Bölge Adliye Mahkemesi · Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2024/163 E. 2025/843 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/163
- Karar No
- 2025/843
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/163 KARAR NO : 2025/843 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 10/10/2023 NUMARASI : ... E. - ... K. DAVACI : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Yeni Ünvanı) ... San. ve Tic. A.Ş. (Eski Ünvanı ) VEKİLLERİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF TALEP TARİHİ : 24/11/2023 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 27/06/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ: 27/06/2025 Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023 tarih ve ... E.-... K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Taraflar arasında yapılan 18/02/2011 tarihli sözleşmeye istinaden müvekkilinin davalıya yapmış olduğu bir kısım işler karşılığında düzenlemiş olduğu fatura bedelinin kısmen ödendiğini, davalı tarafa gönderilen ihtarnamelere rağmen ödenmeyen bakiye 2.658,50 Euro asıl alacak ve 44,10 Euro takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.702,59 Euroluk fatura bedelinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine tahsili için İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin verdiği 14/04/2017 tarihli dilekçe ile; 12/08/2016 tarihinde açmış oldukları işbu itirazın iptali davasını ıslah ederek davaya alacağın tahsili amacıyla "Alacak Davası" olarak devam ettiklerini belirterek, 2.658,50 Euro asıl alacak ve (ıslah tarihine kadar) işlemiş 250,00 Euro faiz olmak üzere toplam 2.908,50 Euroluk alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI VEKİLİNİN CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesi ve müvekkili şirketin adresinin Adana ili olması nedeniyle yetkili mahkemenin Adana Mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak da, müvekkili şirketin sözleşme gereği, davacı şirketin kesmiş olduğu fatura bedellerini banka aracılığı ile ödediğini, tarafların ticari defterlerini incelendiğinde bu durumun anlaşılacağını, bu bağlamda davacı şirketin müvekkili şirketten bir alacağının bulunmadığını, zira müvekkili şirketin davacı şirkete toplam 436.752,38 TL ödeme yaptığını, davacı şirketin ise müvekkili şirkete toplam 409.763,10 TL fatura kestiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını davanın haksız açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/04/2019 tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile;" ... davanın hukuki niteliği itibariyle fatura alacağının tahsiline ilişkin olduğu, uyuşmazlığın taraflar arasındaki akdi ilişki nedeni ile toplam iş bedelinin davacı tarafın iddia ettiği 162.155.60 euro mu yoksa davalı tarafın iddia ettiği 409.763.10 TL mi olduğu, taraflar arasındaki cari hesabın euro üzerinden mi yoksa TL üzerinden mi tutulduğu, kur farkının ödenip ödenmediği, davacının davalıdan faturaya dayalı olarak alacaklı olup olmadığı hususlarında toplandığı, denetime uygun bilirkişi raporları dikkate alınarak davacının ve davalının ticari defterleri de birlikte irdelendiğinde, davacının alacak talebinde bulunabileceği, davacının 30.06.2016 takip tarihi itibariyle 2.658,49 EURO tutarında alacağının bulunduğu, takipten önce 106,43 Euro faiz isteyebileceği, davacı vekili tarafından dava alacak davası olarak ıslah edildiğinden dolayı alacak davası olarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesi ile; DAVANIN KISMEN KABUL-KISMEN REDDİ İLE, 2.658,50 EURO asıl alacak ile 106,43 Euro faiz, (2.658,50 Euro ıslah tarihinden itibaren Kamu Bankalarının 1 yıllık Euroya uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanarak) fiili ödeme tarihindeki Türk Lirasının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2022 tarih ve 2022/16 Esas-2022/113 Karar sayılı kararı ile;"...Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı HMK'nın 5 ilâ 19 maddeleri (HUMK 9-22 maddeleri) arasında düzenlenmiştir. HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. HMK'nın 10. Maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesine (818 sayılı BK 73. maddesi) göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğine dair TBK'nın 89. Maddesindeki (818 sayılı BK 73 maddesi) kural salt para alacakları ile ilgili olup, eser bedeline ilişkin alacak istemleri yönünden uygulanamayacağı Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarıyla da kabul edilmektedir. (bkz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2015 tarih ve 2015/3705 esas, 2015/4747 karar; 24/03/2015 tarih ve 2014/3179 esas, 2015/1457 karar; 23/02/2015 tarih ve 2014/2485 esas, 2015/922 karar sayılı kararları) Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava davalının ikametgahı, sözleşmenin ifa yeri veya varsa sözleşme ile yetkili kılınan mahkemede açılması gerekir. Yargıtay 15 HD'nin yerleşik kararları gözetildiğinde eser sözleşmelerinde TBK 89. madde (818 sayılı BK 73. maddesi) uygulanmayacağından somut olayda da ifa yeri, davalının yerleşim yeri Adana ili olup taraflar arasında düzenlenen yetki sözleşmesi ile de Adana mahkemeleri yetkili olarak gösterildiğinden mahkemece davalının süresinde ve usulüne uygun yaptığı yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken davaya devamla istinafa konu kararın verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin öncelikle yetki itirazı yönünden kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde yetkisizlik kararı verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, davalı vekilinin diğer istinaf itirazları bu aşamada ayrıca incelenmemiştir...." şeklindeki gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması üzerine dosya kaldırma sonrası aynı mahkemenin ... Esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2023 tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile; Adana Asliye Ticaret Mahkemesi görevli ve yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verdiği ve bu kararın 23/05/2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine dosyanın Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek ... Esas sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 10/10/2023 TARİH VE ... E.-... K. SAYILI KARARI İLE; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle fatura alacağının tahsiline ilişkin olup taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu hususunun uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki akdi ilişki nedeni ile toplam iş bedelinin davacı tarafın iddia ettiği 162.155.60 euro mu yoksa davalı tarafın iddia ettiği 409.763.10 TL mi olduğu , taraflar arasındaki cari hesabın euro üzerinden mi yoksa TL üzerinden mi tutulduğu, kur farkının ödenip ödenmediğinin, davacının davalıdan faturaya dayalı olarak alacaklı olup olmadığı hususlarında uyuşmazlığın toplandığı anlaşılmakla, denetime uygun bilirkişi raporları dikkate alınarak davacının ve davalının ticari defterleri de birlikte irdelendiğinde, davacının alacak talebinde bulunabileceği, davacının 30.06.2016 takip tarihi itibariyle 2.658,49 EURO tutarında alacağının bulunduğunun, takipten önce 106,43 Euro faiz isteyebileceğinden davacı vekili tarafından dava alacak davası olarak ıslah edildiğinden dolayı alacak davası olarak hüküm kurularak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 2.658,50 EURO asıl alacak ile 106,43 Euro faiz, ( 2.658,50 Euro ıslah tarihinden itibaren Kamu Bankalarının 1 yıllık Euroya uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanarak) fiili ödeme tarihindeki Türk Lirasının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne kararı verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili 24/11/2023 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 1-Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesi “ödeme şartları” başlıklı maddede, "Ödemeler EURO olarak veya ödendiği günkü Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk lirası karşılığı üzerinden yapılacaktır…Asansörlerin geçici kabulünden sonra fatura kesilecektir. Ödemeler için kesilecek fatura karşılığı KDV bedeli fatura kesildiği ayın 20. Günü ödenecektir. ”şeklinde anlaşmanın bulunduğunu, 2- Davacı şirketin, 16/01/2012 tarihinde 5.455,25TL miktarlı fatura, 27/04/2012 tarihinde 379.152,23TL miktarlı fatura, 31/01/2013 tarihinde 25.155,62TL miktarlı fatura, olmak üzere 3 adet fatura kestiğini, müvekkili şirketin de, davacı şirkete faturaların karşılığı olarak 24/03/2011 tarihinde 90.618,87TL, 22/08/2011 tarihinde 211.786,21TL, 22.05.2012 tarihinde 5.455,25TL, 03/10/2012 tarihinde 10.318,21TL, 26.06.2013 tarihinde 32.646,23TL, 13.09.2013 tarihinde 50.000,00TL, 29/05/2014 tarihinde ise 10.423,36TL ödediğini, bu bağlamda müvekkili şirketin, davacı şirkete toplam: 436.752,38TL ödediğini, davacı şirket ise müvekkili şirkete toplamı 409.763,10TL fatura kestiğini bu nedenle, müvekkili şirketin bir borcunun bulunmadığını, 3-Yerel Mahkeme ise dosyada bulunan bilirkişilerin raporunu dayanak yaparak," davacının davasının, 2.658,50 EURO asıl alacak ile 106,43 Euro faiz, ( 2.658,50 Euro ıslah tarihinden itibaren Kamu Bankalarının 1 yıllık Euro ya uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanarak) fiili ödeme tarihindeki Türk Lirasının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," şeklinde hüküm kurduğunu, 4- Bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin defterlerinin incelenmesinde, davacı şirketin faturalarının müvekkili şirketin defterlerine işlendiğini kabul ettiğini, toplam olarak 409.881,75TL ödeme yaptıklarının tespit edildiğini, ancak bilirkişi raporun 4. sayfasında ise “ davalı tarafından yapılan ödemeler “ başlıklı çizelgesinde ise ödemeleri tarihleri ile izah ederek “ davalı tarafından davacıya toplam 436.752,38TL ödeme yapmıştır” diyerek, kendi içinde çelişkiye düştüğünü, bilirkişinin müvekkilinin 3 adet ödemesini sözleşme dışı tuttuğunu, neden sözleşme dışı tuttuğu hususunda da bir açıklama yapmadığını, bilirkişi raporunun 5. sayfasında ise müvekkili şirketin ödemelerini EURO’ya dönüştürerek, müvekkili şirketin, 2.658,49 EURO borcu olduğunu tespit ettiğini, 5-Tarafların ....Noterliğinde yapılan 22 Şubat 2011 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde, “EK-1 de belirtilen teknik özelliklerde işveren‘in talebi doğrultusunda ilaveler söz konusu olduğunda ilave değişikliklerin bedeli bilahare sözleşme bedeline eklenecektir. Yapılacak ilave işler tarafların müştereken yazılı olarak anlaşması esastır” şeklinde anlaştıklarını, davacı şirketin, müvekkili şirkete sözleşme dışı ilaveler yaptığını da iddia etmediğini, taraflar arasında ek bir sözleşmede bulunmadığını, bu nedenle, müvekkili şirketin ödemelerinin, sözleşme kapsamında yapıldığının kabulü ve değerlendirilmesi gerekirken bilirkişinin raporunda, 3 adet müvekkilinin ödemelerini( 5.455,25TL, 10.423,36TL, 25.504,25TL) sözleşme kapsamının dışında değerlendirerek hatalı hesaplama yaptığını, 6- İki bilirkişi raporunda da davacı şirketin müvekkiline kesmiş olduğu sözleşmeden kaynaklanan tüm faturaların bedelini müvekili şirketin ödediğini, ödenmeyen bir fatura var ise bunun tespitini talep etmelerine rağmen bilirkişiler bu tespiti yapmadan rapor tanzim ettiğini, 7-Davacı şirketin, alacaklı olduğunu iddia ettiği bedeli, fatura kesmeden, müvekkili şirketten talep ettiğini ancak bunun sözleşmenin 4. maddesi ve ilgili kanun maddesine açıkça aykırı olduğunu belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak, davacının davasının reddi ile mahkeme masraflarının ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı beyan dilekçesinde özetle; 1-Davalı şirketin ticari defterlerinin Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Tal. sayılı dosyası ile bilirkişi marifetiyle incelendiğini, 10.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda müvekkili davacının, davalı şirketten 2.658,49-Euro alacaklı olduğu tespit edildiğini, raporda, davalının ihtilaf konusu fatura sebebi ile ödemesi gereken tutarın 162.155,60-Euro olduğunu, ancak davalının bu faturaya ilişkin 159.497,11-Euro ödeme yaptığını, davalının yapmış olduğu 5.455,25-TL, 10.423,36-TL ve 25.504,25-TL tutarındaki ödemelerin dava konusu faturaya ilişkin değil, diğer faturalara ilişkin olduğunu, hesaplama ve ödemelerin sözleşme gereği Euro olarak belirtilmesi ve yapılması gerektiği hususlarının da ayrıntılı olarak açıklandığını, 2-Müvekkili şirketin ticari defterlerinin de incelendiğini, dosyaya sunulan 25.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketten 2.658,49-Euro ana alacağı olduğunun isabetle tespit edildiğini, 3-Taraflar arasında birisi asansör temin ve montajı konulu 18.2.2011 tarihli Sözleşme (Proje Sözleşmesi), ötekisi Bakım Sözleşmesi ve diğeri Modernizasyon Sözleşmesi olmak üzere toplam 3 adet sözleşme imzalandığını, Modernizasyon Sözleşmesi ile taraflar KDV hariç 8.898,95-Euroya asansörlere modernizasyon yapılması konusunda anlaştığını, müvekkili tarafından, bu sözleşme çerçevesinde 31.1.2013 tarihinde o günkü kur üzerinden kesilen KDV dâhil 10.500,76-Euro miktarlı fatura, davalı tarafından 26.6.2013 tarihinde ödenen 58.150,48-TL’lik miktardan mahsup edilerek o günkü kur üzerinden hesaplanan 25.504,25-TL olarak alındığını, keza taraflar arasındaki 30.11.2012 tarihli Bakım Sözleşmesi ile davalıya ait 5 adet asansör için müvekkili şirket tarafından bakım yapılması kararlaştırıldığını, Bakım Sözleşmesi’nde yedek parça bedelleri müşteri-davalıya ait olup, müvekkili tarafından değişimi yapılan bazı parçalar için davalıya 16.1.2012 tarihli 5.455,25 TL bedelli fatura kesildiğini bu fatura da davalı tarafça 22.5.2012 tarihinde ödendiğini, 4-Ancak taraflar arasında imzalanan ve asansör temin-montajı konulu 18.2.2011 tarihli Proje Sözleşmesi çerçevesinde, sözleşmede belirtilen miktar (137.420-Euro+KDV+Stopaj), müvekkili tarafından dava konusu 27.4.2012 tarihli 162.155,60-Euro bedelli o tarihte 379.152,23-TL’ye tekabül eden fatura kesildiğini, davalı tarafça bu fatura karşılığı, müvekkili şirkete; 25.3.2011 tarihinde 41.226,00-Euro, 22.8.2011 tarihinde 82.452,00-Euro, 03.10.2012 tarihinde 4.450,00-Euro, 26.6.2013 tarihinde 12.821,05-Euro (davalı tarafından 26.6.2013 tarihinde yapılan 58.150,48-TL’lik ödemeden, öncelikle 10.500,76-Euro miktarlı fatura bedeli düşürüldüğünü, 10.500,76-Euro o tarihteki kur üzerinden 25.504,25 TL olarak mahsup edildiğini 58.150,48-TL'den kalan 32.646,23-TL de, yine o tarihteki kurdan 12.821,05-Euro olarak dava konusu faturaya sayıldığını) 13.9.2013 tarihinde ise 18.548,06-Euro olmak üzere toplamda 159.497,10-Euro ödendiğini, 2.658,49-Euro (162.155,60 – 159.497,11 = 2.658,49) eksik kaldığını, 5-TBK 101.maddesi hükmünce davalı tarafça ödeme belgelerinde açıklama olmadığı sürece müvekkilinin ödenen miktarları dilediği sözleşmeye mahsup etme bulunduğunu, 6-Davalı tarafın müvekkiline 2.658,49-Euro ana alacak borcu olduğunun sabit olduğunu, davalıya 03.12.2015 tarihli ödeme ihtarnamesi gönderildiğini ve davalı borcu ödemeyerek 09.12.2015 tarihinde temerrüde düştüğünü, bu sebeple davalı, 2.658,50-Euro ana alacak + 106,43-Euro işlemiş faiz ödemekle borçlu olup, ana alacağa ıslah tarihinden itibaren faiz işlediğini, bu nedenle davalının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili 20/02/2024 havale tarihli istinaf dilekçesine ek beyanında özetle; 1- Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.10.2023 tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile yeniden hüküm kurulduğunu, 2-Davacı vekili bu ilamı İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yeni bir icra takibi başlattığını, takipte ilamda yer alan 2,658.50 Euro asıl alacak, 103,50 Euro fiili ödeme tarihinden, dava tarihine kadar işlemiş faiz 437.98. Euro fiili ödeme tarihinden ıslah tarihinden takip tarihine kadar 1 yıllık Euroya uygulanan faiz şeklinde ve icra yolu ile talepte bulunduğunu, ayrıca 17.900,00TL vekalet Ücreti+ faizi, 3354,32 TL yargılama gideri +faizi olarak talepte yer aldığını, 3-Müvekkili şirketin, davacı şirkete alacağını ferileri ile birlikte İstanbul 27.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ödediğini, müvekili şirketin borcunu itfa ettiğini belirterek açıklanan nedenlerle 24.11.2023 tarihli istinaf dilekçelerindeki gerekçenin reddi halinde, müvekkili şirketin, borcu 18.06.2019 tarih ve THS2019 seri nolu tahsilat makbuzu ile itfa ettiği ve davacı vekilinin de şerh düşmeden, 21.06.2019 tarihinde icradan tahsil ettiği dikkate alınarak, yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı fatura bedelinin kısmi ödenmesi nedeniyle bakiye bu iş/fatura bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davası iken, 14/04/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak davasına dönüşmüştür. Taraflar arasındaki 18/02/2011 tarihli sözleşmenin incelenmesinde; Yüklenicinin ... San. ve Tic. A.Ş., iş sahibinin ... olduğu, 1.Maddede Sözleşmeye konu işin: ... mahallesi ... caddesi ... sokak no: 7 ... adresinde yapılan ... İş Merkezine tesis edilecek olan EK-1'de teknik özellikleri belirtilen 5 adet asansörün yüklenici tarafından temin edilerek işverenin önceden belirttiği yerde montajının yapılması ve çalışır durumda işverene teslim edilmesi olduğu, asansörün detaylı teknik özelliklerinin EK-1'de belirtildiği, Sözleşmenin götürü bedelli bir sözleşme olduğu, 2. Maddede İş bedelinin: 137.420 Euro + KDV şeklinde kararlaştırıldığı, ve ödemenin ödeme programına uygun şekilde çek ve banka havalesi yoluyla ödeneceği, çek tarihlerinin çizim onayından sonra belirleneceği ve çizim onayı ile yükleniciye verileceği, peşin olarak 41.226 Euro, malzemelerin şantiyeye geleceği tarihe çek olarak 82.452 Euro, iş bitiminde çek olarak 13.742 Euro ödeneceği, EK-1'de belirtilen teknik özelliklerde işverenin talebi doğrultusunda ilaveler söz konusu olduğunda, ilave değişikliklerin bedelinin bilahare sözleşme bedeline ekleneceği, yapılacak ilave işler konusunda tarafların müştereken yazılı olarak anlaşmalarının esas olduğu, 3. Maddede İşin teslim süresinin : İşin prosedür ve çizim onayları sonrası yüklenici tarafından malzeme siparişi verileceği, yüklenicinin teknik ve ticari hususlarda sözleşme tarihinden itibaren 15 iş günü içerisinde karşılıklı mutabakat sağlanmasını ve uygulama projelerinin onaylanmasını müteakip 7 ay içerisinde işi bitireceği, 4. Maddede Ödeme şartlarının :"Ödemeler EURO olarak veya ödendiği günkü Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığ yapılacaktır. Ödemelerde gecikme olması halinde, oluşabilecek kur farkları geçici kabul İle YÜKLENİCİ tarafından kesilecek fatura karşılığı İŞVEREN tarafından 7. (yedi) gün içinde, geç ödeme nedeni ile; YÜKLENİCİ'nin sair hakları saklı kalmak kâydi'ile YÜKLENİCİ'YE ödenecektir. .... Asansörlerin geçici kabulünde fatura kesilecektir. Ödemeler için kesilecek fatura karşılığı KDV bedeli fatura kesildiği ayın 20. günü ödenecektir. YÜKLENİCİ'ye zamanında ödeme yapılmaması halinde, hiçbir ihbara gerek kalmaksızın YÜKLENİCİ işi durdurabilir ve şantiyede bulunan monte edilmemiş malzemeyi geri çekebilir." 6. Maddede Garanti ve servis hizmetinin: "YÜKLENİCİ teslim ettiği bütün malzemenin ve teçhizatın yüksek kalitede olduğunu ve sözleşme şartlarına tam uygunluğunu garanti eder. Tüm ekipmatlar, malzeme, işçilik ve montaj hatalarına karşı geçici kabulden itibaren 24 (yirmidört) ay süreyle garanti kapsamındadır. Garanti kapsamı ve süresi, her halükarda geçici kabulü takiben bakım sözleşmesinin YÜKLENİCİ ile yapılması halinde geçerlidir. Geçici kabulün hemen akabinde, YÜKLENİCİ ile bakım sözleşmesi yapılmaması halinde asansörler garanti kapsamı dışında kalacaktır. YÜKLENİCİ garanti süresinin 1. Yılında ücretsiz temel bakım yapacaktır. YÜKLENİCİ garanti süresinin 2. Yılında asansör başına 100 Euro + KDV fiyatından bakım yapacaktır. YÜKLENİCİ yedek parça fiyat listesini İŞVEREN'e verecektir. Geçiği kabulü yapılan asansörler kapatılır. Bakım sözleşmesinin yapılması ve ruhsatın alınmasına müteakip asansör servise alınır. Bu bekleme süresi 3 (üç) ayı geçemez. Montajı biten tesislerin, teslim tarihine kadar korunması İŞVEREN'e aittir. " 10. Maddede Geçici kabulün :"Her asansörün çalışır vaziyette teslimi yazılı tutanakla, montaj bitiminden sönraki 7 (yedi) gün içinde yapılacaktır. Haklı bir sebep olmaksızın İŞVEREN'in işi teslimden imtina etmesi halinde YÜKLENİCİ'nin hertürlü alacak ve sair haklari muaccel hale gelecektir." 11. Maddede ihtilafların hallinin:" Taraflar arasında vuku bulacak anlaşmazlıklar halinde bağımsız asansör denetleme şirketlerinin hazırladığı tutanak doğrultusunda hareket edilecektir. Anlaşmazlığın devamı etmesi halinde ADANA mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." 12. Maddede Genel şartların:"....Bu SÖZLEŞME'nin ekleri ile ilaveler ve değişiklikler ancak her iki tarafça yazılı mutabakat sağlanması halinde bu SÖZLEŞME'nin ayrılmaz bir parçasını oluştururlar..." şeklinde kararlaştırılmış olduğu anlaşılmıştır. Beşiktaş 14. Noterliği'nin 03/12/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde; Keşidecinin ... San. ve Tic. A.Ş. muhatabın ... olduğu, ihtar konusunun18/02/2011 tarihli sözleşme gereğince verilen hizmet bedelinin ödenmesi olduğu, bakiye hizmet bedeli olarak 2.658,49 EURO ve 1.425,62 EURO temerrüt faizi olmak üzere toplam 4.084,11 EURO'nun ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içinde ödenmesinin istendiği, ihtarnamenin muhataba 05/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, Adana 4. Noterliği'nin 11/12/2015 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamenin incelenmesinde; Keşidecinin ..., muhatabın ... San. ve Tic. A.Ş. olduğu, ihtarnamenin keşideciye muhatap tarafında gönderilen ihtarnameye cevap olduğu, ihtarnameyi ve iddia edilen hususları kesinlikle kabul etmediklerini, eksik olduğu idda edilen ödemelerde eksiklik olmadığını, yapılan fazla ödemenin 3 iş günü içerisinde iadesinin istendiği, Beşiktaş 14. Noterliği'nin 29/12/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinde; Keşidecinin ... San. ve Tic. A.Ş. muhatabın ... olduğu, ihtar konusunun Adana 4. Noterliği'nin 11/12/2015 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnameye cevap olup, bu ihtarnamede bahsedilen faturaların ihtara konu 18/02/2011 tarihli sözleşmeye ilişkin fatura olmayıp, yedek parça, modernizasyon ve servis hizmetine ait olduğunu, fazla ödeme iddiasının kabul edilmediği, 18/02/2011 tarihli sözleşmeye ilişkin bakiye hizmet bedeli olarak 2.658,49 EURO ve 1.425,62 EURO temerrüt faizi olmak üzere toplam 4.084,11 EURO'nun ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içinde ödenmesinin istendiği, ihtarnamenin muhataba 04/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, görülmüştür. İstanbul Anadolu 22.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde: Alacaklının ... San. ve Tic. A.Ş. , borçlunun ... olduğu, 27/04/2011 tarih ... seri numaralı 379.152,23 TL bedelli faturadan kaynaklı bakiye 2.658,49 Euro alacak, 44,10 Euro işlemiş faizi nedeniyle toplam 2.702,59 Euro üzerinden ilamsız icra yolu ile takip yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 12/07/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 14/07/2016 tarihli dilekçe ile süresinde takibe, yetkiye, borca, itiraz edilerek, alacağın zamanaşımı uğradığının da iddia edildiği, 17/04/2018 tarihinde takibin icra müdürlüğünce durdurulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince verilen 13/12/2017 tarihli 9 nolu ara karar ile davacı tarafın 2011-2012-2013 ve 2014 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak, taraflar arasındaki akdi ilişki gereği cari hesabın euro/TL olarak tutulup tutulmadığı, kur farkı yazılıp yazılmadığı, davalı ödemelerinin davacı kayıtlarında yer alıp almadığına ilişkin rapor tanzimi için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdine karar verildiği görülmüştür. Bilirkişi SMMM ... 25/12/2017 tarihli raporunda özetle: Davacı şirketin ticari defterlerine göre 30.06.2016 takip tarihi itibariyle davalıdan 2.658,49 EURO tutarında alacaklı olduğunun görüldüğünü, davalı şirketin şirket merkezinin Seyhan Adana ilinde bulunduğu anlaşıldığından, davalının ticari defterleri üzerinde talimat ile inceleme yaptırılıp yaptırılmayacağı konusunda takdirin Mahkemeye ait olduğunu, dosyadaki mevcut belge ve bilgilere göre, davacının ticari defterleri de birlikte irdelendiğinde, davacının alacak talebinde bulunabileceğinin kabulü durumunda, davacının 30.06.2016 takip tarihi itibariyle 2.658,49 EURO tutarında alacağının bulunduğunun, takipten önce 36,89 EURO faiz isteyebileceğinin tespit edildiği bildirmiştir. İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin 14/04/2017 tarihli itirazın iptali davasını alacak davası olarak tamamen ıslah etmesi nedeniyle, 04/05/2018 tarihli ara karar ile 09/12/2015 - 18/04/2017 tarihleri arasında işlemiş faizin hesaplanması için bilirkişi ...'ten ek rapor alınmasına karar verildiği görülmüştür. Bilirkişi SMMM ... 08/06/2018 tarihli ek raporunda özetle: Yapılan hesaplamaya göre davacının 09/12/2015 ile 18/04/2017 tarihleri arasında TCMB'nin 1 yıllık fiilen uyguladığı EURO faiz oranlarına göre 2.658,49 EURO asıl alacak ve (5,52+19,72+55,64+11,08+5,48+5,54+3,45) = 106,43 EURO işlemiş faiz talep edebileceğinin tespit edildiği bildirmiştir. İlk derece mahkemesince, 11/04/2018 tarihli ara karar ile davalı şirket merkezinin Seyhan Adana 'da ilinde bulunduğu görüldüğünden davalı tarafın ticari defterleri üzerinde talimat mahkemesi vasıtasıyla mali müşavir eşliğinde inceleme yapılarak rapor tanzimi için talimat yazılmasına karar verildiği görülmüştür. Talimat dosyası üzerinden aldırılan raporda bilirkişi SMMM ... 10/10/2018 tarihli raporunda özetle: Davalının iş yerinde incelenen 2011 yılına ait yevmiye ile envanter defterinin ETTK' un 70.maddesine göre kapanış tasdiki yapılmadığı ; 2012-2013-2014-2015 yıllarına ait yevmiye defterinin TTK un 64.maddesine göre kapanış tasdiki yapıldığını, İncelenen defterlerin genel kabul görmüş muhasebe usul ve esasları ile kanun ve mevzuata uygun tutulmadığı, çünkü davacıya muhtelif tarihlerde ödemeler yapıldığı halde, bunların defter kayıtlarına işlenmediği, ödemelerin fatura tarihlerinde nakit veya ortaklar tarafından ödendiği şeklinde kayıt yapıldığını, Davalı defterlerine göre davacı ile ilgili alacak/borç durumunun: ¸ Davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterine işlendiği, davalı defterine göre davacıya borcu bulunmadığı, davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde davacıya 436.752,38 TL ödediği iddiasında bulunmuş ise de, defter kayıtlarına göre davacıya yapılan ödemenin 409.881,75 TL olduğunu, ödemelerin kayıtlara işlenmediğini, davacı tarafından düzenlenen faturalar davalı defterine işlenmiş olduğundan taraflar arasında mal teslimi konusunda ihtilaf bulunmadığını, faturaların da : ¸ Davacı tarafından 5.455,25 TL ile 172.656,36 EURO tutarında faturalar düzenlendiğini(her ne kadar faturalarda TL yazılı ise de, hesaplama ve ödeme hususunun EURO olarak belirtildiğini), davalının da fatura düzenlenme şekline göre bedelini ödemesi gerektiğini, ancak davacı defterlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile ekleri incelendiğinde, davacı tarafından davalıya aşağıdaki faturaların da düzenlendiğinin görüldüğünü: -10.12.2013 tarihli 1.770 EUR 4.940,78 TL bedelli, -20.03.2014 tarihli 1.770 BUR 5.482,58 TL bedelli, olmak üzere toplam 10.423,36 TL tutarında fatura düzenlendiğini, bu faturaların davalı defterinde kayıtlı olmadığını, ancak davalı tarafından bu faturaların bedellerinin ödendiğini, Davalı tarafından yapılan ödemelerin: ¸ şeklinde olduğunu, davalı tarafın, TL olarak ödemelerini yaptığını, ödemelerin hangi fatura için olduğunun da ayrıca belirtildiğini, davalı tarafından davacıya toplam 436.752,38 TL ödeme yapıldığını, -22/05/2012 tarihli banka havalesi olarak yapılan 5.455,25 TL bedelli ödemenin, davacı tarafından düzenlenen 16.01.2012 tarih ve 661753 nolu fatura karşılığına denk geldiğini, davacı tarafın da defterinde bunu TL olarak işlediğini, EURO' ya dönüştürmediğini, dolayısıyla bu ödemenin TL faturası karşılığı olduğunu, -10.12.2013 tarihli 1.770 EUR 4.940,78 TL bedelli, -20.03.2014 tarihli 1.770 EUR 5.482,58 TL bedelli faturalar karşılığının da davalı tarafın 29/05/2014 tarihli 10.423,36 TL ödeme yaptığını, davalı tarafından yapılan 10.423,36 TL' lık bu ödemenin, dava konusu olmayan ... ve ... nolu faturalar karşılığı olduğunu, zaten makbuzun üzerinde hangi faturalar karşılığı ödeme yapıldığının da yazılı olduğunu, davalı tarafın bu faturaları dikkate almayıp, sadece yaptığı ödemeyi nazara aldığından dolayı borcu olmadığını iddia ettiğini, halbuki bu iki faturayı da toplama dahil etmiş olsaydı borcunun olduğunun ortaya çıkacağını, fatura defterine işlenmemişse de, makbuzun üzerine fatura numaraları belirtildiği için faturaları da kabul etmiş bulunduğunu, bundan dolayı bu ödemenin ihtilaf konusu fatura için yapılmadığı sonucuna varıldığını, dolayısıyla bu ödeme ile az yukarıda belirtilen 5.455,25 TL' lık ödemeleri dava konusu davacı alacağının hesabında nazara alınmaması gerektiğinin anlaşıldığını, 26/06/2013 tarihli banka havalesi olarak yapılan 25.504,25 TL bedelli ödemenin ... nolu fatura için yapıldığının makbuzun üzerinde de belirtildiğini, ödemenin ihtilaf konusu fatura ile ilgili olmadığını, Yapılan bu açıklamalara göre, yukarıda belirtilen 3 ödeme hariç davalının ihtilaf konusu faturadan dolayı yaptığı ödemelerin EURO tutarının: ¸ olduğu, davalının ödediği 395.369,52 TL 'nin, EURO karşılığının 159.497,11 EURO olduğunun belirlendiğini, Davalının yapmış olduğu 5.455,25 TL, 10.423,36 TL ve 25.504,25 TL' lık ödemelerin dava konusu fatura alacağına ilişkin olmadığının tespit edildiği, davacının ihtilaflı olan faturadan dolayı ödemesi gereken EURO tutarının 162.155,60 EURO olduğu, buna göre: ¸ Dava dosyası ile davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının, davalıdan 2.658,49 EUR alacağının olduğunun tespit edildiği belirtmiştir. Bilirkişi raporuna karşı davalı vekilinin itiraz; davacı vekilinin ise beyan dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davacı vekilince dava itirazın iptali davası olarak açılmış ve dava değeri de 2.702,59 EURO olarak gösterilmiş, yargılamanın devamında davacı vekilince sunulan 14/04/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile bu kez davalarını alacak davası olarak 2.908,50 EURO şeklinde ıslah ettiklerini belirtip, bu miktar üzerinden de harç ikmali yapıldığı görülmüştür. "Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre; fatura, emtia veya yapılan işin karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere imtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen bir vesikadır. (229. Madde) Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir ( 6102 sayılı TTK.21/1). Bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (TTK:21/2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defterler kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK.222/4). 6102 sayılı TTK'nın 21/1 maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir. Aksini yazılı delille ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil, ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK.222. maddeye bakmak gerekir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içerisinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını yazılı ve kesin delillerle ispat etmek zorundadır." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 09/04/2018 tarih ve 2017/1445 E., 2018/1438 K. Sayılı kararı) "Akdi ilişki sabit olduğuna göre; Mahkemece her iki tarafın ticari defterleri incelettirilerek alınan bilirkişi raporuna göre; Davalı ile davacının defterlerinde davaya konu edilmiş 6 adet fatura toplamı 166.398,42 TL'lık faturanın kayıtlı olduğundan ve bu husus davacı aleyhine delil teşkil ettiğinden davalının bu faturalarda yazılı işleri yaptığı ve bedeline hak kazandığının kabulü gerekir." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 06/03/2017 tarih ve 2015/5595 E., 2017/925 K. Sayılı kararı). "....Davacı vekili, ödenmeyen kredi borcunun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali için eldeki dava açmış, bilahare vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile açıkça "iş bu dava itirazın iptali talepli ikame edilmiş olup, dosyaya sunulu bilirkişi raporuna istinaden alacak davası olarak ıslah etme gereğimiz hasıl olmuştur. İş bu talep ile dava tam ıslah edilmiş olup, ıslah tarihi itibariyle hesaplama yapılmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdii gerekmektedir." şeklinde beyanda bulunarak ıslah talebini bildirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddelerinde ıslah müessesi düzenlenmiş olup, davanın tamamen ıslahı da mümkündür. O halde mahkemece, anılan yasal düzenlemeler dikkate alınarak gerekli usuli işlemlerin yapılması gerekirken, ıslah beyanı hiç değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. "( Yargıtay 3. H.D.'nin 19/10/2017 tarih, 2016/4779 E., 2017/14247 K. sayılı kararı; benzer mahiyetteki Yargıtay 3. H.D.'nin 06/07/2023 tarih, 2022/7148 E., 2023/2045K.) Eser Sözleşmesi TBK'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. TBK 470 maddesine göre; Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. TBK 471 maddesine göre; Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. TBK 471 maddesine göre; Eserin ayıplı olması yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, iş sahibinin verdiği talimatından doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek olursa iş sahibinin eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamayacaktır. Yüklenici yapmayı üstlendiği eseri iş sahibinin menfaatlerini, fen ve tekniğe uygun olarak yapmak zorundadır. Eserin sözleşmede kararlaştırılan niteliklere, iş sahibinin beklediği amaca uygun olmaması ya da gerekli bazı niteliklerin bulunmaması durumunda ayıplı ifa edildiğinin kabul edilmesi gerekir. Eserin sözleşmede kararlaştırılan niteliklere, eserden beklenen amaca uygun ve belirlenen sürede yapılması durumunda yüklenici borcunu ifa etmiş sayılır. Aksi takdirde iş sahibinin ayıplı ifa veya eksik nedeniyle sözleşmeyi fesih hakkı doğmaktadır. SOMUT OLAYDA: Davacı taraf, davalıyla aralarında 5 adet asansör temini ve montajına dair sözleşme olduğunu, bu iş kapsamında davalı adına düzenlenen faturada belirtilen alacağın ihtara rağmen kısmen ödenmediğini, bu faturaya dayalı olarak yapılan takibe de davalı tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazların iptalini; 14/04/2017 tarihli dilekçe ile de işbu itirazın iptali davasını ıslah ederek davaya alacağın tahsili amacıyla "Alacak Davası" olarak devam ettiklerini belirterek, 2.658,50 Euro asıl alacak ve (ıslah tarihine kadar) işlemiş 250,00 Euro faiz olmak üzere toplam 2.908,50 Euroluk alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, hukuki ilişkinin ve sözleşmenin varlığını kabul ederek, davacıdan mal ve hizmet alındığını, davacı ile aralarında bulunan sözleşme gereği yapılan işlerin bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı taraf davacı ile arasında mevcut olduğu iddia edilen fatura dayanağı sözleşmeyi inkar etmemiş, ayıp ya da eksik iş iddiasında da bulunmamış, faturaya konu borcun ödendiğini iddia ederek borca itiraz etmiştir. Bu durumda taraflar arasında sözleşmenin varlığı uyuşmazlık konusu değildir. Fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedelinin miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Eldeki dosyada ise, ibraz edilen davacı ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 25/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının incelenen yevmiye, defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, davalı ticari defterler üzerinde talimat yoluyla yapılan inceleme sonucu düzenlenen 10/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının incelenen 2011 yılı yevmiye ve envanter defterinin kapanış tasdikinin olmadığı, 2012 ila 2015 yılı yevmiye defterinin TTK 'un 64. maddesine göre kapanış tasdiklerinin bulunduğu, bu durumda davalıya ait defterlerin muhasebe usul ve esasları ile mevzuata uygun tutulmadığı; davalının ise incelenen ticari defter kayıtlarında takip ve dava konusu olmayan ama ödemesi yapılan 2 adet fatura bulunduğu, bu faturalara ait kaydının davacıya ait defterde kayıtlı olduğu ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığının tespit edildiği görülmekle artık davalı kayıtlarının sahibi aleyhine delil olacağı anlaşılmıştır. Bu durumda davalının ödeme yapıldığı iddiasıyla takibe/davaya itirazda bulunması ve ödeme belgeleri olarak ileri sürülen ödemelerin 3 adedinin dava/takip konusu olmayan faturalara ilişkin olduğu, zira taraflar arasında -cevaba cevap dilekçesi ekinde sunulan dava konusu hariç bakım ve modernizasyon sözleşmeleri de bulunduğu- dolayısıyla taraflar arasında farklı sözleşmelere ait fatura ödemeleri de bulunduğu ve defter kayıtlarının da birbirini doğrulamadığı hususu dikkate alındığında davalı borçlu tarafından dava konusu edilen sözleşme kapsamında yapılan işlere dair ödemelerin tümüyle ispatlanamadığı hususu dikkate alındığında davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece kararı yerindedir. Davalı vekilince 19/02/2024 tarihli istinafa ek beyan dilekçesi sunulmuş ise de, 6100 sayılı HMK'nun 345. maddesine göre iki haftalık istinaf süresi bitimi sonrası verildiği anlaşılmakla ilgili dilekçe değerlendirme konusu yapılmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın 04/06/2025 tarih ve 7550 sayılı kanunun 20.maddesiyle değişik Ek-1/2.maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle değerlendirme yapıldığında temyiz yolu kapalı olmak üzere karar verilmesi uygun görülmüştür. Sonuç itibariyle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 md.si gereğince davalı İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine, 2-İstinaf talep eden davalıdan alınması gereken 5.518,85-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.380,00-TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 4.138,85-TL'nin davalıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA, 3-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye İRAD KAYDEDİLMESİNE, 4-İstinaf masraflarının, başvuran davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4.maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 ve 362/1-a bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/06/2025 ... Başkan ... *e-imzalıdır.* ... Üye ... *e-imzalıdır.* ... Üye ... *e-imzalıdır.* ... Katip ... *e-imzalıdır.* " Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır. "