi ve bedeli ödenen ürünlerin teslim edilmemesi iddiasına dayalı alacakların tahsili konusundaki icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu, İstanbul Anadolu 14.İcra Müdürlüğünün 2019/21930 E.sayılı dosyası ile davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine 01/07/2019 tarihinde, faturaya dayalı olarak 418.105,80 TL alacağın yıllık %19,50 ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsili yönünde ilamsız takip açıldığı, yetki itirazı üzerine dosyanın Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğüne gönderildiği ve 2019/8907 esasına kaydedildiği, ödeme emrinin davalı borçlu vekiline tebliğe gönderildiği, ödeme emrinin davalı borçlu vekiline 24/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlu vekilinin 22/07/2019 uyap tanzim tarihli borca itiraz dilekçesi üzerine takibin durdurulduğu, iş bu davanın 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı; Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğü'nün 2019/8906 E.sayılı dosyasının incelemesinde, İstanbul Anadolu 14.İcra Müdürlüğünün 2019/21500 E.sayılı dosyası ile davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine 24/06/2019 tarihinde, faturaya dayalı olarak 138.579,93 TL alacağın yıllık %19,50 ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsili yönünde ilamsız takip açıldığı, yetki itirazı üzerine dosyanın Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğüne gönderildiği ve 2019/8906 esasına kaydedildiği, ödeme emrinin davalı borçlu vekiline tebliğe gönderildiği, ödeme emrinin davalı borçlu vekiline 24/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlu vekilinin 22/07/2019 uyap tanzim tarihli borca itiraz dilekçesi üzerine takibin durdurulduğu, iş bu davanın 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı; Asıl dava yönünden ve birleştirilen dava yönünden dava şartı arabuluculuk anlaşamama tutanaklarının aynı tarihte 08/08/2019 da düzenlendiği, Hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun: Sözleşmeden doğan edimlerin taraflarca yerine getirilip getirilmediği, davalının sözleşmeye konu ortopedik implantların satışı ve pazarlamasına engel olup olmadığı, distrübütörlük sözleşmesinin uygulanmasını olanaksız hale getirip getirmediği, Davacı tarafın söz konusu bu bayiilik için işe başlamadan şirketi için alacağı izinler gibi ihale kurumları ile bakanlığın istediği yeterlilik unsurlarını yerine getirmesi gerektiğini bilmesi gerekip gerekmediği; davacının davalıdan satmak/pazarlamak üzere aldığı yarım milyonluk tıbbi malzemeye dair bayilik şartlarını hem davacı şirket nezdinde hem de bakanlığın ve sağlık kuruluşlarının aradığı izin ve yetki şartlarını sağlayıp sağlamadığı, Bu bağlamda icra takip tarihleri itibariyle davacının davalıdan iade ettiği ürünler karşılığı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa tutarının ne kadar olduğu, açık hesap ilişkisi nedeniyle ayrıca para alacağının bulunup bulunmadığı varsa tutarının ne kadar olduğu noktalarındadır. Tüm dosya içeriği delil ve belgelerin, özellikle bilirkişiler raporlarının, taraflar arasında düzenlenen ürünlerin iadesine ilişkin tutanağın, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 15/10/2021 tarihli cevabi yazısının değerlendirilmesi sonucunda; Taraflar arasında davalı şirkete ait ürünlerin davacı tarafından satımı konusunda sözlü şekilde bayilik sözleşmesi kurulmuştur. Davalı taraf yazılı sözleşmenin varlığını iddia etmiş ise de, davacı şirketin imzasını içeren ve hukuken bağlayıcılık niteliği bulunan yazılı sözleşme ibraz edemediğinden, yazılı sözleşmenin varlığına ve yazılı sözleşmeden doğan haklar ile ilgili davalı iddialarına itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Bu meyanda, "ahde vefa" ilkesi ve dolayısıyla taraflar arasında uyuşulan sözlü anlaşma uyarınca davalı satıcının ürünleri temin edip davacı bayiye teslim etmek ve onun satış işlemini gerçekleştirmesi için mevzuat gereği satış onayını vermesi; davacı bayinin de ürün bedelini davalı satıcıya ödemesi zorunludur. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 15/10/2021 tarihli cevabi yazısı ile "Tıbbi Cihaz Yönetmeliği'nin (2017/745) ve İn vitro Tanı Amaçlı Tıbbi Cihaz Yönetmeliği'nin (2017/746) kayıtla ilgili hükümleri gereğince; ülkemizde yerleşik bulunan üretici ve ithalatçı firmaların, bayilerinin ve anılan yönetmelikler kapsamında bulunan tıbbi cihazların, Sağlık Bakanlığı tıbbi cihaz kayıt sistemine (12.06.2017 tarihinden önce için TİTUBB, 12.06.2017 tarihinden sonra için Ürün Takip Sistemi(ÜTS)) kayıt süreçlerinin tamamlanmış olması ve sistemde kayıtlı olarak görünmesi gerekmektedir. Tıbbi cihaz üreticisi veya ithalatçısı firma ile bayisi olan firma arasındaki bayilik işlemleri ile ilgili Kurumumuzun yürüttüğü bir işlem bulunmamakta olup ÜTS/TİTUBB sistemi sadece ürün izlenebilirliği noktasında firma beyanı esas alınarak veri ortamı sağlamaktadır. Ayrıca söz konusu kayıtlar hukuki açıdan doğrudan işletmeler arasında yapılan ticari sözleşmelere alternatif oluşturmamakta veya direkt mezkür sözleşmeler yerine geçmemektedir. 12/10/2021 tarihi itibariyle ÜTS sistemi üzerinde mezkür firma isimleri ile yapılan incelemelerde 2667269248177 firma tanımlayıcı numaralı .... Şirketi isimli firmanın ÜTS firma kayıt tarihinin 15/04/2019 olduğu, mezkür firma tarafından ürün adında '...ortopedik' ifadesi içeren ürünler için 2667269080471 firma tanımlayıcı numaralı.... Şti. isimli firmaya 15/04/2019 tarihinde bayilik talebi oluşturduğu ancak ..... Şti. isimli firma tarafından bahse konu bayilik başvurusuna herhangi bir karar girmediği ve bu sebeple ilgi başvurunun onay aşamasında beklediği görülmüştür" şeklinde olaya ilişkin teknik bilgi sunulmuştur. Bu bağlamda, davacı şirketin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünden 04/04/2019 tarih ve ...-0 belge no lu tıbbi cihaz satış merkezi yetki belgesine Sağlık Bakanlığının tüm kontrollerinden sonra sahip olduğu, ancak reel satışın yapılabilmesi için davalı şirket tarafından bahse konu bayilik başvurusuna karar girmediği ve bu sebeple ilgi başvurunun onay aşamasında beklediği, davacı şirket adına satışın yapılamadığı, davacı şirketin davalıdan aldığı malları piyasa şartlarında ÜTS sistemi üzerinde davalı şirket tarafından bayilik başvurusuna karar girmediği için satışının yapılamayacağı, Davacının dava konusu ürünleri almadan peşin olarak davalıya 01.03.2019 tarihinde ....bankası aracılığı 557.662,32 TL ödeme yaptığı, dava konusu ürünlerin de davacı tarafından taraf şirketlerinin kaşelerinin ve imzalarının bulunduğu 11 sayfalık (".....İade (Kutu+Set içi fiziki) Sayım Sonucu" başlıklı) liste tutanak ile davalıya iade edildiği, davalı tarafın ihtirazi kayıtsız olarak dava konusu tüm ürünleri iade alması ve halen davalıya ait işyerinde bulunması ve davalının Sağlık Bakanlığı nezdindeki ÜTS sistemine karar girmediği için piyasa şartlarında davacı tarafın satış yapamaması nedeniyle sözlü olarak gerçekleştirilen sözleşmenin davalı tarafından ağır şekilde ihlal edilmesi karşısında bu ürünler ile ilgili olarak davalı tarafın iade faturası düzenlemesi ve iade edilen ürünlerden dolayı davacı tarafın sorumluluğunun devam ettiği yönündeki savunmasının hukuka uygun düşmediği, bu sebeplerle toplanan deliller doğrultusunda -17/03/2021 tarihli celse 2 nolu ara kararında davalı şirket işyerinde medikal ürünlerin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verilmiş ise de- dava konusu ürünlerin davalı işyerinde mevcut durumlarının teknik bilirkişi aracılığıyla tespitine gerek kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu maddi ve hukuki gerçeklikler karşısında, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan; asıl davaya konu iade edilen ürünlerin bedeli 418.105,80 TL alacağın ve birleştirilen davaya konu bedeli ödendiği halde davalıya teslim edilmeyen ürünlerin bedeli 138.579,33 TL alacağın bulunduğu, bu ödemelerin davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin mahiyetine ve kapsamına, haklılık durumunun yargılama sonucunda kesin şekilde belirlenmesinin mümkün olmasına göre, davacının icra inkar tazminatı talebi hukuka uygun bulunmamıştır. Bu açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davacı tarafından mahkememizin 2019/399 E.sayılı dosyası ile açılan asıl dava ile ilgili olarak: Davalının Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğünün 2019/8907 E.sayılı dosyası ile yapılan 418.105,80 TL'lik takibe yönelik haksız itirazının İPTALİNE Takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren artan ve eksilen oranlarda ticari temerrüt faizi yürütülerek DEVAMINA Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, II-Davacı tarafından mahkememizin 2019/400 E.sayılı dosyası ile açılan birleştirilen dava ile ilgili olarak: Davalının Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğünün 2019/8906 E.sayılı dosyası ile yapılan 138.579,93 TL'lik takibe yönelik haksız itirazının İPTALİNE, Takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren artan ve eksilen oranlarda ticari temerrüt faizi yürütülerek DEVAMINA, Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dosyasında alınan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp mahkemenin medikal sektöründe faal bilirkişilerden rapor alarak müvekkil yedinde bulunan malların 2.el değerini hesaplayarak bu bedelin mahsubuna dair yargılamadan vazgeçmesine dair kanaatinin gerekçesinin yerinde olmadığı, mahkemenin bu uyuşmazlık tespitine istinaden yaptığı yargılamada Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 15/10/2021 tarihli cevabi yazısına dayanarak müvekkilin davacı firmanın satış yapmasına engel olduğuna kanaat getirmişse de bu yazı cevabi ve mahkeme kabulü olayın mahiyeti itibariyle yerinde olmadığı, müvekkili şirket ....'in Çin'den ithal etmekte olduğu ve sadece kendisine ait olan ithalat ve iç pazarda satış yetkisine istinaden müvekkil şirket ile davacı arasında bayilik/distribütörlük anlaşması için bir araya geldiğini, Mahkeme her ne kadar yazılı sözleşme yok dese de taraflar arasında mail yazışmaları sarih olup bir tacirin yarım milyonluk bir iş için hiç bir sözleşme kabulü olmadan ödeme yapmasının abes olduğunu, taraflarca sunulan mail ve ekindeki matbu sözleşme yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olup maile davacı firma tarafından verilen cevap ve ödeme aksiyonları da mail ve içeriğinin kabulüne dair somut deliller olduğunu, ticaret mahkemesi yazılı delil savına sığınarak tatlıya tuzluya karışmadan hiç bir hukuki irdeleme ve değerlendirmede bulunmadan yazılı sözleşme yok dikkate almadım diyerek olay içerisinde sıyrılması ve sözleşme yok sonucuna varmasının hukuken kabul edilebilecek bir tasarruf olmadığını, güçlü yazılı delil başlangıçları var olup taraflar arasında dosyaya giren şekilde bir distribütorluk sözleşmesi olduğunu dava konusu işin tarihi itibariyle dolar kuruna bakıldığında bugünkü fiyatlar ile 1,5 Milyonun üzerinde bir işlem hacmi olduğu ve bu montandaki bir işin belirli kıstaslar ve sorumluluklar üstlenilmeksizin işporta mal satışına benzer şekilde mal aldım satacağım satamadım getirip iade edeceğim şeklinde yürümeyeceğini, yürütülemeyeceğinin izaha ihtiyacı olmadığını düşündüklerini, taraflar arasındaki mail yazışması ve ödeme tarihlerine bakıldığında kimin sözleşmeye ve bayilik şartlarına aykırı davrandığı görülebilecekken yerel mahkeme hem sözleşmeye, hem mail yazışmalarına gözardı ettiği için bu uyuşmazlığı çözmeyen müvekkili fazlasıyla mağdur eden kararı kurabildiklerini, davacının, müvekkilin faturasını kayıtlarına aldığını 8günlük itiraz süresi içerisinde de hiç bir itirazda bulunmadığını, Ba Bs formlarını da verdiğini, somut olayda sözleşme serbestisi kapsamında, tacir taraflar arasında, tarafların irade uyuşması ile mail ekindeki sözleşme metninin kabul edilip uygulamaya alındığı sabit olduğu, resmi şekle de tabi olmayan bir işte iradelerin uyuştuğu apaçık ortadayken sözleşmenin hiç nazara alınmaması, imza yok diyerek göz ardı edilmesi ve metindeki iade prosedürünün hiçe sayılmasının hiç bir hukuki açıklaması olmadığını, ticari hayatta tek husus yazılı delil olmadığını, davacının hiç bir yazışma yapmadan faturaya itiraz süresi geçtikten sonra 24.05.2019 tarihli iade faturaları ile yapılan "iadeler" ve sözleşmeden dönmesi apaçık TTK ve usul ihlali olup davacı lehine hüküm ve sonuç doğurmayacağını, müvekkilin ilk satım faturası ile davacı tarafın iade faturasının tarihlerine bakıldığında davacı tarafın müvekkil tarafından sözleşme maili ile birlikte iletilen proforma sonrası kesilen faturasına davacı tarafın 8(Sekiz) gün içinde itiraz etmediğinin de görüleceğini, davacı her şeyden önce sözleşmenin var olduğu ve sözleşmeden döndüğünü mü yoksa sözleşme olmadığını sadece taraflar arası faturaya dayalı alım/satım işlemi olup fatura konusu emtiayı iade ettiğine mi dayandığını netleştirmesi gerektiğini, sayım tutanağı ile kayıt altına alınanlar ve davacının da kabul ettiği bu belge şu an için bu davanın en net ve somut ve üstelik taraflarca imzası ikrar edilmiş en kati deliller olduğunu, davacı tarafın kabul ettiği sözleşme ve proformaya göre distribütörlük kapsamında satış/pazarlama işi için ancak ödemeden 1,5 ay sonrasında ÜTS’ye kayıt olabildiğini, bu sisteme kayıt olmadan distibütörlük hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, İşte taraflar arasındaki sözleşmenin ilerleyememesinin sebebi ve aylar geçtikten sonra davacı tarafın ürünleri bir nevi baskın ile getirip müvekkil şirket deposuna yığmasının sebebi davacının; ÜTS sistemine kayıt olamaması, yeterliliğini sağlayamaması ve bu süreçte de müvekkili sözleşmeye konu ürünleri satamaması aksine bu anlaşmaya uymayan satım ve pazarlama faaliyeti içinde olmasının, iş bu huzurdaki uyuşmazlığı doğurduğunu, müvekkili şirketin, distiribütörlük için ÜTS kaydını tamamlayabilmesi davacı şirketi aylarca beklediğini, davacı şirketin, 27.02.2019 ila gerekli izin ve yetkileri tamamlayarak "Tıbbi cihaz satış merkezi belgesi" 'ni aldıkları tarih olan 15.04.2019 tarihine kadar geçen sürede müvekkil şirketin teslim ve sonrasındaki sayım belgesine konu tıbbi malzemeleri davacı tarafça satılıp pazarlanamamış ve müvekkil montanlı ticari kayba uğradığını, bu 2 tarih arasında müvekkili şirketin değil davacı firmanın yapmadığı yapamadığı iş ve işlemler nedeniyle mağduriyet oluştuğunu, davacı firmanın adres değişikliğinin de bu tarihlere denk geldiğini, TSG kaydı ile bu hususun da sabit olduğunu, 15.04.2019 tarihinde davacı şirketin distiribütörlüğünü aldığı ve alt kalite Hindistan ürünü ithal eden Meril Tıbbi cihazların satışını yapmaya başladığı da resmi kayıtlar ile sabit olduğunu, tüm bunların belgeleri ve bilgileri delil listemiz ile bildirildiğini, dava dosyasına bildirilen ancak henüz toplanmayan tanık delillerinin toplanması ile de tüm bu hususlar aydınlanacakken mahkemece lazım gelen tahkikat yapılmadan yüzeysel bir yorumla sözleşmenin yok sayıldığını, mailler gözetilmediğini, 15.04.2019 öncesi süreç araştırılmamış ve eksik iadeye rağmen tam bedel iadesi ile müvekkil şirketin mağdur edildiğini, istinaf başvurusunun hem asıl dava hem de birleşen dava bakımından ayrı ayrı kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava ve birleşen dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ayrıca teknik bilirkişiden de rapor alınmıştır . 15/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; 1) Davalı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, genel kabul görmüş muhasebe usul ve esaslarına, muhasebe genel tebliğlerine uygun olarak tutulduğu herhangi bir uşulsüzlüğe rastlanmadığı, 2) Davalı defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan takip ve dava tarihine göre 138.579,93 TL alacağının bulunduğu, söz konusu alacağın 2019/400 E sayılı birleşen dosya ve bu dosyaya konu Karşıyaka 4. İcra Dairesi 2019/8906 E sayılı dosya takip miktarı kadar olduğu, 3) Asıl dosya konusu davacının davalıya iade ettiği ürünlere ilişkin 24.05.2019 tarih, 075546 — 075579 arası 416.340,00 TL ve 24.05.2019 tarih, 075580 nolu 1.765,80 TL lık, toplam 418.105,80 TL bedelli iade faturalarının davalı tarafından kabul edilemediği, davacı tarafa noter ihtarnamesi ile iade edildiği ve davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, belirtilmiştir. 22/03/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; 1. Davacı 2019 yılı ticari defterlerini şirket merkezinde ibraz edildiği, Davacının İbraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin kendi lehine delil olarak değerlendirilmekle birlikte nihai karar sayın mahkeme ait olduğu, (HMK md.222/ TTK Md.64) 2. Davacının ibraz edilen bilgi ve belgelerine göre takip tarihi itibariyle davalından dava konusu ilgili olarak (138.579,934*418.105,80) 556.685,73.-TL alacağı olduğu tespit edildiği, 3. İbraz edilen bilirkişi raporuna göre davalı ticari defteri incelemesi yapıldığı alınan raporda... Davalı defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan takip ve dava tarihine göre 138.579,93 TL alacağının bulunduğu, söz konusu alacağın 2019/400 E sayılı birleşen dosya ve bu dosyaya konu Karşıyaka 4. İcra Dairesi 2019/8906 E sayılı dosya takip miktarı kadar olduğu, Asıl dosya konusu davacının davalıya iade ettiği ürünlere ilişkin 24.05.2019 tarih, 075546 - 075579 arası 416.340,00 TL ve 24.05.2019 tarih, 075580 nolu 1.765,80 TL lık, toplam 418.105,80 TL bedelli iade faturalarının davalı tarafından kabul edilemediği, davacı tarafa noter ihtarnamesi ile iade edildiği ve davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı,.... Şeklinde görüş verildiği, 4. Davacı davalıya dava konusu malları almadan peşin olarak davalıya 01.03.2019 tarihinde .... bankası aracılığı 557.662,32.-TL ödeme yaptığı, dava konusu mallarında davalı tarafından dava dilekçesinin 10. sayfasında mevcut malları geri aldığını beyan ettiği, 5. Davalı ... ŞTİ . Firması tarafından bahse konu bayilik başvurusuna ÜTS sitemine karar girmediği için piyasa şartlarında satamadığı, söz konusu mallar davalıya iade edildiği, 6. Esas dava Bakımdan ; (2019/399 E.) İbraz edilen bilgi ve belgelere göre davacının İzmir Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğü 2019/8907 E dosya numarası ile davalı aleyhine yaptığı icra takibinde, davalının icra dosyasına yaptığı 418.105,80.-TL tutarındaki ispata muhtaç olduğu, 7. Birleşen Dava Bakımından ( 2019/400 E.) İbraz edilen bilgi ve belgelere göre davacının İzmir Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğü 2019/8906 E dosya numarası ile davalı aleyhine yaptı; takibinde, davalının icra dosyasına yaptığı 138.579,93-TL tutarındaki ispata muhtaç olduğu, belirtilmiştir. Davacının İade faturalarının davalı defterinde kayıtlı olmadığı bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır . Mahkemece Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye İlaç Ve Tıbbi Cihaz Kurumuna müzekkere yazılmış, 15/10/2021 tarih E-61749811-511-567384 sayı numaralı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben Müzakere yazısında “12/10/2021 tarihi itibarıyla ÜTS sistemi üzerinde mezkur firma isimleri ile yapılan incelemelerde 2667269248177 firma tamamlayıcı numaralı ....ŞİRKETİ isimli firmanın ÜTS firma kayıt tarihinin 15/04/2019 olduğu ,mezkur firma tarafından ürün adına “.... ortopedik” ifadesi içeren ürünler için 2667269080471 firma tanımlayıcı numaralı ... ŞTİ ,isimli firmaya 15/04/2019 tarihinde bayilik talebi oluşturduğu ancak ... ŞTİ isimli firma tarafından bahse konu bayilik başvurusuna herhangi bir karar girmediği ve bu sebeple ilgi başvurunun onay aşamasında beklediği görülmüştür.” denilmiştir. Yani bayilik başvurusu ile ilgili karar girilmediği belirtilmiştir. Her ne kadar davalı sözleşmenin mail yolu ile kurulduğunu ileri sürmüş ise de, imzalanmış bir sözleşme olmadığından taraflar arasında sözlü sözleşme olduğu kanaatine varılmıştır. Alınan son bilirkişi raporuna göre davalı tarafın bayilik başvurusu için ÜTS sistemine karar girmediğinden davacının satış yapamadığı yani davalının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle sözlü sözleşme gereklerinin yerine getirilmediği ortaya konulmuştur. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davalının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğinin anlaşılmasına, bu nedenle davacının sözleşme gereği davalıya ödemiş olduğu bedelleri talep etmekte haklı olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2022 tarih, 2019/399 Esas ve 2022/278 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl dava yönünden istinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 28.560,80 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 7.140,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 21.420,80 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Birleşen dava yönünden istinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 9.466,39 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 2.366,59 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 7.099,80 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/02/2026