Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2357 E. 2025/560 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/2357
Karar No
2025/560
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/2357

KARAR NO:2025/560

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:04/02/2021

NUMARASI:2020/241 E. - 2021/113 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının ... şubesinde borçlu ....Şti.adına kredi açılıp kullandırıldığını, davalılar ... ve ...'ın da bu borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduklarını, taraflara Gebze ...Noterliğinden keşide edilen 24/12/2019 tarihli ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarnamesiyle borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak ihtarın sonuçsuz kaldığını, borcun ödenmemesi üzerine ... sayılı takip dosyası ile borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalılar borçluların takibe itiraz ettiklerini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacıdan kredi kullanan ....Şti.'nın kullandığı krediye davalıların kefil olduklarını, ihtarnameye itiraz ettiklerini, davalılardan alacağın talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davaya konu kredinin sözleşmesinin müteselsil kefil olarak müvekkiller tarafından imzalanmadığını, hukuken kefilliğin şartlarının yerine getirilmediğini,rehinle temin edilmiş alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil yoluna gitmeden kefiller olarak müvekkillerinden talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını avunarak, davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil teşkil etmesi, tacirin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerin kendisi lehine kanıt teşkil etmesi, her iki tarafın da defter tutma yükümlüsü olmasına , uyuşmazlığın her iki tarafında defterlerine kaydetmesi gereken ticari bir işle ilgili olmasına , tutulması gereken tüm defterlerin tutulmuş olmasına, defterlerin usulüne uygun tutulmasına ve onaya tabii defterlerin onaylatılmış olmasına, defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesine, defterlere dayanarak ispat edilmek istenen iddianın da karşı taraf delillerince çürütülememiş olmasına, defterlerine dayanan tarafın yemin etmiş olmasına bağlıdır.(BAHTİYAR, M., Ticari Defterlerin Hukuki Önemi ve Sahibi Lehine Mahkemede Delil Olma Şartları, Makaleler II, s. 71 vd; ARKAN, s. 330 vd.)HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir.Dava itirazın iptali davasıdır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır.Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı bank ile daa dışı borçlu ... Şti arasında Genel Kredi Taahhütnamesinin imzalandığı, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak taahhütnameyi imzaladığı,kredi geri ödemesinin yapılmaması üzerine davacı banka tarafından hesap kat edilerek asıl borçlu ve kefillere gönderildiği, hesap kat ihtarının asıl borçlu ve kefile usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği,davacı bankanın genel kredi sözleşmesini dayanak göstererek, davalılar aleyhine icra takibine geçtiği,davalılar tarafından yapılan itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, davalıların raporda tespit edildiği gibi söz konusu sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalarının bulunmasından dolayı Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi kapsamında açılan kredilerin geri ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları sözlemelerdeki imzaların da davalılara ait olduğu dikkate alınarak davalıların kfelaetinin 6098 sayılı TBK'nun 583.maddeleri kapsamında geçerli olduğu anlaşılmıştır.Bu kapsamda Davacı banka ile dava DIŞI kredi borçlusu/kredi lehtarı ... ŞTİ.arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı/kefillerinde mütesesil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş oldukları nazara alındığında, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu ve davalı kefillerin sorumluluğunun sözleşmede gösterilen kefalet limitleri toplamının 3.405.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan ASIL BORÇ toplamının 1.896.737,77 TL olduğu, dolayısıyla hesaplanan asıl borcun (ana para borcunun), kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı KEFİLLERİN hem kendi ve hem de davalı kredi lehtarı şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmış olup bilirkişi tarafından hesaplanan HGK’nun güncel içtihadı uyarınca krediye FİİLEN uygulanan en yüksek faiz oranına göre belirlenen %39 oranında temerrüt faizi uygulanması sonucu Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 18.562,53 TL (1.991.916,70 -1.973.354,17=) reddi durumunda takip tarihinden itibaren 1.896.737,77 TL asıl alacak tutarı tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık %39 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden % 5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte talep edebileceği ve aynı zamanda Gayrinakdi Çek Taahhüt Bedelinin depo Edilmesi Yönünden ise dosya içeriğinde bulunan çek statü raporlarına göre, davacı bankaya halen ibraz ya da iade edilmeyen ya da karşılıksız çıkıp da hamilleri tarafından garanti tutarı talep edilmeyen çekler yaprağından dolayı toplam 16.550,00 TL faiz getirmeyen bir hesapta davalı kefiller tarafından müteselsilen DEPO etmeleri gerektiği dikkate alınarak itirazın bu kapsamda iptaline karar vermek gerektiği analşılmıştır.Son olarak, takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı müteselsil kefillerin İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.Tüm bu nedenlerle; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine; davalıların ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 1.896.737,77 TL asıl alacak, 14.130,00 TL gayri nakdi alacak ve 71.088,70 TL işlemiş faiz yönünden takibin devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında sözleşmesel temerrüt faizi uygulanmasına, hüküm altına alınan alacağın %20'si olan 397.496,83 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine; davalıların ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 1.896.737,77 TL asıl alacak, 14.130,00 TL gayri nakdi alacak ve 71.088,70 TL işlemiş faiz yönünden takibin devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında sözleşmesel temerrüt faizi uygulanmasına, hüküm altına alınan alacağın %20'si olan 397.496,83 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükümde alacağa uygulanacak temerrüt faiz oranının belli olmadığını, b u haliyle uygulanabilir olmamakla beraber takip dayanağı genel kredi sözleşmesi olup bilirkişi raporunda yer alan temerrüt faiz oranının esas almasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşme m.11 incelendiğinde faiz oranının sözleşme serbestisi çerçevesinde ve ...B'ye bildirilen faiz oranının %30 fazlasını uygulanarak tespit edilebileceğini, bu kapsamda müvekkil bankanın ...B’ye bildirdiği %36 faiz oranı nedeniyle %46,80 esas alınarak temerrüt faizi alacağının hesaplanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, aksinin kabulünün davacının sözleşme serbestisi iradesini sakatladığını, bilirkişi raporunda kredilere uygulanan akdi faiz oranının %30 olduğu, bu nedenle maksimum %39 temerrüt faizi uygulanabileceği tespit edilmiş ise de, bunun hatalı olduğunu, raporda sunulan ...'da ''..akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulayabileceği'' şeklinde düzenlendiğini, buna göre akdi faizin %30 olduğu düşünülürse temerrüt faizinin %45 olarak hesaplanması gerekeceğini, bu nedenlerle temerrüt faiz oranının sözleşme serbestisi ve ...B’ye bildirlen oranlar kapsamında %46,80 olarak kabulü ve alacağın buna göre hesaplanması gerektiğini, diğer ihtimalin kabulünde de %45 oranından hesaplama yapılması gerekeceğini, madde 11 incelendiğinde görülecektir ki, faiz oranı sözleşme serbestisi çerçevesinde ve ...B'ye bildirilen faiz oranın %50 fazlasını uygulayarak tespit edileceğini, ihtiyati haciz vekalet ücreti+noter masrafı ve ...V kalemlerinin takipte yer almasına ve bilirkişi raporunda tespit edilmesine rağmen hesaplamaya esas alınmadığını, takip talebinde ve dava dilekçesinde görüleceği üzere ihtiyati haciz vekalet ücreti,noter masrafı ve faizin gider vergisi kalemleri takibe dahil olan kalemler olduğunu, ancak gerekçeli kararda bu alacaklar yönünden hüküm kurulmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın reddedilen kısmın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan nakdî ve gayri nakdî kredi alacağının davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.896.737,77 TL asıl alacak, 88.767,33 TL işlemiş faiz, 4.438,34 TL gider vergisi, 1.218,26 TL ve 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.991.916,70 TL nakti, 16.550,00 TL gayrinakti olmak üzere toplam 2.008.466,70 TL alacak yönünden 28.01.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı,takip dayanağı olarak kredi taahhüt sözleşmesi, kredi taahhütnamesi, hesap özetinin gösterildiği, davalılarca borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, 28.12.2020 havale tarihli ve bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporu uyarıca; itirazın kısmen iptaline, takibin 1.896.737,77 TL asıl alacak, 14.130,00 TL gayri nakdi alacak ve 71.088,70 TL işlemiş faiz yönünden devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında sözleşmesel temerrüt faizi uygulanmasına, hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.İlk derece mahkemesi kararı sadece davacı vekilince istinaf edilmiş, davalılarca istinaf başvurusunda bulunmamış olup, istinaf incelemesi bu kapsamda yapılmıştır.TBK'nın 583/1. maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu ... Şti.arasında 09.12.2015 ve 24.12.2018 tarihlerinde toplam 3.405.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmeleri imzalandığı, davalı gerçek kişilerin bu krediye müteselsil kefil oldukları, davalı müteselsil kefillerin 1.405.000 TL ve 2.000.000 TL limitlerle sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sözleşmenin el yazısıyla, miktar belirtilerek imzalandığı, buna göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalı gerçek kişilerin müteselsil kefaletinin geçerli olduğu görülmektedir.Davacı banka sözleşme kapsamında kullandırılan kredi geri ödemelerinin yapılmaması üzerine 23.12.2019 tarihinde hesabı kat ederek davalılara kat ihtarnamesi göndermiş, kat ihtarnamesi davalılara ve asıl borçluya 26.12.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarnamede 24 saatlik ödeme süresi verilmiş olup süre sonu olan 28.12.2019 tarihinde davalılar temerrüte düşmüştür.Mahkemece hükme esas alınan ve Dairemizce de hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporunda, temerrüt faiz oranı yıllık %39 olarak tespit edilmiş, davacı vekili temerrüt faizinin %46,80 veya %45 olması gerektiğini ileri sürmüştür.Somut olayda, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 11/b maddesinde, davalının sözleşmeden doğan borcunu ödemediği takdirde alacağın muaccel hâle geldiği tarihten itibaren bunların davacı bankaya sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihe kadar geçen günler için kredinin cins ve niteliğine bakılmaksızın davacı bankanın mevzuat gereğince ... Bankası'na bildirdiği kredi faiz oranlarından temerrüt tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların ... Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdî faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiştir. Bu nedenle, hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdî faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdî faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 11/b maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %30 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmesi ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 02.05.2019 tarih ve 2017/19-1650 Esas, 2019/507 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 16.01.2017 tarih ve 2016/6484 Esas 2017/134 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir).Bu açıklamalara göre somut olayda, davacı bankanın esasında fiilen uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunmasının, kredi sözleşmesinde bir oran belirlenmemesi nedeniyle, kredinin kapatıldığı tarihte fiilen uygulanan akdî faiz oranı olan yıllık %30 oranın esas alınarak sözleşmedeki %30 fazlası hükmüne göre temerrüt faizinin yıllık % 39 olarak belirlenmesi yerinde olup aksi kabul taraflar arasındaki sözleşme ve bu sözleşmede ortaya çıkan menfaat dengesine aykırı olacaktır. Bu nedenle, davacı vekilinin temerrüt faiz oranına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili, ihtiyati haciz vekalet ücreti, noter masrafı ve BSMV kalemlerinin takipte yer almasına ve bilirkişi raporunda tespit edilmesine rağmen mahkemece bu alacaklar yönünden hüküm kurulmadığını da istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Takip talebinde davacının kullandırdığı kredi asıl alacağı ve işlemiş faizi ile birlikte %5 oranındaki 4.438,34 TL gider vergisi (BSMV), 1.218,26 TL noter masrafı ve 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti talebi de bulunmaktadır. Ancak mahkemece bu alacak kalemlerine ilişkin olarak gerekçede bir tespite yer verilmediği gibi hüküm fıkrasında da reddi ya da kabulü konusunda bir hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve bilirkişi raporu ile hesaplanan %5 oranındaki 3.554,44TL gider vergisine de (BSMV) hükmedilmek üzere Dairemizce kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. Noter masrafı ile ihtiyati haciz vekalet ücreti ise hükmün yargılama giderleri kısmında davadaki haklılık oranlarına göre taraflara yüklenmiştir.Dairemizce resen yapılan istinaf incelemesinde ise; İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun 2020/2894 numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca toplantıya katılınmış ancak anlaşma sağlanamamış olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. Bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması da doğru olmadığından yeniden hüküm kurulurken 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin de ret kabul oranına göre taraflardan alınmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalıların ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 1.896.737,77 TL asıl alacak, 71.088,70 TL işlemiş faiz ve %5 oranındaki 3.554,44TL gider vergisi (BSMV) ile 14.130,00 TL gayri nakdî alacak yönünden takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,2-Hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında sözleşmesel temerrüt faizi uygulanmasına,3-Hüküm altına alınan nakdî alacaklar toplamının takdiren %20'si olan 394.276,18 TL icra inkâr tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 134.665,09 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 24.126,95 TL harç ile icrada yatırılan 10.042,23 TL harcın mahsubuna, bakiye 100.495,91 TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 24.126,95 TL harç ile icrada yatırılan 10.042,23 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Gayri nakdî alacaklar bakımından 14.130,00 TL üzerinden takibin devamına karar verildiğinden Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın nakdî alacaklar bakımından kabul edilen miktarı dikkate alınarak davacı yararına tayin ve takdir olunan 276.852,01 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,8-Gayri nakdî alacaklar bakımından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı yararına tayin ve takdir olunan 14.130,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın nakdî alacak yönünden reddedilen miktarı dikkate alınarak davalılar yararına tayin ve takdir olunan 15.318,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 10-Davacı tarafından sarfedilen 428,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 927,50 TL bilirkişi ücreti, 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 1.128,16 noter masrafları olmak üzere toplam 3.239,16 TL yargılama giderinin davanın kabul oranı dikkate alınarak takdiren 3.213,89 TL'lik kısmının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,11-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul oranı dikkate alınarak takdiren 1.349,39 TL'lik kısmının davalılardan, 10,61 TL'lik kısmının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,12-Kullanılmayan gider delil ve avanslarının, HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra, yatıran taraflara iadesine,13-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı ve 85,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 247,70 TL kanun yolu giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine; 14-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,15-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/2357, K. 2025/560, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-2357-e-2025-560-k-c8549fd3da7f