Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1360 E. 2026/616 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1360
Karar No
2026/616
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1360

KARAR NO: 2026/616

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 15.04.2025

NUMARASI: 2024/439 Esas - 2025/224 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı bankada bulunan USD, Sudi Arabistan Riyali ve TL hesaplarından usulsüz şekilde havale yapıldığını, müvekkilinin sabit hattından 05.01.2024 günü saat 16:15 civarında davalı bankanın genel müdürlüğünden aradığını söyleyen kişinin, davacı şirketin bankadaki tüm bilgilerini verdikten sonra, bankanın dijital bankacılık alt yapısının yenilendiğini belirterek bankacılık şifresini istediğini, ancak müvekkilinin şifreyi vermediğini, taleplerden şüphelenen müvekkilinin banka şubesine giderek durumu müşteri temsilcisi ile paylaştığını ve tedbir alınmasını istediğini, EFT ve havale limitinin 1 TL ile sınırladığını, daha sonra hesaplarını kontrol eden müvekkilinin 08.01.2024 tarihinde şirket hesaplarında bir gariplik olmadığını gördüğünü, 09.01.2024 günü yapılan kontrolde ise hesabın gece 23:40 ile 00:30 saatleri arasında FAST sistemi ile boşaltıldığının görüldüğünü, şirketin USD hesabından 33.650,00 USD ile Riyal hesabındaki 880,67 Riyalin Türk Lirasına çevrildiğini ve TL hesabındaki 1.042.169,18 TL ile birlikte FAST sistemiyle peyder pey çekildiğini, bankanın olumlu cevap vermemesi üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyaları ile takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın dolandırıcılık eylemini gerçekleştiren kişi veya kişilere yöneltilmesi gerektiğini, paranın davacının ağır kusuru ile çekildiğini, müvekkilinin bankacılık düzenlemeleri kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddi ile %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların itirazların davalı bankadan hesaplara ilişkin belgeler istenilerek dosya arasına alınmış olup akabinde itirazları değerlendirmek üzere dosya aynı bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu ek raporda özetle; dava konusu “8.01.2024 23:39:13 - 9.01.2024 00:05:46” saat aralığında yapılan işlemler ile ilgili bankanın aynı kişi / kişilere (~26 dakika içerisinde) 10 adet aynı tutarlı ve hesaptan art arda EFT gönderimi sürecinde işlem adedi ve saati de dikkate alınarak bir şüpheli işlem olarak teyit amaçlı arama, para transferini blokeye alma, kullanıcı işlemlerini geçici kapatma vb. gibi bir önlem alarak süreci önleyici etkinlikler (... senaryoları) uygulaması gerektiği, yukarıda bahsedilen (aynı kişiye arka arkaya 10 ve 11 adet para transferi) sürecinde bir önleyici faaliyette bulunmadığından, bankanın özen yükümlülüğü de dikkate alınarak kusurlu olduğunu, ancak, dava konusu işlemlerin yapıldığı 08.01.2024 23:39:13 - 9.01.2024 00:05:46 saat aralığında '...' kullanıcısı tarafından ... IP ile ... Marka cihaz ile Mobil şubeye giriş yapıldığı görüldüğünden tarafların müterafik kusurlu olduğu kanaatine varıldığını belirtmiştir.Dava, davacının banka hesabında bulunan paranın, mobil ve telefon bankacılığı yoluyla rızası dışında EFT yoluyla üçüncü kişilerin hesabına havale edilmesi nedeniyle oluşan zarara ilişkin başlatılan takiplere yapılan itirazın iptali davasıdır. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.

Tüm bu açıklamalar ışığında bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kural koyucu ve teknik yönden üstün taraf olan bankanın dava konusu 08.01.2024 23:39:13 - 9.01.2024 00:05:46 saat aralığında yapılan işlemler ile ilgili bankanın aynı kişi/ kişilere (~26 dakika içerisinde) 10 adet aynı tutarlı ve hesaptan art arda EFT gönderimi sürecinde işlem adedi ve saati de dikkate alınarak işlemelerin şüpheli işlemler statüsünde olduğunu göz önüne alarak davacıdan teyit alması gerektiği kanaatine varılarak Yargıtay kararı doğrultusunda davalı bankanın haksız fiilin meydana gelmesinde kusurlu olduğu kabul edilmiş kök rapor doğrultusunda yapılan hesaplamalar neticesinde davanın..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptali ile 6.999,97 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine; davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 33.650.00 USD asıl alacak ve 5,53 USD işlemiş faiz olmak üzere 33.655,53 USD üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine; davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 18.999,60 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece hiçbir hukuki değerlendirmede bulunulmadan, bilirkişi raporundaki banka aleyhine olan tespitler göre hüküm kurulduğunu, raporda sadece işlem adedi ve saati gerekçe gösterilerek bankaya kusur atfedildiğini, oysa bankanın herhangi bir güvenlik zaafiyeti bulunmadığını, zararın davacının ağır kusuru ile meydana geldiğini, buna rağmen kök ve ek raporda kısa sürede çok sayıda aynı işlemin yapılması nedeniyle bankanın kusurlu bulunduğunu, Oysa işlemlerin 8-9.01.2024 tarihlerinde şirketin .....adlı tam yetkili kullanıcısına tanımlı ... cihaza yüklü mobil şube üzerinden gerçekleştirildiğini, bu cihaza 05.01.2024 tarihinde saat 16:27:41'de şirket yetkilisi ...'ın +90 ... nolu GSM'ine gönderilen ..., kullanıcıya ait dijital tek şifre ve kullanıcının kayıtlı GSM'den IVR (İnteraktif sesli yanıt sistemi) aranarak yapılan aktivasyon sonucunda mobil şubenin aktif hale getirildiğini, aktivasyon yapılan cihazdan mobil şube aracılığıyla 3 gün sonra transferler yapıldığının davacı tarafından bankaya 09.01.2024 günü saat 09:37'de bildirildiğini, davacının telefon cihazına zararlı yazılım bulaşmış olabileceğinden, hesabında bu işlemlerin oluştuğunu, telefonun incelenmesi halinde davacının ağır kusurlu olduğunun anlaşılacağını, ancak mahkemece bu itirazın dikkate alınmadığını, davacının, mobil şube kurulum işlemlerine bizzat onay verdiğini, dolandırıcıların para transferi işlemi yapmasına olanak sağladığını, davacının sosyal mühendislik yoluyla dolandırıcılık eylemine maruz kaldığını, ek raporda da davalının telefonu ile işlem yapılması ile müterafik kusurlu olduğunun belirtildiğini, mahkemenin raporda yer alan tespitlerin bir kısmının dikkate alırken, davacının kusuruna ilişkin kısımları ile dikkate almadığını, soyut olarak davacının özel bilgilerini üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülüğüne aykırı davrandığına ilişkin kanıt bulunmadığının kabul edildiğini, ancak bu tür bir işlemin mutlaka davacının uygulama yüklü olan telefonuna zararlı yazılım bulaşması ile mümkün olabileceğini, davacının kişisel verilerini koruyamadığını ve çelişkili beyanlarda bulunduğunu, kişisel bilgilerini üçüncü kişilerle paylaştığını sakladığını, davacının 05.01.2024 tarihinde saat 16:15 sularında bankadan arayan bir kişi ile görüştüğünü ve bu kişinin şifresini istediğini belirttiğini, ancak saat 16:27'de davacının bankada kayıtlı +90 ... nolu telefonuna gönderilen ..., kullanıcıya ait dijital tek şifre ve kullanıcının kayıtlı telefonundan IVR (İnteraktif sesli yanıt sistemi) aranarak yapılan onay/aktivasyon sonucunda mobil şubenin aktif hâle getirildiğinin dikkate alınması ile davacının 3.kişilerle paylaşmaması gereken kişisel verilerini kendisini arayan şahıslarla paylaştığının anlaşıldığını, mesainin bitmesine dakikalar kala yapılan bu görüşme sonrasında bankanın müşteri hizmetlerini arayıp bilgi vermesi mümkün iken telaşla banka şubesine kadar giderek tedbir alınmasını talep etmesi davacının kendi kusurunu örtme çabası olduğunu,Şubeye yapılan başvuru sırasında ADK kanallarının kapatılabileceği bilgisinin davacıya verildiğini, yapılan kontrolde hesaplarda normal dışı bir durum bulunmadığının belirlendiğini, şirket hesabı olması nedeniyle ADK kanallarının kapatılmasının işleyişini zorlaştıracağının belirtilmesi ile tamamen kapatılmamasının istendiğini, ancak havale ve EFT limitlerinin düşürüldüğünü, davacının bankadan bilgi saklayarak ve ADK kanallarının kapatılmasına izin vermeyerek zararın oluşmasına bizzat neden olduğunu, Davacının telefonuna SMS gönderilerek bilgilendirme görevinin yerine getirildiğini, mobil cihaza şube doğrulama kodunun gönderildiğini, +... numarasına 05.01.2024 tarihi ve saat 16:27:11'de ''...*cihaziniza gonderilen Mobil Sube dogrulama kodunu banka personeli dahil kimseyle paylasmayiniz: ******", 05.01.2024 günü saat 16:27:41'de "******* -sa*** kisisiyle ...* cihazinizda mobil sube uygulamasini dogruladiniz. Islem size ait degilse *** * ***'u arayiniz.", 05.01.2024 günü saat 16:31:00'da "****** güvenlik parolanız ile cihaz aktivasyon onay işleminizi tamamlayabilirsiniz."; 05.01.2024 günü 16:51:20'da ise "Talebiniz dogrultusunda uzerinden yapilan Havale- Hesaba/IBANa islem limitleriniz güncellenmiştir 05.01.2024 günü saat 23:54:53'da "Degerli musterimiz, ***** numarali hesabinizdan para gonderildi. Tutar: *,***.** USD Alici: .......STI. Alici Hesap No: ******* Islem Zamani: **/**/**** **:**" şeklinde SMS'ler gönderildiğini, buna göre davacının kullanmakta olduğu telefon cihazına doğrulama kodları, kart harcamasına ve para transferine ilişkin SMS'ler gönderen bankanın tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, İşlemlerin mesai dışında FAST yöntemi ile gerçekleşmesi nedeniyle işlem başına kısıtlama bulunduğunu ve işlemlerin şirket hesabından yapılması nedeniyle olağan dışı veya mükerrer transferin olağan dışı olarak görülmediğini, uygulamada FAST ile bu şekilde işlem yapıldığını, bu nedenle bilirkişinin şüpheli işlem görüşünün yerinde olmadığını, şirket hesaplarında adet ve tutar olarak yüksek işlemlerin de olağan dışı işlemler olarak ayırt edilemediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, internet bankacılığı yoluyla rıza dışında banka hesabından başka hesaba transfer edilen bedelin davalı bankadan tahsili istimine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Niteliği gereği bir güven kurumu olan bankalar, TBK'nın 115. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan ve diğer yatırım araçlarından güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü bankadadır (Yargıtay 11. H.D'nin 10/01/2018 tarihli 2016/8635 Esas-2018/179 Karar sayılı, 13/05/2013 tarihli 2012/11585 Esas - 2013/9805 Karar sayılı ve 16/12/2014 tarihli 2014/13736 Esas -19841 karar sayılı ilamları).

İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunu olup, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait özel bilgiler kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara aktarılmasıdır. Bu sorun hem bankalar hem de müşteriler açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmez. Bu kapsamda işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması, sistemini sürekli güncellemesi, herhangi bir usulsüz işlemle karşılaşıldığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra müşterilerini de anında bilgilendirmesi gerekmektedir. İnternet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu sebeple bilgisayarlarına başkalarının ulaşmasına imkân tanıyan her türlü gerçek ve sanal saldırıyı önleyici tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerekmektedir. Müşterilerin, internet bankacılığı işlemlerini yaparken kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgilerini ve şifrelerini, banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülükleri mevcuttur. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir.Davacı vekili dava dilekçesindeki açıklamalarında, müvekkili şirketin davalı bankada bulunan USD, Sudi Arabistan Riyali ve TL hesaplarından usulsüz şekilde havale yapıldığını, davacının sabit hattından 05.01.2024 günü davalı bankanın genel müdürlüğünden aradığını söyleyen kişinin, şirketin bankadaki bilgilerini verdikten sonra, bankanın dijital bankacılık alt yapısının yenilendiğini belirttiğini, şifrenin verilmediğini, müvekkilinin durumdan şüphelenerek banka şubesine gidip durumu müşteri temsilcisi ile paylaştığını, EFT ve havale limitinin düşürüldüğünü, 08-09.01.2024 günü 23:40-00:30 saatleri arasında FAST sistemi ile hesabın üçüncü kişilerce boşaltıldığını ileri sürerek, oluşan zararın tazmini için takip başlatıldığını ileri sürdüğü görülmüştür. Davalı ise, dava konusu işlemin davacı şirketin banka sistemine tanımlı olan ...cihazına kurulu olan mobil bankacılık kanalı ile yapıldığını ve davacının internet bankacılığı için gereken bilgileri üçüncü kişilerle paylaştığını veya mobil bankacılık işleminin yapıldığı telefonun zararlı yazılımlara karşı korunmaması nedeniyle verilerinin üçüncü kişilerin eline geçmesini sağlaması nedeniyle kusurlu olduğunu savunmuştur.Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan kök raporda davacının, davalı banka nezdinde bulunan hesabından 08.01.2024 tarihinde ...hesabına FAST para transferi açıklamasıyla 10 adet toplam 500.000 TL, 09.01.2024 tarihinde ise ... hesabına 11 adet FAST açıklamasıyla toplam 500.000 TL para transfer ettiği belirlenmiştir. Bu rapor ile itiraz üzerine alınan ek raporda, yapılan işlemlerin şirketin yetkilisi adına tanımlanan ... kullanıcı adı ile aktivasyon yapılan cihazdan yapıldığı anlaşılmıştır. Olayın gerçekleşmesinden üç gün önce 05.01.2024 tarihinde şirketin hesaplarının bu telefona tanımlandığı ve mobil şubenin aktif edildiği görülmüştür. Bilirkişi ek raporunun 2. sayfasının sondan önceki paragrafında, davacının telefonuna zararlı yazılım bulaşmış olabileceği belirtilerek telefonun incelenmesiyle bu durumun aydınlanabileceği belirtilmiştir. Ek raporun 2. sayfasının son paragrafı ile 3. sayfasında, 05.01.2024 tarihli aktivasyona ilişkin SMS süreci anlatılmıştır. Daha sonra banka sistemi ve LOG kayıtları üzerinde inceleme yapılmış ve dava konusu işlemler nedeniyle bankanın müşteriyi aramadığı belirlenmiştir. Raporda sonuç olarak, yapılan toplam 21 adet işlemi önleyici herhangi bir tedbir almayan bankanın kusurlu olduğu, ayrıca işlemlerin bankacılık uygulamasının yüklü olduğu telefondan yapılması nedeniyle davacının da kusurlu olduğu görüşleri bildirilmiştir.Davacı, banka yetkilileri ile tespit edilecek kişiler hakkında, şirket hesabı üzerinde yapıldığı ileri sürülen usulsüzlükler nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/29943 Soruşturma sayılı dosyasında şikayetçi olduğu dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece ceza soruşturması incelenip değerlendirilmediği gibi, işlemin davacı şirkete ait ve banka uygulaması aktive edilen Samsung marka cep telefonuyla yapıldığının belirtilmesine, bilirkişi raporu ile davalı savunmalarında zararlı yazılımlarla telefona kötü niyetli kişilerin sızarak işlem yapmış olabileceklerinin tespit ve beyan edilmesine rağmen, işlemin yapıldığı telefonun, konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla incelenerek, telefonda zararlı bir yazılım bulunup bulunmadığı belirlenmemiştir. Dosyadaki mevcut tespitlere göre, dava konusu olan 08-09.01.2024 tarihinde yapılan toplam 21 adet FAST işleminin davacı şirketin, davalı bankada kayıtlı ... marka cep telefonundaki mobil aktivasyon şubesinden yapıldığı belirtilmektedir. Bu durumda, dava konusu işlemlerin davacı şirketin yetkililerince yapılıp yapılmadığının tespiti gerekmektedir. Bu hususun tespiti için bankanın LOG kayıtları ile telefon üzerinde, bankacı bilirkişinin yanı sıra bilgisayar ve elektronik konularında uzman bir bilirkişiden rapor alınarak, işlemlerin üçüncü kişi tarafından ele geçirilen şifrelerle yapılıp yapılmadığının belirlenmesi zorunludur.Mahkemece yapılacak incelemede, teknik olarak işlemlerin yapıldığı cep telefonunun fiilen ele geçirilmeden, telefonun kopyalanması veya başka bir suretle fiilen elde bulunmayan telefon üzerinden banka uygulamasına bağlanarak işlemin yapılıp yapılamayacağı hususu da belirlenmelidir. İnceleme sonucu işlemin üçüncü kişilerce yapıldığının tespiti hâlinde yapılan havalelerin niteliğine göre bankanın alabileceği bir tedbir olup olmadığı değerlendirilerek bankanın kusurlu olup olmadığı değerlendirilmelidir. İşlemlerin davacıya ait telefondan ve bu telefona ilişkin giriş şifreleriyle yapıldığına dair tespitler değerlendirilip işlemlerin üçüncü kişilerin müdahalesi ile yapıldığının tespit edilmemesi hâlinde bu kez davacı şirketin yetkilisine ait ve uygulama aktive edilen telefondan yapılan işlemler nedeniyle bankanın bir kusuru bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Mahkemece bu konularda hiç bir araştırma yapılmadan, bilirkişi raporundaki müterafik kusur tespitine de hangi nedenle itibar edildiğine ilişkin bir gerekçe yazılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi usule aykırı olmuş, bu nedenlerle işin esası incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;

HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.04.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1360, K. 2026/616, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1360-e-2026-616-k-a91c5b588b26