Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/2056 E. 2021/1926 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/2056
Karar No
2021/1926
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 7. HUKUK DAİRESİ K A R A R

DOSYA NO : 2019/2056 KARAR NO : 2021/1926

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : ... İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVANIN KONUSU : İstirdat B.A.M. KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının, müvekkili aleyhine Bursa ...Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile haksız yere ilamsız takip başlattığını, müvekkilinin bahsi geçen icra takibinden haberdar olmaması nedeniyle zamanında itiraz edemediğini ve takibin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesi ile müvekkili şirket adresine gidilerek cebri icra yolu ile haciz ve muhafaza baskısı kurulduğunu, müvekkili şirket fabrikanın işleyişi için zaruri olan makinelerin haciz ve muhafazası halinde aldığı siparişleri zamanında yetiştiremeyeceği korku ve endişesi ile saygın konumunun rencide olmaması açısından istemeyerek de olsa borçlu olmadığı bir parayı davalıya ödemek zorunda kaldığını, Bursa ...Müdürlüğü’nün ... sayılı ilamsız takip dosyasının dayanağının 16.08.2016 tarihli ihtarname ve noter gönderim masrafı olduğu, ekte sunulan 16.08.2016 tarihli ihtarname içeriğine göre alacağın asıl kaynağının 25.02.2016 tarihinde karşı tarafın...şubesi hesabından müvekkilinin ...Şubesinde bulunan hesabına gönderilen 18.000,00.-TL tutarlı havale dekontu olduğunu, havale dekontunun gerçekte bir borç ödeme vasıtası olup var olan bir borcun ödendiğini gösterdiğini, müvekkili şirketin karşı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı 22.500,00.-TL'nin ödeme tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirket yetkilisi ...'ın; 10.10.2016 tarihli haciz esnasında dosya borcunu kabul ettiğini, davacı şirket yetkilisinin bu beyanı ikrar niteliğinde olduğunu, şirketi temsil yetkisi bulunan ... ile vekil olarak aralarında borcun varlığı ve çekle ödenmesi konusunda protokol imzalandığını, işbu protokolde de borcun varlığına yönelik herhangi bir ihtirazı kayıt bulunmadığını, davacı tarafın haciz tehdidi altında dosya borcunu ödediğini iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafça haciz esnasında icra dosyasına yapılmış her hangi bir ödemenin mevcut olmadığını, icra takibi öncesinde davacıya ihtarname keşide edildiğini sonuç alınamadığını, müvekkili ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davacı şirketin ve müvekkilinin ticari kayıtlarının incelenmesi neticesinde bu durumun ortaya çıkacağını, davacıya gönderilen ihtarnamede açıklandığı üzere davacı şirket hesabına sehven 18.000,00.-TL'nin gönderildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı şirket yetkilisi ...'ın ödeme emrini bizzat tebliğ aldığı ve borcu öğrendiği, 07/10/2016 tarihli haciz ve muhafaza tutanağında borcu kabul ettiği ve borcu ödeyeceği beyanının usulüne uygun ikrar olduğu, haciz baskısı ve tehdidi altında olmuş ikrar ve beyanı olmadığı, kaldı ki bu beyandan sonra davacı ve davalı arasında protokol ve belge başlıklı belgenin düzenlendiği ve dosya borcuna mahsuben çek verileceğinin belirtildiği ve 22/10/2016 tarihli çekin düzenlendiği, davacının tacir olup, bütün iş ve işlemlerinde basiretli olarak hareket etmesi gerektiği, borcun ikrarının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafa başvuru dilekçesinde, borcun 07/06/2016 tarihli haciz sırasında kabul ve ikrar edilerek borca mahsuben 22/10/2016 keşide tarihli çek verildiğini, borcun kabulünün haciz ve muhafaza işlemi sırasında yapılmış olmasının baskının açık olduğunu gösterdiğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporuna yansıyan tespitlerden anlaşılacağı üzere, davaya konu EFT nin davalı yanın ticari defterlerinde yer aldığını, davalı yanın havalenin sehven yapıldığına dair savunmasına itibar edilmemesi gerektiğini, sehven yapılan havale işleminin ayrıntılı olarak da ticari deftere işlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişinin bu tespitinin davalı yanın savunmasının doğru olmadığını gösterdiğini belirterek davanın kabulü yönünde bir karar verilmesi gerekirken haciz ve muhafaza baskısı altındaki borcu kabul beyanına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın esastan kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davacının bu iddiasının gerçek dışı olduğunu, ticari defterlerini de sunmaktan kaçındığını, ispat yükünün davacıya ait olduğu halde davasını ispat edemediğini, müvekkilinin sehven davacı şirkete göndermiş olduğu paranın ihtarlara rağmen geri iade edilmemesi üzerine müvekkili şirketçe başlatılan icra takibinin itiraza uğramaksızın kesinleştiğini, haciz esnasında davacı şirket temsilcisinin dosya borcunu kabul ve ikrar ettiğini, borcu ödeyeceğini beyan ettiğini belirterek davacının istinaf başvurusunun reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. Dava, haciz baskısı altında icra dosyasına ödenen bedelin istirdadı istemidir. Davalı tarafça Bursa ...Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında 25/02/2016 tarihinde davacı tarafa sehven gönderilen 18.000,00.-TL'nin tahsili talebiyle icra takibi başlatılmış olup, 07/10/2016 tarihli haciz ve muhafaza tutanağında davacı şirket yetkilisi ...'ın borcu kabul ettiği, borcu kabul beyanı üzerine taraflar arasında protokol ve belge başlıklı anlaşma uyarınca davacı taraftan dosya borcuna mahsuben 22/10/2016 keşide tarihli 22.500,00.-TL bedelli çek alındığı, çek bedelinin 22/10/2016 tarihinde davacı tarafından ödenmesi nedeniyle davacı vekilinin borcun haciz baskısı altında ödendiğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça icra takibine konu 18.000,00.-TL bedelin sehven davacı tarafa gönderildiği, davacı tarafla aralarında bu paranın gönderilmesine ilişkin herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı iddia edilmiş olup, kural olarak havale ödeme vasıtası olup var olan bir borcun ödendiğini gösterdiğinden bu karinenin aksine havaleyi gönderen kişinin ispat etmesi gerekli ise de, davalı tarafın ticari defter ve bilgilerinin incelenmesi sonucu alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin tespit edilemediği belirlenmiş olup, davacı tarafça gönderilen paranın hangi nedenle gönderildiği ve davalı tarafla aralarındaki ticari ilişki açıklanmadığı gibi verilen kesin süre içerisinde davacının ticari defter ve kayıtlarını da bilirkişi incelemesine esas olmak üzere mahkemeye sunmadığı, davalı tarafla arasında ticari ilişki bulunması nedeniyle icra takibine konu paranın gönderildiğini ispatlayamaması nedeniyle mahkemece verilen kararın gerekçesinde, delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddine karar verilmiştir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait (HMK madde 190/1) olup, yasanın uygun gördüğü delillerle ispat hakkı kullanılabilir. Medeni Usul Hukukunda yemin delili kesin delil niteliğindedir. Kesin yemin, ispat yükü kendisine düşen tarafın davanın halline etkili bir vakıanın ispatı için diğer tarafa teklif ettiği yemin olup, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin teklif edecek taraf, ispat yükü kendisine düşen fakat iddiasını veya savunmasını ispat edememiş olan taraftır. Yemin deliline dayanılabilmesi tarafların delil listelerinde açıkça bu delile dayanmaları veya dava ya da cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmaları mümkündür. Açıkça yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden, mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlü olup, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemeyeceğinden (YİBK: 2015/2-2017/1 sy. ) ve somut olayda davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğundan davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde bu hususun yerine getirilmemesi usul ve yasaya uygun olmayıp davacının istinaf sebebi yerindedir. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranların sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davacıya yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6 hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa ... Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ...-... sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ...

... Üye ...

... Üye ...

... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2019/2056, K. 2021/1926, T. 15.12.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-2056-e-2021-1926-k-60bb615fb190