Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1460 E. 2026/563 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1460
- Karar No
- 2026/563
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1460
KARAR NO: 2026/563
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 24/05/2022
NUMARASI: 2021/441 Esas - 2022/445 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu eski unvanı ile... ... Limited Şirketi ile imzalanan kredi sözleşmesi çerçevesinde davacı bankadan kredi kullandığını, diğer borçlu...'ın ise anılan sözleşme gereği müteselsil kefil sıfatını taşıdığını, kredi sözleşmesi imzalandığı sırada asıl borçlu şirketin... ... Limited Şirketi iken 27/11/2020 tarihli değişiklik ile ... Limited Şirketi olduğunu, kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine muaccel olan ve temerrüte düşülen borçların ödenmesi için borçlulara kredi hesaplarının katı ile borcun ödenmesi ihtarını keşide ettiğini, keşide edilen bu ihtara rağmen borcun ödenmediğini, ödenmeyen alacakların tahsili için davacı banka tarafından yasal işlemlere başlandığını, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı borçluların başlatılan işbu icra takibine itiraz ettiklerini, itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek öncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesini ardından davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamını, karşı tarafın alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bu kapsamda; icra takibine konu borcun, üye iş yeri sözleşmesi kapsamında verilen POST cihazı ile yapılan ve daha sonra itiraz uğrayan harcamalara ilişkin olduğu, bankanın 29.311,24-TL alacağının bulunduğu, bununla birlikte davalı...’ın Üye İş Yeri Sözleşmesini kefil sıfatı ile imzalamadığı, kefil sıfatıyla imzalan GKS’nin ise Üye iş yeri Sözleşmesinden sonra imzalandığı bu halde üye iş yeri sözleşmesinden kaynaklı borca istinaden davalı...’ın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda; alacağın üye işyeri sözleşmesinden kaynaklı olması nedeniyle likit olduğu ve davalı ...…....Şti.nin itirazında haksız çıktığı dikkate alınarak, davanın davalı ... .... Şti. yönünden kabulüne, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu ... .... Şti. aleyhine yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptaline, asıl alacak miktarı olan 26.652,00-TL üzerinden takibin devamına, devamına karar verilen alacağa TC Merkez Bankası'nca yayınlanan avans işlemlerine uygulanacak değişen oranlarda faiz işletilmesine, davalı itirazında haksız çıktığından ve alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 26.652,00-TL toplam alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 5.330,40-TL icra inkar tazminatının davalı ... .... Şti'den alınarak davacıya verilmesine, davanın davalı... yönünden REDDİNE, ..." karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın, davacı bankaya borçlu olduklarını bilmesine karşın haksız ve kötüniyetli olarak davacı banka tarafından başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, davalı...'ın kefil olarak salt üye iş yeri sözleşmesinde adının geçmemesi davalının kefil sıfatını kaldırmadığı gibi davaya konu borçtan da kurtaramayacağını, belirtilen hususları kefilin de kabul ettiği ve bu hususlardan doğacak borçları kendisinin de kabul ettiğini ve bu hususlarda kendisinin de kefil olduğunu ve asıl müşteri olan davalı şirketin bankaya karşı olan genel kredi sözleşmesinden önce imzalanan sözleşmelerde de kefil olduğunu bildiğini, kefalet sözleşmesindeki madde hükmünden de anlaşılacağı üzere davalı kefil, müşteri olan diğer davalı ile davacı banka arasında imzalan önceki sözleşmelerle de bağlı olduğunu ve bu sözleşmelerden doğacak borçlara da kefil olduğunu kabul ve beyan ettiğini, bu itibarla yerel mahkemenin işbu sözleşme hükümlerini dikkate almadan davalı kefil yönünden davanın reddine karar vermesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, yargılama süresince yerel mahkeme bilirkişiden davalıların borçlu olup olmadıkları borçlu olmaları halinde ne kadar miktar borçlu olduklarının tespiti için rapor tanzim etmesini istediğini ancak bilirkişi, asıl alacak yönünden gerekli inceleme ve araştırmayı yapmadığını, bu hususta alınan bilirkişi raporunda asıl alacak yönünden her iki davalının da davacı bankaya asıl alacak yönünden 29.652 TL borçlu olduğunu, münhasır delil niteliğindeki davacı banka kayıtları, sözleşme hükümleri gereğince takibin haklılığı, borçlunun takip miktarı kadar ve takip miktarında belirtilen borç kalemleri nedeni ile davacı bankaya borçlu oldukları hususunun sabit olması nedeni ile davalının tüm itirazlarının iptallerine karar verilmesini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, davacı bankanın davalı.... Şti. ile arasındaki üye iş yeri sözleşmesi post cihazı nedeniyle yaptığı ödemeler için başlattığı ilamsız icra takibine karşı davalıların vaki itirazının iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın davalı ... .... Şti. yönünden kabulüne, davalı... yönünden reddine karar verilmiş olup karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı...'ın takip konusu borçtan sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "Toplam Alacak 29.652,00 TL'' sebebine dayalı olarak 29.652,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 20.07.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davacı banka ile davalı .... Şti. arasında 05.11.2019 tarihli 5.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış, davalı... aynı tarih ve aynı limitle müşterek müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzalamıştır.
Davacı banka ile davalı .... Şti. arasında 27.10.2019 tarihli Üye İş yeri Sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında davalı şirkete POS cihazı tahsis edilmiştir.
Davacı tarafından davalılara gönderilen .... Noterliği 29.06.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile,''...Üye İş yeri Sözleşmesi Çerçevesinde POS cihazı tahsis edildiği,... işlemin muhatabı gibi gözüken kredi kartı sahiplerinin yapmış oldukları başvurular, bu işlemlere ilişkin itirazlar, keza düzenlenen belgelerin doğru yansıtmadığı yönündeki itirazlar nedeni ile yapılan tahsilatların iade edilmesi gerektiği,... hesabına toplam 29.311,24 TL alacak kaydedildiği, hesap kat edilerek 2 iş günü içinde iadesi ihtar edilmiştir...''
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, .... Şti.'nin ( eski unvanı........….....Şti.) 05.11.2019 tarihli genel kredi sözleşmesini, 27.10.2019 tarihli Üye İş yeri sözleşmesini imzaladığı, üye iş yeri sözleşmesine istinaden POS hesabı açıldığı ve POST cihazı kurulduğu, POST cihazı ekstrelerinden 6 adet harcamaya itiraz edildiği ve itiraz kapsamında davacı banka tarafından dava dışı üçüncü kişilere ödeme yapıldığı, 29.06.2020 tarihi itibariyle bankaca yapılan ödemelerin 29.311,24 TL olduğu tespit edilmiştir.
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 32. maddesine göre,kart numarası bildirilmek sureti ile üye iş yerinden telefon, elektronik ortam, sipariş formu veya diğer iletişim araçları yoluyla yapılan işlemlerden doğacak anlaşmazlıklarda ispat yükü üye iş yerine aittir.
Somut olayda taraflar arasında Üye İş yeri Sözleşmesi ve Genel Kredi Sözleşmesi tanzim edilmiş, davalı üye iş yerine pos cihazı bağlanmış, kredi kartı sahipleri tarafından pos cihazından yapılan 6 adet harcamaya itiraz edilmiş ve itiraz kapsamında davacı banka tarafından dava dışı üçüncü kişilere 29.06.2020 tarihinde 29.311,24 TL ödeme yapılmıştır. Davacının, ödenen bedellerin tahsili amacıyla davalı üye iş yeri ve genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan diğer davalı... hakkında takip başlatıldığı görülmüştür.
Davalı...'ın kefil olarak imzaladığı genel Kredi Sözleşmesi 05.11.2019 tarihli 5.000,00 TL limitlidir. Takip konusu alacak ise Genel Kredi Sözleşmesinden önce, davacı banka ile davalı .... Şti. arasında 27.10.2019 tarihinde imzalanan Üye İş yeri Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davalı...'ın söz konusu sözleşmede kefaleti bulunmamaktadır.
Somut olayda, davalı...'ın 05.11.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine 5.00,00 TL limitle kefil olduğu, Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi kartı Üye İş yeri Faaliyeti arasında bir ilişki bulunmadığı, kredi kartı Üye iş yeri ilişkisinin nevi şahsına münhasır bir ilişki olduğu ve üye iş yeri faaliyetlerinin Üye İş yeri Sözleşmesi ile düzenlendiği nazara alınarak, davacı banka tarafından Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki kefalet ilişkisine istinaden; diğer davalı...'dan, Üye İş yeri Sözleşmesi nedeniyle alacak talebinde bulunmasının yerinde olmadığı, zira üye iş yeri sözleşmesinin bağımsız nitelikte yeni bir sözleşme olduğu anlaşılmakla (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 13.05.2025 tarihli, 2024/4723 E., 2025/3319 K. Sayılı ilamı) Mahkemece davalı... yönünden davanın reddine karar verilmesi sonucu itibari ile doğru olduğu görülmüştür.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 732,00 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026