Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2364 E. 2025/562 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/2364
Karar No
2025/562
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/2364

KARAR NO:2025/562

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:29/06/2021

NUMARASI:2017/1310 E. - 2021/850 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin TAPDK siciline kayıtlı olarak tütün mamulü dağıtımı ve satışı konusunda TAPDK izin ve denetimlerine bağlı olarak faaliyet gösteren yetkili bir firma olduğunu, aralarındaki ticari ilişkiye dayalı olarak, davalı şirketin ... Pendik İstanbul adresindeki ( benzin istasyonunun market bölümü) şubesine dava konusu fatura içeriğindeki malları satılıp teslim ettiğini, defalarca talep edilmesine rağmen fatura bedelinin davalı tarafça ödenmediğin, cari hesap özeti ve dayanak faturalarda da görüleceği üzere daha önce de pek çok defa ürün satışı yapıldığını, dava konusu fatura dışındaki tüm faturaların bedellerinin ödendiğini, ancak bu fatura bedelinin ödenmediğini,... sayılı dosyasında davalı aleyhinde ilamsız takip başlatıltıldığını, 15.09.2017 tarih ve ... sayılı 9.633,00 TL bedelli irsaliyeli fatura bedelinin işlemiş (100,35 TL) ve işleyecek yıllık % 9,75 oranından az olmamak üzere avans faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiğini, davalının yetkiye ve borca itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu, faturada vade tarihinin 15.09.2017 tarihi olduğunu, faturanın irsaliyeli olarak düzenlendiğini, fatura içeriğinde belirtilen 85 karton sigaranın davalı iş yerinde ve eksiksiz teslim edildiğinin yazılı bulunduğunu, faturanın davalı şirket yetkilisince — kaşelenip imzalanmış olması karşısında , borçlu davalının 15.09.2017 vade tarihinde temerrüde düşmüş olduğunu, bu tarihten itibaren fatura konusu emtia bedelinden işin ticari niteliği nazara alınarak 4 9,75 oranından az olmamak üzere avans faizi ile birlikte borçtan sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; takip başlatılan icra müdürlüğünün yetkisiz olduğunu, davaya konu takipte yetkili icra dairelerinin Babaeski İcra daireleri olduğunu, davacı tarafın her ne kadar takip ve fatura konusu malların teslim yerinin şube adresi olduğunu iddia etmiş ise de söz konusu fatura ve fatura konusu malların müvekkili şirkete teslim edilmediğinden iş bu husustaki yetki itirazlarının reddine karar verilmesine dair asılsız taleplerin reddi gerektiğini, yetkisiz yerde başlatılan icra takibinin ve huzurdaki davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, ortada bir teslim olmadığından davacının ikametgahı mahkemesinin yetkisinden bahsedilemeyeceğini, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında süregelen bir ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında davacı tarafın müvekkili şirkete sigara tedarik ettiğini,karşılığında müvekkili şirketçe ürün bedellerinin ödendiğini, bu süreç içerisinde şube istasyonda çalışan personeller ile davacı tarafın personellerinin de içinde bulunduğunu düşündükleri yirmiye yakın şüphelinin, hileli hareketlerde bulunarak müvekkili şirketi 200.000,00 TL bedelli ürünlerle ilgili zarara uğrattığını, söz konusu zararın müvekkili şirketçe tespit edildiğinde istasyon market çalışanları ile organize olarak müvekkili şirketi dolandırdıkları inancıyla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/144877 Sr. dosyası ile şikayette bulunduklarını, bahsedilen dolandırıcılık kapsamında gerçekte var olmayan bir ticari ilişki faturalar üzerinden var gösterilerek şüpheliler tarafından haksız kazanç elde edildiğini, davacı tarafın alacağına dayanak olarak sunmuş olduğu faturanın da hileli davranışlar sonucu oluşturulduğunu, davacı tarafın fatura içeriğinde belirtilen hizmeti sağladığını ispata muhtaç olduğunu, faturaların içeriğindeki malların teslim edildiğine dair kesinlik kazandıran herhangi bir belge bulunmadığını, fatura içeriği hizmet verilmeksizin, ticari kayıtlarda fatura tanzim edilmiş olmasının da borç doğuran bir işlem olmadığını, dosya kapsamında sunulan tüm faturalar incelendiğinde yalnızca takibe konu fatura üzerinde kaşe imza olduğunu, kim tarafından imzalandığının belli olmadığını, takibe konu alacağın likit alacak olmadığından icra inkar tazminatı talebinin hukuka uygun bir nitelik arz ettiğini savunarak, davanın reddi ile %20 oranında olmak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; Hukuki niteliği itibariyle... seri numaralı 9.633,00-TL bedelli faturaya dayalı olarak davacı tarafça başlatılan ... sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. ...Davacı vekiline sevk irsaliyesini sunması için süre verilmiş, davacı tarafça faturaya dayanak sevk irsaliyesinin de sunulduğu anlaşılmıştır. Davacının dava konusu malları davalı çalışanı dava dışı ...'e teslim ettiğini beyan etmesi üzerine, ...'in tanık olarak dinlenmesine karar verilmiştir. ... yeminli tanık ifadesinde:"Çalıştığı yerin market bölümünde, malları genelde kendisinin teslim aldığını, kendisinin olmadığı zamanda başkalarının teslim aldığını, dava konusu faturayı kendisinin teslim alıp almadığımı hatırlamadığını, faturadaki imzanın kendisine ait olmadığını, ancak kendisi almadığı zaman pompacı, marketçinin aldığını,... seri numaralı irsaliyeli fatura konusu ürünlerin ... Ürünleri adına teslim alındığını, sigarayı getiren arkadaşı gide gele tanıdığını, dava konusu ürünleri de getirdiğini, ancak davalı şirketin kabul etmediğini, oraya ürün gelmez ise ...'nin kaşesinin basılmayacağını, ürün gelmiş ise kaşe basılıp ve imzalanacağını, eğer ürünü kendisi yerine başkası almış ise başkasının da atabileceğini, süreç önceki tarih olduğundan takip konusu malları kendisinin teslim alıp almadığımı hatırlamadığını, ancak tek bildiği şeyin kaşe ve imza basılmış ise bu malların kesinlikle teslim alınmış olacağını, faturadaki imzanın kime ait olabileceğini bilmediğini, savcılık aşamasında ve şirket içindeki yazışmalarda ki beyanlarının malların teslim tarihine göre daha yakın olduğundan daha doğru olacağını, her ne kadar yukarıda ki beyanında imzanın kendisine ait olmadığını söylemişse de; faturayı yeniden incelediğinde imzasının kendisinin önceki imzalarına benzediğini düşündüğünü, ödenmeyen faturaları bilgisayar içeriğine girdiklerinden iyi bildiklerini, gösterilmiş olan faturanın da davalı şirketçe ödenmediği ve bakiye borç olarak bilgisayara girdiğiklerinden emin olduğunu" beyan etmiştir. Davalı taraf tanığın husumetli olması ve çelişkili beyanı sebebiyle beyanlarının hükme esas alınamayacağını belirtmiştir.Bilindiği gibi fatura tek başına alacağı ispata elverişli değildir. Fatura konusu hizmetin/malın karşı tarafa teslim edildiğine yönelik başkaca yazılı belgelerle desteklenmesi gerekir.Belirtilen belgeler imzalı sevk irsaliyesi, mutabakatname, vergi kayıtları gibi her türlü ispata yarar yasal delil olabilir. Bilirkişi raporunda davalının dava konusu faturaları defterlerine işlemediğini belirtmiştir.Faturanın üzerinde davalı şirket kaşe ve imzası mevcuttur. Şirket yetkilisi isticvap beyanında yetkili istasyon müdürünün gelen ürünlere imza atacak kişi olduğunu belirtmiştir. Davalı şirket suç duyurusunda dinlenen tanığı istasyon sorumlusu olarak tanımlamıştır. Her ne kadar suç duyurusu sebebiyle ... ile davalı arasında husumet olacağı düşünülse ve iddia edilse bile; davalının suç duyurusunda bulunmadan bir gün evvel tanıktan savunma aldığının şikayet dilekçesi eklerinden anlaşıldığı, tanığın savunmasında dava konusu fatura içeriği ürünleri teslim aldığını ancak bedelinin ödenmediğini belirttiği, henüz husumetli değilken dahi tanığın ürünlerin alındığına ilişkin açık beyanının bulunduğu, yine mahkememizce dinlenen yeminli ifadesinde de kaşe basıldığından malların teslim alınmış olacağını beyan ettiği anlaşılmıştır.Davalının şirketinin zarara uğratıldığı iddiasının delil yetersizliğinden kovuşturulmadığı, mevcut dosya kapsamında da bu yönde bir delil bulunmadığı anlaşılmış, dava konusu fatura içeriğinde davalı şirketin kaşesinin bulunması, yine imza bulunması, tanığın hem davalı şirket nezdinde vermiş olduğu savunma hem Mahkememizce alınan yeminli tanık beyanı nazara alınarak davacının dava konusu ürünleri davalıya eksiksiz teslim ettiği kanaatine varılmıştır. Hal böyle olunca ispat yükünün davalı üzerine geçtiği nazara alınarak davalıya yemin teklifi hatırlatılmıştır.Davalı vekili yemin deliline dayandıklarını bildirdiğinden Mahkememizce davacı şirket yetkilisine yemin metni tebliğ edilmiş, davacı şirket yetkilisi 29/06/2021 tarihli duruşmada yeminli beyanında icra takibine dayanak fatura içeriğindeki tüm ürünleri davalı şirkete eksiksiz teslim ettiğini ifade etmiştir.Gelinen aşamada dosya kapsamı, tanık ve şirket yetkilisinin yeminli beyanları nazara alınarak, ürünlerin davalıya teslim edildiği sabit olduğundan ve ödeme yapıldığı ispat edilmediğinden asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davacı taraf icra takibinde işlemiş faiz talep etmiş ise de; davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından, yine fatura üzerinde vade tarihi yazılmış ise de; fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihlerinin temerrüt tarihi olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmış, bu nedenle işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiş, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Nitekim benzer nitelikte bir davada İstanbul Bölge Adliye Mah. 12. HD'nin 2021/221 E. 2021/174 K. Sayılı ilamında: "Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda, faturaya dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez.VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının işlemiş faiz isteminin reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile bu hususa değinilmiştir.Dava konusu alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş, reddedilen işlemiş faiz yönünden davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı istemi reddedilmiş, davalının yetki itirazı TBK 89 uyarınca yerinde görülmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ... sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 9.633,00-TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 Sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca yıllık %9,75 ve değişen artan oranlarda işleyecek avans faizi yürütülmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; takipte yetkili icra dairelerinin... icra daireleri olduğunu, bu sebeple mahkemenin de yetkisiz olduğunu, davalının davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, fatura konusu malların müvekkiline teslim edildiği ve faturaların tebliğ edildiği hususlarının kanıtlanamadığını, faturanın fatura muhteviyatı malları eksiksiz ve kusursuz olarak teslim aldım' kısmına bir isim yazılmadığını, sadece kaşe üzeri imzalandığını, kimin teslim aldığına ilişkin herhangi bir bilgi olmadığını, diğer faturalarda kime teslim edildiğine ilişkin bilgiler yer alırken söz konusu faturada bulunmadığını, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/144877 Soruşturma no'lu dosyada davacı şirketin çalışanı olan ... isimli şahsın soruşturma dosyası kapsamındaki CD izleme Tutanağı ile sabit olduğu üzere herhangi bir mal veya ürün teslim etmeden imza alıp istasyondan uzaklaştığı, bu şekilde birkaç defa ürün teslim edilmediği gibi her ne sebepse şirketin şikayetçi olduğu kişilerle daha sonradan telefon görüşmesi yapmış olduğunu da beyan ettiğinin ortada olduğunu, şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı dosyadaki vekaletname ekindeki imza sirkülerinden de anlaşıldığı gibi, teslim formlarında şahıs ismi olmadığını, davacı şirket çalışanının imzalama işlerini hukuka aykırı şekilde üstünkörü gerçekleştirdiğini, bu sebeple Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden fatura tarihindeki yetkili ve daha sonra değişen şirket yetkilisinin imza örneklerinin getirilmesi sonucu yeniden inceleme yapılması gerekmekte iken bu yönde bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlarının mahkemece dikkate alınmayıp yeterli düzeyde araştırma yapılmadan eksik şekilde tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, ek rapor oluşturulması gerekirken; eksik ve hatalı inceleme sonucunda sadece davacının tek taraflı ve ispat edilememiş beyanları doğrultusunda tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, mahkeme tarafından husumetli olan davacı tanığının gerçek dışı, çelişkilerle dolu ve yönlendirmeye dayalı beyanlarının bütün itirazlarına rağmen doğru kabul edildiğini, işbu mesnetsiz beyanlar doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında süregelen bir ticari ilişki kapsamında davacı tarafın müvekkili şirkete sigara tedarik ettiğini, bu süreç içerisinde şube istasyonda çalışan personeller ile davacı tanığı ...'in de dahil olduğu, davacı taraf personellerinin de içinde bulunduğunu düşündüğümüz 20'ye yakın şüphelinin, hileli hareketlerde bulunarak müvekkil şirketi 200.000,00TL bedelli ürünlerle ilgili zarara uğrattığını, söz konusu zarar müvekkil şirketçe tespit edildiğinde istasyon kamera kayıtları ve muhasebe kayıtları irdelendiğini, davacı taraf çalışanlarının hileli davranışlarla gerçekte teslim edilmeyen malları teslim etmiş gibi gösterdiği, ürün satmadan fatura veya benzeri evrakları teslim etmekle yetindiğini, gelmediği günler için istasyona gelmiş ve mal teslim etmiş gibi irsaliye ve fatura düzenlediğini, şikayet edilen personellerden olan tanık ... 'in duruşma beyanında "Benim çalıştığım yerin market bölümünde, malları genelde ben teslim alıyorum, benim olmadığım zamanda başkaları teslim alıyor, dava konusu faturayı benim teslim alıp almadığımı hatırlamıyorum, faturadaki imza bana ait değildir ancak ben almadığım zaman pompacı, marketçi alır, bana göstermiş olduğunuz ... seri numaralı irsaliyeli fatura konusu ürünlerin ... Ürünleri adına teslim aldık." şeklinde beyanda bulunmuş olup akabinde davacı vekilinin tanığa faturanın yeniden gösterilerek imzanın kendisine ait olup olmadığının sorulmasını talep etmesi üzerine tanık ... bu sefer "Her ne kadar ben yukarıda ki beyanımda imza bana ait değildir demiş isem de, faturayı yeniden incelediğimde imzasının benim önceki imzalarıma benzediğini düşünüyorum, ödenmeyen faturaları biz bilgisayar içeriğine girdiğimizden biliyoruz, bana göstermiş olduğunuz faturanın da davalı şirketçe ödenmediği ve bakiye borç olarak bilgisayara girdiğimizden eminim. " şeklinde beyanını değiştirdiğini, tanık ...'in beyanlarının çelişkili olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, davacı vekilinin beyanı üzerine beyanını değiştirdiğini, davacı tanığının yalan beyanda bulunduğunu, duruşma esnasında tanığa yönlendirici şekilde sorular sorulduğunu, tanığın da bu doğrultuda çelişkili şekilde beyanlarda bulunarak mahkemede beyanını değiştirdiğini, icra inkar tazminatı şartlarının da oluşmadığını, alacağın likit olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davalı ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya satılan ve takip konusu faturalarda belirtilen malların davalı çalışanına teslim edildiğini, ancak takip konusu fatura bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş; davalı vekili ise, takip konusu faturada belirtilen malların teslim edilmediğini, davacının ve davalının çalışanlarının birlikte hileli hareketlerle bir kısım mallar teslim edilmemesine rağmen teslim edilmiş gibi göstererek davalı şirketi zarara uğrattıklarını, davalının borcu bulunmadığını savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 9.633,00 TL asıl alacak, 100,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.733,35 TL alacak yönünden 24.10.2027 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 15.09.2021 tarihli ... no'lu faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 26.10.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 31.10.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının fatura konusu malları davalı çalışanı ...'e teslim ettiği, teslim olduğunun ispatlandığı, davalının ödemeyi ispatlayamadığı, davalının yemin teklifi üzerine davacı yetkilisince malların teslim edildiğine dair yemin edildiği gerekçesiyle davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir.HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura tek başına alacağın varlığının kanıtı olamaz. Faturada yazılı malların teslim edildiğini ispat yükü, satıcı olan davacı taraftadır. Fatura konusu mal bedellerinden davalıyı sorumlu tutmak için faturaların tebliği ve malların tesliminin kanıtlanması gerekir.Somut olayda, davalı tarafça ticari ilişki kabul edilmiş, daha önceki mal teslimleri sonunda bedellerinin ödendiği, ancak takip konusu faturadaki malların teslim edilmediğinden bedelinin ödenmediği savunulmuştur.İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, İİK'nın 50/1. maddesinde, HMK'nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla tatbik olunacağı belirtilmiştir. Buna göre, HMK'nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, aynı Kanunun 10.maddesi hükmünde sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğundan sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı,TBK'nın 89.maddesi hükmü uyarınca kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Bu bilgilere göre somut olayda, davanın, fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu, alacaklı davacının ikametgahının Tuzla/ İstanbul olduğu, davalının ikametgahının yanında davacının ikametgahı ... de yetkili olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Mahkemece de bu yönde tespitte bulunularak yetki itirazın reddine karar verilmiş olup aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mali müşavir bilirkişi tarafından17.10.2018 tarihinde düzenlenen raporda; davacı ve davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.Tarafların BA/BS formlarının da uyumlu olmadığı görülmektedir.Takip konusu 680791 sayılı, 15.09.2017 tarihli ve 9.633,00 TL bedelli fatura davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlendiği, faturanın alt kısmında davalı şirketin kaşesi ile üzerinde bir adet imzanın bulunduğu, davacı vekilince beyan dilekçesinde bu imzanın davalı çalışanı ...'e ait olduğunun bildirildiği, bunun üzerine mahkemece bu çalışanın tanık olarak dinlendiği görülmektedir. Adı geçen tanık kolluk beyanında markete gelen malları teslim aldığını belirttiği gibi, yine mahkeme huzurunda tanık olarak alınan beyanında takip konusu faturadaki imzanın kendisine ait olduğunu ifade etmiştir.Her ne kadar davalı, mahkemece tanığın yönlendirilmesi sonucunda bu yönde beyanda bulunduğunu ileri sürmüş ise de, davacı vekilinin tanığa savcılık ve kolluk beyanı hatırlatıldıktan sonra bir daha faturanın gösterilmesinin ardından imzanın kendisine ait olduğunu belirtmiş olması tanığın yalan beyanda bulunduğu veya yönlendirildiği anlamına gelmediğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı tarafından savcılık dosyasına sunulan şikayet dilekçesi ekinde davalı şirket tarafından tanık ...'in savunmasının alındığı, henüz davalı yanca şikayetçi olunmadan alınan bu savunmada da tanığın malları teslim aldığını kabul ettiği görülmektedir. Bu açıdan davalı vekilinin tanıkla davalı arasında husumet bulunduğu yönündeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Davalı tarafça, kendi çalışanlarının davacı çalışanları ile birlikte hileli hareketlerde bulunduğunu ve teslim edilmeyen malları teslim edilmiş gibi göstererek davalının zarara uğratıldığı iddiasıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/144877 Soruşturma no'lu dosyası ile şikayette bulunulmuştur. Ancak Savcılığın 09.01.2019 tarihli ve 2019/2534 karar sayılı karar ile eksik malların hangi tarih aralığını kapsadığının belli olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, davalı şirket tarafça yapılan itirazın ise İstanbul Anadolu 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/1950 D.İş sayılı ve 16.05.2019 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verildiği görülmektedir.Gerek tanık beyanı, gerek soruşturma sonucunda verilen karar, gerekse de davacı şirket yekilisinin yemin beyanı nazara alındığında dava konusu faturada belirtilen malların davalı yanca teslim alındığının kabulü gerektiğini kanaatine varılmış olup bu durumda, davacı satıcının teslim borcunu yerine getirmesi nedeniyle, davalı alıcının satım bedelini ödediğini kanıtlaması gerekir.Ancak davalı yanca borcun ödendiğinin kanıtlanmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup aksi yöndeki davalı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacının takip konusu alacağı faturadan kaynaklı olup miktarı davalı tarafından bilinebilecek durumda olduğundan, alacak likit kabul edilerek, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yerinde olduğundan aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 381,98 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.03.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/2364, K. 2025/562, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-2364-e-2025-562-k-3a49844a13ae