Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/653 E. 2022/9874 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/653
- Karar No
- 2022/9874
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2255 KARAR NO: 2025/1289 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/04/2023 NUMARASI: 2022/183 Esas - 2023/281 Karar DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E., ... E., ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları ile işlem yapıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasını konu edinen istihkak iddiasının İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/653 E. sayılı davası ile görüldüğünü, davanın kabulüne karar verildiğini, hacizlerin kaldırıldığını, yerel mahkeme kararının BAM tarafından uygun bulunduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasını konu edinen istihkak iddiasının İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi 2017/654 E. sayılı dosyası ile davasının görüldüğünü, davanın kabulüne karar verildiğini, hacizlerin kaldırıldığını, yerel mahkeme kararının BAM tarafından uygun bulunduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasını konu edinen istihkak iddiasının İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/655 E. sayılı dosyası ile davasının görüldüğünü, davanın kabulüne karar verildiğini, hacizlerin kaldırıldığını, yerel mahkeme kararının BAM tarafından uygun bulunduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasını konu edinen istihkak iddiasının İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/645 Esas sayılı dosyası ile davasının görüldüğünü, davanın kabulüne karar verildiğini, hacizlerin kaldırıldığını, yerel mahkeme kararının BAM tarafından uygun bulunduğunu, davalı tarafından yapılan haciz ve muhafaza işlemleri sebebiyle müvekkilinin kendi işletmesini uzun bir süre çalıştıramadığını, müşteri kaybettiğini, davaların uzun sürmesi sebebiyle müvekkilinin maddi ve manevi anlamda zarar gördüğünü beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin usulüne uygun olarak vekili vasıtasıyla icra dairesinde işlemlerini yürüttüğünü, alacağı tahsil etmek amacıyla yasal takip hakkını kullanmak, hak arama özgürlüğü çerçevesinde alacaklıya tanınmış yasal bir hak olduğunu, yasal hakkın kullanılmasının da hukuka uygunluk olduğunu, bu doğrultuda müvekkil aleyhine maddi-manevi tazminata hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının istihkak iddiası sonucu icra mahkemelerinden İİK madde 97 takibin devamı kararının mevcut olduğunu, dolayısı ile yapılan haciz işlemi kapsamında kusur veya ihmalin olmadığını, müvekkilinin kanunlar çerçevesinde alacağını tahsil etmeye çalıştığını, davacı tarafın iddialarını somut delile dayandırmadığını, somut delillerle zararını ispatlayamayan davacının davasının reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Dosya kapsamına göre takip borçlusunun tebligat adresi dışında hacizler yapılmış, istihkak davalarında kısmen kabul kararları verilmiş, davacı tarafından takipleri durdurmak üzere icra müdürlüklerine teminatlar yatırılmış, davacı tanıkları beyanına göre davacının hacizler nedeniyle zararın olduğu beyan edilmiş ise de; haciz mahallinde dava dışı takip borçlusuna ait belgelerin bulunduğu, dava dışı şirketin eski ortağı olan dava dışı ... isimli kişinin davacının eşi olduğu ve haciz mahallinde olduğu, istihkak davalarında yapılan yapılan yargılamalarda mahcuz malların tamamı bakımından hacizlerin kaldırılmadığı, istihkak iddiasına yönelik kısmen kabul kararları verildiği, haciz mahallinde bulunan malların haciz sırasında hazır bulunanlara yedi emin olarak bırakıldığı ve muhafaza edilmediği, İcra mahkemeleri kararlarının bir kısmında İİK 97 prosedürünün işetildiği, bir kısmında ise İİK 99. Madde prosedürünün işletilmesine yönelik kararlar verildiği, tüm dosya kapsamına göre davalının muvazaalı işlemler iddiasıyla haciz uygulatıp, istihkak iddiasını kabul etmemesine yeterli delil bulunduğu kanaatinin de mahkememizde oluştuğu, buna göre davacının sırf bu işlemler nedeniyle kötüniyetli sayılamayacağı ve davacı tarafından da davacının kötü niyetli olduğunun ispat edilmediği anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, icra dosyalarından bir tanesinde muhafaza işlemi yapılarak müvekkilinin çalışmasının engellendiğini,davacı müvekkilin eşi ...'in daha önce borçlu şirket ortaklığından fiilen dışlanan ortaklık ilişkisinin, 27.01.2009 tarihli OKK kararı ile de resmen sona erdirildiğini, davalı şirket tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı haciz ve muhafaza işlemleri sebebiyle, müvekkil kendi işletmesini uzunca bir süre çalıştıramadığını ve müşteri kaybettiğini, hali hazırda faaliyetini sonlandırmak zorunda kaldığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Somut olayda; Her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/783 Esas ve 2017/751 Karar sayılı ilamı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından haczedilen mallarla ilgili davacının istihkaka iddiası konusunda İİK 97 maddesine göre, haciz mahallinde borçlu şirkete ait birden çok belge bulunduğundan takibin devamı ile 7 gün içerisinde istihkak davası açılabileceğine karar verildiği, İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/689 Esas ve 2017/673 Karar sayılı ilamı ile İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2017/10664 Esas sayılı dosyasından haczedilen mallarla ilgili davacının istihkaka iddiası konusunda İİK 97 maddesine göre, haciz mahallinde borçlu şirkete ait evrak bulunması, istihkak iddia edenin borçlu şirket yetkilisinin annesi olması faaliyet konularının aynı olması sebebiyle takibin devamı ile 7 gün içerisinde istihkak davası açılabileceğine karar verildiği,İstanbul 11.icra Hukuk Mahkemesinin 2017/654 Esas ve 2017/972 karar sayılı ilamı ile davacının istihkak iddiasının tümden değil kısmen kabulüne karar verildiği, bu doğrultuda davalının icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/183 Esas 2023/281 Karar sayılı 11/04/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2025