Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/1683 E. 2020/287 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/1683
Karar No
2020/287
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/823 Esas KARAR NO: 2024/1833 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/430 Esas- 2021/830 TARİH: 25/11/2021 BİRLEŞEN DAVA DAVA: Genel Kurul Kararının İptali İstemli KARAR TARİHİ: 21/11/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısının 09/06/2020 tarihinde yapıldığını, müvekkili ...'in davalı şirketteki payı, davalı şirketin 24.000.000 TL'lik sermayesine tekabül eden (2.400.000.000) adet payın, (542.838,166) adedi olduğunu, diğer müvekkili ...'in payı (20.690.000) adet olduğunu, müvekkillerinin toplam pay oranının davalı şirketin toplamda %23.48'ine denk geldiğini, davalı şirketin 09/06/2020 tarihli genel kurul toplantısının, 13/05/2020 tarihli ve (9) numaralı yönetim kurulu kararı uyarınca" 1-Açılış ve toplantı başkanlığının oluşturulmasın, 2-Yönetim kurulunun seçimi, 3-2019 yılı ertelenen olağan genel kurul toplantısında bazı ortaklar tarafından yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmasına ilişkin yönetim kuruluna talimat verilmesi teklifinin değerlendirilmesi ve oylanması, 4-Şirket esas sözleşmesinin maksat ve mevzuu ile ilgili 3. Maddesinin tadil edilmesinin görüşmesi ve oylanması, 5-Yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri gereğince müsaade edilmesi , 6-Dilekler ve temenniler" şeklinde toplandığını, gündemin 4. Maddesinin İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/242 D.iş sayılı dosyası ile HMK 389 Maddesi uyarınca tedbiren durdurulduğunu, gündemde yer alan diğer maddeler hakkında ise müvekkillerinin olumsuz oyuna ve muhalefetine rağmen oy çoğunluğu ile karar alındığını, davalı şirketin önceki senelerde yapılmış genel kurul toplantılarında alınmış kararların iptali hakkında derdest olan davaların bulunduğunu, yönetim kurulu kararlarının butlanı TTK'nın 391. Maddesinde düzenlendiğini, ancak işbu maddede anılan butlan sebeplerinin örnek mahiyetinde sayıldığını, maddede anılanlarla sınırlı olmadığını, 09/06/2020 tarihli yönetim kurulu kararlarının birden çok sebeple batıl olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin yetkisiz olduğunu, yönetim kurul genel kurulu dürüstlük kuralına aykırı nedenlerle toplantıya çağırdığını, yönetim kurulu üyelerinin öncelikle 2019 yılına ait 05/05/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların oyların kanuna aykırı olarak sayılması sayesinde alınan kararlar olması nedeniyle yetkisiz olduğunu, 05/05/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında önce toplam sermayesi oranı %16,53 olan miktarda payın, (anne) ... tarafından aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan (oğul) ...'a devredildiğini, bu devir hakkında müvekkilleri tarafından bilgi talep ediliği ancak yeterli bilgi verilmediğini, detaylı müvekkilleri tarafından bilinmeyen bu hisse satış işleminin hukuken geçerli olup olmadığının bilinmediğini, davalı ... tarafından TTK'nun 198. Maddesine göre söz konusu hisse devri için öngörülen tescil ve ilan yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğinin yönetim kurulu başkanı tarafından ikrar edildiğini, 05/05/2020 tarihli genel kurul toplantı tutanağında alınan kararların hepsi 1.126.941.332 oya karşılık 1.225.058.668 oy ile alındığını, ancak çoğunlukta olan oylar içinde ...'ın annesi tarafından kendisine devredilen 396.720.000 adet payın da bulunduğunu, çoğunluk oylar içinde bu paylar çıkartıldığında 1.126.941.332 oya karşılık 828.338.668 oy olacağını, 05/05/2020 tarihli genel kurulda alınan işbu ilgili kararların iptali veya butlan ile malul olduklarının tespiti için hali hazırda İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/366 Esas sayılı davası ikame edildiğini, 09/06/2020 tarihli iş bu dava konusu genel kurul toplantısının çağrılmasına yönelik yönetim kurulu kararının yetkili olmayan yönetim kurulu üyeleri tarafından alındığını, alınan yönetim kurulu kararının hükümsüz olduğunu, kararın batıl olduğunun tespiti için İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/382 Esas sayılı davasının açıldığını, hem 05/05/2020 hem de dava konusu 09/06/2020 tarihli genel kurul toplantı tutanakları incelendiğinde yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırmasının iki sebebinin olduğunu, bunlardan birincisinin 05/05/2020 tarihindeki genel kurul toplantısında alınan hukuka aykırı kararlara geçerlilik kazandırma çabası olduğunu, diğer sebebinin ise İstanbul 12. Asliye Ticaret mahkemesinin 2020/242 D.iş sayılı tedbir kararı ile müzakeresi ve oylaması durdurulan şirketin ana sözleşme tadiline ilişkin gündem hakkında kanuna aykırı karar alma çabası olduğunu, 09/06/2020 tarihli genel kuru toplantısında gündemin 2. Maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığını, alınan kararın batıl olduğunu, TTK 364/1'e göre yönetim kurulu üyelerinin seçimi için haklı sebep olması gerektiğini, hiçbir gerekçe gösterilmeden yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığını, kanuna aykırı olarak eski yönetim kurulu üyelerinin batıl bir karar ile tekrar seçildiğini, alınan kararın butlanına karar verilerek ..., ... ve ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerinin tespitine karar verilmesini istediklerini, gündemin 3.maddesi ile "2019 yılı ertelenen olağan genel kurul toplantısında bazı ortaklar tarafından yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmasına ilişkin yönetim kuruluna talimat verilmesi teklifinin değerlendirilmesi ve oylaması" nın görüşüldüğünü, gündemde bahsedilen 2019 yılı ertelenen olağan genel kurul toplantısından kastedilenin 05/05/2020 tarihli genel kurul toplantısı olduğunu, bu toplantıda dava açılmaması yönünde alınan kararın, oyların kanuna aykırı sayılması neticesinde alındığını, zaten bu kararın iptali yönünde açılan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/366 Esas sayılı dosyasının bulunduğunu, bu nedenle tekrar aynı konuda tekrar karar alınmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca TTK 436/2 maddesine göre "pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işin veya işlemin veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz" denildiğini, bu kanun hükmüne göre yönetim kurulu başkanı ve pay sahibi ...'ın kendisi aleyhinde de dava açılıp açılmayacağı hususunun değerlendirildiği genel kurul kararında oy hakkından yoksun olacağının aşikar olduğunu, ...'ın oyları çıkartıldığında red yerine kabul sonunun elde edileceğinin görüleceğini belirterek alınan kararın iptaline karar verilmesini istediklerini, gündemin 5. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde sayılan izinlerin verilmesi ile ilgili yapılan görüşülmesi ile ilgili gündem maddesi değerlendirildiğinde, yine TTK 436/1 uyarınca oydan yoksun pay sahibi olan ...'ın da oy kullandığını, ...'ın oyları dikkate alınmaması halinde talebin reddedileceğinin anlaşılacağını belirterek söz konusu kararın iptaline karar verilmesini belirterek sonuç itibariyle 09/06/2020 tarihli genel kurul gündemin 2., 3. ve 5.maddelerinin TTK 447 maddesi uyarınca butlanının- yokluğunun tespitine ya da TTK 445 maddesi gereğince iptaline karar verilmesini, gündemin 2. maddesinin iptalinini akabinde görev kabul belgeleri doğrultusunda ..., ... ve ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerinin tespiti ile bu kararın tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Birleşen dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle; iş bu davacılar tarafından, asıl dosya davacıları tarafından dayanılan sebepler tekrarlanarak davalı şirketin 09/06/2020 tarihinde gerçekleştirilen olağan üstü genel kurul toplantısında alınan 2, 3, ve 5 nolu kararların iptali veya yokluk ya da butlanına karar verilmesi, ayrıca yönetim kurulunun üyeliğine ..., ... ve ...'nin seçildiğinin tespitine yine 3 nolu gündem maddesinin yokluk- butlan ya da iptali neticesinde şirket yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş olduğunun tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Asıl ve birleşen dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların müvekkili şirketin yönetim kurulunun yetkisiz olduğuna ilişkin iddialarını asılsız ve kötüniyetli olduğunu, 28/06/2018 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında ..., ... Üretim A.Ş, ...Holding A.Ş'nin oy çokluğu ile 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini ve 09/06/2020 tarihi itibariyle henüz görev sürelerinin dolmadığını, hal böyle iken yönetim kurulunun şirketi olağanüstü genel kurula çağırma yetkisinin olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... ile ... arasında gerçekleşen pay devrinin hukuka uygun olarak yapıldığını, devredilen payların donmasının mümkün olmadığını, ...'ın 2019 yılında müvekkili şirket nezdinde sahip olduğu payların tamamı olan 396.720.000 adet hisseyi 08/05/2019 tarihinde şirket hissedarlarından ...'a devrettiğini böylelikle ...'ın toplam pay oranının 1.025.818.668 olarak değiştiğini, ...'ın davacı ... ile ...'ın annesi diğer davacı ...'in ise kayınvalidesi olduğunu, ...'ın söz konusu devir işlemi sırasında ...'tan ... Yatırım A.Ş'nin bir kısım paylarının da devir aldığını, söz konusu pay devir işlemlerinin iki şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından onaylanarak pay defterine kayıt edildiğini, devir işleminin yasaya ve usule uygun olarak tamamlandığını, TTK 490. Maddesinde "Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın devredilebilirler" denildiğini, TTK 491 ve 492. Maddelerinde pay devrine ilişkin kanuni sınırlamaların belirtildiğini, davalı şirketin esas sözleşmesinin 12. Maddesinde ise "Payların devri: payların devri TTK hükümlerine tabidir. Şirketle ilişkilerde sadece pay defterinde tutulan kayıtlar dikkate alınarak kayıtlı bulunan kişiler pay sahibi veya pay üzerinde intifa hakkı sahibi kabul edilirler. Nama yazılı payların devredilebilmesi ancak şirket yönetim kurulunun onayı ile mümkündür. Şirket yönetim kurulu, devredene, başvurma anındaki gerçek değeri ile, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir" denildiğini, somut olayda da yönetim kurulunun devir işlemini onayladığını, yapılan devir işleminin kanuna uygun olduğunu, davacılara 09/06/2020 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin 13/05/2020 tarih ve 9 nolu yönetim kurulu kararının kanuna, kamu düzenine, ahlaka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu iddiasının haksız olduğunu, 05/05/2020 tarihli ertelenen olağan genel kurul gündeminin 2. Maddesi olan 2019 yılına ait kar/zarar hesaplarının müzakeresi sırasında yönetim kurulu faaliyetlerinin hukuka uygun olmadığından bahisle mevcut yönetim kurulu üyelerinin değiştirilerek yerine ..., ..., ...'nin atanmasının talep edildiğini, teklifin oy çokluğuyla reddedildiğini, 09/06/2020 tarihli genel kurulda da yönetim kurulu seçiminin gündemin 2. Maddesi ile gerçekleştirildiğini, yine aynı kişilerin yönetim kurulu atanmasına ilişkin tekliflerin oylandığını, bu teklifin 1.126.941.332 adet kabul oyuna karşılık 1.225.058.668 adet red oyu ile oy çokluğuyla reddedildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğinin ..., ... temsilcisi ... ve ... Temsilcisi ...'ın 1.126.941.332 adet red oyuna karşılık 1.225.058.668 adet kabul oyu ile oy çokluğu ile 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, gündemin 3 nolu maddesinde yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açılması teklifinin görüşüldüğünü, yönetim kurulu üyelerine görevlerini kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun olarak yerine getirdiklerini, finansal tabloların dürüst resim ilkesine riayet ederek düzenlendiğini, yapılan oylamada oy çokluğu ile sorumluluk davası açılmasının reddine karar verildiğini, gündemin 5 nolu maddesi kapsamında yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine izin verilmesine ilişkin alınan kararın iptalinin istendiğini, bu konudaki iddiaların mesnetsiz olduğunu, davalı şirketin de içinde bulunduğu şirketler grubunun aile üyeleri pay sahiplerinden oluştuğundan genel olarak ... şirketler grubu olarak adlandırıldığını, çok sayıda şirketin aynı yönetim kurulu tarafından yönetildiğini, bu nedenle yıllardır süre gelen uygulama gereğince, diğer grup şirketlerinde de faaliyet için TTK 395 ve 396 Maddeleri uyarınca karar alındığını, TTK 436. Maddesindeki oydan yoksunluk halinin pay sahibinin şirket ile arasındaki kişisel nitelikteki iş ve işlem veya davaya ilişkin müzakerelere dair olduğunu, alınan kararın iptalinin mümkün olmadığını belirterek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 25/11/2021 tarih 2020/430 Esas- 2021/830 Karar sayılı kararında; "09/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağına ilişkin hazirun cetveli incelendiğinde, toplam hisse adedinin 2.400.000.000 olduğu, toplantıya 199.239.400 hisse sahibi ...'ın vekaleten, 1.025.818.668 hisse sahibi ...'ın asaleten, 542.723.166 adet hisse sahibi ...'nin vekaleten, 542.838.166 adet pay sahibi ...'in vekaleten, 20.690.000 adet hisse sahibi ...'nin vekaleten 20.690.000 adet hisse sahibi ...'in vekaleten katıldığı, asgari toplantı hesabının 600.000.000 olduğu , mevcut toplantı hesabının ise 2.352.000.000 adet hisseye denk geldiği anlaşılmıştır. 09/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurulun 2 nolu gündem maddesinin yönetim kurulu seçimiyle ilgili olduğu, ..., ... ve ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak önerildiği, önerinin oy çokluğuyla reddedildiği, ayrıca 1.126.941.332 adet red oyuna karşılık 1.225.058.668 adet kabul oyu ile oy çokluğuyla yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... A.Ş temsilcisi ..., ... temsilcisi ...'nün 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, seçim kararına ..., ... ve ... tarafından red oyu verildiği ve muhalefet şerhlerinin yazılı olarak sunulduğu, muhalefet şerhlerinin toplantı tutanağına eklendiği görülmüştür. 3 nolu gündem maddesinde ise yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılması hususunun oylandığı, yapılan oylamada 1.126.941.332 adet kabul oyu çıktığı, 1.225.058.668 adet red oyu oy çokluğuyla sorumluluk davası açılmasının reddedildiği, pay sahipleri ..., ... ve ... tarafından karara karşı red oyu verildiği, muhalefet şerhinin tutanağı geçtiği yazılı olarak muhalefet şerhinin sunulduğu ve muhalefet şerhlerinin tutanağı geçtiği görülmüştür. 5 nolu gündem maddesi incelendiğinde ise yönetim kurulu üyelerinin şirket kurucusu işlerle iştigal etmelerin dair TTK 395 ve 396 maddeleri gereğince müsade edilmesine ilişkin gündem maddesinin görüşüldüğü, yapılan oylamada 1.126.941.332 adet red oyuna karşılık 1.225.058.668 adet kabul oyul ile yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 maddeleri gereğince izin verildiği, karara karşı ..., ..., ... ve ... tarafından muhalefet edildiği, red oyu verildiği, yazılı olarak muhalefet şerhinin eklendiği görülmüştür. Toplantı tutanağı ekine gündemin 2, 3, 5 nolu maddeleri ile ilgili ... ve ...'in yazılı muhalefet şerhleri yine gündemin 2,3 ve 5 Maddesi ile ilgili ..., ...'ye ait muhalefet şerhlerinin yazılı olarak eklendiği tespit edilmiştir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yetkisi de verilerek dosya bir finans uzmanı ile ticaret mevzuatından kaynaklı hesaplama uzmanına tevdi edilerek rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Rapor incelendiğinde, 2 nolu yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın ana sözleşmeye, kanuna, objektif iyiniyet kurallarına uygun olduğu, 3 nolu sorumluluk davası açılmasına ilişkin gündem maddesiyle ilgili ise bu maddenin oylanmasında yönetim kurulu üyeleri ve imza yetkililerinin paylarının oy haklarına TTK 436 kapsamında oydan yoksun olması ve ...'ın bu konuda oy kullanmış olması nedeniyle 3 nolu karar hakkında iptal kararı verilebileceğini, yine 5 nolu gündem maddesinde alınan yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK 395 ve 396 maddeleri gereğince müsade edilmesine ilişkin alınan kararda ...'ın oylarının TTK 436/1 kapsamında olup oydan yoksun olmasına rağmen oy kullanıldığına iptali gerekeceği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Genel kurul kararlarının iptal sebepleri, iptal davası açabilecek kişiler TTK'nın 445 ve 446. Maddesinde, butlan halleri ise TTK 447. Maddesinde düzenlenmiştir. İptal sebepleri başlıklı TTK'nın 445. Maddesinde " 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler" denilmektedir. İptal davası açabilecek kişiler başlıklı TTK'nın 446. Maddesinde " (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir" denilmektedir. Butlan başlıklı TTK'nın 447. Maddesinde "- (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır" denilmektedir. Davalı şirketin merkezi adresi itibariyle mahkememiz yetkili olup hem asıl hem de birleşen dava süresinde açılmıştır. Dava konusu yapılan 2,3 ve 5. Gündem maddeleri ve ileri sürülen dava sebepleri irdelendiğinde, TTK 445 ve 446. Maddelerine göre genel kurul kararının iptaline yönelik olduğu, ileri sürülen sebeplerin TTK 447'de düzenlenen butlan-yokluk hallerini taşımadığı görülmüştür. (İstanbul BAM 14. HD 2019/1683 E. 2020/287 K.) İptali talep edilen 2 nolu gündem maddesi yönetim kurulu seçimine ilişkindir. TTK 436. Maddesinde oydan yoksunluk halleri düzenlenmiştir. TTK 436. Maddesine göre "(1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." denilmektedir. Yönetim kurulu üye seçimiyle ilgili kararın 1.126.941.332 adet red oyuna karşılık 1.225.058.668 adet kabul oyu ile çıktığı, kabul oylarının ... ve ...'a ait olduğu, yönetim kurulu üye seçiminde, eski yönetim kurulu üyesinin tekrar kendi seçiminde oy kullanabileceği bu durumun TTK 436. Maddesinde oydan yoksunluk kapsamına girmeyeceği anlaşıldığından gündemin 2. Maddesinin iptaline yönelik taleplerin reddi gerekmektedir. Gündemin 3.maddesi yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin olup yapılan oylamada 1.126.941.332 adet kabul oyuna karşılık ... ve ...'ın oyları ile 1.225.058.668 adet red oyu ile reddedildiği görülmüştür. TTK 436/2. Maddesi'nin yönetim kurulu üyelerinin ibrasıyla ilgili olup, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararda kendilerine ait paydan doğan oy haklarının kullanamayacakları aşikardır. Yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik oylamada da, ibra edilmemenin tamamlayıcısı niteliğinde olan ve ibrada oranla daha ağır bir durumu ifade eden sorumluluk davasının oylamasında da yönetim kurulu üyelerinin oy hakkının bulunmaması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 2016/12403 E. 2018/4469 K. 18/06/2018 tarihli kararı) yönetim kurulu üyesi olan ...'ın pay miktarı 1.025.818.668 olup toplam kabul oyundan ...'ın pay miktarı çıkartıldığında sorumluluk davasının reddine ilişkin kararın doğru olmadığı bu nedenle iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Gündemin 5. Maddesi yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396. Maddeleri kapsamında şirket konusu işlerle iştigal konusunda izin vermeye ilişkin olup yine 1.126.941.332 adet red oyuna karşılık ... ile ...'ın olum oy toplamı 1.225.058.668 adet kabul oyu ile izin verildiği, TTK 436/1 maddesine göre bu durumda da yönetim kurulu üyelerinin oy kullanamayacağı, ...'ın oyunun çıkartılması halinde verilen izin kararının doğru olmadığı ve bu kararın iptal gerektiği sonucuna varılmıştır. (Yargıtay 11. HD'nin 28/01/2021 tarih 2019/1442 Esas 2021/570 Karar, aynı dairenin 29/03/2021 tarih 2020/5626 Esas 2021/3041 Karar ve İstanbul BAM 14. HD'nin 2019/1683 Esas 2020/287 Karar) Asıl davanın davacıları olan ... ve ... 2,3 ve 5 nolu gündem maddelerine olumsuz oy verdikleri gibi muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırarak daha sonra da yazılı olarak muhalefetlerini tutanağa eklettikleri görülmüştür. Birleşen davanın davacıları olan ... ise gündemin 2 ve 3 nolu maddelerine karşı muhalefetlerini genel kurul toplantı tutanağına geçirmedikleri, sadece 5 nolu gündem maddesiyle ilgili olarak ...'nin muhalefet şerhini toplantı tutanağına geçirttiği, 2 ve 3 nolu gündem maddeleriyle ilgili muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmeyip ayrıca yazılı olarak muhalefet şerhi verildiği, bu ise iptal davası açılabilmesi için muhalefet şerhinin toplantı tutanağına geçirilmesi zorunlu olduğundan birleşen davanın davacısı ... yönünden gündemin 2 ve 3 nolu maddelerine karşı muhalefetini tutanağa geçirtmediğinden dolayı bu maddelerinin iptaline yönelik açılan davanın dava şartı yokluğunda usulden reddine karar vermek gerekmiştir. (İstanbul BAM 14. HD 2019/824 E 2021/493 K) Birleşen dosya davacısı ...'nin ise 2 , 3 ve 5 nolu gündem maddeleriyle ilgili olumsuz oy verdiği, muhalefetini toplantı tutanağına geçirttiği ayrıca yazılı olarak muhalefet şerhi verildiği görülmüştür. Asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri 2 nolu gündem maddesinin iptali yanında ayrıca ..., ... ve ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerinin mahkemece tespiti, tescil ve ilanı, birleşen davada ayrıca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş olduğunun tespiti yönünde mahkemece karar verilmesi istenilmiş ise de mahkemece şirketin genel kurulu yerine geçilerek karar alınamayacağından buna ilişkin taleplerin reddi gerekmiştir.Toplanan tüm deliller, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava sebebinin butlan-yokluk olmaması nedeniyle buna yönelik talebin reddine, iptal davasının kısmen kabulü ile, gündemin yönetim kurulu seçimiyle ilgili 2. Maddesinin iptali talebinin reddine, asıl davada 3 ve 5 nolu kararları iptali için açılan davaların kabulüne, birleşen davada yine butlan-yokluk tespiti talebinin reddine, ... yönünden 2 ve 3 nolu kararlarla ilgili muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmemesiyle ilgili açılan iptal davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine, ... tarafından açılan 2 nolu gündem maddesinin iptali talebinin reddine, ... tarafından 3 ve 5 nolu ... tarafından ise gündemin 5 nolu kararının iptaline ilişkin talebinin kabulüne, mahkemece genel kurul yerine geçilerek karar verilmeyeceğinden tespit taleplerinin ise reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''Asıl Dava Açısından; 1-Davacıların yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti taleplerinin reddine, 2-a- Davacıların genel kurulda alınan kararların iptali talebinin kısmen kabulü ile, 09/06/2020 tarihli olağan üstü genel kurulda alınan gündemin 3 ve 5 nolu kararlarının iptaline, b-Gündemin 2 nolu kararının iptali talebinin reddine yine mahkemece şirketin genel kurulu yerine geçerek karar alınamayacağından bu madde ile ilgili tespit, tescil ve ilan taleplerinin reddine,Birleşen Dava Açısından; 1-Davacıların yasal koşulları bulunmayan butlan-yokluk tespiti taleplerinin reddine, 2-Davacıların genel kurul kararlarının iptali taleplerinin ise kısmen kabulü ile, a-Davacılardan ...'nin gündemin 2 ve 3 nolu maddelerine karşı muhalefetinin tutanağa geçirtmemesi nedeni ile bu maddelerin iptali için açılan davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine, b-Davacı ... ve ... tarafından açılan iptal davasının kısmen kabulü ile, ... yönünden 09/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan 3 ve 5 nolu kararların iptaline yine ... yönünden ise gündemin 5 nolu maddesinin iptaline, c-...'nin 2 nolu gündem maddesinin iptali talebinin reddine ve mahkemece genel kurul yerine geçilerek karar alınamayacağından bu gündem maddesi ile ilgili tespit talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin 09.06.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 2 nolu gündem maddesi hakkında kararın iptaline, TTK’nın 449.maddesi uyarınca yürütmesinin tedbiren geri bırakılmasına ve Yönetim Kurulu üyeliğine önerilen, gerçek çoğunluk oyunu almış ve “Görev Kabul Belgeleri” de genel kurul divan başkanlığına ibraz edilmiş ..., ... ve ...’nin Yönetim Kuruşu üyesi olarak seçildiklerinin tespiti ile genel kurulda alınan kararın bu şekilde düzeltilerek tescil ve ilanın bu şekilde yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Bilirkişi heyetinin bu madde ile ilgili incelemesi eksik ve yetersiz olup, sadece toplantı ve karar sayıları açısından ve TTK’nın “oydan yoksunluğu” düzenleyen 436. maddesi kapsamında yapıldığını, halbuki dava dilekçesinde; yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin olmadığı, yönetim kurulunun genel kurulu dürüstlük kuralına aykırı nedenlerle toplantıya çağırdığı, dava konusu genel kurulun yapılma amacının davalı şirketin 05.05.2020 tarihindeki genel kurulunda alınan ve hukuka aykırı kararlara geçerlilik kazandırma çabasından kaynaklandığı, genel kurulda alınan kararlar ile hissedarların gerçek iradesini geçersiz kılmanın amaçlandığı ve bu nedenlerle alınan kararların tümünün dürüstlük ilkesine aykırı olduğunun açıklandığını, İlk derece mahkemesi tarafından bu açıklamaların hiçbirinin dikkate alınmadığını ve değerlendirilmediğini; Yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıran kararının hükümsüz olduğunu; Yönetim Kurulu üyelerinin, 2019 yılına ait 05.05.2020 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında alınan kararların, oyların kanuna aykırı olarak sayılması sayesinde alınan kararlar olması nedeniyle yetkisiz olduklarını, davalı şirket olan ...’ün 05.05.2020 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı öncesinde, toplam sermayesine oranı %16,53 olan miktarda payının, (anne) ... tarafından aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan (oğul) ...’a devredildiğini, bu devir hakkında müvekkilleri tarafından bilgi talep edilmiş olsa da mevcut yönetim kurulu tarafından yeterli bilgi verilmediğini, detaylarının müvekkilleri tarafından bilinmeyen bu hisse satış işleminin hukuken geçerli bir şekilde yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, bu nedenle işbu pay devrinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasındaki sair davalarda, ... yönetim kurulu tarafından ısrarla, şirketin bir topluluğa dahil olduğu ve dolayısıyla şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin belirtildiğini ancak davalı şirket tarafından TTK’nun 198. maddesine göre söz konusu hisse devri için öngörülen tescil ve ilan yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davalı şirketin kendi ısrarlı görüşüne aykırı olarak bildirim ile tescil ve ilan yükümlülüğünü yerine getirmemesinin TTK’nın 198. maddesine aykırılık nedeniyle devre konu paylardan doğan oy haklarının donması yaptırımın uygulanması gerekliliğini doğurduğunu, buna rağmen oy hakkı donan paylardan kaynaklanan oyların 05.05.2020 tarihli genel kurul toplantısında ve işbu dava konusu genel kurul toplantısında yapılan oy sayımında dikkate alındığını; 05.05.2020 tarihli Genel Kurul toplantı tutanağından görüleceği üzere alınan kararların hepsinin;1.126.941.332 oya karşılık 1.225.058.668 oy ile alındığını ancak çoğunlukta olan oylar içinde, ... tarafından kullanılan ve annesi ... tarafından kendisine devredildikten sonra TTK md. 198 gerekleri yerine getirilmediği için oy hakkı donan 396.720.000 adet payın da bulunduğunu, çoğunluk oyları içinden bu paylar çıkarıldığında ise (1.225.058.668 - 396.720.000 = 828.338.668) adet oy kalacağını ve bu durumda 1.126.941.332 oya karşılık 828.338.668 oy ile yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminin reddi kararı ile yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açılması talebinin kabul edildiğini ve yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ile 396. maddelerinde sayılan izinlerin verilmesinin de reddedilmiş olacağını; 05.05.2020 tarihli genel kurulda alınan işbu ilgili kararların iptali veya butlan ile malul olduklarının tespiti için hali hazırda İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/366E. sayılı davası ikame edilmiş olup davanın derdest olduğunu, devre konu oy hakkı donan paylardan kaynaklanan oylar çıkarıldığında, 05.05.2020 tarihli genel kurulda hissedarların gerçek iradesinin mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ile yerlerine genel kurulda aday gösterilen ve görev kabul beyanları sunulmuş ..., ... ile ...’nin atanması, önceki yönetim kurulu üyeleri aleyhine davalı şirket yönetim kurulu tarafından sorumluluk davası açılması ve eski yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396’da yer alan izinlerin verilmemesine yönelik olduğunu, dolayısıyla, 09.06.2020 tarihli, işbu dava konusu genel kurul toplantısını çağırılmasına yönelik Yönetim Kurulu kararının yetkili olmayan yönetim kurulu üyeleri tarafından alınmış olduğunu, alınan Yönetim Kurulu kararının hükümsüz olduğunu; Yönetim kurulunun, genel kurulu dürüstlük kuralına aykırı nedenlerle toplantıya çağırdığını, hem 05.05.2020 ve hem de dava konusu 09.06.2020 tarihli genel kurul toplantısı tutanaklarının incelenmesi üzerine görüleceği üzere Yönetim Kurulu’nun genel kurulu toplantıya çağırmasının iki sebebi olduğunu, bunlardan ilkinin, 05.05.2020 tarihindeki genel kurul toplantısında alınan ve hukuka aykırı kararlara geçerlilik kazandırma çabası olduğunu, Yönetim Kurulu tarafından da bu kararların kanuna aykırı olduğunun kabul edildiğinin genel kurulun tekrar toplantıya çağrılması için yine kanuna aykırı bir yönetim kurulu kararı almasından anlaşıldığını, bu yönüyle 09.06.2020 tarihinde Genel Kurul yapılmasına yönelik karar içeren Yönetim Kurulu kararının, 05.05.2020 tarihinde tecelli eden hissedarların gerçek iradesini geçersiz kılmayı hedeflediğini, kararın hem dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu ve hem de pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal ettiğini; Yönetim Kurulu üyeleri seçimi için haklı sebep olmadığını, davalı şirketin, yönetim kurulu üyelerinin seçimi için hiçbir haklı sebep olmadığını, davalı şirketin (3) adet yönetim kurulu üyesinden (2)’sinin tüzel kişi olduğunu ve bu yönetim kurulu üyelerinin temsilcilerini her zaman değiştirebileceğini, bunun yerine yönetim kurulu üye seçimi yapılmasının, dava konusu 09.06.2020 tarihli genel kurulun gerçek amacının 05.05.2020 tarihli genel kurulda alınan geçersiz kararların iptalinden kaynaklanacak neticeleri ortadan kaldırmak olduğunu ortaya koyduğunu, alınan karar, dürüstlük ilkesine açıkça aykırı olup TTK’nın 445. maddesine göre iptali gerektiğini; Davacı yanın önerdiği yönetim kurulu üyelerinin seçildiğinin tespiti talebi hakkında: dava konusu 09.06.2020 tarihli genel kurulda, davacı müvekkilleri tarafından yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...'nin önerildiğini, önerilen adayların görev kabul beyanlarının divan başkanına sunulduğunu, ardından oylama yapıldığını ve tutanağın 9. sayfasında 7. paragrafta, müvekkillerinin önerisinin 1.126.941.332 adet kabul oyuna karşılık olarak 1.225.058.668 adet ret oyu ile oy çoğunluğu ile reddedildiğinin belirtildiğini, dosyadaki bilirkişi raporunda bu konuda, Prof. Dr. ...’nın görüşüne yer verildiğini, Prof. Dr. ...’nın görüşüne göre davacı veya davalı şirket tarafından talep edilmesi durumunda Mahkemece genel kurul kararının düzelterek onamasının mümkün olduğunu ve bu görüşe katıldıklarını; Buna karşılık aynı bilirkişi raporunda, doktrindeki çoğunluk görüşün, iptali istenen genel kurul kararlarını düzeltme veya onun yerine başka bir karar verme yetkisini mahkemeye tanımasının mahkemenin, şirketin iç ilişkilerine karışması ve genel kurulun yetkilerini kullanması anlamına geleceğinin iddia edildiğini, bilirkişi heyetince yapılan böyle bir değerlendirme hukuki nitelendirme olup münhasıran mahkemeye ait olan bir görev ve yetkinin kullanılması nedeniyle kanuna aykırı olduğunu, diğer yandan bilirkişi raporundaki bu argümana katılmanın da mümkün olmadığını, bir anonim şirketin genel kurulunun devredilmez yetkilerinin, şirketin organları arasında geçerli olduğunu, yani bir şirketin yönetim kurulunun, genel kurulun devredilmez yetkileri içine giren bir hususta aldığı kararın yok hükmünde olduğunu, ancak bu durumun mahkemelerin genel kurulun kararlarını düzeltme yetkisi olmadığı manasına gelmediğini, Ticaret Kanunu’nda aksi görüşü destekleyecek hiçbir hüküm olmadığını; Mahkemenin kararının gerekçelendirilmediğini; davalı şirketin 09.06.2020 tarihli genel kurulunda gündemin (2) maddesi hakkında alınan kararların iptali talebinin reddi ile ilgili olan mahkeme kararının gerekçeli olmadığını, Mahkemenin, bu gündem maddesi hakkında alınan kararların iptali talebini sadece TTK’nın 436. maddesi kapsamında değerlendirdiğini, gerçekte bu madde hakkında alınan kararın iptali için davacı taraf olarak sundukları hiçbir gerekçenin değerlendirilmediğini ve kararın, gerekçelendirilmediğini, bu durumun Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre kamu düzenine aykırı olup bozma sebebi teşkil ettiğini; Bilirkişi raporunun kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda hukuki görüş verildiğini; istinafa konu mahkeme kararına esas teşkil eden bilirkişi raporunda pek çok konuda dava konusu olmadığı halde bilirkişilerin kendilerine verilen görevleri aşan hukuki konularda görüş beyan ettiklerini, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu madde 3/2’de bilirkişinin, raporunda, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağının düzenlendiğini, aynı maddenin 3.fıkrasında genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağının açıkça hüküm altına alındığını, bilirkişinin, vakıa ile hukuk ayırımına uymayarak hukuki konuda görüş bildirmesinin ve bu görüşün mahkeme kararında yer almasının, yargılama yetkisinin devri anlamına geleceğinin doktrin ve uygulamada da kabul edildiğini bu nedenle, hukuki nitelendirme barındıran, HMK ve Bilirkişilik Kanunu hükümlerine aykırı bilirkişi raporunda, dava konusu genel kurulun (2) nolu gündem maddesi hakkındaki dava dışı hukuki kanaate dayanılarak alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ettiklerini; Karara dayanak bilirkişi raporundaki şahsi görüşler hakkında: istinaf talebine konu mahkeme kararının dayanağı bilirkişi raporunda, iptalini talep ettikleri gündemin (2). maddesi ile ilgili olarak, “Rapor incelendiğinde, 2 nolu yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın ana sözleşmeye, kanuna, objektif iyiniyet kurallarına uygun olduğu (…) yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.” denilmekle yetinildiğini, gerekçe içermeyen mahkeme kararının, bilirkişi heyetinin şahsi görüşlerini içeren isabetsiz tespitlerini içeren rapora dayandığının anlaşıldığını, bilirkişi raporunun, yukarıda açıklanan HMK ve Bilirkişilik Kanunu’nun hükümlerine aykırı olmasının yanı sıra pek çok yönden hatalı olduğunu, bu kapsamda bilirkişi raporunun 5. sayfasında,“Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin, 05.10.2020 tarihli davalı vekilinin dosyaya sunduğu delil listesinin ekinde bulunan 2019 yılı Bağlılık Raporu (06.03.2020 tarihli) ile TTK m. 195 hükmüne göre bağlı şirket olma koşullarına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Şirketler topluluğu bünyesinde yapılanan davalı şirket hakimiyet sözleşmesi tarafı olup…” denildiğini; Her ne kadar davalı şirket tarafından, davalı şirketin bir şirketler topluluğuna dahil olduğu iddia edilmekte ise de dayanağı olmayan bu görüşe katılmadıklarını, bilirkişilerin de davalı şirketin bir şirketler topluluğuna dahil olup olmadığını incelemediklerini, sadece “Bağlılık Raporu”nun mevcudiyeti nedeniyle böyle bir sonuca vardıklarını, TTK’nın 195/1.maddesinde hangi durumlarda “şirketler topluluğu” kurulduğunun açıkça ve sınırlı sayıda düzenlendiğini, bu maddeye göre kurulan bir şirketler topluluğu olmadığını; Diğer yandan, bilirkişilerin, hiçbir beyan veya belgeye dayanmaksızın, davalı şirketin bir “hakimiyet sözleşmesi” tarafı olduğunu iddia ettiklerini, bilirkişi raporundaki tespitin yerinde olmadığını, davalı şirketin taraf olduğu yazılı bir hâkimiyet sözleşmesi olmadığını, hiç bir sözleşmenin Ticaret Siciline tescil ve ilan edilmiş olmadığını, bu hususun, huzurdaki dava açısından uyuşmazlık konusu içinde dahi olmadığı göz önünde bulundurulduğunda bilirkişi raporunda değerlendirilmiş olmasının isabetsiz olduğunu; Bilirkişi raporunun 7. sayfasının sonunda“Uyuşmazlık konusu dosyada yapılan incelemelere göre şirketin çıkarları ile çoğunluğun çıkarları arasında paralellik arz eden durum her pay sahibi açısından ticari menfaatin gözetildiğini işaret etmektedir. Davalı şirkette davacıların zarara uğratılmasına sebep olan çoğunluk kararı öncelikle şirketi, sonra diğer pay sahipleriyle birlikte kendilerini de zarara uğratacaktır.” şeklinde görüş verildiğini, bu görüşün tamamen dayanaksız olduğunu, bilirkişilerin bu hususta görüş verebilecek şekilde bir inceleme yapmadıklarının rapordan görüldüğünü, sadece davalının beyanlarını tekrar ettiklerini, bilirkişilerin bu görüşü herhangi bir belge veya bilgi ile de desteklemediklerini, bu görüşün kesinlikle doğru olmadığını; İstinafa konu Mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda bilirkişilerin dava veya kendilerine verilen görev ile ilgili olmayan diğer tüm tespitlerinin de haksız olduğunu beyanla 09/06/2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurulda, 3 numaralı gündem maddesi ile 2019 yılına ait Ertelenen Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda bazı ortaklar tarafından yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmasına ilişkin yönetim kuruluna talimat verilmesi teklifinin reddine, 5 numaralı gündem maddesi ile Yönetim Kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK’nun 395 ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesine ilişkin alınan kararların iptal kararlarının onanmasına, gündemin 2 nolu maddesi ile Yönetim Kurulu’nun seçimine ilişkin kararın iptali ve Yönetim Kurulu üyeliğine önerilen, gerçek çoğunluk oyunu aldığı ve “Görev Kabul Belgeleri” de genel kurul divan başkanlığına ibraz edilmiş ..., ... ve ...’nin Yönetim Kurulu üyesi olarak seçildiklerinin tespiti ile genel kurulda alınan kararın bu şekilde düzeltilerek tescil ve ilanın bu şekilde yapılması talebinin reddi kararlarının kaldırılmasına ve kaldırılması talep edilen kararlar için yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava kapsamında yokluk iddiası bakımından inceleme yapılmadığını, 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısının en başta yönetimde olmayan yönetim kurulu tarafından toplantıya çağırılmış olduğundan yok hükmünde olduğunu, dava kapsamındaki iddialarından bir tanesinin, 5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısı’na TTK’nın 198 inci maddesine aykırı katılım sağlanıp TTK’ nın aynı maddesine aykırı oylama yapılarak seçimi yapılan yönetim kurulu üyelerinin de bu seçimlerinin yasaya aykırı olması nedeniyle huzurdaki davaya konu genel kurul toplantısının yok hükmündeki bir yönetim kurulu tarafından çağırılmış olması olduğunu; 5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısına şirketin hem Yönetim Kurulu Başkanının hem de şirket sermayesinin %26,21 ini temsil eden 629.098.668 adet payının sahibi olan ...’ın, bir diğer ortak ...’tan Şirket sermayesinin %16,53 ünü temsil eden 396.720.000 adet payını devralması ile toplam pay oranının şirket sermayesinin %33 ünü geçmiş olmasına rağmen, yani TTK’nın amir 198 inci maddesi uyarınca takip edilmesi gereken süreç ve prosedür takip edilmesi gerekirken, bu yapılması gerekenlerin yapılmamış olduğu halde ve bu işlemlerin kanuni sonucu olarak ...’ın yeni satın aldığı payların oy hakkından yoksun olduğu halde ... toplantıya sahip olduğu oyların yanında bu ‘geçersiz (donan) oylar’ ile de katıldığını, oy kullandığını ve bu toplantıyı ‘yok’luğa mahkum ettiğini; ...’ın bu usulsüz katılımı ve geçersiz (donan) oyları ile, 5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısında asıl dava davacılarından azlık pay sahibi ... vekilinin finansal tabloların müzakeresine ilişkin 3 no.lu gündem maddesi görüşülürken yapmış olduğu TTK’nın 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mevcut yönetim kurulu üyeleri ..., ... Üretim A.Ş. (temsilcisi: ...), ... Holding A.Ş. (temsilcisi: ...)’nin görevden alınarak yerlerine ..., ... ve ...’nin seçilmesi önerisinin reddedilmiş gibi göründüğünü, halbuki ...’ın geçersiz (donan) oyları düşüldüğünde, anılan öneri doğrultusunda karar alındığını ve şirket yönetiminin 5 Mayıs 2020 tarihi itibarıyla ..., ... ve ...’den oluştuğunu;5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısı’nda alınan kararların yokluğu-butlanının tespiti ya da iptali talebiyle açılmış İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/366 Esas no.lu dosyası kapsamında alınan 14 Haziran 2021 tarihli bilirkişi kök raporu ve bilirkişi ek raporu ile TTK md. 198’in koşullarının oluştuğunu ve alınan kararların bu sebeple hukuken sakat olduğunun tespit edildiğini, davanın halen derdest olduğunu, bu sebeplerle, 5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısı itibarıyla esasen davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... olması gerekirken, eski yönetim kurulu üyeleri henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmamasını fırsat bilerek hızlı bir şekilde kendi yerlerini sağlamlaştırmak için tekrar yönetim kurulu seçimi gündemiyle huzurdaki dava konusu 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nı çağırdığını ancak yukarıda açıklandığı gibi bu çağrının da yok hükmünde olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre de görevde bulunmayan yönetim kurulu tarafından çağırılan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun kabul edildiğini, huzurdaki dava kapsamında bu hususta herhangi bir inceleme yapılmaksızın, gerekçesiz olarak, yalnızca "yasal koşulları bulunmadığı" ifadesiyle yokluk ve butlanın tespiti taleplerinin reddinin hatalı olduğunu; Müvekkillerinden ...'nin 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nın (2) ve (3) no.lu gündem maddeleri uyarınca ret oyu kullandığını ve yazılı muhalefet şerhini toplantı tutanağına eklettiğini, bu sebeple müvekkillerinden ... açısından kısmen usulden reddi kararının hatalı olduğunu, 28 Kasım 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik’in 26 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında çok açık şekilde “Toplantıda alınan kararlara muhalif kalarak, muhalefet şerhi yazmak isteyenlerin şerhleri tutanağa yazılır veya yazılı olarak verilen muhalefet şerhleri tutanağa eklenir.” hükmünün yer aldığını, müvekkillerinden ...'nin 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısına katıldığını ve gündemin (2) ve (3) no.lu maddeleri dahil tüm gündem maddelerindeki oylamalarda ret oyu kullandığını, yazılı muhalefet şerhlerini toplantı başkanlığına sunduğunu, toplantı başkanlığınca bu yazılı muhalefet şerhlerinin imzalanarak toplantı tutanağına eklendiğini, toplantı tutanağı incelendiğinde, her iki gündem maddesi uyarınca oylamalar yapıldıktan sonra muhalefet eden pay sahiplerinin yazılı muhalefet şerhlerinin toplantı tutanağına eklendiğinin belirtildiğini, bu yolla, iptal davası açılabilmesi için TTK’nın 446 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında aranan, “Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten” pay sahiplerinden olma koşulunun gerçekleşmiş olup Bidayet Mahkemesi’nin ... açısından davanın kısmen usulden reddinin hatalı olduğunu; Müvekkillerinden ... açısından, 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nın (2) no.lu gündem maddesi uyarınca dürüstlüğe aykırı yönetim kurulu üye seçiminin yalnızca TTK’nın 436 ncı maddesi kapsamında oydan yoksunluk bulunulup bulunulmadığı açısından değerlendirilmek suretiyle reddinin hatalı olduğunu, dava konusu 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nda alınan yönetim kurulu seçimi kararının; (i)5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısı’nda yapılmış olması lazım gelen ve yapıldığı iddia edilen seçimle ilgili açılmış ve İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2020/366 Esas no.lu dosyada görülmekte olan davada verilebilecek yönetim kurulu seçiminin yapıldığının tespiti kararını dolanmak amacıyla dürüstlüğe aykırı olarak yapıldığı, (ii) eski ve yeni Yönetim Kurulu üyelerinin tamamen ... ve ...’ın hakim olduğu aynı tüzel kişilerden oluşmakta olmasının da dürüstlüğe aykırı olduğu, (iii) Bu yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda geçmiş mali yıllara ilişkin yargılamalarda ortaya çıktığı üzere finansal tabloları TTK’nın 515 inci maddesinde düzenlenen dürüst resim ilkesine aykırı düzenlemekte olan üyeler olduklarının sabit olduğu, iddiaları ile iptali isteminde bulunmalarına rağmen, Bidayet Mahkemesi’nce anılan kararın yukarıdaki iddialar bakımından hiç değerlendirilmediğini, ancak herhangi bir iddiaları bulunmamasına rağmen TTK’nın 436 ncı maddesi uyarınca oydan yoksunluk bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme ile reddedildiğini, eksik incelemenin hatalı kararı beraberinde getirdiğini, zira son olağan genel kurul toplantısının 5 Mayıs 2020 tarihinde yapılmış yönetim kurulu üyelerinin azli ve yapılmış olması lazım gelen ve yapıldığını iddia ettiklerini yenilerinin seçimi kararının mukadder kabulü ihtimali üzerine apar topar 9 Haziran 2020 tarihinde bir olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak 5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısı öncesi görevde olan yönetim kurulu üyelerinin tekrar seçilmesinin dürüstlüğe aykırı olduğunu; Eğer 5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısı’nda yönetim kurulu seçimi yapılmadıysa, mevcut yönetim kurulu üyelerinin en son 28 Haziran 2018 tarihinde üç yıllığına seçilmiş oldukları göz önüne alındığında görev sürelerinin de devam ediyor olmasına rağmen yönetim kurulu üyelerinin azledilip yine aynılarının seçilmesi, eğer 5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısı’nda yönetim değiştiyse, 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nı hangi üyelerin toplantıya çağırabileceği gibi soruların, zaten alınmış olan kararın ne derece dürüstlüğe aykırı olduğunu gözler önüne serdiğini; 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nda yine seçilen yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... Üretim A.Ş. (“... Enerji”) ve ... Holding A.Ş. (“... Holding”) 5 Mayıs 2020 tarihli OÜGK Toplantısı öncesinde de yönetim kurulu üyeleri olduğunu, ...'ın, aynı zamanda ... Enerji’nin sermayesinin %65,49 una sahip pay sahibi ve Yönetim Kurulu başkanı, yine ... Holding’in sermayesinin %84,50 sine sahip pay sahibi ve Yönetim Kurulu başkanı olarak bu şirketlerin de hakim durumda pay sahibi olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/8830 Esas, 2015/13568 Karar sayılı, 17 Aralık 2015 tarihli kararı ile de benimsendiği üzere tüm yönetim kurulu üyelerinin ... tarafından önerilip kendi oylarıyla seçilmiş olmasının ortaklar arasında yarar dengesini bozduğunu, bu durumun azınlık pay sahiplerinin aleyhine olması nedeniyle objektif iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını; Anılan yönetim kurulu üyelerinin şirketin 2017 mali yılına ilişkin faaliyet raporu ile bilanço ve kar/zarar tablolarının TTK’nın 515 inci maddesinde düzenlenmiş dürüst resim ilkesine aykırı düzenlendiklerinin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/853 Esas, 2020/460 Karar no.lu 15 Ekim 2020 tarihli karar ile sabit olduğunu, aynı mahkemece verilen 3 Temmuz 2020 tarihli karar ile yürütmelerinin geri bırakıldığını, yine İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2020/366 Esas no.lu dosyada görülen dava kapsamında düzenlenmiş bilirkişi kök ve ek raporları ile 2019 mali yılı finansal tablolarının da dürüst resim ilkesine aykırı düzenlendiğinin tespit edildiğini, bu nedenle de şirketin bu Yönetim Kurulu üyelerine bir kez daha mahkum edilmesinin, kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlüğe aykırılık oluşturduğunu, Bidayet Mahkemesince belirtilen bu hususlarda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasının eksik değerlendirmeye dayalı hatalı sonuca varılmasına neden olduğunu; 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nda alınan kararların yürütmelerinin geri bırakılması ve bu yürütmelerinin geri bırakılmasını istedikleri kararlar arasında dürüstlüğe aykırı yönetim kurulu seçimi bulunması dolayısıyla tedbiren yönetime ..., ... ve ...’nin atanması taleplerinin, bir gerçeğin tescili ve bir tedbir talebi olmasına rağmen, Bidayet Mahkemesince esasa ilişkin bir talepmiş gibi kabul görerek Mahkemelerin genel kurulun yerine geçemeyeceği gerekçesiyle reddinin hatalı olduğunu; Donmuş olan geçersiz oyların toplam oy hesabında göz önüne alınmaması talebi ile tedbiren yönetim kurulu üyesi olarak atanmasını istedikleri kişilerin, 5 Mayıs 2020 tarihli OGK Toplantısı’nda seçilmiş olduklarının tespitine ilişkin davanın halen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/366 Esas no.lu dosyasında devam eden kişiler olduğunu, huzurdaki davada istenenin bu gerçeğin tescili olduğunu, Bidayet Mahkemesinin, genel kurulun yerine geçerek anılan kişileri yönetim kurulu üyesi olarak seçmesinin talep edilmediğini, talebin, 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nın (2) no.lu gündemi uyarınca yapılan seçimin yok hükmünde ve batıl olduğunu, kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlüğe aykırı olmasının ve telafisi imkansız zararlar oluşturduğunu ve oluşturmakta olması nedeniyle TTK’nın 449 uncu maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılması talebinin olumlu karşılanması halinde, tedbiren yönetim kuruluna beliritlen kişilerin atanması talebinden ibaret olduğunu, buna rağmen, Bidayet Mahkemesince talebin esasa ilişkin bir talep gibi değerlendirilerek reddinin hatalı olduğunu; 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nın (3) no.lu gündemi uyarınca alınmış yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açılmasının reddi kararının Bidayet Mahkemesince iptal edilmesine rağmen, sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş olduğunun tespiti talebinin reddinin hatalı olduğunu, davadaki talebin 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nın 3 no.lu gündem maddesi uyarınca yapılan usuli bir hata neticesinde TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı oylamayla kararın alınamadığı şeklinde hatalı bir hususun tutanağa işlenmiş olması nedeniyle bunun doğrusuna yani kararın alınmış sayılması gerekeceği iddiasına dayalı olduğunu; Öncelikle TTK’nın 436 maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısında alınan 3 no.lu kararda oydan yoksun paylardan doğan oy haklarının hatalı olarak kullanılmış olması nedeniyle kararların iptaline Bidayet Mahkemesince de kanaat getirilmiş olup, bu oyların, yönetim kuruluna sorumluluk davası açılması gündeminin müzakere ve oylamasında dikkate alınmaması gerektiğini, o halde, oydan yoksun paylara dayalı olarak kullanılmış oylar geçersiz kabul edildiğinde, yönetim kuruluna sorumluluk davası açılması oylamasında olumlu oyların çoğunlukta olduğunun tartışmasız olduğunu, bu kapsamda, kendileri tarafından, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin Bidayet Mahkemesinden genel kurulun yerine geçerek bir karar almasının beklenmediğini, tam tersine, davalı şirketin genel kurulu tarafından 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nda yönetim kuruluna sorumluluk davası açılmasına karar verildiğinin Bidayet Mahkemesinden tespitinin talep edildiğini, Bidayet Mahkemesinden istenenin, genel kurulun yerine geçerek bir karar vermesi değil, genel kurulun bu konuda zaten vermiş olduğu kararın tespiti olduğunu; Bu kapsamda huzurdaki davada da usuli bir hata ile (TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca oydan yoksun payların usuli bir hata ile dikkate alınmış olması neticesinde) yönetim kuruluna sorumluluk davası açılması kararı alınamamış gibi göründüğünü ancak gerçekte, kararın alındığını, bu usuli hata neticesinde mahkeme tarafından kararın alınmış olduğunun tespiti önünde bir engel olmadığını ve halihazırda alınmış olması gereken bir kararın alındığının tespiti halinde mahkemenin, genel kurulun yerine geçmiş olmayacağını, bu nedenlerle somut durum ve koşullar dikkate alındığında, müvekkillerinin ve şirketin toplantıdan toplantıya, davadan davaya sürüklenmemesi ve hakka kavuşulmasının geciktirilmemesi amacıyla yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açılması için yönetim kurulu üyelerine talimat verilmesine karar verilmiş sayıldığının tespiti gerektiğini beyanla istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/430 Esas, 2021/830 Karar nolu 25 Kasım 2021 Tarihli kararının 9 Haziran 2020 tarihli OÜGK Toplantısı’nda alınan 3 ve 5 no.lu kararların iptallerine ilişkin kararların onanmasına, davanın kısmen reddine ilişkin, müvekkillerinden ... açısından (2) ve (3) no.lu gündem maddeleri uyarınca alınmış kararların iptali taleplerinin usulden reddine ve müvekkillerinden ... açısından (2) no.lu gündem maddesi uyarınca alınmış kararın esastan reddi ile, gündemin (3) üncü maddesi uyarınca yönetim kuruluna sorumluluk davası açılmış sayıldığının tespiti talebinin reddine ilişkin hüküm içeren kısmının kaldırılarak davanın tamamının kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3 nolu gündem kapsamında sorumluluk davasına ilişkin oylamada TTK m. 436/2 uyarınca oydan yoksunluğun söz konusu olmadığını, ...'ın oydan yoksun kabul edilmemesi gerekirken oydan yoksun olduğu kabulü ile verilen iptal kararının kaldırılması gerektiğini; İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında TTK 436/2 uyarınca sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararda ...'ın oydan yoksun olduğu kanaatine vardığını ve alınan kararı iptal ettiğini, ilk derece mahkemesi sorumluluk davası açılmasına ilişkin oylamayı da ibra oylaması ile bir tutarak oydan yoksunluğun bu halde de geçerli olması gerektiği kanaatine ulaşsa da bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, TTK'nın 436. maddesinin 2. fıkrasında, ibra oylamasında sadece yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun olduğunun açıkça belirtildiğini, yönetim kurulu üyelerinin alt ve üst soyuna ve eşine dahi ibra oylamalarında oydan yoksunluk getirilmediğini, ayrıca "oydan yoksunluk" hakkın sınırlanması anlamında olduğundan, sınırlı yorumlanması ilkesinin geçerli olduğunu, kanunun amaçlamadığı sonuçlara ulaşılmaması için oy kullanma yasağının sınırlı yorumlanması gerektiğini; Pay sahibi bakımından asgari oy hakkının vazgeçilmez ve müktesep bir hak olduğunu, emredici kural niteliğindeki oy hakkının istisnasının ise TTK'nın 436. maddesinde düzenlenen oydan yoksunluk hali olduğunu, oy hakkından yoksunluğun temelinde yatan düşüncenin, anonim şirket ile pay sahibi arasındaki menfaat çatışmasında pay sahibinin kendi lehine davranacağı şüphesi olduğunu, oydan yoksunluk halinin "emredici nitelikteki oy hakkının" istisnasını oluşturduğuna göre, dar yoruma tabi tutulması gerektiğini, TTK'nın 436. maddesinde sayılan haller sınırlı olduğundan, yorum ve örnekseme yoluyla yeni bir oy hakkından yoksunluk hali yaratılamayacağını, ancak ilk derece mahkemesinin gerekçesinde belirttiği üzere ibra için istisna olarak düzenlenen oydan yoksunluk halini oldukça geniş yorumlayarak; YK üyesinin sorumluluk davasına ilişkin oylamada da oy kullanamayacağına hatalı olarak kanaat getirdiğini; Her ne kadar Yerel mahkemenin bu gündem maddesi hakkında iptal gerekçesinde Yargıtay 11. HD'nin 2016/12403 E. 2018/4469 K. 18/06/2018 tarihli kararına dayanmışsa da; TTK 436/2 'nin geniş yorumlanmaması gerektiği yine İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının içinde yer verdiği aynı dairenin bir başka kararında da dile getirildiğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29.03.2021 tarihli ve 2020/5626 E., 2021/3041 K. sayılı kararı), oydan yoksunluğun dar yorumlanması gerektiğine dair emsal içtihatların ise çoğaltılabileceğini; Sorumluluk davasına ilişkin oylama yapılırken davacıların kötü niyetli olarak oy kullandıklarının, asılsız iddialarının aksine yönetim kurulunun sorumluluğunu doğurabilecek bir zararın ya da işlemin müvekkili şirket ve ortaklar nezdinde doğmadığının, yönetim kurulunun şirketin başarı grafiğini her yıl daha ileriye taşıma gayretiyle çalıştığının ve bunu başardığının göz ardı edilmemesi gerektiğini, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere yönetim kurulu üyelerinin şirketi kötü yönetmesi, şirketi ya da pay sahiplerini zarara uğratması söz konusu olmayıp, aksine her geçen yıl şirketin daha iyi konuma geldiğini, faaliyet karının düzenli olarak arttığını, şirketin geliştirilmesi ve devamlılığı için yönetim kurulunun özenle çalışmaya devam ettiğini, davacıların asılsız, haksız ve dayanıksız iddia ve ithamlarla başarılı şirket yönetim kuruluna sorumluluk davası açılmasını istemelerinin, yönetim kuruluna kendilerini seçtirme ve şirketin başına geçme planlarının bir parçası olduğunu; Sorumluluk davasına ilişkin oylama sonucunun, şirketin zarara uğratıldığını iddia eden davacıların yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açma hakkını ellerinden almadığını, Genel kurul tarafından verilen ibra kararının, olumsuz oy kullanan ortakların sorumluluk davası açmasına dahi engel olmadığını, bu nedenle de İlk derece mahkemesinin sorumluluk davasına ilişkin oylamayı ibra oylaması ile bir tutmaması, oydan yoksunluğu bu kapsamda geniş yorumlamaması gerektiğini, genel kurulun iradesinin şirketin sorumluluk davası açması yönünde olmasa dahi, şirketin ya da ortakların zarara uğratıldığını düşünen ortakların yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açmasının her zaman mümkün olduğunu, bu hususta asıl ve birleşen davada davacı azınlık pay sahiplerinin birleşerek; ortaya atmış oldukları iddialarla müvekkili şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/521 Esas sayılı sorumluluk davasını 22.06.2021 tarihinde ikame ettiklerini, bu davanın derdest olduğunu; Sorumluluk davasına ilişkin oylamada; oydan yoksunluğun geniş yorumlanmasında ne şirketin, ne ortakların hukuki bir yararı bulunmadığı gibi; oydan yoksunluk nazara alınmadığında ortakların sorumluluk davasına ilişkin haklarının da ellerinden alınmadığını, sonuç olarak; istisnai nitelikteki TTK 436/2 hükmünün dar yorumlanması gerektiği ve örnekseme yoluyla "sorumluluk davası" için oydan yoksunluk yaratılamayacağı nedenleriyle; hem pay sahibi olan hem de yönetim kurulunda bulunan ...'ın oy kullanma ve yönetime katılma haklarının birbiriyle yarıştırılmaması gerektiğinin kabulü gerektiğini, bu nedenlerle, bilirkişi raporu ile aynı doğrultuda kurulan ilk derece mahkemesinin bu husustaki iptal kararının hukuka aykırı olduğunu, 3 nolu gündem maddesinin iptaline ilişkin verilen kararın kaldırılması gerektiğini; Yönetim kuruluna şirket konusu işlerle iştigal etmesi için izin verilmesine ilişkin 5 nolu genel kurul kararında ...'ın “oydan yoksunluk” ilkesi gereğince oy kullanmaması gerektiği gerekçesiyle iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında bu madde bakımından iptal gerekçesini bu kez de TTK 436/1 uyarınca oydan yoksunluğa dayandırdığını, ancak mahkemenin bu gerekçesi çok yüzeysel olup, oydan yoksunluğun bu gündem maddesi kapsamında neden uygulanması gerektiğine dair bir açıklama ya da somut olay kapsamında bir değerlendirmenin kararda yer almadığını; TTK’nın 436/1 maddesinde düzenlenen oydan yoksunluk halinin, pay sahibinin şirket ile arasındaki kişisel nitelikteki iş, işlem veya davaya ilişkin müzakerelere dair olduğunu, maddedeki “kişisel nitelikte” ibaresinin, oydan yoksunluğun, pay sahibinin ortaklık ile yaptığı hukuki işlemin özel bir menfaat sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği, diğer bir ifadeyle, pay sahibinin ortaklık karşısında üçüncü bir kişi konumunda olduğu durumlarda söz konusu olacağını gösterdiğini, ancak Genel Kurul’da yönetim kurulu üyeleri için alınan 5 nolu kararın bu kapsamda nitelendirilemeyeceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 19.12.2019 tarihli ve 2018/1327 E., 2019/8307 K. sayılı kararında rekabet yasağına aykırılık ve şirketle işlem yapma izinleri yönünden oydan yoksunluğa ilişkin hükmün geniş yorumlanarak pay sahiplerinin oy hakkının kısıtlanmaması gerektiğini, TTK 395-396 izinlerinin kişisel nitelikte iş kapsamında girmediğini içtihat ettiğini; Ayrıca TTK madde 395 396 iznine ilişkin 5 nolu gündem maddesi değerlendirilirken müvekkili şirketin aile şirketlerinden biri olduğu ve şirkette sadece aile fertlerinin paydaş oldukları bir grup şirketi olmasının göz önünde bulundurulması gerektiğini, TTK madde 395 ve 396 hükümlerinin eski TTK’dan aynen alınmış hükümler olduğunu, bu açıdan ele alındığında eski TTK’da topluluk şirketlerine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığını, bu halde TTK’da şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemeler yapılırken eski hükümlerin yeniden yorumlanması gerektiğini, eski anlayışa göre birden fazla şirkette örneğin %80 paya sahip olan bir ortağın (hakim teşebbüs) bir şirkette yönetici olabileceğini, diğer şirketlerde TTK madde 395 ve 396 gereği asla yönetici olamayacağını, bir kişinin kendi kurduğu birden fazla şirkette yönetici olamamasının, kanunen bu hakkın bu şekilde engellenmesinin adaletsiz olacağını, yine kanunun aile şirketlerinin profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmek zorunda olduğuna dair bir düzenleme de içermediğini; Bir şirkette, rekabet yasağı kaldırılmış olsa bile yöneticilerin faaliyetlerini denetleme, hesap isteme, gerekirse sorumluluğu cihetine gitme yetkilerinin devam ettiğini, rekabet yasağı kaldırılmış olsa bile şirket yöneticisinin şirketin menfaatlerini koruma, sadakat ve özen yükümlülüklerinin her zaman devam ettiğini, bu kapsamda değerlendirildiğinde TTK 395-396 izinlerine kötü niyetle olumsuz oy kullanan davacıların taleplerinde hukuki yararın bulunmadığını; TTK madde 395 ve 396'ya göre yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işlerle iştigal etme izni verilmesi hususunun, bugüne kadar ... Şirketler Grubu'nda davacıların da içinde yer aldığı ve tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla karara bağlanan rutin bir genel kurul gündemi olduğunu, bu kararlarla aile şirketi olarak idare edilen ... Şirketler Grubu'nda esasen yöneticilerin birden fazla grup şirketinde görev alabilmesinin temin edildiğini, nitekim hissedarlar arasında yaşanan husumetlerden sonra davacıların da diğer azınlık hissedarla bir araya gelmek sureti ile bir kısım şirketlerde yönetimi alıp aynı kararları yönetimlerini aldıkları şirketlerde de almakta hiç bir sakınca görmediklerini, bu şirketlerde de davacıların TTK madde 395 ve 396'ya göre aynı kişileri yönetici yaptığını, bu durumun davacıların çelişkili işlem yasağına aykırı davrandıklarını gösterdiğini; Yerel mahkeme kararında müvekkili şirketin aynı kişilerin paydaşı olduğu pek çok şirketten biri olduğu, topluluk şirketi hükümlerine tabi olduğu, yani esasen verilen bu iznin aile şirketlerinin yönetiminde kullanılmak üzere verilmiş olduğunun gözetilmediğini, ...'ın bu izni şahsi olarak almadığını, kişisel bir işe ilişkin kullanmadığını, sadece grup şirketleri için izin alındığını, yine davacıların bu aile şirketlerinden bir kısmında yönetimde oldukları ve bu şirketlerde dahi genel kurullarda 395-396 uyarınca kendileri lehlerine oy kullandıkları ve izin aldıklarının yani çelişkili işlem yasağına aykırı davrandıklarının gerek davaya cevap dilekçesinde gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde dile getirildiğini ve delillerin dosyaya sunulduğunu, mahkemenin bu hususta da bir değerlendirme yapmadığını, bu husustaki savunmaları değerlendirmeyen Yerel mahkemenin 5 nolu gündem maddesi kapsamında vermiş olduğu iptal kararının; eksik incelemeyle verilmiş hatalı bir karar olduğunu; Mahkemenin bu hususta eksik inceleme ile karar verdiğinin bir diğer göstergesinin ise hem pay sahibi hem yönetim kurulu üyesi olan ...’ın bu hususta oydan yoksunluğunun sadece kendisini için mi geçerli olduğu yoksa bütün yönetim kurulu üyeleri için de mi oydan yoksun olup olmadığının değerlendirilmemiş olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.05.2014 tarihli ve 2014/685 E., 2014/8941 K. Sayılı Kararında yönetim kurulu üyesinin kendisi ile ilgili oylamaya katılmasa bile diğer YK üyelerinin oylamasına katılabileceğinin belirtildiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına bakıldığında ... dışındaki YK üyeleri için kararın neden iptal edildiğine dair hiç bir gerekçenin yer almadığını; Müvekkili şirketin 2018 mali yılına ilişkin aynı davacılar tarafından açılmış bulunan genel kurul iptal davasında da İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/437 E. 2021/589 K. 08.07.2021 tarihli kararı ile oydan yoksunluğu sadece ... için değerlendirmiş olup, diğer yönetim kurulu üyeleri için oydan yoksunluğun bulunmadığına kanaat getirdiğini; Davaya konu genel kurulda da oylamanın önceki mali yıl ile benzer şekilde yapılmasına karşın ilk derece mahkemesinin YK üyeleri için tek tek değerlendirme yapmamasının da bu hususta eksik inceleme yapıldığını ve iptal kararının hukuka uygun olmadığını gösterdiğini, her ne kadar mahkemenin gerekçeli kararında ... dışındaki YK üyeleri için oydan yoksunluğun neden kabul edildiği hususunda hiçbir açıklama yer almasa da; davacıların davada bu husustaki haksız iddialarından biri olan diğer YK üyelerinin ...ın hakimiyetindeki şirketler olduğu gerekçesiyle onlar bakımından da oydan yoksunluğun uygulanması gerektiği yönündeki beyanlarının hukuken nazara alınmaması gerektiğini, bu hususta İstanbul BAM 14. HD'nin kararında da kapsamlı bir değerlendirme yapılarak, oydan yoksunluğun hakimiyet altındaki şirket olsa dahi uygulanmaması gerektiğinin açıklandığını, (İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi, 02.07.2020 tarihli ve 2018/1394 E., 2020/654 K. sayılı kararı); Bu emsal karar kapsamındaki değerlendirmelere de bakıldığında; müvekkili şirket nezdinde TTK 395-396 uyarınca ...'ın oydan yoksun kabul edilmesinin; hem pay sahipleri arasındaki " eşit işlem ilkesine" hem anonim şirketlerdeki "çoğunluk ilkesine" hem de "ortaklıktan doğan oy kullanma hakkına" aykırı olduğunu, müvekkili şirkette bu kapsamda verilen izinlerin "kişisel nitelikte bir iş için" verilmiyor olması da göz önünde bulundurulduğunda İlk derece mahkemesince verilen karar haksız ve hukuka aykırı olduğundan asıl ve birleşen davada; 09/06/2020 tarihli olağan üstü genel kurulda alınan "gündemin 3 ve 5 nolu kararların iptaline" ilişkin yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen dava, davalı şirketin 09/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan; yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair 2 nolu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına ilişkin yönetim kuruluna talimat verilmesi teklifinin değerlendirilmesine dair 3 nolu ve yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine dair 5 nolu kararın yok hükmünde/batıl olduğunun tespiti, aksi halde ise iptali talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Asıl davada davacılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; İlk derece mahkemesince yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair 2 nolu karar ile ilgili olarak yalnızca TTK'nın 436. maddesi kapsamında bir inceleme yapıldığı ancak dava dilekçesinde yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin bulunmadığı, yönetim kurulunun dürüstlük kuralına aykırı nedenlerle toplantıya çağrıldığı, toplantı yapılmasının amacının 05/05/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve hukuka aykırı olduğu için dava konusu yapılan kararlara geçerlilik kazandırmak olduğu, yönetim kurulu üyelerinin seçimi için haklı bir sebep olmadığı ve alınan kararların dürüstlük ilkesine aykırı olduğunun ileri sürüldüğü, Mahkemece bu hususlarda bir inceleme yapılmadığı, kararının gerekçesiz olduğu, bilirkişi raporunun kanuna aykırı olduğu, raporda şahsi ve hukuki görüşlere yer verildiği, bu sebeplerle genel kurulda alınan 2 nolu karar yönünden Mahkemece verilen kararın kaldırılması ile kararın batıl olduğunun tespitine veya iptaline, ..., ... ve ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerinin tespitine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.Birleşen davada davacılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava konusu genel kurul toplantısının, yönetimde olmayan yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılmış olması sebebiyle yok hükmünde olduğu, bu husustaki iddialarının Mahkemece incelenmediği, gerekçesiz bir şekilde yokluk ve butlan taleplerinin reddine karar verildiği, davacı ...'nin genel kurul toplantısının 2 ve 3 nolu gündem maddeleri uyarınca ret oyu kullanarak muhalefet şerhini toplantı tutanağına eklediği, bu nedenle anılan davacı yönünden verilen usulden red kararının hatalı olduğu, davacı ...'nin yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair 2 nolu kararın iptali talebi yönünden yalnızca oydan yoksunluk değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğu, oysa dava dilekçesinde 09/06/2020 tarihli genel kurul toplantısının aslında 05/05/2020 tarihinde yapılan genel kurulda yapıldığını iddia ettikleri yönetim kurulu üyelerinin seçimini geçersiz kılmak amacı ile yapıldığının, yeni yönetim kurulu üyelerinin aynı kişilerden oluştuğunun ve geçmiş yıllarda finansal tabloları dürüst resim ilkesine aykırı düzenleyen üyeler olduklarının, bu nedenlerle alınan kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ileri sürüldüğü, Mahkemece bu iddialar ile ilgili hiçbir değerlendirme yapılmadığı, davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine tedbiren ..., ... ve ...'nin atanması talepleri ile bu kişilerin atanmış yönetim kurulu üyesi olduklarının tespiti ile ilgili taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, Mahkemeden yönetim kurulu üyesi seçmesinin talep edilmediği, Mahkemece genel kurulun 3 nolu gündem maddesinin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş olduğunun tespiti talebinin reddine karar verilmemesinin hatalı olduğu ve sonuç olarak davacı ... yönünden 2 ve 3 nolu kararlar hakkında verilen usulden red kararı, davacı ... yönünden 2 nolu karar ile ilgili verilen esastan red kararı, yönetim kurulu üyeliğine ..., ... ve ...'nin seçilmiş olduğunun tespiti talebine ilişkin red kararı ve yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş olduğunun tespiti talebine ilişkin red kararının kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; genel kurul toplantısında alınan 3 nolu karar yönünden TTK'nın 436/2 maddesi uyarınca oydan yoksunluğun söz konusu olmadığı, yönetim kurulu üyesi ...'ın yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açılması konusunda yönetim kuruluna talimat verilmesine dair gündem maddesinin oylamasında oydan yoksun olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğu, TTK'nın 436. maddesinde oydan yoksunluk hallerinin sınırlı olarak sayıldığı, yönetim kuruluna şirket konusu işler ile iştigal etmesi için izin verilmesine dair 5 nolu kararda ...'ın oydan yoksun olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğu, bu kararın TTK'nın 436. maddesi kapsamında olmadığı, davalı şirketin bir aile şirketi olduğu ve şirkette sadece aile fertlerinin paydaş olduklarının değerlendirilmesi gerektiği, daha önce yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 395. maddeleri uyarınca davacıların da içerisinde bulunduğu tüm paydaşların olumlu oyuyla izin verilmiş olduğu, ayrıca Mahkemece ... yönünden oydan yoksunluğun sadece kendisi içinmi olduğunun değerlendirilmediği, kararda ... dışındaki yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylama yönünden herhangi bir değerlendirme olmadığı ve sonuç olarak asıl ve birleşen davada verilen 3 ve 5 nolu kararların iptaline ilişkin kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Anonim şirket genel kurul kararlarının butlan sebepleri TTK'nın 447. maddesinde sınırlı sayıda olmamak üzere düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali TTK'nın 445. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre TTK'nın 446. maddesinde sayılan şartları taşıyan pay sahiplerinin, alınan bir genel kurul kararının, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek karar tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde iptali için dava açmaları mümkündür. Her ne kadar asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından; davalı şirketin 05/05/2020 tarihli genel kurul toplantısında finansal tabloların müzakeresine ilişkin 3 nolu gündem maddesinin görüşülmesi sırasında ... tarafından mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ile yerlerine ..., ... ve ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine dair sunulan teklifin oy çokluğu ile reddedildiği ancak pay sahibi ... tarafından annesinden devralınan oyların bu toplantıda donuk oy statüsünde olması sebebiyle geçersiz oldukları ve bu oyların çıkarılması halinde oy çokluğu ile mevcut yönetim kurulunun görevinden alındığı ve adı geçen kişilerin yönetim kurulu üyesi seçildiklerinin kabul edilmesi gerektiğinden bahisle 09/06/2020 tarihli genel kurul toplantı çağrısının yetkili olmayan yönetim kurulu tarafından yapılmış olması sebebiyle toplantının ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu iddia edilmiş ise de; davalı şirketin bu davanın konusu olan 09/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısını yapan yönetim kurulu üyeleri ..., ... Holding A.Ş. ve ... Üretim A.Ş.'nin 28/06/2018 tarihli genel kurul toplantısı ile 3 yıl için seçildikleri ve görevlerinin 28/06/2021 tarihinde sona ereceği, dolayısıyla dava konusu genel kurul toplantısına çağrının yapıldığı tarihte halen yönetim kurulu üyesi oldukları, 05/05/2020 tarihli genel kurul toplantısının gündeminde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair bir maddenin olmadığı, pay sahibi davacı ... tarafından önerilen teklifin ise oy çokluğu ile reddedildiği, 05/05/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı dava açıldığı ancak 09/06/2020 tarihli genel kurul toplantısına çağrının ve de toplantının yapıldığı tarihte verilmiş bir iptal kararı veya adı geçen kişilerin yeni yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerinin tespitine dair verilmiş bir karar olmadığı, dolayısıyla görevi devam eden yönetim kurulunun çağrısı üzerine yapılan genel kurul toplantısının geçerli olduğu ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğundan bahsedilemeyeceği, Mahkemece de kabul edildiği üzere asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından ileri sürülen iddiaların TTK'nın az yukarıda açıklanan maddesinde sayılan ve kararların batıl olmalarını gerektiren sebeplerden olmadıkları, yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair 2 nolu kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve iptalinin gerektiğine dair iddia yönünden ise; TTK'da mevcut yönetim kurulu üyelerinin yeniden aday gösterilmeleri ve seçilmelerine engel bir düzenlemenin mevcut olmadığı, aksine Kanunun 362. maddesi ile şirket ana sözleşmesinde aksi belirtilmemiş olmak koşulu ile aynı kişilerin yeniden yönetim kurulu üyesi seçilebileceklerinin kabul edildiği, yönetim kurulunu seçme ve görevden alma görev ve yetkisinin genel kurula ait olduğu, toplantı gündeminde yer almak koşulu ile mevcut yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri dolmasa bile görevden alınmaları ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinin mümkün olduğu, TTK madde 364'de yer alan haklı sebeplerin varlığı şartının gündemde bu konu ile ilgili bir madde bulunmaması halinde aranacağı, dava konusu 09/06/2020 tarihli genel kurulun gündeminde yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile ilgili maddeye yer verildiği, yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile seçildikleri, dolayısıyla yapılan işlemlerde usul, yasa ve dürüstlük kuralına aykırılık olmadığı, bu minvalde Mahkemece yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair 2 nolu kararın yok hükmünde veya batıl olduğunun tespiti aksi halde iptali talebi ile ..., ... ve ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerinin tespiti talebi yönünden verilen red kararın isabetli, asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise haksız olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 446/1-a maddesi uyarınca genel kurul toplantısında hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri alınan kararların iptali talebi ile dava açabilirler. Dava konusu 09/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına birleşen davada davacı pay sahibi ...'yi temsilen Av. ...'ın, ...'yi temsilen ise Av. ...'in katıldığı, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 2 nolu karar ile yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması teklifinin reddine ilişkin 3 nolu karara karşı asıl ve birleşen davadaki tüm davacıların olumsuz oy kullanıkları ancak toplantı tutanağında yalnızca asıl davada davacılar ... ve ... vekili Av. ... ile birleşen davada davacı ... vekili Av. ...'in söz alarak karara yazılı olarak muhalefet ettiklerini beyan ettiklerinin ve anılan davacıların yazılı muhalefet şerhlerinin toplantı tutanağına eklendiğinin belirtildiği, birleşen davada davacı ...'yi temsilen toplantıya katılmış olan Av. ...'ın muhalefetine ilişkin bir kaydın tutanağa geçirilmediği, karara muhalif olduğunu beyan etmek koşulu ile muhalefet sebeplerinin yazılı olarak tutanağa eklenmesinin mümkün olduğu, bu sebeple Mahkemece birleşen davada davacı ...'nin 2 ve 3 nolu kararlara yönelik talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmış, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda da Mahkemece alınan bilirkişi raporu, dosya kapsamında bulunan diğer deliller ile birlikte değerlendirilmiş olup asıl davada davacıların bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmeyerek, istinaf başvuruları tümü ile haksız bulunmuştur.Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali talebi ile açılan bir davada Mahkemece ancak genel kurulca alınmış kararların iptaline dair eda hükmü verilebileceği, genel kurul kararının iptali ile oluşan netice yönünden ayrıca bir bir tespit hükmü verilemeyeceğinden birleşen davada davacıların genel kurulda, yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açılması ile bu amaçla yönetim kuruluna talimat verilmesine karar verilmiş sayıldığının tespitine karar verilmesi talebinin reddine ilişkin olarak verilen kararda da bir isabetsizlik görülmeyerek birleşen davada davacıların istinaf başvuruları tümü ile haksız bulunmuştur. TTK'nın 436. maddesi uyarınca pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. Somut olayda dava konusu genel kurul toplantısının 3 nolu gündem maddesi ile, yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına ilişkin yönetim kuruluna talimat verilmesi teklifinin görüşüldüğü ve 1.126.941.332 adet kabul oyuna karşılık yönetim kurulu üyesi olan ...'ın 1.025.818.668 adet oyunun dahil edilmesi ile 1.225.058.668 ret oyu, yani oyçokluğu ile teklifin reddine karar verildiği, kendisi ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayan bir yönetim kurulu üyesinin, Mahkemece de isabetli şekilde açıklandığı üzere ibra edilmemenin tamamlayıcısı niteliğinde ve ibradan daha ağır bir netice olan sorumluluk davası açılmasına ilişkin oylamada evleviyetle oy kullanamayacağı ve oydan yoksun olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu itibarla Mahkemece davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'ın 3 nolu karara ilişkin oyunun geçersiz olması sebebiyle kararın tümden iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün değildir. (Bkz. Yargıtay 11. HD. 27/04/2017 T., 2016/3815 E., 2017/2497 K.) Somut olayda davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin ..., ... Holding A.Ş. ve ... Üretim A.Ş. oldukları, ...'ın kendisine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesi konusunda yapılan oylamada oydan yoksun olduğu, öte yandan ... Holding A.Ş.'nin 1.852.650,00 TL sermayesinin 1.565.400,00 TL'sinin ...'a ait ve şirketin yönetim kurulu başkanının da ... olduğu, ... Üretim A.Ş.'nin en son artırımlar hariç 38.320.950,00 TL sermayesinin 34.420.000,00 TL'sinin ...'a ait ve şirketin yönetim kurulu başkanının da ... olduğu, dolayısıyla diğer yönetim kurulu üyeleri olan sermaye şirketlerinin de ...'ın hakimiyeti altında oldukları ve adı geçenin bu şirketlerle ilgili oylamada da TTK'nın 436. maddesi uyarınca oydan yoksun olduğu anlaşılmış olmakla Mahkemece 5 nolu kararın iptaline dair verilen karar da isabetli, asıl ve birleşen davada davalının istinaf başvurusu ise haksız bulunmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl birleşen davada tarafların istinaf başvuralarının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen tarafların istinaf başvuralarının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Asıl ve birleşen davada karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince ayrı ayrı alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı vekili tarafından peşin ve ayrı ayrı olarak yatırılan 161,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 266,20 TL'nin ayrı ayrı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Asıl davada karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar ... ve ... vekili tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Birleşen davada karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar ... ve ... tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/1683, K. 2020/287, T. 02.07.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-1683-e-2020-287-k-503c034ef956