Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2348 E. 2025/748 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/2348
Karar No
2025/748
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2348 KARAR NO : 2025/748

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/02/2021 NUMARASI : 2018/748 Esas 2021/226 Karar

ASIL DOSYA YÖNÜNDEN DAVA : MENFİ TESPİT BİRLEŞEN İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/1017 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN DAVA : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 10/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ 10/04/2025

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/748 Esas ve 2021/226 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...ASIL DAVA YÖNÜNDEN DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın davacı şirket ile akdetmiş olduğu 23/02/2018 tarihli sözleşme uyarınca üstlendiği sözleşmeye konu 9000 ton haitian makinası ve ocak vida yapma ve teslim ile monte etme işini ifa etmediğini, buna karşılık davacının sözleşmeye konu malların yapılması, teslim edilmesi ve montesi karşılığında KDV dahil 35.400,00-TL ödeme yapmayı taahhüt ettiğini ve sözleşmenin 4. Maddesine uygun şekilde sözleşme bedelinin %60'ının karşılığı olan 21.240,00-TL'lik bedeli ön ödeme olarak davacı tarafından keşide edilen 23/07/2018 tarih 21.240,00-TL bedelli çek ile davalıya ödediğini, davalının sözleşmeye konu malların üretim, teslim ve montaj edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmeye konu malların yapılıp teslim edilmesi, aksi halde sözleşmenin feshedileceği hususlarının davalıya ihtaren bildirildiğini, davacı tarafından davalıya keşide edilen ihtarname gereğince davalı yanın sözleşme gereği edimlerini sözleşme ile belirlenen süreye ek olarak ihtarname ile kendisine tanınan sürede yerine getirmemesi üzerine davacı tarafından sözleşmenin feshedildiğini, bu nedenle bedelsiz kalan çekin davalı yanca haksız ve kötüniyetli bir şekilde icra takibine konu edilmesi olasılığı yüksek olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı yana teslim edilen 23/07/2017 keşide tarihli 21.240,00-TL bedelli 7066938 seri numaralı çekin bedelsiz kaldığının, çekten dolayı davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespiti ile çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ve tensip zaptı davalı ...'a 06/09/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı ... süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış olup, vekili aracılığı ile sunduğu 28/09/2018 tarihli beyan dilekçesi ile: davalının şehir dışında olması sebebi ile tebligattan haberdar olmadığını, hak kaybının önlenmesi, adil yargılanma ve hakkaniyet ilkeleri gereğince inkarın ispatı açısından delillerini sunmak üzere taraflarına ek süre verilmesini talep etmiştir. MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/1017 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN DAVA : Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava dışı 3.şahıs ... ile müvekkili arasında akddeilen sözleşme gereği, dava dışı 3.şahsın üstlendiği sözleşmeye konu 9000 ton haitan makinası ve ocak vida yapma ve teslim ile monte etme işini ifa etmediğini, buna karşılık müvekkilince sözleşmeye konu malların yapılması-teslimile montesi karşılığında 35.400.-TL ödeme yapılmasını taahhüt ettiğini, tanraflarca kararlaştırılan ön ödemeye esas olmak üzere sözleşme bedelinin %60 'ının karşılığı olan 21.240,00-TL bedelli çekin dava dışı 3.şahıs lehine keşide edildiğini, davacı dışı 3.şahsın üstlendiği edimleri yerine getirmemesi üzerine müvekkilince sözleşmenin feshedildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalıya keşide edilen çekle ilgili olarak borçlu bulunmadığının tespiti amacıyla İzmir 1.ATM 2018/748 esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, iş bu davanın ikame tarihinden sonra davaya konu çekin ... tarafından davalı şirkete ciro edildiğini, açıklanan nedenlerle; dava konusu çekin bedelsiz kaldığının, çekten dolayı müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile çekin iptaline, müvekkilince davalıya ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren işletilecek olan faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket alacağının temlikinde izlenecek tüm usul ve esasları harfiyen yerine getirdiğini, müvekkilinin ... işlemini yaparken alacağın faturaya dayalı olup olmadığını araştırmakla yükümlü olup, faturalardaki malların teslim edilip edilmediği hususunu araştırma yükümlülüğü bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava menfi tespit davasıdır. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1017 Esas sayılı dosyası; 26/10/2018 tarih 2018/1017 Esas 2019/251 Karar sayılı gerekçeli kararı ile "Birleştirme talebine konu davada, uyuşmazlığın aynı taraflar arasında ve belirtilen sözleşmeyede atıfla, aynı hukuki sebeplere (vakıalara) dayanıldığı, davanın daha önce açılmış olduğu görülmektedir. Her iki davanında aynı hukuki sebepten kaynaklanmış ve delillerin ortak olması, biri için verilecek hükmün diğeri içinde önem taşıması nedeni ile; HMK.nun birleştirmeye yönelik 166/1 maddesi hükmü gereğince aynı mahkemede görülmekte olan davalar aralarında bağlantı bulunması halinde davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir. 14/02/1992 gün 1999/3 Esas ve 1992/2 karar sayılı YİBK gereğince bir yargı çevresinde kurulmuş aynı düzeyde birden fazla mahkeme, davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılır. Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında bağlantı olduğu kabul edilir. Bu nedenle HMK nun 166/1 maddesi gereğince tarafları ile dava konusu itibarıyla ve yukarda belirtildiği üzere aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle iş bu dava dosyası ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/748 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir. Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak alacağın varlığı ve miktarı ile sözleşmeye konu işin usulünce yapılıp yapılmadığı, yapılan işin maddi değerinin tespiti ve eksik var ise bunun da tespiti hususunda rapor tanzim edilmek üzere Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevdi edilmiş olup, Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/103 Talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporlarında; davacının e-defter kapsamında olduğu, yasal ticari defterlerinden Yevmiye defterinin ve Defteri kebirinin elektronik ortamda tuttuğu, bu defterlere yapılması gereken muhasebe kayıtlarının usulüne uygun yapıldığı, bu defterlerin beratlarının yasal sürelerinde yaptırılmış olduğu, diğer bir ifade ile davacının yasal ticari defter kayıtlarının lehine delil olmasına engel bir durumun bulunmadığı, dava konusu çekin davacı tarafından davalıya verildiği ve söz konusu çek bedelinin bankadan ödenmiş olduğu, bizzat davacının kendi yasal defter kayıtlarına göre dava tarihi itibari ile davalının davacıya 17.110,00-TL tutarının borcunun bulunduğu, 23/02/2018 tarihinde ... Limited Şirketi ile .... arasında 35.400,00-TL bedelle 900 ton Haitian Ocak ve Vida Yapma işi için sözleşme imzalandığı, söz konusu kovan ve vidanın teknik şartnamedeki ölçülerde olduğu, kovanın besleme kısmına bakıldığında iç kısmında kademenin olduğu yapı çap farkının görüldüğü, iç kısmındaki kademenin olması kova içerisindeki vidanın hareketi sırasında malzemenin sıkışmasına sebep olacağı, kovanın besleme tarafındaki dış çap kısmı incelendiğinde kaynaklı imalatın yapıldığının görüldüğü, kovan imalatı yapılırken monoblok olarak tek bir parça halinde imal edilmesi gerekirken söz konusu kovanın bir kısmının kaynakla birleştirildiğinin tespit edildiği, kovan yüksek ısıda çalışacağı için monoblok tek bir parçadan üretilmesi gerektiği, kovanın iç çap deliği besleme kısmına bakıldığında bir kademenin olduğu, bu kademenin vidanın kovan içerisinde hareketi sırasında malzemeyi sıkıştıracağı ve vidanın randımanlı çalışmasını engelleyeceği ayrıca kovanın monoblok tek bir parça halinde üretilmesi gerekirken kaynaklı imalatın yapıldığı bu sebeplerle eksikliklerin değerinin hesaplanamayacağı, kovanın değiştirilmesinin uygun olacağı bildirilmiştir. Tarafların bilirkişi raporlarına itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/25 Talimat sayılı dosyasından alınan ek raporda; taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirmeler sonucunda teknik bilirkişi tarafından düzenlenmiş olan 14/11/2019 tarihli raporun sonuç bölümündeki tespitleri değiştirecek yeni bir tespitin olmadığı, yine hesap bilirkişisi tarafından düzenlenmiş olan 13/12/2019 tarihli raporun sonuç bölümünü değiştirecek yeni bir tespitin olmadığı zira davacı tarafından davalıya verilmiş olan 21.240,00-TL'lik çekin karşılığında 4.130,00-TL'lik mal ve hizmetin alındığı, geriye kalan 17.110,00-TL'lik kısmın kadar davalıdan alacağının bulunduğu bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl dava ve birleşen dava 23.07.2018 keşide tarihli 7066938 seri numaralı 21.240,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olunmadığına yönelik menfi tespit davasıdır, dosyamız kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı ... Ltd Şti ile davalı ... arasında ticari ilişkinin bulunduğu birleşen dava yönünden ise ... Şirketi ile .... A.Ş. Arasında ticari ilişkinin bulunmadığı zira .... A.Ş. Şirketinin çeki ciro ile teslim olan hamil niteliğinde bulunduğu, dosyamız kapsamında alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm vermeye elverişli nitelikte bulunduğu dolayısıyla söz konusu rapora göre 4.130,00 TL lik mal ve hizmetin davalıdan alındığı ancak 17.110,00 TL lik kısmının alınmadığı..." gerekçesi ile; A) Mahkememiz 2018/748 Esas sayılı Davacısı .....Limited Şirketi, Davalısı ... (.... Makine Plastik Mak. Ocak Burgu ve Revizyon Yapımı) olan ASIL MENFİ TESPİT DAVASI YÖNÜNDEN; Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davacının ".... Bankası ... Şubesinin keşidecisi davacı .... Limited Şirketi olan, lehtarı davalı ... (.... Makine Plastik Mak. Ocak Burgu ve Revizyon Yapımı) olan, 23.07.2018 keşide tarihli, 7066938 seri numaralı, 21.240,00-TL bedelli çek" yönünden 17.110,00-TL tutarında BORÇLU BULUNMADIĞININ TESPİTİNE, "....i Bankası ... Şubesinin keşidecisi davacı... Limited Şirketi olan, lehtarı davalı ... (....Makine Plastik Mak. Ocak Burgu ve Revizyon Yapımı) olan, 23.07.2018 keşide tarihli, 7066938 seri numaralı, 21.240,00-TL bedelli çek"in İPTALİ TALEBİNİN ödenmiş olması sebebiyle REDDİNE, Çek bedelinin ödenmiş olması sebebiyle borçlu olunmadığı anlaşılan 17.110,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin (4.130,00 TL) talebin REDDİNE, B) Mahkememiz 2018/748 Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞEN İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN Davacısı .... Limited Şirketi, Davalısı...AŞ olan 2018/1017 ESAS SAYILI MENFİ TESPİT DAVASI YÖNÜNDEN; Davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl ve birleşen dosyada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ile davalılardan ... arasında 9000 ton haitian makinası ve ocak vida yapma ve teslim ile monte etme işini kapsayan eser sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin işin tam ve eksiksiz yapılması karşılığında davalı ...'ya 35.400,00-TL ödeme yapacağını, ödemenin % 60'ı olan 21.400,00-TL ön ödeme olarak müvekkilinin dava konusu çeki eserin tam ve eksiksiz yapılması karşılığı davalı ...'ya verdiğini ancak dosyada mübrez ihtarname ile de sabit olduğu üzere davalı ...'nun eseri tam ve eksiksiz şekilde ne sözleşmede kararlaştırılan tarihte ne de ihtarname ile kendisine ek olarak verilen sürede tamamlayamadığından sözleşmenin feshedilmesine rağmen verilen çekin iade edilmediği gibi diğer davalı ...Ş.'ye ciro ve teslim edildiğini ve dava devam ederken çekin ödeme günü gelmesi sebebiyle çekin ciro ve teslim edildiği birleşen dosya davalısı ... A.Ş.'ye ödendiğini, ödeme sebebiyle menfî tespit davasının kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğünü, gerekçeli kararında istirdat davasına uygun şekilde verilmesi gerektiğini, istirdat davasına dönüşen bu davada müvekkili şirketin borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesinde hukuki yararın bulunmadığını, istirdat davasına uygun şekilde müvekkilinin haksız olarak ödediği çek bedelinin faiz ve yargılama giderleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davacısı ... Şirketi, Davalısı ... A.Ş. Olan 2018/1017 Esas sayılı menfi tespit davası yönünden ise davalı ile davacı arasında ticari ilişkinin bulunmadığı zira ... A.Ş.'nin çeki ciro ile teslim alan hamil niteliğinde bulunduğu ve çek bedelinin ödenmiş olması dikkate alınarak davanın reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, ... şirketlerinin esas olarak çek ve senetleri alacağın temliki hükümleri çerçevesinde almakta olduklarını, birleşen dosya davalısı ... A.Ş.'nin ilgili çek bedelinin dayanağını 6361 sayılı Finansal Kiralama, ... ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun amir hükmü uyarınca araştırmak zorunda iken bu konuda araştırma yapmadığını, davalı ... şirketinin bedelsiz kalan davaya konu çekten dolayı müvekkiline karşı hukuken sorumluluğu bulunmakta ve asıl alacaklıya karşı ileri sürülen def'ilerin ... şirketine karşı da ileri sürülebilmekte olduğunu, davalı ... şirketinin fatura asıllarını dosyaya ibraz etmediğini, 6361 sayılı Yasa'nın 9/2. Ve TBK'nun 188/1. Maddesi karşısında ... işleminin tarafları arasındaki ilişkiler yönünden şaksi def'ilerin ileri sürülebilmesinde ... şirketinin iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının sonuca etkisinin bulunmadığını, davacının asıl davada davalı şirkete borçlu olmadığı belirlendiğinden bedelsizlik def'ini birleşen davada davalı .... şirketine karşıda ileri sürmesi mümkün olduğundan birleşen davanın da kabulüne karar verilmesi gerektiğini, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinin ifa edilmemesinden kaynaklı olarak verilen çekin bedelsiz kaldığından dolayı borçlu olmadığının tespiti ve çekin iptali ile istirdat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. ''...Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ve “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir ve 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221). Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem:Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. maddesi; (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” Hükmünü içermektedir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/1. maddesinde, her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı tarafından, davalının teslim edeceği 14400 adet çoraba karşılık on iki adet çekin davalıya avans olarak verildiği, ancak çorapların teslim edilmemesi nedeniyle beş adet çekin iade edildiği, dört adet çekin ise iade edilmediği, ödenen üç adet çek bedelinin de geri verilmediği, çorapların teslim edilmemesi nedeniyle çeklerin bedelsiz kaldığı ileri sürülmüş; davalı tarafça ise, dava konusu çeklerin bir malın sipariş avansı olarak verilmediği, davacının çeklerin avans olarak verildiği iddiasının yazılı belge ile ispatlanması gerektiği savunulmuştur. Davacı tarafından davalıya gönderilen 26.11.2012 tarihli ihtarnamede, taraflar arasında alım satım sözleşmesi gereğince teslimi gereken 14400 adet çorabın teslim edilmediği, çorap bedeli olarak toplam 93.500TL bedelli on iki adet çekin verildiği, çorapların teslim edilmediği gibi çeklerin de iade edilmediği belirtilerek sözleşme konusu çorapların ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içinde teslimi, olmadığı takdirde keşide edilen çeklerin iadesi ihtar edilmiştir. Davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise, söz konusu çeklerin sipariş avansı olarak verilmediği ve ödemeye ilişkin olduğu belirtilerek davacı tarafından gönderilen ihtarname içeriğine itiraz edilmiştir. Dosya içerisinde yer alan ve tarafların imzasını taşıyan tarihsiz teslim belgesinde ise, davacı tarafından gönderilen 26.11.2012 tarihli ihtarnameye konu olan on iki adet çekin beş adedinin davacıya iade edildiği belirtilmiştir. Davacının defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 02.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda, davacının resmî kayıtlarının “işletme defteri” şeklinde olduğu, işletme defterine alınan mallar, emtia, belge ile yapılan masrafların gider olarak, yapılan satışların da gelir olarak kaydedildiği, işletme defterinin tek taraflı kayıt sistemine göre tutulduğu, ödemelerin ve tahsilatların deftere işlenmediği, bu nedenle davacının davalıya verdiği çeklerle ilgili kayda rastlanmadığı, davacının 2011-2012-2013 yılı defterlerinde davalıdan herhangi bir mal alımına rastlanmadığı belirtilmiş, mahkemece, davalıya verilen kesin süreye rağmen davalının ticari defterleri ibraz edilmemiştir. Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan teslim belgesi ile beş adet çekin davacıya iade edilmesinin, davalının diğer yedi adet çekin avans olarak verildiğini kabul ettiği anlamına gelmemektedir. Menfi tespit ve istirdat talebine konu çeklerin ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu bulunmadığı gibi, davacının defter ve kayıtları “işletme defteri” şeklinde olup, 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesinde belirtilen defterler tutulmadığından somut olaya HMK’nın 220/3. maddesinin uygulanması da mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece verilen kesin süreye rağmen davalının ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi nedeniyle HMK’nın 220/3. maddesi uyarınca davacının beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.11.2021 tarih ve 2017/(19)11-1662 Esas 2021/1357 Karar sayılı İlamı) Yukarıdaki açıklamalar ışığında özellikle somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca çeke bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve çekin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davaya dayanak çekin asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklı olarak avans çeki olduğu ve avans olarak davacı şirket tarafından davalıya verildiğinin tüm dosya münderecatı ile davacının ispat ettiği, davalı tarafından avans olarak alındığı kabul edilen çek karşılığında eser sözleşmesine konu 9000 ton haitian makinası ve ocak vida yapma ve teslim ile monte işini ifa ettiğini davalının ispat etmesi gerektiği, dosyada mevcut ve somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasından dolayı hükme esas alınmaya uygun olan bilirkişi raporlarına göre davalının sözleşme gereğini tam olarak ifa etmediği ve davacının davalıdan 17.110.00.TL alacaklı olduğu, davacı tarafından asıl dava davalısına verilen 21.400.00.TL bedelli çekin davalı tarafından birleşen dava davalısı ... şirketine ciro edildiği, asıl işin tam olarak yapılmaması nedeniyle asıl işten kaynaklı olan def'ilerin 6361 sayılı Yasa'nın 9/2. ve TBK'nun 188/1. maddesi kapsamında davacı tarafından birleşen davalı ... şirketine karşıda ileri sürebileceği, birleşen dava davalısı hamil tarafından çekin 23.07.2018 tarihinde tahsil edilmesinden dolayı menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü, çekin tahsil tarihi itibariyle 17.110.00.TL'sı yönünden avans faiziyle birlikte asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısı ... şirketi tarafından birlikte iadesinin gerektiği dikkate alınarak mahkemece davacı tarafından açılan asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.110.00.TL'nın asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısınından çek tahsil tarihi olan 23.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak asıl dava ve birleşen dava davacısına verilmesine karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı yanlış gerekçe ile birleşen davanın reddine, asıl davada ise çek tahsil tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili belirtilmeden yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. Ancak, bu yanılgının giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden asıl ve birleşen dava davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca hüküm kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre asıl ve birleşen dava davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Asıl ve birleşen dava davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2021 tarih ve 2018/748 Esas 2021/226 Karar sayılı hükmün 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, II-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "1-ASIL VE BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; Davacı tarafından açılan menfi tespit davasının yargılama sırasında davaya konu çekin tahsil edilmesinden dolayı istirdat davasına dönüştüğü de dikkate alınarak asıl ve birleşen davanın KISMEN KABULÜ ile 17.110.00.TL'nın çek tahsil tarihi olan 23.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısından müştereken ve müteselsilen alınarak asıl ve birleşen dava davacısına verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince A-Asıl dava yönünden alınması gerekli olan 1.168,78.TL ilam harcından peşin olarak alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.132,88.TL karar harcının asıl dava davalısından tahsili ile Hazineye gelir kaydına, B-Birleşen dava yönünden alınması gerekli olan 615,40.TL ilam harcından peşin olarak alınan 362,73.TL harcın mahsubu ile bakiye 252,67.TL karar harcının birleşen dava davalısından tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Asıl ve birleşen dava davacısı tarafından a-Asıl dava yönünden yapılan 35,90.TL harç, 800,00.TL bilirkişi ücreti, 632,63.TL dosya gidiş dönüş ücreti ve talimat gideri, 183,00.TL tebligat olmak üzere toplam 1.651,53.TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 1.330,40.TL'nın asıl dava davalısından alınarak asıl dava davacısına verilmesine, bakiyesinin asıl dava davacısı üzerinde bırakılmasına, b-Birleşen dava yönünden yapılan 35,90.TL harç, 80,70.TL dosya gidiş dönüş ücreti, 59,00.TL tebligat olmak üzere toplam 175,60.TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 141,45.TL'nın birleşen dava davalısından alınarak birleşen dava davacısına verilmesine, bakiyesinin birleşen dava davacısı üzerinde bırakılmasına, 4-Asıl ve birleşen davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına, 5-Asıl dava davacısı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT üzerinden hesap ve takdir olunan 17.110.00.TL ücreti vekaletin asıl dava davalısından alınarak asıl dava davacısına verilmesine, 6-Birleşen dava davacısı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT üzerinden hesap ve takdir olunan 17.110.00.TL ücreti vekaletin birleşen dava davalısından alınarak birleşen dava davacısına verilmesine, 7-Asıl dava davalısı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT üzerinden hesap ve takdir olunan 4.130.00.TL ücreti vekaletin asıl dava davacısından alınarak asıl dava davalısına verilmesine, 8-Birleşen dava davalısı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT üzerinden hesap ve takdir olunan 4.130.00.TL ücreti vekaletin birleşen dava davacısından alınarak birleşen dava davalısına verilmesine, 9-HMK'nun 333. maddesi gereğince yatırılan gider/delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,'' şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, III-Asıl ve birleşen dava davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE, IV-Asıl ve birleşen dava yönünden asıl ve birleşen dava davacısı tarafından yatırılan istinaf karar peşin harcının asıl ve birleşen dava davacısına iadesine, V-İstinaf kanun yolu başvurusu kısmen kabul edilen asıl ve birleşen dava davacısı tarafından istinaf aşamasında a-Asıl dava yönünden yapılan 162,10.-TL başvuru harcı ve dosya gidiş dönüş masrafı 44,00.-TL olmak üzere toplam 206,10.-TL istinaf yargılama giderinin asıl dava davalısından alınarak asıl dava davacısına verilmesine, b-Birleşen dava yönünden yapılan 162,10.-TL başvuru harcı olan istinaf yargılama giderinin birleşen dava davalısından alınarak birleşen dava davacısına verilmesine, VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran asıl ve birleşen dava davacısı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK' nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/2348, K. 2025/748, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-2348-e-2025-748-k-26e6fe428f0e